İkarus’tan Fon Krizine

3 Ekim 2026

Günümüzde yaşanan fon krizinin nedenlerini henüz bütün yönleriyle bilmiyoruz. Ancak ilk bakılması gereken yerlerden biri denetim mekanizmasıdır. Denetim yetersiz miydi? Yoksa denetim sorunları ortaya çıkardığı halde, bu sorunların üzerine zamanında gidilmedi mi?

Finansal krizlerin nasıl ortaya çıktığını anlamak için bazen ekonomi kitaplarından değil, öykülerden de yararlanabiliriz. Çünkü yüzyıllar önce anlatılan bazı öyküler, bugün finansal sistemlerde karşılaştığımız aşırı güven, sistemik risk, karmaşıklık ve yanlış teşvik gibi sorunları şaşırtıcı biçimde açıklayabiliyor.

İkarus’un Kanatları: Aşırı Güven ve Risk

Daidalos, oğlu İkarus ile Girit Adası’nda hapsedildiği yerden kaçmak için kuş tüyleri ve balmumu kullanarak kanatlar yapar. Uçmadan önce oğlunu uyarır: Çok alçaktan uçulursa denizin nemi kanatları ağırlaştırabilir. Çok yüksekten uçulursa güneş balmumunu eritebilir.

Ancak İkarus uçmanın heyecanıyla babasının uyarısını unutur. Giderek yükselir, güneşe yaklaşır. Balmumu erir, kanatlar parçalanır ve İkarus denize düşer.

Fon krizinde de benzer bir dinamik ortaya çıkmış olabilir. Piyasalar yükselirken yatırımcıların risk iştahı arttı. Getiriler yükseldikçe daha fazla risk almak makul görünmeye başladı. İyi niyetli yatırımcı, denetim mekanizmasına güvendiği için aldığı riskin gerçekten kontrol altında olduğunu düşünüyordu.

Böylece sorun yalnızca risk almak olmaktan çıktı; alınan riskin artık risk olarak görülmemesine dönüştü.

Pandora’nın Kutusu: Sistemik Risk

Yunan mitolojisinde Zeus, Pandora’ya açmaması gereken mühürlü bir kutu verir. Pandora merakına yenilip kutuyu açtığında kötülükler dünyaya yayılır. Kutunun yeniden kapatılması mümkün olsa da ortaya çıkanları geri almak kolay değildir.

Finansal sistemlerde de güven kaybı buna benzer bir etki yaratabilir. Finansal piyasalar birbirine bağlıdır. Fon krizinde ortaya çıkan sorunların ve güven kaybının başka fonları ve piyasaları da etkilemesi, bu bağlantının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle finansal krizlerde kaybedilen yalnızca para değildir. Güven de kaybedilir. Güveni yeniden tesis etmek ise çoğu zaman zararın kendisini telafi etmekten daha uzun sürer.

Pandora’nın kutusunda geriye umut kalmıştı. Ancak finansal piyasalarda umut tek başına bir risk yönetimi stratejisi değildir.

Babil Kulesi: Karmaşıklık

Babil Kulesi öyküsünde insanlar Tanrı’ya ulaşmak amacıyla devasa bir yapı inşa eder. Yapı yükseldikçe kibirlenirler. Bunun üzerine Tanrı, bu kibirli tavırlarını cezalandırmak için dillerini ayırır. İnsanlar birbirlerini anlayamaz hale gelir ve yapı tamamlanamaz.

Finans dünyası da benzer bir karmaşıklık sorununa son derece açıktır.

Fonların içine başka fonlar, onların içine borçlanmalar, türev ürünler ve farklı finansal araçlar yerleştirildikçe yapı giderek karmaşıklaşır. Bir noktadan sonra yatırımcı, denetçi, derecelendirme kuruluşu ve fon yöneticisi aynı yapıya baksa bile aynı riski görmeyebilir.

Sorun yalnızca kimsenin riski görmemesi değildir. Daha tehlikeli ihtimal, herkesin kendi açısından doğru bir şey görmesi ancak bütünün taşıdığı riski kimsenin tam olarak görememesidir.

