Tam Fransa’nın en prestijli edebiyat ödülüne aday olmuştu, romanını yapay zekada yazdığı iddia edilince ortalık karıştı

Haiti asıllı Kanadalı yazar Thélyson Orélien'in Haiti'den ayrılıp binbir güçlükle Kanada'ya ulaşan bir kişiyi anlattığı son romanı Fransa'nın en etkili edebiyat ödülü olan Goncourt'a adaydı. Ama yazarın kitabı yazmakta yapay zekadan yararlandığı iddia edilince ortalık karıştı.

Kültür Sanat 27 Eylül 2026
  • 10Haber news

Haiti asıllı Kanadalı yazar Thélyson Orélien, romanını tanıtmak üzere bu ay Fransa’ya geldiğinde, bu pek çok açıdan onun hayallerindeki turdu.

Orélien’in bir göçmenin Haiti’den kaçıp güvenlik arayışıyla bir düzine ülkeyi aşarak Kanada’ya uzanan sarsıcı yolculuğunu anlatan yeni kitabı “Ya O Olacaktı Ya Öldürülecektim” (It Was Either That Or Die) hakkında övgü dolu incelemeler kaleme alındı. Yazar televizyon programlarına konuk oldu ve prestijli edebiyat ödüllerinin adayları arasında gösterildi.

Ancak bu durum, bu haftaya kadar sürdü. Bazı sosyal medya kullanıcılarının elindeki yapay zekâ tespit programları, romanın büyük ihtimalle yapay zekâ yardımıyla yazıldığını değerlendirdi. Bu gelişme üzerine roman, Fransa’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden birinin değerlendirme listesinden çıkarıldı.

Orélien, yapay zekâ kullandığını reddetti; Fransız yayıncısı da yazarın romanı 2017’de yazmaya başladığını ve ilk taslağı, üretken yapay zekâ yazılımlarının ticari olarak piyasaya sürülmesinden yıllar önce, 2019’da tamamladığını belirtti.

Buna rağmen Orélien, küresel yayıncılık sektörünü sarsan ve edebiyatın, yazarların Paris’teki Ulusal Kahramanlar Anıtı Panthéon’a defnedilecek kadar el üstünde tutulduğu Fransa’da şok etkisi yaratan yoğun bir tartışmanın ortasında kaldı.

Fransız Edebiyat Dünyasını Sarsan Skandal

Yalnızca birkaç gün içinde yazarlar ve editörler televizyon ile radyo programlarını doldurarak yapay zekânın “edebiyatın sonunun başlangıcı” anlamına gelip gelmediğini tartıştı. Yayıncılar ise yapay zeka tespit araçlarının sınırları, yapay zekâ kullanımının ne kadarının kabul edilebilir olduğu ve okuyuculara nelerin açıklanması gerektiği konularıyla boğuştu.

Siyahi bir yazar olan Orélien’in ırkı ve kitabın göçmenleri ele alış biçimi nedeniyle hedef alınıp alınmadığı konusunda eleştirmenler ile yazarın savunucuları karşı karşıya geldi. Bu sırada Orélien’in önceki yazılarında da intihal yaptığı iddialarının ortaya atılması tartışmayı iyice alevlendirdi.

Cuma günü, Fransa’nın en yüksek edebiyat ödülünü veren Goncourt Akademisi, “güvenilir araştırmacılar ve gazeteciler tarafından yapılan analizlerin tutarlı bulguları” çerçevesinde, kitabın “büyük olasılıkla önemli ölçüde yapay zekâ ürünü olduğunu” belirterek romanı aday listesinden çıkardı.

Akademi sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Amaç net bir mesaj vermektir; yapay zekâ tarafından üretilen metinlerin oluşturulmasını hiçbir şekilde desteklemediğimizi ve onaylamadığımızı vurgulamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Fransız yayıncısı aracılığıyla bir açıklama yapan Orélien, “Üslubum tartışılabilir ancak üslup tekniklerimi yapay zekâ kanıtı olarak sunmanın edebi eleştiriyle hiçbir ilgisi yoktur” dedi.

Bu hafta Paris’te katıldığı bir edebi etkinlikte France Inter radyosuna konuşan Orélien, “Suçluluk duyacak hiçbir şey yapmadım” dedi ve ekledi: “Bu romanın verdiği mesajın herkesin hoşuna gitmeyeceğini biliyordum.”

Fransız yayın evi Grasset, Salı günü yaptığı açıklamada “kötü niyetli” suçlamalara “şiddetle karşı çıktığını” ve yazara olan “sonsuz güvenini” yinelediğini belirtti.

Ancak kitabı ilk keşfeden prestijli Quebec yayıncısı Les Éditions du Boréal, Perşembe günü şu açıklamayı yaptı: “Gelinen bu aşamada yazarın karşı karşıya olduğu iddiaları doğrulamamız veya yalanlamamız imkânsızdır; bu şartlar altında aceleci sonuçlara varmamak büyük önem taşımaktadır.”

