Yunanistan’da ırkçılar The Odyssey filmini hiç beğenmedi

Gösterime girmesiyle birlikte gişe rekoruna koşan dönem filmi The Odyssey'de bir karakterin yansıtılma biçimi Yunanistan'da ırkçı partinin tepkisine yol açtı. Truvalı Helen'i siyahi bir oyuncunun canlandırması üzerine bu parti ayaklandı.

Kültür Sanat 22 Temmuz 2026

Christopher Nolan’ın Homeros’un ölümsüz destanından sinemaya uyarladığı “The Odyssey”, küresel gişede rekorlar kırarken sinema dünyasını ve kültürel çevreleri derinden sarsan büyük bir tartışma dalgası başlattı. İlk hafta sonunda elde ettiği 264 milyon dolarlık devasa hasılatla Oppenheimer’ı geride bırakarak yönetmenin kariyerindeki en büyük küresel açılışa imza atan film, görsel ihtişamının yanı sıra oyuncu seçimleri, tarihsel doğruluk ve devlet destekleri üzerinden hararetli polemiklerin odağında yer alıyor.

Filmin en çok ses getiren ve Yunanistan’da siyasi bir krize dönüşen tercihi, Oscar ödüllü siyahi oyuncu Lupita Nyong’o’nun kadroya dahil edilmesi oldu. Üstelik Nolan, Nyong’o’ya tek bir rol değil, mitolojinin en kritik iki kız kardeşi olan Truvalı Helen ve Clytemnestra rollerini vererek sinemaseverleri ters köşe yaptı.

Bu karar Yunanistan’daki milliyetçi Niki Partisi’nin sert tepkisine yol açtı. Parti yönetimi, kamu kaynaklarından filme aktarılan yaklaşık 6 milyon euro’luk devlet desteğini eleştirerek bu seçimin Yunan kültürel kimliğine yönelik ideolojik bir müdahale olduğunu savundu. Ünlü yönetmen Yannis Smaragdis de bu yaklaşımı Yunanlara karşı düşmanca bir tutum olarak nitelendirdi.

Buna karşın sanat dünyasından ve hükümet kanadından yükselen savunma sesleri gecikmedi. Kültür Bakanı Lina Mendoni devletin bir sanatçının eserini nasıl yorumlaması gerektiğine karışamayacağını belirterek Nolan’ın yaratıcı özgürlüğüne arka çıktı. Klasik Filoloji Profesörü Christos Tsagalis de Homeros’un metinlerinin yüzyıllardır farklı toplumlarca yeniden yorumlanmasının onun evrenselliğini güçlendirdiğini ifade etti.

Tartışmaya farklı bir boyut getiren oyuncu ve yönetmen Renos Charalambides ise konunun ırktan çıkarılması gerektiğini belirterek güzellik algısının yaş sınırlarına hapsedilmesini eleştirdi ve Truvalı Helen’in neden 40, 50 veya 60 yaşlarında bir kadın olarak tasvir edilemeyeceğini sorguladı.

Lupita Nyong’o’nun Truvalı Helen tasviri buz dağının sadece görünen kısmıydı; film vizyona girdikten sonra en az Helen kadar konuşulan bir diğer radikal değişiklik Sinon karakteri üzerinden yaşandı. Truva Atı’nın şehre alınmasını sağlamak için geride bırakılan ve Yunan ordusunun planını Truvalılara inandıran efsanevi casus Sinon aslında Homeros’un orijinal Odysseia destanında yer almaz; Virgil’in Aeneis eserinden ve diğer yan mitlerden ödünç alınmıştır.

Nolan’ın bu kritik role Elliot Page’i seçmesi ve karakteri çocuk yaşta orduya devşirilmiş, aristokrasinin piyonu haline gelmiş bir kurban olarak yeniden kurgulaması yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Nolan’ın bu tercihle savaşın sıradan insanlar üzerindeki travmasını ve elitlerin insan hayatını nasıl manipüle ettiğini göstermeyi amaçladığı düşünülüyor.

Ayrıca filmde hiçbir tanrının fiziksel olarak kanlı canlı oyuncular tarafından canlandırılmaması, tanrısal iradenin sadece devasa fırtınalar, hırçın denizler ve doğa olaylarının IMAX derinliğiyle hissettirilmesi de geleneksel fantastik mitoloji filmi bekleyen bir kitleyi şaşırttı. Athena rolündeki Zendaya bile hikayede doğrudan göklerden inen bir tanrıça gibi değil, ölen genç bir Truvalı rahibenin suretine bürünen mistik bir rehber olarak konumlandırıldı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.