Başkan Trump’ın “devam ediyor” dediği müzakerelerin ABD ile İran arasında değil Umman ile İran arasında olduğu ortaya çıktı. İki ülke Hürmüz Boğazı’ndan bütün geçişleri kontrol etmek ve karşılığında para almak için anlaşmak üzere, Trump da bu anlaşmayı onaylıyor. Oysa savaş öncesi geçiş serbestti.
Hürmüz Boğazı sözde açıldı ama İran kendisine ücret ödenmeceğini söylüyor. Boğazın uluslararası geçiş suları mayınlı kalmaya devam ediyor. İranlı ve Amerikalı yetkililere göre, İran ve Umman, Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğini yeniden açmak için bir anlaşmaya varmaya yaklaşıyor, ancak anlaşma yürürlüğe girerse, yüksek bir bedeli olabilir: Tahran’ın, savaştan önce açık, uluslararası bir su yolu olan boğaz üzerindeki kontrolünü resmileştirmesi.
Ortaya çıkan anlaşmaya aşina yetkililerin belirttiğine göre, Basra Körfezi’ne giden gemiler, İran tarafından kontrol edilen ve kıyılarına yakın bir kanaldan geçecek. Körfez’den ayrılan gemiler ise Umman yakınlarındaki bir kanaldan geçecek.
The New York Times’ın haberine göre, İranlı yetkililer, herhangi bir geçiş ücreti alınmayacağını, ancak anlaşmanın gemi trafiğinin çevresel etkisini, kargo gemileri ve tankerlerin güvenliğini ve personel giderlerini karşılamak için bir “hizmet bedeli” içerdiğini söylüyor. İki İranlı yetkili, gelirlerin İran ve Umman arasında eşit olarak bölüneceğini belirtti.
Ancak görüşmelere aşina bir ABD yetkilisi Pazartesi günü, İran’ın açıklamasının “doğru olmadığını” ve boğazdan geçecek herhangi bir “geçici” güzergahın İran’ın onayını veya iznini içermeyeceğini ve herhangi bir geçiş ücreti içermeyeceğini söyledi.

Başkan Trump için, eğer gerçekleşirse, bu anlaşma, gemilerin tekrar serbestçe dolaşmasına izin vererek en acil siyasi sorununu çözebilir. İranlı yetkililer ise, ABD’nin Basra Körfezi’ndeki İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırması ve her iki ülkenin de İslamabad mutabakat zaptında belirtilen 14 maddelik plana dönmesine kadar Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalacağını söylüyor.
Bazı yetkililer, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarda muafiyetler getirerek petrol satışını ve teslimatını yasal olarak yapabilmesini sağlaması durumunda, piyasa baskısını daha da hafifletebileceğini belirtti.
Ancak İran nihayetinde boğaz üzerindeki kontrolünü sürdürmeye devam ederse, bu açılış jeopolitik bir bedel getirebilir. İranlı yetkililer, anlaşmayı boğazı kontrol etme kapasitelerini onaylamak ve böylece savaştan önce kullanmadıkları stratejik nüfuzu korumak için tasarladıklarını söylüyorlar.
Bu tür kısıtlamalar, son aylarda defalarca boğazın ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasından önceki gibi açık bir su yolu haline gelmesi gerektiğini söyleyen Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun belirlediği hedefi doğrudan ihlal ediyor.
Rubio, Güneydoğu Asya yetkililerinin bir toplantısında yakın zamanda şunları söyledi: “Eğer Ortadoğu’da bir ulus devletin uluslararası bir su yolunu kontrol etmeye karar verebileceği, geçiş ücreti alabileceği ve ödemezseniz gemilerinizi havaya uçurabileceği bir emsal yaratırsak, dünyanın diğer bölgelerinde de tekrarlanacak çok tehlikeli bir emsal yaratmış oluruz.”
“Burada söz konusu olan sadece Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar meselesi değil, seyrüsefer özgürlüğüyle ilgili çok temel bir ilkedir,” diyen Rubio, “150 yıllık uluslararası ticaret ve iş dünyasının temelini oluşturan kurallar da tehdit altında ve buna izin verilemez” diye ekledi.
