Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçen yıl Kasım ayında “Borsada manipülasyona izin vermeyeceklerini” söyledi ama tedbiri ancak bu yıl Ağustos ayı sonundaki SPK tebliğiyle geldi. Piyasalar ve fonlar çöktü, küçük yatırımcı parasını çekemez hale geldi. Şimdi Finansal istikrar Komitesi toplanacak.
Türkiye’nin para ve sermaye piyasalarında çok uzun zamandır serbestçe oynanan bir borsa manipülasyonu oyununda sona gelindi, saadet zinciri sonunda çöktü, olan bir kez daha küçük yatırımcıya olacak gibi duruyor.
SPK mevzuatı gereği kurulabilen halka açık veya sadece birkaç yatırımcıyla sınırlı para piyasası fonlarıyla ilgili ilk büyük sıkıntı, borsada bazı halka açılmalarla yaşandı. Fonlar, tek bir kişi tarafından kurulmuş olsa bile bu halka açılmalarda “kurumsal yatırımcı” kabul ediliyor, dolayısıyla halka açılmadan daha fazla pay alabiliyordu.
Onlarca halka açılmada, halka açılan ve hisse senetleri işlem görmeye başlayan şirkette, daha ilk günlerde yüksek getirili spekülatif fiyatlamalar görüldü. Borsa hep bu spekülasyonların arkasında o fonlar olduğunu konuştu ama Sermaye Piyasası Kurulu bu konuyu hiç araştırmadı, spekülasyonların ve borsada fiyat manipülasyonlarının peşine düşmedi.
Derken konu halka açılmalar olmaktan çıktı. Bazı fonlar, borsada herhangi bir hisseyi kendine hedef seçiyor, o hisseyi almaya başlıyor, giderek hissenin tahtasına hakim hale geliyor ve bu arada hisseyi inanılmaz yüksek noktalara büyük bir hızla taşıyabiliyordu.
Bunlar bazen piyasada bilinen, iş yapan, kârlı ama kârı hiçbir zaman gelinen yeni hisse fiyat seviyesini desteklemeyen şirketler olabiliyordu; bazen de adını kimsenin bilmediği, bilançosu hiç de parlak olmayan şirketler.
Yükselen hisseler, o hissenin yatırımcısı fonun değerinin ansızın astronomik ölçeklerde (yüzde 4 bin, 5 bin seviyelerinde) artmasına neden oluyordu. Artan değerle fonlar bir yandan kendilerine yeni yatırımcı çekiyor, bir yandan da geçmişin yüksek performansını tekrarlamak için ellerindeki hisse senetlerini garanti gösterip ters repo yöntemiyle borç alıp aynı hisseleri daha da yükseğe taşıyabiliyordu.
Bu fiyat şişirme, sonra da o şişkin fiyatı boşaltma oyunu daha ilk günden çok belirgindi ama aylarca hiçbir kurum ve kişi bu oyunu soruşturmaya, küçük yatırımcının çıkarlarını korumak için devreye girmedi.
Neden sonra geçen yılın Kasım ayında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tam da borsada para piyasası fonları eliyle oynanan oyunu kastederek “Borsada manipülasyona izin vermeyeceğiz, önlem alacağız” dedi.
Ancak Şimşek’in sözünü ettiği “önlem” 10 ay sonra, Ağustos ayının son günlerinde geldi. SPK bir tebliğ yayınlayarak fonlara yeni kurallar getirdi. Bu kurallar içinde en önemlisi, fonların belirli hisseye yoğunlaşmasını engelleyen kuraldı. Yani fon tek veya birkaç hisseye değil, geniş bir sepete yayılmalı ve risk hesabı olmalıydı.
SPK’nın bu tebliğini Maliye Bakanlığı’nın fonlardaki stopaj desteğini kaldırması izledi. Artık fonlardan elde edilen kazançlardan yüzde 10 vergi alınacaktı.