Yayın evi, yazara duyduğu endişe nedeniyle tanıtım faaliyetlerini askıya aldığını ve ilk taslaklardan oluşan bir dosya hazırlamasına yardımcı olduğunu bildirdi.

Anonim Hesaptan Doğan Suçlamalar

Tartışma, muhafazakâr bir günlük gazete olan Le Figaro’da köşe yazarı olan bir gazetecinin yönettiğini sonradan açıkladığı, az takipçili ve anonim bir sosyal medya hesabından ortaya atılan iddialarla başladı.

Haziran ayında açılan ve bu ay paylaşım yapmaya başladığı anlaşılan hesap, gazete tarafından geniş kitlelere duyuruldu. Hesap, Orélien’e odaklanmadan önce detay vermeksizin birkaç kişiyi daha yapay zekâyı aşırı kullanmakla suçlamıştı.

Köşe yazarı Samuel Fitoussi verdiği bir röportajda, suçlamalarda siyasi bir amacı olmadığını, okuyuculardan gelen uyarılardan sonra kitabı Pangram adlı yapay zekâ tespit aracından geçirdiğini söyledi. Gazetedeki köşesindense anonim bir hesaba daha çok güvenileceğini düşündüğünü belirtti.

Fitoussi, “Tartışmayı bu kişi üzerinden değil, yapay zekâ destekli metinler ve yapay zekânın artık edebi ödüller kazanabilecek seviyeye geldiği konusunda farkındalık yaratmak için başlatmak istedik” dedi.

Üç Yapay Zekâ Tespiti ve Çelişkili Sonuçlar

Uzmanlar, yapay zekâ dedektörlerinin içeriğin doğrulanmasına yardımcı olabileceği ancak bir metnin kaynağı konusunda nihai sözü söylemekte yetersiz kaldığı hususunda hemfikir. Birçok araç yapay zekâ katılımının boyutunu ayırt edecek kadar gelişmiş değil; yine de bazıları tahmini bir yüzde sunabiliyor.

Üç farklı yapay zekâ tespit aracı ve birkaç bağımsız uzman, Orélien’in kitabında belli bir oranda yapay zekâ kullanılmış gibi göründüğü değerlendirmesinde bulundu.

Çoğu uzmana göre bu alanda standart kabul edilen Pangram, kitabın 34 bölümünün tamamının yazımında yapay zekânın rol oynadığı konusunda yüksek güven bildirdi. Bir diğer araç olan GPTZero da Pangram ile aynı sonuca ulaştı.

Pangram’ın icra kurulu başkanı Max Spero, aracın Fransızca metinlerdeki yanlış pozitif oranının —yani insan elinden çıkmış bir metni hatalı şekilde yapay zekâ üretimi olarak etiketleme durumunun— yüzde 0,0026, yani 38,000’den fazla metinde yalnızca bir olduğunu ifade etti.

Pangram’ın doğruluğu konusunda bazı eleştirilerle karşılaşan Spero, bu oranı doğrulayacak bağımsız bir çalışma olmadığını kabul ediyor. Ayrıca İngilizce, çoğu tespit servisini eğitmek için kullanılan baskın dil olduğundan, uzmanların İngilizce dışındaki metinlere verilen kararlara güveni daha düşük.

Yapay zekâ üzerine çalışan Fransız araştırmacı Thierry Poibeau, “Bu vakada yapay zekâ kullanılmış olması muhtemel” dedi. “Yine de kesin bir şey söylemek zor ve sonuçtan tamamen emin olamayız.”

Kurucu ortağı eski bir profesyonel İngilizce-Fransızca mütercim olan Winston adlı aracın değerlendirmesi ise Pangram ve GPTZero’ya kıyasla daha belirsizdi. Winston, kitabın farklı bölümlerinin insan yapımı olma olasılığını yüzde 12 ila yüzde 66 arasında değişen oranlarda buldu; teşekkür sayfası ise yüzde 100 insan yapımı olarak değerlendirildi.

Tespit araçlarını araştıran Carnegie Mellon Üniversitesi profesörü ve anadili Fransızca olan Brian Jabarian, Orélien’in “bir şekilde yapay zekâ kullandığını” belirterek, metinde yapay zekânın sıklıkla başvurduğu kalıpları görmenin “oldukça şaşırtıcı” olduğunu söyledi.

Geçmiş Yazılarda İntihal Suçlamaları

Tartışmalar, Orélien’in diğer eserlerinin de mercek altına alınmasına yol açtı.

Salı günü, ulusal kamu radyosu Radio Canada, Orélien’in 2012 ve 2013 yıllarında Fransız ve Kanadalı haber sitelerinde yayımlanan dört köşe yazısında intihal yaptığını duyurdu. Ayrıca yazarın 2012’de ödül kazanan “Où va le monde” adlı kısa öyküsünün bazı bölümlerinin, 1960’ta yayımlanan “Le Matin des Magiciens” adlı Fransızca kitaptaki kısımlarla benzerlik taşıdığı aktarıldı.

