Uzayda bir gözümüz daha oluyor: Roman teleskopu hem dünya benzeri gezegen avlayacak hem karanlık maddeye bakacak

NASA’nın ilk baş astronomu Nancy Grace Roman’ın adını verdiği yeni teleskopu bugün uzayda 1,5 milyon km ötedeki kalıcı yörüngesine yola çıkacak. Yeni uzay teleskopu Roman, üzerindeki teknoloji sayesinde Hubble’dan çok daha geniş bir alanı bir kerede görecek. Teleskop 4,3 milyar dolara maloldu.

Bilim Teknoloji 30 Ağustos 2026
  • 10Haber news

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, gökyüzünün geniş alanlarını taramak ve potansiyel olarak on binlerce uzak gezegeni keşfetmek, karanlık madde ve karanlık enerjinin gizemlerine ışık tutmak için tasarlanmış yeni bir gözlemevi fırlatıyor.

NASA’nın ilk baş astronomu ve ajansın uzay gözlem programının önde gelen mimarlarından 2018’de hayatını kaybeden Nancy Grace Roman’ın adını taşıyan Roman Uzay Teleskobu’nun Pazar günü fırlatılması planlanıyor. 4,3 milyar dolarlık bu görev, 1990 ve 2021 yıllarında fırlatılan Hubble ve James Webb uzay teleskoplarını tamamlayacak.

Roman, kızılötesi ışıkta gökyüzünün geniş alanlarını taramasını sağlayacak çok geniş görüş alanı ile diğer uzay gözlemevlerinden ayrılıyor. NASA’da Roman projesi bilimcisi Julie McEnery, “Webb derine, daha uzaklara inerken, Roman geniş alanlara yönelecek” dedi.

Nancy Grace Roman, NASA tarihine geçmiş bir büyük efsane bilim insanı. Şimdi adı yeni uzay teleskopundan yaşayacak.

Roman, herhangi bir anda Hubble’dan 200 kat daha fazla gökyüzü görebilecek ve görüntüler arasında çok daha hızlı hareket edebilecek. McEnery, “Roman’ın bir ayda yapacağı bir araştırma, Hubble ile bir yüzyıl sürerdi” dedi. “Roman sadece Hubble bilimini daha hızlı yapmıyor. Tamamen yeni, iddialı bilimsel soruları da ele alabiliyor.”

Görevin temel amaçlarından biri, karanlık enerji ve karanlık maddenin milyarlarca yıldız ve galaksinin şekli ve dağılımı üzerindeki etkilerini değerlendirmek olacak. Her ikisinin de doğası bilinmiyor. Kozmologlar, uzayı birbirinden ayıran bir güç olan karanlık enerjinin evrenin yaklaşık %68’ini oluşturduğuna, görünmez karanlık maddenin %27’sini oluşturduğuna ve teleskopların doğrudan görüntüleyebildiği tüm sıradan maddenin ise evrenin sadece %5’ini oluşturduğuna inanıyor.

Roman uzayda böyle görünecek.

Roman teleskobunun bir diğer görevi de, güneş sistemimizin ötesindeki, ötegezegenler olarak bilinen gezegenleri aramak olacak. NASA, teleskobun çeşitli teknikler kullanarak, şu anda bilinen 6.300 ötegezegenin yanına 100.000 kadar ötegezegen daha ekleyeceğini tahmin ediyor.

Edinburgh Üniversitesi’nde astronomi profesörü olan Beth Biller, Roman’ın koronografı ile gözlemler üzerinde çalışacak. Koronograf, bir yıldızdan gelen parlamayı engelleyen ve yansıyan yıldız ışığından tek tek gezegenleri ve atmosferlerini doğrudan görüntülemeyi mümkün kılan bir alet.

“Önümüzdeki yıl ötegezegenlerin ilk yansıyan ışık görüntülerini elde edebileceğimiz için heyecanlıyım ve bence bu, sonunda kendi Dünya’mıza benzeyen gezegenleri bulmanın yolu olacak,” dedi.

Koronograf, NASA’nın bir sonraki amiral gemisi teleskop görevi olan ve 2040’larda Dünya benzeri gezegenlerde yaşam aramak üzere fırlatılması beklenen Yaşanabilir Dünyalar Gözlemevi için daha da geliştirilecek.

Roman’ın, Elon Musk’ın SpaceX şirketi tarafından üretilen Falcon Heavy roketiyle Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden yerel saatle Pazar günü 07:26’da (TSİ 14.26) fırlatılması planlanıyor.

Teleskop dünyamızdan 1,5 milyon km uzaklıkta, Güneş’in etrafında Dünya ile aynı hızda yörüngede döndüğü ve güneş veya yeryüzü ışığı tarafından kör edilmeden her zaman derin uzaya doğru yönelebildiği “ikinci Lagrange noktası” L2’ye yerleşecek. James Webb Uzay Teleskobu da bu yörüngece. Hubble ise Dünya’nın sadece 540 km yukarısında dünya yörüngesinde dönüyor.

Biller, “L2, güneş sisteminin çok karanlık bir bölgesidir,” dedi. “Her zaman Güneş’ten uzağa doğru yöneliyorsunuz ve sıcaklık sabit, bu nedenle mükemmel bir gözlem noktası.”

Projenin alışılmadık bir geçmişi var; her şey, casus uydular üreten ABD Ulusal Keşif Ofisi’nin (National Reconnaissance Office) fazlalık bir teleskop aynasını NASA’ya devretmesiyle başladı. Uzay ajansı, bu teleskobu Roma misyonu için yeniden kullanarak, Dünya’ya bakmak yerine gökyüzüne bakmayı başardı.

Hem Dünya’ya bakan hem de kozmosa doğru bakan teleskoplar için, kavisli aynalar telefoto lens görevi görür ve daha büyük aynalar daha fazla ışık toplar. Bir casus teşkilatı için bu, yerdeki daha küçük ayrıntıları ortaya çıkarmaya yardımcı olur. Gökbilimciler için ise daha büyük aynalar, daha uzaktaki daha sönük gök cisimlerini görebilecekleri anlamına gelir.

Gizli teşkilatın, muhtemelen yeni nesil casus uyduları için tasarlanmış, ancak artık ihtiyaç duymadığı bir çift aynası vardı. Bu aynayı NASA’ya bağışladılar.

Çoğu büyük bilim projesinin aksine, Roman planlanan 4,3 milyar dolarlık bütçesi dahilinde ve planlanandan önce tamamlandı. Orijinal hedef fırlatma tarihi Mayıs 2027 idi.

Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları, Roman’ın önümüzdeki birkaç yıl içinde ortaya çıkacak gözlemlerini heyecanla bekliyor. İngiltere’deki Surrey Üniversitesi’nde astrofizikçi olan Noelia Noël, “Sanırım en büyük mirası, gökyüzünü tarama biçiminden kaynaklanacak” dedi.

“Gökyüzünün çok büyük bir alanını bu derinlik ve çözünürlük seviyesinde tekrar tekrar gözlemlediğinizde, teleskobun bulmak için tasarlanmadığı olayları keşfetmek için koşullar yaratıyorsunuz” diye ekledi. “Beni en çok heyecanlandıran şey, henüz sormayı düşünmediğimiz sorulardan beklenmedik keşiflerin ortaya çıkma olasılığı.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.