Uzmanlar hareketsiz yaşam, değişen beslenme alışkanlıkları ve artan ekran süresinin çocuklarda obezite riskini artırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye, çocukluk çağı obezitesinde küresel düzeyde üçüncü, Avrupa’da ise ilk sıraya yerleşti.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileri ve uzmanların uyarıları, kentleşme, değişen beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın çocukların hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı üzerindeki etkisinin giderek arttığına işaret ediyor.
Cumhuriyet’e konuşan diyetisyen Gürkan Hınız, çocukluk çağı obezitesindeki artışta genetik faktörlerin tek başına belirleyici olmadığını, modern gıda endüstrisi ve değişen yaşam tarzının önemli rol oynadığını söyledi.
Toplumda “tombul çocuğun sağlıklı çocuk olduğu” yönündeki algının da sorunu büyüttüğünü belirten Hınız, “Maalesef Türk toplumunda halen ‘tombul çocuğun sağlıklı çocuk’ olduğu yönünde nesilden nesile aktarılan yanıltıcı bir algı var. Geleneksel, sebze ağırlıklı Türk mutfağı yemekleri azalırken pratik ve tehlikeli fast-food kültürü arttı” dedi.
Ekran süresi arttıkça hareket azalıyor
Çocukların ekran karşısında geçirdiği sürenin artması da obeziteyi besleyen faktörlerden biri. Hınız, uzun süre hareketsiz kalan çocuklarda kasların yeterince çalışmadığını ve alınan enerjinin kullanılamadığını belirtti.
Ekran karşısında yemek yemenin açlık ve tokluk sinyallerinin algılanmasını da zorlaştırdığını söyleyen Hınız, farkında olmadan tüketilen atıştırmalıkların karaciğer yağlanmasına ve kan şekeri dengesinin bozulmasına yol açabileceğini ifade etti.
Ailelerin çocukların beslenmesine yönelik aşırı baskıcı veya kısıtlayıcı tutumlarının da ters etki yaratabileceğini vurgulayan Hınız, sürekli “ye” ya da “yeme” şeklindeki müdahalelerin çocuğu duygusal bir savunmaya itebileceğini söyledi.
Okul kantinlerindeki denetimlerin ve ürün çeşitliliğinin henüz yeterli olmadığını savunan Hınız, işlenmiş gıdaların yerine sağlıklı alternatiflerin yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti.
Obezite ilerleyen yaşlarda hastalık riskini artırıyor
Çocukluk çağındaki aşırı kilonun etkileri ilerleyen yaşlarda da devam edebiliyor. Hınız, obezitenin tip 2 diyabet, hipertansiyon, damar sertliği, eklem ve üreme sağlığı sorunlarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.
Sorunun psikolojik boyutuna da dikkat çeken Hınız, kilo problemi yaşayan çocukların maruz kaldığı akran zorbalığının yeni bir kısır döngü yaratabildiğini söyledi.
“Zorbalığa uğrayan çocuk, yaşadığı stresi bastırmak için yine yüksek enerjili gıdalara sarılıyor” diyen Hınız, stres altında salgılanan kortizol hormonunun da kilo alımını hızlandırabileceğini belirtti.
İnsülin direncinin belirtilerine dikkat
Obeziteyle birlikte dikkat edilmesi gereken sorunlardan biri de insülin direnci. Vücudun kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı duyarlılığının azalmasıyla ortaya çıkan bu durum çoğu zaman belirgin bir şikayete yol açmadan ilerleyebiliyor.
İç hastalıkları uzmanı Dr. Emrah Turunç, bel çevresinde genişleme ve sık acıkmanın yanı sıra yemeklerden sonra ortaya çıkan uyku hali ve tatlı krizlerinin insülin direncinin işaretleri arasında olabileceğini söyledi.
Turunç, ciltte koyulaşma, kan yağlarındaki değişiklikler ve gizli şeker açısından da dikkatli olunması gerektiğini belirtti.