Bu adımlar bir yandan fonların cazibesini azalttı bir yandan da yatırımcıların fonlardan çıkmaya başlamasına neden oldu. Eylül ayı başından itibaren bazı şirketlerin fonlarından çıkan para 130 milyar lirayı buldu. Bu hızlı para çıkışı bu kez fon şirketlerini ciddi bir likidite sıkıntısına soktu. Şirketler, yatırımcılarına paralarını ödeyebilmek için çaresiz ellerindeki hisse senetlerini satmaya başladı. Bazıları onu da yapamıyordu, çünkü hisse senetlerini zaten kendilerine borç veren kurumlara rehin etmişlerdi.
Hisse satışları kaçınılmaz olarak hisse senetlerinin değerini düşürüp fonlara ciddi zararlar yazmaya başladı. Bunlar içinde ilk pes eden, bir dönem Türkiye’nin iki numaralı büyük portföy yönetim ve para fonu organizasyonu olan Pusula Grubu oldu.
Grup zor duruma düşünce, Türkiye’nin en büyüğü olan Tera tarafından satın alındı. Bu denli karmaşık yapısı olan, onlarca fon yöneten ve bu arada iki tane de katılım finansman şirketinin büyük hissedarı olan bir holdingin satış işlemi 24 saatten kısa sürede tamamlandı ve anlaşmaya varıldığı açıklandı. Tera’nın ve Pusula’nın o kadar acelesi vardı ki, ilgili düzenleyici kurumların (BDDK, SPK, Rekabet Kurulu) onayı bile beklenmeden, yani resmen hisse devri yapılmadan Tera’nın bir numaralı yöneticisi Emre Tezmen, Pusula’nın bazı şirketlerinin yönetim kurulu başkanı oldu bile.
Ama yeni hafta sıkıntılı başladı. Pusula, kendi yönettiği bazı fonların “temerrüde düştüğünü” açıkladı. Yani parası bitmişti, çıkmak isteyen yatırımcılara paralarını veremiyordu.
Bu açıklamayı, Pusula’yı satın aldığını ve yönetmeye başladığını açıklamış olan Tera’nın “Ama daha devir gerçekleşmedi, biz sorumluluk üstlenmiyoruz” açıklaması izledi ve ondan sonrası çorap söküğü gibi gelmeye başladı.
Portföy yönetim şirketleri ve para fonları ardı ardına ya temerrüt açıklamaları yapıyor, ya müşterilere paralarını artık 5 gün sonra vereceklerini ilan ediyor ya da paraları bittiği için kredi aldıklarını söylüyordu.
Tabii para fonlarının içinde girdiği derin ödeme güçlüğü hemen borsaya yansıdı. Borsa açısından en kötü gün çarşamba günüydü.
BIST 100 endeksi günü yüzde 5.54 düşüşle 13 bin 123 puandan tamamladı. BIST 30’da ekside olmayan hisse kalmazken BIST Tüm’de 584 hissenin 566’sı düştü. 117 şirket hissesi ya taban oldu ya da yüzde 9’un üzerinde kayıpla kapandı. Borsa gün boyu birkaç kez devre kesicilerin çalışmasına tanık oldu.
Borsada yaşanan hızlı düşüş, ister istemez para fonlarının değerini de düşürdü ve bu fonlardaki sıkıntıyı büyüttü. Dün son olarak Tera iki ayrı fonunun temerrüde düştüğünü duyurdu.
Tera Portföy’den Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada kurucusu oldukları Tera Portföy Hisse Senedi Fonu THF ile (Hisse yoğun fon) ile Tera Portföy Para Piyasası (TL) Fon TP2 katılma payı iade ödemelerinde temerrüt durumu oluştuğunu duyurdu. Açıklamada “İlgili fon hesabına işlem yapılan aracı kurumlar ile mutabakatlar ve likidite yönetim süreci devam etmektedir. Konuya ilişkin gerekli tedbirler özenle alınmakta olup, gelişmeler hakkında yatırımcılarımız bilgilendirilmeye devam edilecektir” denildi.
