Modern feminizmin annesi, Gloria Steinem hayata veda etti

Modern kadın hareketine yön vererek milyonlarca kadının kendi değerini keşfetmesine, evde, iş yerinde ve toplumda eşitlik mücadelesi kazanmasına öncülük eden feminist lider Gloria Steinem 92 yaşında aramızdan ayrıldı. Onun mücadelesi sadece Amerika değil bütün dünyada yankı buldu.

Popüler 3 Eylül 2026

Modern kadın hareketine yön vererek milyonlarca kadının kendi değerini keşfetmesine, evde, iş yerinde ve toplumda eşitlik mücadelesi kazanmasına öncülük eden feminist lider Gloria Steinem, New York’taki evinde 92 yaşında yaşamını yitirdi. Steinem’ın vefat haberi sosyal medya hesabından duyurulurken ölüm nedenine ilişkin bir açıklama yapılmadı.

Kendisini “sosyal değişimin girişimcisi” olarak tanımlayan Steinem, yönetim kurulundan mahkeme salonlarına ve özel hayata kadar Amerikan toplumunun neredeyse her alanında köklü kültürel dönüşümlerin kapısını araladı. Yarım asrı aşkın bir süre boyunca kadın hareketinin en kararlı simgesi haline geldi. Renkli gözlükleri ve ortadan ayrılmış gölgeli saçlarıyla dünyada en çok tanınan kadınlardan biri oldu.

Steinem aslında sıradan bir devrimci adayıydı. ABD’nin Orta Batı bölgesinde göçebe bir çocukluk geçirdi. 10 yaşındayken anne ve babası boşandı; ruhsal sıkıntılar yaşayan annesinin bakımını üstlenmek zorunda kaldı. Bu erken sorumluluk, tüm hayatına yön veren kırılma noktalarından biri oldu. Altıncı sınıfa kadar düzenli bir okul eğitimi almadı; o yıllardaki tek hayali tap dansçısı olmaktı. Ancak okuma tutkusu, azmi ve kadınların kendi hayatlarını seçebilme özgürlüğüne olan inancı onu üniversiteyi dereceyle bitirmeye taşıdı.

Feminist bilinci 30’lu yaşlarının ortalarında, 1969 yılında bir gazeteci olarak katıldığı yasa dışı kürtaj tanıklıkları toplantısında uyandı. Karizması, etkileyici konuşma yeteneği, medya hakimiyeti ve derin empati yeteneği sayesinde kısa sürede siyasi ve kültürel bir güce dönüştü. Mitingler düzenledi, kadın bilincini artırma toplantıları yönetti, makaleler kaleme aldı, siyasi örgütlenmelere liderlik etti. Tecavüz kriz merkezlerinin ve şiddet gören kadınlar için sığınakların kurulmasına öncülük etti.

Gloria Steinem feminist hareketi siyahlara, işçilere ve diğer ezilen kesim kadınlarına da açtı.

Geleneksel kadın dergilerinin aksine kürtaj, ev içi şiddet ve eşit işe eşit ücret gibi konuları korkusuzca ele alan bir yayın çıkardı. 1971’de kurulan ve tamamen kadınlar tarafından yönetilen ilk ulusal dergi olan Ms., kadınların güçlenme arzusunu bir araya getirmeyi hedefledi. Dergi, hareketin manifestosu ve toplumsal dönüşümün rehberi haline geldi.

Steinem, “Biz başladığımızda cinsel taciz diye bir terim bile yoktu,” diyordu. “Buna sadece ‘hayatın bir parçası’ deniyordu.”

İlerleyen yıllarda da mücadelesini sürdürdü. 90’lı yaşlarına kadar yazmaya, dersler vermeye ve medyaya görüş bildirmeye devam etti. Kaleme aldığı çok sayıda eserin yanı sıra son kitabı An Unexpected Life da okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyordu. Tüm kararlı duruşuna rağmen, halkın karşısına çıkmaktan çekinen, topluluk önünde konuşmaktan korkan ve zaman zaman özgüven sorunlarıyla mücadele eden mütevazı bir yapıya sahipti.

Göz önündeki canlı sosyal hayatına rağmen evliliği uzun süre reddetti ve çocuk sahibi olmamayı tercih etti. Bu kararından hiç pişman olmadığını şu sözlerle ifade etmişti: “Ses telleri olan herkesin opera sanatçısı olması gerekmediği gibi, rahmi olan herkesin de çocuk doğurması gerekmez. Bu bir seçimdir.”

Gezgin Bir Çocukluktan Smith College Yıllarına

Gloria Marie Steinem, 25 Mart 1934’te Toledo, Ohio’da doğdu. Özgür ruhlu bir antikacı olan babası Leo, sürekli yeni iş fikirleri peşinde koşan ancak maddi istikrarı sağlayamayan bir hayalperestti. Aile, yazları Michigan’daki bir dans salonunu işletiyor, kışları ise bir karavanla güneye seyahat ederek antika satıyordu. Steinem, okumayı yol kenarındaki tabelalardan öğrendi.

Annesi Ruth ise evlenmeden önce gazete editörlüğü yapmış eğitimli bir kadındı. Ancak yaşadığı ağır depresyon ve çöküş nedeniyle uzun süre tedavi gördü. Steinem’ın anne ve babası boşandığında, genç Gloria annesinin bakımını tek başına üstlendi. Yıllar boyunca annesine yemek hazırladı, bakıcılığını yaptı. Bu zorlu çocukluk, onun evlilik ve aile kavramlarına her zaman temkinli yaklaşmasına neden oldu.

