Cumhurbaşkanının 3.188.644 kez görüntülenen Instagram paylaşımı

30 Eylül 2026

Önceki akşam mizah sanatçısı Deniz Göktaş’ın tahliyesi ile ilgili haberleri izlerken, içimden şöyle bir duygu geçti:

“Bu Cumhurbaşkanının iftira ve hakaretlere karşı korunmasını tartışmak için çok iyi bir fırsat olabilir.”

Bunu da kendi açımdan tartışmaya başlayayım dedim.

İlk sözüm şu… 

Cumhurbaşkanına hakaret edilmemesi gerektiğine samimi olarak inananlardanım. 

Sadece Cumhurbaşkanına değil, kimseye hakaret edilmemeli.

Cumhurbaşkanı iftira ve hakarete karşı nasıl korunur?

Cumhurbaşkanı halkın yüzde 52 oyuyla seçilip o koltuğa oturmuş bir insan ve Türkiye Cumhuriyet Devletini temsil ediyor.

O zaman şunu sormalıyız.

Bir Cumhurbaşkanı iftira ve hakaretlere karşı nasıl korunmalıdır?

Sadece insanları hapise atarak mı?

Onun kendi sözleriyle bile suç kabul etmediği bir şeyi suç haline getirerek mi.

Deniz Göktaş’ın tahliyesi bize bu konuyu ciddi ve demokratik biçimde tartışma fırsatı verdi.

Umarım bunu da kaçırmayız…

İlk aklıma gelen 2022’de yaptığı bir konuşmaydı

Bunları düşünürken, aklıma Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir Instagram paylaşımı geldi.

29 Nisan 2022 günü Instagram’a yüklenmiş.

Yükleyen de AKP…”

Instagram’da bir “Shorts” paylaşımı bu.

Yani bir konuşmasından alınan kısa bir bölüm.

Altında da şu ifade var:

“Tayyip Erdoğan diktatör olacak, sen meydanlarda dolaşacaksın öyle mi…”

Kılıçdaroğlu’na bakarak söylemişti bu sözü

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği toplantısında yaptığı bir konuşma bu.

Bu sözleri, ön sıralarda oturan dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na söylüyor.

Söylediği özetle şu:

Bazıları bana diktatör diyor. Ben diktatör olacağım, sen böyle rahatlıkla dolaşacaksın öyle mi…

Buna benzer bir başka konuşmasında da şunu diyordu:

Bir lider diktatör olsa, biri ona diktatör dese, anında içeri alırlar…

Deniz Göktaş dışarı çıkarken o paylaşımı neden hatırladım?

Cumhurbaşkanı o sözlerinde çok da haklıydı.

Bir siyasetçi 24 yıl boyunca 13 kere seçim kazanıp o koltuğa oturmuşsa, ona diktatör demek doğru değil.

Cumhurbaşkanı da tahmin ediyorum o gün, arkasındaki bu seçim zaferlerine dayanarak büyük bir özgüvenle o sözleri söylüyordu.

Manası açıktı.

Bana diktatör diyenler içeri alınmıyorsa, burası bir diktatörlük değil, ben de diktatör değilim. 

Bence, Deniz Göktaş’ın tahliyesi, Cumhurbaşkanının 6 yıl önce söylediği bu sözlerin doğrulaması olarak kabul edilmeliydi.

O nedenle savcı tahliyesini isteyerek, hakim de tahliye kararı alarak doğru bir iş yaptılar.

Ali Poyrazoğlu durup dururken niye bu palyaço şiirini yazdı

Türkiye’nin en ünlü komedi sanatçılarından biri olan Ali Poyrazoğlu uzun süredir sessizdi.

17 Eylül günü “Yönelim” adlı Kültür ve sanat sitesinde bir yazı yayınladı.

Benim için sürpriz oldu.

Yazı Aydınlı şair ve resim öğretmeni Ayhan Kırdar’ın küçük bir şiiri ile başlıyor.

Onun “Palyaço” adlı şiirinden aldığı dizeler şunlar:

Ben kaybettim siz kazandınız, cebimdeki son kahkahayı da aldınız

“Bir çift zar gibi bana baktınız

Ben kaybettim siz kazandınız

Bu yüzden hüzünlüdür yüzüm resimlerde

Cebimdeki son kahkahayı da aldınız..”

Cebimdeki son kahkahayı da aldınız sözü çok dokundu bana

Hiç bilmiyordum bu dizeleri ve “Cebimdeki son kahkahayı da aldınız” sözü çok koydu bana.

Ali Poyrazoğlu siyasi bir kişilik değil.

Ama öyle tahmin ediyorum ki durup dururken bu yazıyı yazarken, aklında Deniz Göktaş vardı.

Sanki bir sanatçı dayanışması gibi geldi bana.

Biz bir Akdeniz ülkesiyiz.

Neşeli insanlarız.