Kanada gazetesi La Presse, bu köşe yazılarından birinin üstüne şu notu ekledi: “Bu metin yayımlandıktan sonra, yazarının intihal yaptığı anlaşılmıştır.”

Orélien yorum taleplerine yanıt vermezken; Quebec’teki yayıncısı intihal iddialarının “endişe verici” olduğunu açıkladı.

Geleceğin Yazarlık Tanımı Değişiyor mu?

Orélien’in bir lise öğretmeninin çetelerden kaçışını, Darién Geçidi’ni ve Amerika Birleşik Devletleri’ni aşan yolculuğunu anlatan kitabı, daha yayımlanmadan Fransız edebiyat çevrelerinde konuşulmaya başlanmıştı. Fransa’da haftalar içinde 54,000’den fazla satan kitap, övgü dolu eleştiriler ve ödüller kazandı.

Roman Goncourt Ödülü adaylığından çıkarılmadan önce, jüri başkanı Philippe Claudel, “bir yazarın adının bu şekilde yem olarak ortaya atılmasından” endişe duyduğunu belirtmişti. Claudel; Orélien’in “çok satan, Fransızca konuşan bir yabancı, Siyahi ve göç hakkında yazan bir isim” olmasının tartışmaları körükleyebilecek unsurlar olduğuna dikkat çekmişti.

38 yaşındaki Orélien, Haiti’nin Gonaïves kentinde muhasebeci bir baba ve terzi bir annenin çocuğu olarak orta sınıf bir ailede büyüdü. Bu yıl verdiği bir röportajda, 2010 yılında 200.000’den fazla kişinin ölümüne ve evinin yıkılmasına yol açan depremin ardından Haiti’den ayrılarak akrabalarının ve vizesinin bulunduğu Kanada’ya nasıl gittiğini anlatmıştı.

Aralarında tanınmış yazar Virginie Despentes’ın da bulunduğu bazı önde gelen isimler Orélien’i savundu. Despentes, popüler bir akşam televizyon programında yazarların yapay zekâyı tespit etmek için tasarlanmış sistemlere bile hesap vermek zorunda olmadığını söyledi: “Thélyson Orélien kendini kanıtlamak zorunda değil.”

Başka bir büyük radyo programında, yapay zekânın kültür üzerindeki etkilerini inceleyen akademisyen Alexandre Gefen, yazarları bu teknolojiyi kucaklamaya çağırdı: “Edebiyat, yazara gökten inen saf bir ilhamdan ibaret değildir. Sormamız gereken soru bu değil; asıl soru, kitabın iyi olup olmadığıdır.”

Bu fikir, üretken yapay zekâya direniş çağrısı yapan “Sanctuaries” romanının yazarı Abel Quentin’i rahatsız etti. Quentin aynı programda, “Yapay edebiyat kendi içinde bir çelişkidir” dedi.

Yapay zekânın kendi eserlerini eğitmek ve Amazon’da “parazit kitaplar” üretmek için kullanılmasına karşı uyarıda bulunan yayıncılar, bu duruma nasıl tepki vereceklerini bilemiyor. Quentin’in yayıncısı Éditions de l’Observatoire gibi bazı kurumlar sert bir tutum sergileyerek, kitaplarına basılmak üzere “%100 insan elinden çıkma” eserleri garanti eden “Sanctuary” adında yeni bir etiket duyurdu.

Şirketin kurgu editörü Emma Saudin, yazarlarının beyin fırtınası, kurgu veya yazım aşamasında yapay zekâ kullanmadıklarına dair sözleşme imzalamak zorunda kalacaklarını belirtti: “Görünüşe göre en başından itibaren aynı fikirde olmamız gerekiyor. Ben bir insan tarafından yazılmış kitaplar yayımlamak istiyorum.”

Yayıncılar Birliği Genel Direktörü Renaud Lefebvre, üyelerine bir yapay zekâ etik kuralı ve sözleşmelere eklenebilecek “bir eseri üretmek için hiçbir yapay zekânın kullanılmayacağını” şart koşan maddeler tasarlamada yardımcı olduklarını söyledi. Ancak “%100 insan” etiketi fikrinden endişe duyduğunu belirtti: “İnsan olduklarını söylemek insanlara düşmez. Yapay olduğunu söylemek yapay olana düşer.”

Allary Editions’ın kurucusu Guillaume Allary ise yazarların yapay zekâ kullanmasını yasaklamanın, arama motorlarını yasaklamaktan farksız olduğunu savundu.

Allary, “Yazarın ne olduğunun yeniden tanımlandığı bir dönemin başındayız” diyerek, Rönesans sanatçılarının dev ekiplerle çalışması gibi yazarların da yapay zekâyı kullanmaya başlayacağını söyledi. Bu yeni anlayışın, “tek başına kalemiyle baş başa kalan romantik yazar imajını” ortadan kaldıracağını belirtti.

Allary şimdilik net bir çözüm görmüyor: “Okuyucu ile yazar arasındaki sözleşme netleşmediği sürece skandallar yaşanmaya devam edecek.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.