Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ile yönetim kurulu üyeleri Emre ve Kerem Alkin'in ifadeleri ortaya çıktı. Tezmen, Tera fonlarının Tera hisselerini satın almasının hukuka uygun olduğunu öne sürdü. Alkin kardeşler ise hiçbir şeyden haberleri olmadığını söyledi.
Savcılık Tezmen’e, fonlarda toplanan paraların Tera’nın kendi hisselerini yükseltmek için kullanılıp kullanılmadığını, şirket sahiplerinden hisse fiyatını yükseltme karşılığında elden para alınıp alınmadığını, yaklaşık 9 milyar liralık toplam değeri 620 milyar liraya çıkan şirketlerdeki yükselişin nasıl gerçekleştiğini ve MASAK’ın tespit ettiği milyarlarca liralık para hareketlerini sordu.
Emre Tezmen ifadesinde yaklaşık 40 şirketten oluşan Tera Grubu’nda stratejik yatırım kararlarını kendisinin verdiğini söylerken, fonların hangi hisseleri alıp sattığıyla ilgisinin bulunmadığını belirtti. Alper Öztürk ise işlemlerde sadece portföy yöneticisinin kararı olmadığını belirterek, “Böyle bir kararı kendi başına alması mümkün değildir. Bu karar hakim ortağın üst yöneticilerinin verdiği bir karar olup hakim ortağın iradesinin yansımasıdır” dedi.
Tera Yatırım’ın yaklaşık 1,4 milyar lira olan piyasa değerinin bir yılda 280 milyar liraya ulaşmasının nedeninin sorulması üzerine Emre Tezmen, “Bu bir şişme yükseliş değildir. Bu bedel bile halen ucuz” dedi.
Savcılık Tezmen’e “Fonlarda toplanan paralar sizin kontrolünüzdeki şirketlerin hisselerini almak ve fiyatlarını yükseltmek için mi kullanıldı?” sorusunu yöneltti. İddiaları reddeden Tezmen Tera fonlarının grup şirketlerinin hisselerini almasının hukuken yasak olmadığını ve fiyat artışlarının kendisine menfaat sağlamadığını söyledi. Ayrıca savcılık PYŞ fonlarıyla şirketlerin hisselerinin alınması ve fiyatlarının yükseltilmesi karşılığında, şirket sahiplerinden elden para alınıp alınmadığını sordu. Tezmen böyle bir ilişkiyi reddetti.
Savcılık Tezmen’e, Tera PYŞ’nin temerrüde düşmesi nedeniyle parasını tahsil edemeyen binlerce vatandaşın mağduriyetinde kendisini sorumlu görüp görmediğini de sordu. Tezmen yaşananlardan üzgün olduğunu ancak Tera’nın veya yöneticilerinin kusuru bulunmadığını belirtti. Bir günde yaklaşık 300 milyar liralık para çekme talebi geldiğini öne süren Tezmen, yaşananları piyasadaki panik havası olarak değerlendirdi.
Savcılığın, MASAK raporuna göre Tezmen’in, 28 Ağustos 2026’da Özen Kuzu’ya tek seferde 1 milyar 159 milyon 772 bin lira göndermesini ve belgelerini sorması üzerine Tezmen, işlemin Prive Sigorta’nın satın alınmasıyla ilgili olduğunu düşündüğünü ancak ayrıntıları hatırlamadığını söyledi.
Alper Öztürk’ün sorgusu
Tera PYŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Alper Öztürk ise ifadesinde “Portföy yöneticiliğim sadece kağıt üzerinde formaliteden ibaretti” dedi. Öztürk ayrıca Vişne hisselerindeki işlemlerden rahatsız olduğunu, çalışanları uyardığını ve söz konusu işlemlerin SPK incelemesine konu olduğunu söyledi. SPK’nın Tera PYŞ’den savunma istemesinin ardından Öztürk, tüm portföy yöneticiliği görevlerinden ayrılmaya karar verdiğini anlattı. Öztürk, 12 Ocak 2026’da Tera PYŞ Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrıldığını ancak ifadesinin alındığı tarihte Tera Portföy’de danışmanlık görevine devam ettiğini belirtirken, yurt dışı bankalardan finansman sağlanması ve girişim sermayesi projelerinde destek verdiğini ifade etti. Bunun üzerine SPK incelemesinin ardından fon yöneticiliğini bıraktığını söyleyen Öztürk’ün Tera Grubu ile çalışma ilişkisinin tamamen sona ermediği tespit edildi.