Lise son sınıfta Washington’a taşınarak eğitimini tamamladı ve ardından Smith College’a kabul edildi. 1956 yılında siyaset bilimi alanından dereceyle mezun oldu. Mezuniyetinin ardından aldığı bir bursla Hindistan’a gitti. Gandhi’nin takipçileriyle birlikte köy köy gezerek toplumsal örgütlenme ve “konuşma çemberleri” mantığını yerinde inceledi. Bu deneyim, onun gelecekteki mücadele yöntemlerinin temelini oluşturdu.

Gazetecilik Yılları ve Playboy Kulübü Araştırması

1960’ta New York’a taşınan Steinem, serbest gazeteci olarak çalışmaya başladı. O dönemde kadın gazetecilere genellikle moda ve magazin konuları veriliyordu. Steinem politik yazılar yazmak istese de başlangıçta bu engelleri aşmakta zorlandı.

Büyük ses getiren ilk önemli çalışması, 1963 yılında Show dergisi için yaptığı gizli araştırmaydı. Playboy Kulübü’ne tavşan kostümlü garson olarak sızdı ve burada kadınların maruz kaldığı çalışma koşullarını ve aşağılayıcı muameleyi teşhir ettiği “A Bunny’s Tale” makalesini yazdı. Bu haber büyük takdir toplasa da uzun süre patronlar ve bazı erkek meslektaşları tarafından hafif bir figür olarak görülmesine yol açtı.

Ancak o, yazmaya ve üretmeye devam etti. Vogue, Cosmopolitan, Esquire ve Glamour gibi yayınlarda yazılar yazdı. 1968’de New York dergisinin kurucuları arasında yer aldı ve politik köşe yazılarıyla medyadaki etkisini güçlendirdi.

Feminist Dönüşüm ve Ms. Dergisinin Doğuşu

Steinem’ın hayatındaki dönüm noktası, 1969’da yasa dışı kürtaj deneyimlerini anlatan kadınların toplantısını takip etmesiyle yaşandı. Kadınların yaşadıkları sorunları açıkça dile getirmesinden etkilenerek kendisinin de yıllar önce İngiltere’de geçirdiği gizli kürtajı hatırladı ve “After Black Power, Women’s Liberation” başlıklı ilk feminist makalesini yazdı. Bu anı daha sonra “büyük bir aydınlanma” olarak tanımlayacaktı.

1971 yılında Bella Abzug, Shirley Chisholm ve Betty Friedan gibi önde gelen isimlerle birlikte Ulusal Kadın Siyasi Söylev Grubu’nu (NWPC) kurdu. Amacı kadınların siyasette daha fazla temsil edilmesini sağlamak ve Eşit Haklar Tasarısı’nı (ERA) desteklemekti.

Aynı dönemde, kadınların gerçek sorunlarını konuşabileceği bir yayın ihtiyacıyla Ms. dergisini hayata geçirdi. Derginin ilk sayısı Ocak 1972’de yayımlandı ve 300 binlik baskısı sekiz gün içinde tükendi. Ms. dergisi, sadece moda ve yemek tarifleri sunan geleneksel kadın dergilerinin aksine, eşit işe eşit ücret, ev içi şiddet, ırkçılık ve kadın sağlığı gibi hayati konuları kapağına taşıdı.

Eleştiriler, Tartışmalar ve Zirvede Kalma Mücadelesi

Steinem’ın öne çıkması, medya tarafından hareketin tek yüzü olarak yansıtılması zaman zaman feminist hareketin kendi içinde de tartışmalara yol açtı. Kadın hareketinin ilk dalga liderlerinden Betty Friedan ile aralarında yaklaşım farklılıkları ve kişisel gerilimler yaşandı. Steinem, hareketi sadece beyaz ve orta sınıf kadınlarla sınırlı tutmak yerine; siyahi kadınları, işçi sınıfını ve farklı kimlikleri kapsayacak şekilde genişletmek istedi.

Muhafazakar kesimlerin hedefi haline gelse de Steinem ilkelerinden taviz vermedi. Yaşamı boyunca çok sayıda kitap kaleme aldı, dergiyi yaşatmak için finansal kaynaklar sağladı ve sivil toplum kuruluşlarını destekledi.

2000 yılında, uzun süredir karşı çıktığı evlilik kurumuna 66 yaşında adım atarak David Bale ile evlendi. Bu evlilik, Bale’in 2003’teki vefatına kadar sürdü.

Bu yılın şubat ayında, New York’taki evinde

Mirası ve Yaşayan Bir Sembol Olarak Gloria Steinem

Hayatının son yıllarını New York’taki evinde yazarak ve vakıf çalışmalarını yöneterek geçiren Steinem, evini kadınların buluşup örgütlenebileceği bir merkeze dönüştürdü. Kurduğu Gloria Vakfı aracılığıyla bu mekânın feminist hareketin yaşayan bir parçası olarak kalmasını sağladı.

Kendi mücadelesini anlatırken kullandığı şu sözler, onun geride bıraktığı mirası özetler niteliktedir:

“İnsanlar bana sık sık meşaleyi devredip devretmediğimi soruyorlar. Onlara meşalemi kendime sakladığımı ve onu başkalarının meşalelerini yakmak için kullandığımı söylüyorum.”

Gloria Steinem, toplumsal eşitlik mücadelesinde bıraktığı derin izlerle, fikirleriyle ve yetiştirdiği kuşaklarla anılmaya devam edecek.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.