Komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına Avrupa’daki kültür, sanat ve basın dünyasından da tepki geldi. Sekiz ülkeden 121 yazar, gazeteci, çizer, tiyatrocu ve sanatçı ortak bir çağrıyla “Sanat ve mizah cezalandırılamaz” diyerek komedyen Deniz Göktaş’ın serbest bırakılmasını istedi.
Komedyen Deniz Göktaş kapatıldığı Çorlu Hapishanesinden mesaj yolladı, “Tahmin ettiğimden de iyiyim” dedi. Avrupa’da sekiz ülkede yaşayan Türkiyeli 121 yazar, gazeteci, çizer, tiyatrocu ve sanatçı ortak bir çağrıyla “Sanat ve mizah cezalandırılamaz” diyerek komedyen Deniz Göktaş’ın serbest bırakılmasını istedi.
Komedyen Deniz Göktaş, Avukat Cenk Yiğiter aracılığıyla gönderdiği mesajında “Keyfim çok yerinde, tahmin ettiğimden de iyiyim” dedi. Yiğiter’in aktardığına göre Dünya Kupası’nı izlediğini belirten Göktaş “Burada en büyük problemim turnuvanın az gollü geçmesi” dedi.
Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan 121 gazeteci, yazar, şair, tiyatrocu, müzisyen, karikatürist ve sanatçı aynı çağrıda buluştu.
Farklı dünya görüşüne, farklı sanat anlayışına sahip ve farklı kuşaklara mensup isimlerin Deniz Göktaş için ortak bir noktada birleşmesi bildirinin en dikkat çekici yönlerinden biri oldu.
Belçika, Hollanda, Avusturya, Fransa, İsveç, İngiltere ve İsviçre’den gelen destek açıklamasında Avrupa’daki Türkiye kökenli kültür ve sanat dünyasının çok farklı alanlarından isimler yer aldı.
Açıklamaya Almanya’nın ilk Türkiye kökenli kabare sanatçılarından Şinasi Dikmen, Atilla Cansever, İbrahim Yarar, Şaban Ol ve Hilal Nesin, halk ozanları Âşık Şahturna ve Ozan Emekçi, sanatçı Ferhat Tunç, rapçi Ezhel, gazeteci ve yazarlar Can Dündar, Aslı Erdoğan, Doğan Özgüden, İnci Tuğsavul, Osman Okkan, Gürsel Köksal, Işın Ertürk, Recai Aksu, Çağdaş Gökbel, Seda Şanlıer, Atilla Keskin, Birol Kılıç, Süheyla Kaplan, Adil Yiğit, Erkan Pehlivan, yapımcı yönetmen Erhan Eren, şair Nihat Kemal Ateş, Haydar Eroğlu ve yazar Murat Tuncel, karikatüristler İsmail Doğan, Hayati Boyacıoğlu ve Erdoğan Karayel ile mizah yazarı Erdinç Utku’nun yanı sıra çok sayıda tiyatro yönetmeni, yazarlar, halk ozanları, müzisyenler ve karikatüristler destek verdi.
İmzacılar, Göktaş’ın hiciv geleneğinin bir temsilcisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgularken, sanatın cezalandırılmasının demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti.
Ortak bildiride Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine dikkat çekilerek, ifade özgürlüğünün yalnızca toplumun kolay kabul ettiği düşünceleri değil, rahatsız eden, eleştiren ve sorgulayan ifadeleri de koruduğu hatırlatıldı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hiciv konusundaki kararlarına gönderme yapan imzacılar, mizahın tarih boyunca iktidarı, toplumu ve insanı sorgulayan önemli bir ifade biçimi olduğunun altını çizdi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Eleştiri, mizah ve sanat demokratik toplumlarda cezalandırılması gereken değil, korunması gereken alanlardır. Bir düşünceye katılmamak, onu cezai yaptırımla susturmanın gerekçesi olamaz.”
Deniz Göktaş için yükselen dayanışma çağrısının ardından gözler şimdi Avrupa’daki Türkiye kökenli mizah dünyasının geniş kitlelere ulaşan tanınmış isimlerine çevrildi.
Özellikle Almanya’da yıllardır hem Türk hem Alman seyircilerin büyük ilgi gösterdiği kabare ve stand-up sahnesinin temsilcilerinin bu tartışmaya nasıl yaklaşacağı merak ediliyor.
Alman mizah sahnesinin önemli isimlerinden Bülent Ceylan, Serdar Karibik ve farklı kuşaklardan Türkiye kökenli komedyenlerin ifade özgürlüğü ve mizah tartışmasına ilişkin bir değerlendirme yapıp yapmayacakları da kültür çevrelerinde takip ediliyor.
