Türk bilim insanları Samanyolu'nun yuttuğu dört yeni cüce galaksi kalıntısı keşfetti.
Samanyolu, milyarlarca yıl boyunca sayısız birleşme ve birikim olayıyla büyüdü. Birleşerek parçalanmış cüce galaksiler ve küresel kümelerin kalıntıları bugün hala Galaktik yıldız halesi içindeki fosil yapılar olarak gözlemlenebiliyor. Bu yapıların kimyasal ve dinamik özelliklerini araştırmak galaksinin nasıl oluştuğunu öğrenmek için başlıca hedeflerden biri.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fen Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Olcay Plevne ve doktora öğrencisi Furkan Akbaba da Samanyolu’nda cüce galaksi kalıntısı keşfi için çalışma başlattı.
Bu kapsamda Gaia uydusu ve yer tabanlı SDSS-V teleskobundan elde edilen yüksek çözünürlüklü fotometrik ve astrometrik verilerle yer tabanlı tayfsal veriler bir araya getirildi.
Pasifik Astronomi Topluluğu’nun hakemli Publications of the sonucunda dört cüce galaksi kalıntısı ve bir dağılmış küresel küme kalıntısı keşfedildi.
Yeni yapılara yazarların isimlerinin ilk harfleri kullanılarak ‘FO1-FO2-FO3-FO4-FO5’ adıyla literatürde yerini aldı.
Dört yeni cüce galaksi daha
Dr. Plevne keşifle ilgili şunları söyledi:
“Temel amacımız Samanyolu’nun geçmişte birleşmeler yoluyla bünyesine kattığı uydu cüce galaksilerin izlerini ortaya çıkarmaktı. Bu DNA analizine benziyor. Literatürde 15’in üzerinde benzer yapı bulunuyordu.
Bunlara dört yeni yapıyı daha kattık. Dört cüce galaksinin yıldızlarını ayırdık. Az sayıdalar çünkü çok dağılmış durumdalar. Galaksinin içerisine nereye bakarsanız bunları görmek mümkün. Ama hangisinin hangisiyle ilişkili olduğunu, hangisinin nereden geldiğini derin analizler sayesinde bulabildik. Şu an sayısı bunların az olduğu için ne zaman çarpışmışlar, nasıl gelmişler, ilk bunların cüce galaksileri nasılmış gibi sorulara daha sonra cevap vereceğiz.
Galaksimizin nasıl oluştuğuna bakarak, evrendeki diğer galaksilerin nasıl oluştuğunu inceliyoruz. Daha yapısal modellerin bu cüce galaksi evrimlerini ya da ana galaksinin evrimine nasıl kattığını, neler kazandırdığını ya da iç içe geçerek bu dinamiklerini ve kimyasal etiketini nasıl değiştirdiğini inceliyoruz. Bu bize galaksi evrimi konusunda hem yeni şeyler katıyor hem de galaksimizin bilmediğimiz geçmişini daha iyi öğrenmemizi sağlıyor.”
Furkan Akbaba’ysa çalışmanın etki faktörü 6,8 puanlık Q1 sınıfı bir bilimsel dergide yayınladığına dikkat çekip şunları anlattı:
“SDSS-V verileri Güney ve Kuzey Yarımküre’deki iki ayrı teleskoptan geldi. Gaia uydu verileriyle, bu teleskoplardan gelen tayf verilerini birleştirerek büyük çaplı, yaklaşık 1 milyon 400 bin yıldızın toplam verisi üzerinden çalışarak hareket ettik.
Araştırma Samanyolu’nun oluşum sürecinin anlaşılmasına katkı sağlayacak. Yeni gözlem verileri geldikçe bu yapıların yaşları, galaksiyle ne zaman birleştiği ve kütleleri belirlenebilecek. Bu da galaksi oluşum simülasyonlarında kullanılan bir gözlemsel veri olacak.
Aslında iki türle çalıştık. Hem DNA titizliği yani kimyasal bolluklara baktık, yıldızların kimyasal bolluklarını inceledik hem de dinamik analizlerini yaptık. Bu iki bilgiyi, kimyasal bolluklar ile dinamik analizleri, ‘kemodinamik’ adı verilen bir yapıyla makine öğrenmesi yöntemine girdi parametresi olarak verdik.”
Samanyolu Galaksisi hakkında
Samanyolu Güneş sistemini ve Dünya’yı barındıran devasa yıldız sistemi. Galaksi bu ismi gece gökyüzünde baştan başa uzanan bulutumsu şeride benzediği için aldı.