Kerem ve Emre Alkin’in sorgusu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması kapsamında 22 Eylül 2026’da ifadeleri alınan Kerem Alkin ve Emre Alkin’e Tera Grubu’nun yönetim yapısı, hisse ve fon işlemleri, yatırım kararları, şirketin piyasa değerindeki yükseliş ve görevlerinden ayrılma süreçleri soruldu.
Emre Alkin, Tera Portföy Yönetim AŞ’de Temmuz 2026’da bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladığını ve 17 Eylül 2026’da istifa ettiğini söyledi. Yaklaşık iki aylık görev süresinde yalnızca bir tanışma toplantısı yapıldığını, sonrasında herhangi bir yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirilmediğini ve şirketin imza sirkülerinde de adının bulunmadığını savundu.
Kerem Alkin ise Mayıs 2025’te Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’de bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladığını, 18 Eylül 2026’da görevinden istifa ettiğini belirtti.
Savcılık, iki kardeşin peş peşe istifalarını Kerem Alkin’e sordu. Kendisi ile kardeşi Emre Alkin’in aynı dönemde istifa etmesi ve sonrasında şirkette fon krizinin oluşması arasında bağlantı bulunup bulunmadığı sorulan Alkin, iki gelişmenin “birbirinden bağımsız bir şekilde gerçekleştiğini” savundu.
Soruşturmanın dikkat çeken bölümlerinden biri Tera Yatırım’ın piyasa değerindeki yükseliş oldu. Savcılık, her iki kardeşe de “Tera Yatırım’ın yaklaşık 1,4 milyar TL olan piyasa değerinin 1 yılda 280 milyar TL’ye çıkmasının sebebi nedir?” sorusunu yöneltti.
Emre Alkin, holdingin devamlı büyümesi nedeniyle iştiraklerinin de değer kazanacağı yönünde bir algı oluşmuş olabileceğini söyledi. Borsa kısmına ilişkin doğrudan bilgisinin bulunmadığını savundu.
Kerem Alkin ise hisselere ve fonlara kimlerin yatırım yaptığı veya kimlerin satış yaptığına ilişkin verilerin SPK raporuyla daha net görülebileceğini ifade etti. Alkin, piyasa değerindeki artış için arz-talep ilişkisine işaret etti.
Kerem Alkin’in ifadesinde Tera Yatırım’daki yönetim kurulu toplantılarının sayısı da dikkat çekti. Alkin, Mayıs 2025’ten Eylül 2026’ya kadar süren yaklaşık 16 aylık görevi sırasında, yanlış hatırlamıyorsa yalnızca üç yönetim kurulu toplantısı yapıldığını söyledi.
Alkin, toplantıların yapılamamasını şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in yoğunluğuna bağladı. Hisse alım-satım süreçlerine katılmadığını savunan Alkin, bu işlemleri şirketin ilgili ekibinin gerçekleştirdiğini belirtti.
Kerem Alkin, şirketteki görevinin riskin erken saptanması komitesi çalışmalarını yürütmek olduğunu söyledi. Bu kapsamda 2025 Kasım ayında bir, 2026 yılında ise iki olmak üzere toplam üç rapor hazırladığını belirten Alkin, 2026 yılının ikinci yarısına ilişkin 54 sayfalık kapsamlı bir risk raporu hazırladığını kaydetti. Alkin, “Şirket hakkında kendi sorumlu olduğum alanda düzenlediğim raporlar dışında olağan dışı olan ya da anormal olan herhangi bir durum saptamadım” ifadelerini kullandı.
Ancak Alkin’in müdafii, söz konusu risk raporlarında menkul değerler, likit rasyosu ve ani çıkışlara ilişkin “çok detaylı uyarılar” bulunduğunu söyledi. Müdafii ayrıca, Kerem Alkin’in hazırladığı raporlarda “fonlardan toplu bir para çıkışı hâlinde şirketin sorun yaşayabileceğini” belirttiğini ifade etti. Söz konusu raporların belgelerinin de savcılık dosyasına sunulduğu belirtildi.
Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’de yaklaşık 16 ay bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapan Kerem Alkin, kendisinin ve çekirdek ailesinin borsada, sermaye piyasasında veya fonlarda herhangi bir yatırım gerçekleştirmediğini söyledi. Alkin ayrıca, “Sermaye piyasası hakkında yeterli bilgim bulunmamaktadır. Bundan dolayı da herhangi bir işlem gerçekleştirmemekteyim” beyanında bulundu.
Kerem Alkin’in müdafiinin savunmasında, Alkin’in şirketle fiziki ve kurumsal ilişkisine yönelik açıklamalar da yer aldı.
