Türkiye'de felsefe ve insan hakları konusunun en önemli ismi, Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, önümüzdeki dönemde yayınlanacak biyografisi için Zoe Karelli’nin “Kassandra” şiirini çevirmeye uğraşıyordu. Bu şiir için "Çevirmek benim borcum" diyordu. Ama ömrü yetmedi.
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 90. yaş gününden sadece iki gün önce, 2 Ekim 2026’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 4 Ekim 1936 doğumluydu, 4 Ekim 2026 günü törenlerle toprağa verilecek.
Hastanede Kuçuradi’ye çok sayıda öğrencisi, asistanı ve yakını nöbetleşe refakat etti, pek çok kişi onu ziyaret etti. Onlardan biri de gazeteci-yazar Çağdaş Çetindemir’di. Çetindemir, bir süredir Ioanna Kuçuradi ile birlikte çalışıyor, onun biyografisini yazıyordu.
Kuçuradi’nin ölümü sonrası Çetindemir, onunla geçirdiği son günü bir sosyal medya mesajında anlattı. Bakın neler yazdı:
“İoanna Kuçuradi’nin adını ilk duyduğumda, 25 yıl önceydi.
2015’te biyografisini yazmak istedim.
Kabul etmedi.Daha zamanı vardı.
Geçen yıl “Tamam yapalım” dedi ve başladık.
Biyografiyi 90 yaşına kadar “tamamlamayı” istedim.
Planı gösterince “90’a kadar yaşayacağımı nereden biliyorsun?” dedi.
İki gün vardı 90. yaşına.
Giremedi.
Günlerce, saatlerce, defalarca…
Akla gelen her şeyi konuştuk.
Çok özel sorularda beni “fazla meraklı” buldu ama kırmadı.
Yazmamak kaydıyla, cevapladı.
Kitap taslağı tamamdı.
Dört profesör dostu/öğrencisi “Okusun” istedi
Okuyorlardı.
O da Zoe Karelli’nin “Kassandra” şiirinin çevirisini bitirmeye çalışıyordu kitap için.
Yıllarca bu şiiri çevirme konusunda kendini borçlu gördüğünü söylemişti.
Veda etmeden bu borcu ödemek, sözünü tutmak istiyordu.
Bir gün önce hastane odasında, yanındaydım.
Aklında yine Kassandra vardı.
Kulağıma “Şiiri getir, bir de kalem” diye fısıldayınca…
“Artık Kassandra’yı çevirmeyi düşünmeyin” dedim.
“Benim borcum, ölmezsem, ben çevireceğim” dedi.
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra şeftali istedi ve afiyetle yedi.
O hali, yanından ayrılırken, bana huzur verdi.
İyi olacağına inandım.
Meğer o an son sahnemizmiş.
Şimdi çok eksiğiz:
“İnsan” için çok çabalayan “iyi insanı” kaybettik.
Artık onu izleri yaşatacak.
Her birini kendi çocuğu gibi sevdiği, onu hiç yalnız bırakmayan öğrencileri / dostları…
Ondan kalan izlerin, dünyamıza ışık tutması dileğiyle…”
Çağdaş Çetindemi’in veda yazısında adı geçen Zoe Karelli, Yunanistan’ın en sevilen şairlerinden biri. Esas adı Chryssoula Argiriadou ama şiirlerini hep Zoe Karelli imzasıyla yayınladı. 1901 yılında Selanik’te doğdu. Küçük erkek kardeşi yazar Nikos Gavril Pentzikis’ti. 17 yaşında evlendi ve evlilik soyadı olarak Argyriadou’yu aldı. İlk şiirleri Üçüncü Göz dergisinde yayımlandı ve ilk kitabı Mart 1940’ta yayımlandı son şiir kitabı Gece Yarısının Aynası ise 1958’de. Üç de oyun yazdı. 1998’de Selanik’te hayata veda etti.
Felsefe alanındaki çalışmalarını özellikle etik, insan hakları, insanın değeri ve özgürlük kavramları üzerinde yoğunlaştıran Kuçuradi, yaşamı boyunca düşüncenin yalnızca akademik çevrelerde değil, gündelik yaşamda da karşılık bulması gerektiğine dikkat çekti.
Kuçuradi’nin düşünce özgürlüğüne ilişkin en dikkat çekici sözlerinden biri, farklı görüşler karşısında nasıl bir tutum alınması gerektiğine işaret ediyordu.
“Düşünceye düşünceyle karşı çıkılır, cezayla değil” diyen Kuçuradi, düşüncelerin cezalandırılması yerine düşünsel tartışmayla karşılanması gerektiğini vurguluyordu.
Kuçuradi’nin üzerinde durduğu temel meselelerden biri de hukuk ile etik arasındaki ilişkiydi.
İstanbul Tabip Odası’na verdiği röportajda, hukukun yalnızca kurallardan ibaret olamayacağını belirten Kuçuradi, “Hukuksuz etik olur, ama etiksiz hukuk olmamalı” ifadelerini kullanmıştı.
Kuçuradi’ye göre hukukun temelinde insan haklarının korunması bulunmalıydı.
İnsan haklarını yalnızca hukuki düzenlemeler üzerinden değerlendirmeyen Kuçuradi, bu hakların insan ilişkilerinde yol gösterici olması gerektiğini savunuyordu.
2024 yılında aldığı Aydın Doğan Ödülü töreninde de “İnsan hakları hukuk değildir. İnsan hakları, etik ilkelerdir” sözleriyle bu yaklaşımını dile getirmişti.
Kuçuradi’nin düşünce dünyasında umut da önemli bir yere sahipti.
2024 yılındaki ödül töreninde söylediği “İnatla umutluyum. Bu bir yaşam biçimi…” sözleri, onun toplumsal sorunlar karşısındaki yaklaşımını yansıtıyordu.
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1959 yılında mezun olan Kuçuradi, 1969’da Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu.
Uzun yıllar akademisyenlik yapan Kuçuradi, felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla çok sayıda ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldü.
Ardında eserlerini, yetiştirdiği öğrencileri ve insan onuruna ilişkin tartışmalarda başvurulmaya devam edecek bir düşünce mirası bıraktı.