İsrail’in geçen hafta salı sabaha karşı Kuzey Suriye’de Türkiye sınırına 70 km mesafede bir askeri havaalanını bombalamasıyla başlayan gerilimde İsrail’in sol eğilimli saygın gazetesi Haaretz, Netanyahu’yu “Anlamsız çatışma çıkarmak”la suçladı.
Geçen hafta salı günü sabaha karşı saatlerinde İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin kuzeyinde İdlib ile Halep arasında ve Türkiye sınırına 70 km mesafede bir askeri havaalanını bombalamasıyla başlayan gerilim yatışmış gözüküyor.
İddiaya göre İsrail ile Türkiye arasında bu çeşit durumlarda askeri koordinasyonu sağlamak üzere ABD’nin önerdiği gibi bir kanal açıldı, iki ülke orduları Suriye hava sahasındaki hareketlerini önceden birbirlerine söyleyecek ve böylece gereksiz çatışmaların önüne geçilecek.
İsrail’de Netanyahu hükümeti, Suriye saldırısında kendilerini halkı göstermek için “Türk yayılmacılığı”ndan söz ediyor ve bu havaalanına Türkiye’nin radar ve hava savunma sistemi yerleştireceğini öne sürüyor, bu sistemleri İsrail’in güvenliğine aykırı görüyor.
10Haber’de pazar günü İsrail’in saygın bir gazetesi olan The Jerusalem Post’ta yayınlanan bir makaleyi aktardık, “İstanbul’a saldırırız” diyen bu makale, İsrail’de yegane görüş değil.
İşte bir başka saygın gazete olan Haaretz’in pazar günkü başyazısı, İsrail’de farklı düşünen başka sesler olduğunu görmek için iyi bir örnek. “Netanyahu, İsrail’i bir başka anlamsız çatışmaya sürüklüyor – bu sefer Türkiye ile” başlıklı bu yazıyı aynen çevirerek yayımlıyoruz:
***
Seçim öncesinde Benjamin Netanyahu’nun Gazze’de veya Lübnan’da savaş açmayı mı yoksa Batı Şeria’yı ateşe vermeyi mi seçeceğini merak ederken, o kuzey Suriye’de harekete geçmeye ve Türkiye ile olan cephesini genişletmeye karar verdi.
İsrail’de aylardır Türkiye karşıtı söylemler duyuluyordu ve bu söylemler şimdi kuzey Suriye’deki bir Türk askeri havaalanına yapılan saldırıya dönüştü. Netanyahu, bu bölgedeki Türk varlığının genişlemesine karşı koymak için harekete geçtiğini iddia ediyor, ancak Ankara ve Washington bunu takdire şayan bir şekilde reddederek Netanyahu’yu seçim çıkarları doğrultusunda hareket etmekle suçluyor.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve ABD Başkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, üsse yapılan saldırının İsrail ile Türkiye arasında doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşebileceğini belirterek, bunun saldırının asıl amacı olabileceğine işaret etti. Barrack, Türkiye’nin İsrail’e saldırma veya onunla askeri bir çatışmaya girme niyetinde olmadığını söyledi. Barrack, İsrail’in seçim döneminde olması nedeniyle mantıksız davranıyor olabileceğini de sözlerine ekledi.
Suriye’deki askeri hava üssüne yapılan saldırı, yakın zamanda üssün yeniden yapılandırılması konusunda görüşmek üzere bir Türk heyetinin ziyaret ettiği bir dönemde gerçekleşti ve bu durum ilginç bir zamana denk geldi. Türkiye Suriye’de oldukça aktif, ancak ülkenin kuzey kesimindeki varlığını azaltıyor ve birçok askeri üssü şu anda boş durumda. Suriye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne giderek daha fazla yakınlaşıyor ve bu durum ABD ve Avrupa’dan övgü alıyor.
Dünyanın dört bir yanındaki birçok insan Suriye’nin istikrara kavuşmasıyla ilgilenirken – özellikle İran’ın ve Şam’ın ortağı Rusya’nın Suriye topraklarına geri dönmesini engellemek için – aslında bu mantığa aykırı hareket eden taraf İsrail’dir. Dolayısıyla İsrail, sadece Suriye’yi değil, başta ABD olmak üzere orada yer alan diğer tüm aktörleri de kendinden uzaklaştırmaktadır.
İsrail’in, özellikle Suriye’de ve genel olarak bölgede Türkiye’nin etkisinden endişe duyması doğal. Ancak böyle bir saldırı Türkleri bölgeden uzaklaştırabilir mi? Tüm diplomatik yollar tükendi mi? Mossad başkanı ile Suriye Dışişleri Bakanı arasında yapılacak tek seferlik bir görüşme, devam eden bir diplomatik sürecin yerini tutabilir mi? Bu ülke NATO üyesi ve ABD’nin yakın bir müttefiki, eskiden İsrail’in de müttefikiydi. Tel Aviv’de büyükelçiliği olan bir devlet. Türkiye ile bir savaşın nasıl olacağı ve maliyetinin ne olacağı konusunda hiç kimse bir şey düşünmedi mi?
İsrail, Ortadoğu’daki çok yönlü ve yeni zorluklarla başa çıkmak için yeni bir politika geliştirmelidir. Netanyahu, tehlikeli ve anlamsız olan kuzey Suriye’deki hedef odaklı operasyonla övünürken, burnunun dibinde yeni ittifaklar kuruluyor ve İsrail bunların bir parçası değil.
Güvenliği sağlamak ve tehditleri savuşturmak sadece bombalamayla mümkün değildir. Bu, diplomasi ve iyi düşünülmüş bir politikanın yerini tutamaz; Netanyahu döneminde bu, hiçbir anlam ifade etmemektedir. İsrail, Büyükelçi Barrack’ın dile getirdiği uyarılara kulak vermeli ve Türkiye ile çatışmaya girmekten kaçınmalıdır.