Trump, hafta sonu İran’a yönelik geniş kapsamlı yeni bir saldırıyı iptal etmesine yol açtığını söylediği müzakerelere dönüşün bir parçası olan bu yeni anlaşma hakkında çok az şey söyledi. Anlaşma, İran ve Umman’a boğazın açılması için 60 gün süre tanıyor, ancak bu süre zarfında ABD ve İran’ın, yaklaşık yarım tonu neredeyse bomba yapımında kullanılacak yakıt da dahil olmak üzere, İran’ın 11 ton zenginleştirilmiş uranyum stokunun geleceği hakkında görüşmelere devam etmesini öngörüyor.
ABD, yakıtın seyreltilmesini, böylece silah yapımında kullanılamamasını ve nihayetinde ABD’ye veya nükleer santrallerde kullanılmak üzere başka bir ülkeye gönderilmesini talep ediyor.
Boğazın yeniden açılması Trump için siyasi olarak hayati önem taşıyor. Bu nedenle, Rubio’nun açıklamalarına rağmen, yönetim, İran’ın günlük olarak trafiği kontrol ettiği bir yeniden açılışa dünyayı hazırlıyor gibi görünüyor.
Pazartesi günü Beyaz Saray’da ortaya çıkan anlaşmayla ilgili olarak Trump, “Bugün veya yarın öğreneceksiniz,” dedi. “Hızlı bir şekilde bir sonuca varacaklar. Çok karmaşık değil.”
Boğazın “kelimenin tam anlamıyla yarın” açılabileceğini öngördü; bu iddiayı son birkaç ayda birçok kez dile getirmişti. “İlk aşama boğazların açılması. İkinci aşama nükleer silahsızlanma olacak,” dedi.
Ancak Pentagon içinde bazı üst düzey yetkililer ortaya çıkan Umman-İran anlaşmasına şüpheyle yaklaşıyor gibi görünüyor. Bazıları bunun İranlılara teslimiyet anlamına geldiğinden endişe ediyor. Körfez’den Umman suları üzerinden boğaza giden güzergahta hala o kadar çok mayın var ki, gemilerin güvenli bir şekilde seyredebilmesi için İran ile koordinasyon kurmaları gerekiyor.
Bazı İranlı yetkililer, anlaşmanın amaçlandığı gibi işleyip işlemeyeceği ve ABD’nin bir başka saldırı dalgası riskini ortadan kaldırıp kaldırmayacağı konusunda şüphelerini dile getirdiler.
ABD Merkez Komutanlığı bu rota üzerinden gemilere rehberlik ediyor, ancak aynı zamanda İran füze tehdidi altındalar. Başkan Trump, Merkez Komutanlığı Başkanı Amiral Brad Cooper’ın, bu saldırıların kaynaklandığı İran tesislerine ve diğer askeri hedeflere yönelik kısa ve yoğun bir bombardıman planını iki hafta içinde iki kez iptal etti. Ancak Trump, bir tür ücret yapısı ve bir miktar İran kontrolü anlamına gelse bile, boğazdaki trafiği yeniden açma konusundaki yoğun arzusunu gizlemedi.
İran’ın baş müzakerecisinin kıdemli danışmanı Mahdi Mohammadi, Pazartesi gecesi devlet televizyonuna verdiği demeçte, İran ve Umman’ın boğazın nasıl yönetileceğine dair bir çözüm için müzakereler yürüttüğünü söyledi. Müzakerelerin ABD ile olan savaştan ayrı olduğunu belirtti.
İran, ABD’nin Umman yakınlarındaki boğazın güney kıyısından gemilerin geçmesini emrederek barış planını ihlal ettiğini söyledi. Anlaşmadaki dil, boğazı kimin kontrol edeceği konusunda belirsizdi. Ancak İran da bu planı ihlal etti ve izni olmadan Körfez’den geçen gemilere ateş açtı.
Uluslararası Kriz Grubu’nun Ortadoğu program direktör yardımcısı Ali Vaez, İran’ın boğaz üzerindeki nüfuzunu korumakta ısrarcı olduğunu, çünkü bunu savaştan elde ettiği tek kazanım olarak gördüğünü ve Umman ile yapılan anlaşmanın İran’ı mevcut çatışmalardan öncekinden daha iyi bir konuma getireceğini söyledi.
Vaez, “İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü koruyacak herhangi bir çözüm Trump için çok zor bir kabul olacaktır, ancak İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü ortadan kaldıracak askeri bir çözüm de yok” dedi. “Trump’ın seçenekleri, kazanılması mümkün olmayan bir savaş ile kabul edilemez bir barış arasında.”