Tartışma artık Deniz Göktaş’ın tutuklanmasıyla sınırlı görülmüyor. Avrupa’daki sanat çevreleri açısından konu, mizahın ve eleştirel sanatın sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği sorusuna dönüşmüş durumda.
Bildiride Türkiye’nin köklü mizah geleneğine de vurgu yapıldı.
Nasrettin Hoca’dan Karagöz ile Hacivat’a, Bektaşi fıkralarından Mevlânâ’nın hoşgörü anlayışına uzanan kültürel miras hatırlatılarak, sanatçıların cezai yaptırım korkusu olmadan üretim yapabilmesi gerektiği belirtildi.
İmzacılar, Deniz Göktaş hakkındaki tutuklama kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ışığında yeniden değerlendirilmesini istedi.
Açıklamada şu çağrı yapıldı:
“Göktaş’ın temel hak ve özgürlükler çerçevesinde derhâl serbest bırakılmasını bekliyor, kutuplaşmanın yerini yeniden barışa, hoşgörüye ve özgür düşünceye bıraktığı demokratik bir gelecek diliyoruz.”
Avrupa’nın farklı ülkelerinden yükselen bu çağrı, yalnızca bir komedyene destek açıklaması değil, aynı zamanda mizahın, sanatın ve ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin Avrupa’dan yükselen ortak bir duruş olarak kayda geçti.
“Deniz Göktaş Serbest Bırakılsın! Avrupa’da yaşayan yazarlar, çizerler, gazeteciler ve sanatçılar olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü, sanatı ve mizahı demokratik yaşamın ayrılmaz parçaları olarak görüyoruz. Toplumu düşündüren, güldürürken sorgulatan mizah, demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Sanatçılar ve mizahçılar, tarih boyunca iktidarı, toplumsal çelişkileri ve gündelik hayatı eleştiren eserler üretmiş; bu üretim, ifade özgürlüğünün en önemli alanlarından biri olmuştur. Eleştiri, mizah ve sanat, demokratik toplumlarda cezalandırılması gereken değil, korunması gereken alanlardır. Bir düşünceye katılmamak, onu cezai yaptırımla susturmanın gerekçesi olamaz. Hukukun temel ilkeleri; masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve ölçülülük ilkesinin her koşulda gözetilmesini gerektirir.
Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi uyarınca ifade özgürlüğü; yalnızca beğenilen ya da zararsız görülen düşüncelerin değil, rahatsız edici, eleştirel ve mizahi ifadelerin de güvencesidir. Sanatın ve mizahın özgür olmadığı bir toplumda demokrasinin de eksik ve güdük kalması kaçınılmazdır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Eon v. France kararında, hicvin abartı ve kışkırtma unsurları taşıyan meşru bir ifade biçimi olduğunu, bu tür ifadelerin cezalandırılmasının ise demokratik kamusal tartışma üzerinde caydırıcı bir etki yaratacağını vurgulamıştır.
Susmayan mizah, susturulamayan düşüncedir.
Dünyaya mal olmuş bir halk filozofu ve mizah ustası olan Nasrettin Hoca’yı yetiştiren, Nasrettin Hoca ve Bektaşi fıkralarıyla kıvrak zekasını ve hoşgörüsünü sergileyen, Mevlana gibi bir hoşgörü sembolünün filizlendiği, Karagöz ile Hacivat’ın doğduğu, Anadolu’da sanatçılar ve mizahçılar cezai yaptırım korkusu olmadan kendilerini özgürce ifade edebilmelidir.
Bu nedenle, Osmanlı’da Diyojen (1870) ile modern yazılı mizahın kurumsallaştığı bir kültürün mirasçıları olarak tüm demokratik kamuoyunu; ifade özgürlüğüne, hukukun üstünlüğüne ve adil yargılanma hakkına sahip çıkmaya davet ediyor, Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararını, ifade özgürlüğü açısından kaygı verici buluyor ve kınıyoruz.Özgür bir toplumun, eleştiri ve mizahla barışık bir toplum olduğuna olan inancımızı yineliyor; Kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ışığında yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz.
Son gösterisinde kullandığı bazı mizahi ifadeler gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla tutuklanan Göktaş’ın temel hak ve özgürlükler çerçevesinde hemen salıverilmesini bekliyor, kutuplaşmanın yerini tekrar barışa ve hoşgörüye bıraktığı, özgür düşüncenin egemen olduğu neşeli bir gelecek diliyoruz.”
Demet Evgar da tepki verdi
Komedyen deniz Göktaş’ın tutuklanmasına tepki verenlere oyuncu Demet Evgar da katıldı. Demet Evgar, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Deniz’in tutuklanmasına çok üzüldüm. Sanatın, mizahın ve sözün korkmadan var olabildiği günlere olan inancımı korumak istiyorum. Hukukun ölçülü, adil ve özgürlükten yana işlemesini diliyorum.”