Müdafii, Kerem Alkin’in bağımsız yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle Tera Yatırım nezdinde “kartviziti, odası, mail adresi” bulunmadığını söyledi. Savunmada bunun Alkin’in şirket yönetimine karşı bağımsız ve mesafeli durmasının bir sonucu olduğu ileri sürüldü.
Kerem Alkin, Tera Yatırım yönetimine nasıl dahil olduğunu da anlattı. Alkin, Gürkan Parlakaç isimli kişiyi daha önceden tanıdığını, Parlakaç’ın 2025 Mayıs ayı sonunda kendisini arayarak Tera Yatırım’da bağımsız yönetim kurulu üyesi olmasını istediğini söyledi.
Alkin, teklif üzerine birtakım araştırmalar yaptığını ve ardından görevi kabul ettiğini belirtti.
Savcılık, iki şüpheliye de Tera Holding bünyesinde yatırım kararlarını kimlerin aldığı sorusunu yöneltti. Kerem Alkin, yatırım kararlarında yönetim kurulu başkanı, icradan sorumlu yönetim kurulu üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcılarını işaret etti. Şirketle ilgili kararların ise Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, genel müdür ve genel müdür yardımcıları tarafından alındığını söyledi.
Emre Alkin de hisse senedi kararları hakkında bilgisinin bulunmadığını savunurken, şirket alım ve satımı konusunda müzakereleri bizzat Emre Tezmen’in yürüttüğünü söyledi.
Emre Alkin, Tera Portföy Yönetim AŞ’de Temmuz 2026’da bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu belirtti. Alkin, yaklaşık iki aylık görev süresi için “Bir defa tanışma toplantısı yaptık. Sonrasında hiçbir yönetim kurulu toplantısı yapılmadı” şeklinde beyanda bulundu.
Alkin ayrıca şirketin imza sirkülerinde adının bulunmadığını ve 17 Eylül’de görevinden istifa ettiğini kaydetti.
Dosyada Alkin kardeşlerin akademik görevleri ile Tera Grubu arasındaki ilişkiler de ifadelerde yer aldı.
Emre Alkin, İstanbul Topkapı Üniversitesinin rektörü olduğunu ve çeşitli şirketlerde bağımsız yönetim kurulu üyelikleri yaptığını anlattı. Kerem Alkin ise aynı üniversitede iki bölümün dekanlığını yürüttüğünü söyledi.
Emre Alkin, Emre Tezmen ile ilk kez Tezmen’in üniversitenin mütevelli heyet başkan vekili olarak gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasında tanıştığını belirtti. Daha sonra Emre Tezmen ve Tera Grubu’ndan gelen mütevelli heyeti üyelerinin üniversitedeki görevlerinden ayrıldığını söyledi.
Emre Alkin’in ifadesinde Tera Grubu ile Doğa Sigorta arasında planlanan iş birliği de yer aldı. Alkin, Doğa Sigorta’nın da bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu, Nihat Kırmızı’nın hem Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı hem de üniversitenin mütevelli heyeti başkanı olduğunu anlattı.
Doğa Sigorta ile Tera Grubu arasında planlanan iş birliğine ilgili düzenleyici otoritenin onay vermediğini öğrendiklerini belirten Alkin, bunun üzerine henüz başlamamış olan iş birliğinin sona erdiğini söyledi.
Her iki şüphelinin müdafileri de müvekkilleri hakkında kendilerine gösterilmiş herhangi bir para transferi, SPK raporu veya MASAK raporu bulunmadığını savundu. Müdafiler ayrıca Alkin kardeşlerin görevlerinden önce veya sonra mal varlığı devri yapmadıklarını ve mal varlıklarında olağan dışı zenginleşme bulunmadığını ileri sürdü.
Soruşturma kapsamında, 1,4 milyar liradan 280 milyar liraya ulaştığı savcılık sorgusuna konu edilen piyasa değerinin hangi yatırımcı ve işlemlerle oluştuğu, fon çıkışına ilişkin risklerin şirket içinde ne zaman bilindiği, 54 sayfalık risk raporundaki uyarıların kimlere iletildiği, yönetimin bu uyarılara karşı hangi adımları attığı, hisse ve fon işlemlerinde karar mekanizmasının nasıl çalıştığı ve kriz dönemindeki peş peşe istifaların şirket içindeki gelişmelerle bağlantısının bulunup bulunmadığı soruşturmanın incelenen başlıkları arasında yer alıyor.