Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan TBMM'de kabul edilen 'çerçeve yasa' teklifine neden destek verdiğini anlattı. Şahan 40 yıldan uzun zamandır devam eden çatışmanın sona ermesi ihtimaline sırtını dönemeyeceğini söyledi.
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen 12 madelik ‘çerçeve yasaya’ destek verme nedenini anlattı.
Gazeteci Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Resul Emrah Şahan, 40 yıldan uzun zamandır devam eden çatışmanın sona ermesi ihtimaline sırtını dönemeyeceğini söyledi ve şunları kaydetti:
“Çok açık söyleyeyim ben bu destek açıklamasını yaparken bu mesele kime yarar, kime zarar diye hiç bakmadım. 40 yıldır bu çatışmanın bu ülkeye ne kaybettirdiğine baktım. Kaybettiğimiz insanları, evine ateş düşen aileleri düşündüm. Ve bu meselenin artık başka bir yoldan yürüyebilme ihtimaline -sadece ve sadece o ihtimale- baktım. Sonra kendime çok basit bir soru sordum: Ben bu ihtimale sırtımı dönebilir miyim? Hayır, dönemezdim. Dışarıda olsam da dönmezdim, içerideyken de dönemezdim.”
Yasanın tek başına demokratikleşme getirmeyeceğini ve Kürt sorununu çözmeyeceğini belirten Şahan, şöyle konuştu:
“Bu bir demokratikleşme yasası değil. Kürt meselesini çözmüş değiliz, eşit yurttaşlığı kurmuş değiliz, önümüzde daha çok ama çok uzun bir yol var. Ama şu an sürecin hangi aşamasında olduğumuzu doğru görmek lazım. Daha önceki çözüm sürecinden de bir deneyim var. Bugünkü süreçse başından beri kabaca iki aşama üzerinden ilerliyor. İlki, silahların geri dönülmez biçimde devreden çıkması, örgütsel yapının sona ermesi ve bunun teyit edilmesi. İkincisi de benim asıl önemli gördüğüm demokratikleşme ayağı. Biz bugün hâlâ o ilk aşamadayız. Meclis’ten geçen yasaya da ben biraz buradan bakıyorum.”
Şahan, TBMM’deki oylamadan önce yasaya destek veren paylaşımı nedeniyle kendisine yönelik eleştirilere ise şu yanıtı verdi:
“Yaşadığım hukuksuzlukla bu yasaya verdiğim desteği yan yana koymakta zorlananları anlıyorum. İktidara güvenilmez diyen oldu. Bundan demokratikleşme çıkmaz diyen oldu. Bana tutuklu olduğumu hatırlatanlar bile oldu. Ama bunlar beni kızdırmadı esasen. Çünkü bunların çoğunu ben de düşünüyorum. Ama eleştirinin başladığı yerle vardığı yer aynı şey değil. Yasayı eksik bulmak başka bir konu. O yasanın dayandığı tarihsel eşiği yok saymak, savaşı ve ürettiği şiddeti geride bırakacak bir sürecin önünü kesmeye çalışmak başka bir konu. Bir de siyasetin nasıl yapılacağına dair daha temel bir meselemiz var. Siyaset, toplumdaki hazır öfkenin arkasından sürüklenmek değildir.”
Şahan, pazartesi tekrar duruşmaları başlayacak olan İBB davasının ise bu gelişmelerden etkileneceğini düşünmediğini söyledi:
“Doğrudan bir bağ kurmak beni de sizi de yanıltır. O yüzden temkinli konuşacağım. Bu iki alan iki ayrı mantıkla işliyor ve iktidar bunları bilerek ayrı tutuyor. Devlet bir aktörle müzakere ederken, bir başka muhalefet biçimini yargı eli ile veya yürütmenin sağladığı araçlarla daraltmaya devam ediyor. İBB davası da baştan sona bu ikinci mantığın sahasında yürüyor. Bir hukuki süreç işliyormuş gibi görünüyor, mahkeme var, heyet var. Ama çoğu zaman anlattığımız gerçekler, yaptığımız savunmalar sanki bizimle heyet arasında bir boşlukta kayboluyor.”