Kobra Etkisi: Yanlış Teşvik

Öyküye göre İngiliz sömürge yönetimi Delhi’deki kobraların sayısını azaltmak için ölü kobra getirene ödül vermeye başlar. İnsanlar ödül kazanmak için kobra yetiştirmeye yönelir. Ödül kaldırılınca yetiştirilen kobralar doğaya salınır ve sorun daha da büyür.

Bu öykünün finansal sistem açısından verdiği ders basittir: Kurallar yalnızca neyi yasakladıklarıyla değil, neyi teşvik ettikleriyle de değerlendirilmelidir.

Finansal düzenlemeler belirli bir riski azaltmaya çalışırken, başka bir davranışı teşvik ederek yeni bir risk yaratabilir.

Dolayısıyla sorulması gereken soru yalnızca “Kural var mı?” değildir. Asıl soru, kuralın piyasa aktörlerini nasıl davranmaya teşvik ettiğidir.

Devekuşu Etkisi: Denetimin Sonuçları Uygulanmadığında

Devekuşu etkisi, insanların olumsuz, stres yaratan veya hoşlarına gitmeyen bilgileri görmezden gelme ya da onlardan kaçınma eğilimini ifade eder.

Finansal sistem açısından bu etkinin daha kurumsal bir karşılığı olabilir: Sorunları görmek ile sorunların gereğini yapmak aynı şey değildir.

İzlanda’nın üç büyük bankası 2000’li yıllarda olağanüstü bir hızla büyüdü. 2007 sonunda bu bankaların toplam varlıkları ülke GSYH’sinin yaklaşık dokuz katına ulaşmıştı. Bankacılık sistemindeki kırılganlıklara ilişkin uyarılar ve denetim tartışmaları mevcut olmasına rağmen, büyümenin yarattığı riskler yeterince sınırlanamadı. 2008 küresel finansal krizinin ardından ülkenin üç büyük bankası kısa süre içinde çöktü.

İzlanda deneyimi, finansal sistem büyürken yalnızca sermayenin ve işlem hacminin değil, denetim kapasitesinin ve risk yönetimi kapasitesinin de aynı ölçüde güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Finansal sistem büyürken denetim ve risk yönetimi kapasitesi de büyümelidir.

Kıssadan Hisseler

İkarus bize aşırı güvenin ve kontrolsüz risk iştahının tehlikesini hatırlatıyor. Pandora’nın kutusu, finansal sistemlerde güven kaybının nasıl yayılabileceğini düşündürüyor. Babil Kulesi, karmaşıklığın riskleri görünmez hale getirebileceğini gösteriyor. Kobra etkisi, yanlış tasarlanmış teşviklerin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini anlatıyor.

Devekuşu etkisi ise belki de en önemli soruyu önümüze koyuyor: Bir riski görmek ile o risk karşısında harekete geçmek arasında ne kadar mesafe var?

Bu nedenle bugün yaşanan fon krizinde sorulması gereken sorular yalnızca “Ne oldu?” ile sınırlı olmamalı. Hangi riskler alındı? Bu riskler neden zamanında görülmedi? Görüldüyse neden müdahale edilmedi? Denetim mi yetersizdi, yoksa denetimin ortaya çıkardığı sorunların gereği mi yapılmadı? Kurallar gerçekten riski azaltıyor muydu, yoksa riskin daha karmaşık bir biçimde görünmez hale gelmesine mi neden oluyordu? Finansal sistemlerde mesele yalnızca denetim yapmak değildir. Asıl mesele, denetimin ortaya çıkardığı sonuçlara göre önlemleri zamanında ve eksiksiz biçimde alabilmektir.

Sorun çoğu kez, kimsenin tehlikeyi görmemesi değildir. Sorun, tehlike görüldüğünde herkesin başka tarafa bakmasıdır.

***

Mahfi Eğilmez’in bu yazısı ilk olarak yazarın Kendime Yazılar adlı blogunda yayımlandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.