Bu haftaya da damga vuran fon skandalı hakkında konuşan Yeni Parti lideri Özgür Özel kendi iktidarlarında böyle bir kriz yaşanmasının mümkün olmadığını söyledi. "Yerli ve milli bir ponzi alanı tanımlamışlar ve orada şakalaşa şakalaşa milletin geleceğini kararttılar" dedi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel Ekonomim gazetesinin sorularını yanıtladı.
Özel Türkiye’de ekonominin asgari ücret ve döviz kuru olmak üzere iki büyük açmazı olduğunu söyledi.
Özel “Dile getirdiğiniz sorunların üstesinden nasıl gelmeyi düşünüyorsunuz? Planlamayla mı başlayacaksınız” sorusuna karşılık şöyle konuştu:
“DPT gibi, Türkiye Planlama Kurumu’nu kuracağız. Türkiye Planlama Kurumu baştan aşağıya DPT’nin ruhuyla ama çağın gereklerine uygun olarak, yüksek teknolojiyi kullanarak yapay zekanın olanaklarıyla aylar yıllar sürecek analizleri, çok hızlı yapabilecek çağdaş bir Türkiye Planlama Kurumu’nu oluşturmak birinci hedefimiz. İkincisi hem tarımda hem yatırımda doğru hedeflere doğru yönlendirme yapmak için kamunun burada rol alması, inisiyatif kullanması gerekiyor. Özellikle Türkiye’nin tekstil meselesine ayrı bir yerden yaklaşmak gerekiyor.”
Özel “Enflasyonu nasıl indireceksiniz” sorusuna karşılık şunları söyledi:
“Enflasyon maalesef dünya tarihinin en büyük servet transferine dönüştü. Hepimizin cebindeki para belli bir kesimin cebine aktarıldı ve bir seçim kazanmak uğruna Türkiye yüksek enflasyonla tanıştı. Bizim bu yüksek enflasyonla nasıl mücadele edileceğini bilen, konusunda çok iyi yetişmiş kadrolarımız var. Türkiye’de enflasyonla mücadele konusunda dünyanın yaptığı doğruları yapma konusunda liyakatli kadrolar var ve göreve hazır. Ama siyasi iradenin bir huzur vermesi, önünü açması, rahat vermesi lazım. Mehmet Şimşek’in gelip uygulamaya başladığı birçok yönüyle eleştirilebilecek ama belli bir süre için anti-enflasyonist program noktasında tam sonuç almaya yönelik göstergeler varken 19 Mart darbesi geldi ve dünya kadar rezerv yakıldı. Maalesef Mehmet Şimşek de ‘Bu rezervler bu günler için biriktirildi’ diyerek darbenin finansörü olarak işin finans boyutunu üstlenmiş oldu.”
İki haftaya damgasını vuran skandalı hakkında da konuşan Özel “İktidarda olsanız fon krizini nasıl yönetirdiniz” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Biz iktidarda olsaydık böyle bir fon krizi olmazdı. Belli bir süredir bu piyasalardaki manipülasyonlara, bu tip kötü niyetli organizasyonlara karşı zaten hükümet uyarılıyordu. Uyarılar bir yıldır çok açık ortadayken düzenlemeleri ağustos ayına kadar bıraktılar ve bu iyi niyetli bir bırakma değildi. Esas olarak bu düzenlemelerle artık oyunu eskisi gibi oynayamayacaklarını gördüler. Bu kurdukları, var ettikleri, köpürttükleri, büyüttükleri fonu vatandaşın sırtına bıraktılar ve kaçtılar. Doğru piyasa düzenlemelerini yapmak lazım. 2008 yılında Amerika’da bu yaşandı ve Amerika buna karşı tedbiri aldı. Türkiye’deki fon 940 kat büyümüş kapalı dönemde. Bir efsane olarak da bu fon yönetim şirketleri konuşuluyor. Maalesef burada işin iki yönüyle de en çok bu işin mağdurlarının AK Parti’ye yakın seçmen olduğu söyleniyor. Faiz yerine diğer yatırım araçlarına yönelen bir seçmen olarak söyleniyor.
Bunu da anlıyoruz ve bu da çok üzüntü verici. Seçmen, böyle bir duyguyla yöneldiği fonda dolandırıldı. Bu asrın dolandırıcılığı. Siyasetten isimlerle anılan fon yöneticileri var. Kendileri için yerli ve milli bir ponzi alanı tanımlamışlar ve orada kendi kendilerine şakalaşa şakalaşa milletin geleceğini kararttılar. Madoff’ta yapıldığı gibi geriye gitmek lazım. Kapalı dönemde kim kazandı? Açık dönemde kim kazandı? Kim ne para koydu, ne kadar koydu? Herkese koyduğu parayı geri verip, orada elde ettiği fahiş karları tahsil edip, fona koyup ondan sonra fona yatırım yapanlara bölüştürmek lazım. Madoff krizi Amerika’da bu şekilde çözüldü. İki şey oldu. Bir, mağduriyet minimize edildi. İki, benzer facialar, felaketler yaşanmamaya başladı. Çünkü yanına kar kalmayacağını biliyor artık oradaki yatırımcı. Bu konuda Sayın Ümit Özlale’nin imzasıyla 11 ekonomist arkadaşın dört gündür çalıştıkları 15 maddelik bir kanun teklifini Meclis’e sunduk. Bütün partilerin incelemesine sunuyoruz. Biz bu kanun teklifini diğer partilerle görüşeceğiz. Kabul edilmesi noktasında 1 Ekim günü Meclis açıldıktan sonra ilk geçirilecek kanun olarak görüşülmesini önereceğiz. Bizim teklifimiz hemen gündeme gelip kanunlaştırılabilir.”