Gülmekten ve güldürmekten kimseye zarar gelmez.

Ama neşemizi kaybetmekten hepimiz zarar görürüz.

Ali Poyrazoğlu bize millet olarak neşemizi bulduran büyük sanatçılarımızdan.

Deniz Göktaş savunmasında mizahın ‘demir kanununu’ açıkladı

Deniz Göktaş’ın önceki gün Mahkemede yaptığı savunma bana göre Türk siyaset ve mizah tarihine şimdiden geçti.

Konuşmasında mizahın “Demir kanunu” hepimize hatırlattı.

Kendi sözlerinin Cumhurbaşkanına hakaret olmadığını, insanların buna sadece güldüğünü söyledikten sonra mizah tarihine geçen şu sözü söyledi:

“Diktatör’ ifadesi bir hakaret değil, siyasi bir nitelemedir. Başka bir sanatsal üretimde otokrat denebilir, bir komedyen gösterisinde demokrat diyebilir, benden daha çok güldürebilir. Yazılan metnin ve sanatçının üslubuna göre seçilen kelimeler değişebilir.”

Mizahın bir başka demir kanunun da şudur.

Hangi kavram olursa olsun her gülüş ve siyasetçinin o gülmelere hoşgörüsü onu sempatik yapar. 

Hoşgörüsüzlük ise tam aksi etki yaratır.

Mizahçı her kelimeye kendi istemediği manayı verme gücüne sahiptir

İşte bu mizahın demir kanunudur.

Mizahçı her kelimeye, her kavrama tamamen zıddı bir anlamı yükleyebilir.

Bu, ona Tanrı tarafından bahşedilmiş büyük bir süper güçtür.

Şimdi düşünün;

Kimsenin kaygılanmasına gerek yok. 

Sadece mizah olur.

İnsanlar ona da başka şeylere de güler.

Aynı espriyi Fransa’da Macron için de yapsalar insanlar güler

Aynı tür espirileri  Fransa’da bir sanatçı Cumhurbaşkanı Macron için yapsa orada da gülerler.

Hepimiz için en güzeli, hep birlikte gülebilmemizdir.

Bir zamanlar Demirel’i, Erbakan’ı, Özal’ı, Ecevit’i hep birlikte aynı espirilere gülebiliyordu.

Gülen ve hepimizin yüzünü güldüren bir Türkiye yaratmak  güçlü bir siyasetçinin en büyük seçim zaferinden bile daha büyük bir başarıdır.

Cumhurbaşkanı gerçek gücünü nereden alıyor?

Bizim sistemimizin adı “Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi…”

“Güçlendirilmiş”   Cumhurbaşkanı tarafından yönetilen bir ülkeyiz yani.

O “Güçlü Cumhurbaşkanı” gücünü nereden alıyor?

Sadece Anayasa’dan mı…

Evet ama aynı zamanda  arkasındaki kazandığı 13 seçimden de…

Dünya siyasi tarihinde çok az siyasetçiye nasip olan bir başarıdır bu.

Bence Cumhurbaşkanına korumayı sağlayan en güçlü zırh işte budur. 

Böyle güven verecek bir zırh varken, Cumhurbaşkanını mizahçıların küçük espirilerine  karşı koruyacak bir kalkana ihtiyacı yok.

Fon skandalı ile ilgili bütün gerçekleri ne zaman öğrenebileceğiz?

Herkes soruyor:

Bu fon skandalında gerçekten “Dibine kadar” gidilecek mi?

Yani bütün gerçekler ortaya çıkacak mı?

Kısa vadede ne olacak bilemem.

Ama orta ve uzun vade için kesin cevap var.

Söyleyen de Aydın’ın Didim ilçesinden bilge bir hemşerimiz.

Yani Antik Çağ’ın Milet şehrinden.

Yunan Felsefesinin en önemli isimlerinden Thales’e atfedilen bir cümle.

Didimli bir hemşirenin ‘Fon gerçeği ne zaman ortaya çıkar’ sorusuna cevabı

Thales’e atfedilen söz şudur:

“Kendini bil…”

Antik Yunan düşünürlerle ilgili bilgileri bize aktaran Diogenes Laertios, oradan çıkarak Thales’e şu sözleri mal eder: 

(*) “Varlıkların en eskisi Tanrı’dır, çünkü doğmamıştır.” 

(*) “En güzeli dünyadır, çünkü Tanrı’nın eseridir.”

(*) “En büyüğü mekândır, çünkü her şeyi içine alır.” 

(*) “En hızlısı düşüncedir, çünkü her yere ulaşır.”

(*) “En güçlüsü zorunluluktur, çünkü her şeye üstün gelir.” 

(*) “En bilgesi zamandır, çünkü her şeyi açığa çıkarır.”

İçiniz rahat olsun. 

Bugün olmazsa, yarın, 

Yarın  olmazsa, öbür gün “Fon skandalı” ile ilgili son durak burasıdır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.