Bir diğer Tera Portföy’den Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamalarda ise Sermaye Piyasası Kurulu’nun 28 Ağustos tarihli yatırım fonlarına ilişkin yeni rehberine atıfta bulunularak açıklamalarda yer alan fonların portföyünün likidite yapısı, portföyde yer alan varlıkların mevcut piyasa koşullarındaki işlem hacmi ile katılma payı iade taleplerinin Fon portföyü üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiği belirtildi. Açıklamada yapılan değerlendirme sonucunda; fon portföyünün likidite riskinin etkin şekilde yönetilmesi, katılma payı iade taleplerinin sağlıklı bir şekilde karşılanabilmesi, portföy varlıklarının yatırımcıların aleyhine olabilecek piyasa koşullarında elden çıkarılmasının önlenmesi ve fon katılma payı sahiplerinin menfaatlerinin korunması amacıyla, fonun birim pay değeri hesaplama sıklığı ile katılma payı iade esaslarının yeniden belirlenmesine karar verildiği duyuruldu.
Buna göre Tera Portföy’ün 102 bini aşan yatırımcısı ve 243.6 milyar lirayı bulan fon büyüklüğüyle en öne çıkan fonu olan Tera Portföy Birinci Serbest Fon – TLY, Tera Portföy Algoritmik Stratejiler Serbest Fon – TMV, Tera Portföy İkinci Serbest (Döviz) Fon – TMM, Tera Portföy Dördüncü Hisse Senedi Serbest (TL) Fon (Hisse Senedi Yoğun Fon) DOH, Tera Portföy Üçüncü Serbest (TL) Fon (Hisse Senedi Yoğun Fon) – T3B ve Tera Portföy Katılım Serbest (Döviz) Fon – TRU’da artık fon birim pay değeri hesabı ve ödeme günü değiştirildi. Mevcut uygulamada fon birim pay değerleri her işgünü hesaplanırken katılma payı satım talimatları her iş günü kabul ediliyor ve bedeller T+2 iş gününde yatırımcılara ödeniyordu. Yeni uygulama ile fon birim pay değeri ayda bir kez olmak üzere ayın on beşinci (15.) günü hesaplanacak. Katılma payı satım talimatları her iş günü kabul edilecek ve talimatlar değerleme gününde hesaplanacak birim pay fiyatı üzerinden gerçekleştirilecek. Katılma payı satım bedelleri ise ilgili fiyat hesabı tarihini takip eden onuncu (10.) iş gününde yatırımcılara ödenecek.
Konu sadece para fonlarıyla da sınırlı değil aslında. Çünkü borsadaki bu fiyat manipülasyonu oyunu çok uzun sürdüğü için bazı şirketler bünyelerine isimleri hep “evim”le biten tasarruf finansmanı şirketlerini de katmaya başlamıştı. Bu şirketlerin de, gerek ev almak gerekse otomobil almak için para yatırmış ve sırasını bekleyen çok sayıda küçük katılımcısı var. endişe edilen şey bu şirketlerin de ödeme güçlüğüne düşmesi.
Örneğin Pusula Grubu bünyesindeki Katılımevim’in hisseleri de son bir ayda yaklaşık yüzde 50 değer kaybetti. Şirketin borsadaki sert düşüşü, tasarruf finansman sistemi üzerinden ev ve araç sahibi olmak için şirkete para yatıran 102 bini aşkın aktif üyeyi de endişelendirdi. Tasarruf finansman şirketlerinin topladığı kaynaklarda ne ölçüde risk bulunduğu bilinmiyor. Geçen hafta Katılımevim Yönetim Kurulu Başkanlığı’na da Tera’nın patronu Emre Tezmen getirilmişti.
Nitekim dün Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring hisselerindeki işlemler nedeniyle 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu ve geçici işlem yasağı getirdi.
Kurul, bu kişiler ve Pusula Portföy Yönetimi A.Ş.’ye KTLEV pay piyasasıyla sınırlı olmak kaydıyla borsalarda iki yıl süreyle geçici işlem yapma yasağı getirdi.
Bütün bu hızlı gelişmelerin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı da bir açıklama yayınladı ve Mehmet Şimşek’in talebiyle bugün Finansal İstikrar Komitesi toplantısı yapılacağı duyuruldu.