Adana’da düzenlenen 33. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film Ödülü Ali Vatansever’in yönettiği “Bir Arada Yalnız” filmine verilirken, Hazar Ergüçlü En İyi Kadın Oyuncu, Fatih Al ise En İyi Erkek Oyuncu seçildi.
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, 26 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında Adana’da düzenlendi. Adana Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğindeki festivalde 23 ülkeden 154 yönetmenin 210 filmi izleyiciyle buluştu. Festivalin En İyi Film Ödülü ise Ali Vatansever’in yönettiği “Bir Arada Yalnız” filmine verildi.
Festival kapsamında düzenlenen yarışmada En İyi Film Ödülü’nü “Bir Arada Yalnız” filmi kazandı. Filmin yönetmenliğini Ali Vatnsever üstlenirken, oyuncu kadrosunda Fatih Al, Esra Kızıldoğan ve Onur Gözeten yer aldı.
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 10 film yarıştı: Ali Özel’in “Beklenti”, Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız”, Tunç Şahin’in “Canavar”, Banu Sıvacı’nın “Günyüzü”, Pınar Yorgancıoğlu’nun “Karanlıkta Islık Çalanlar”, Miraç Atabey’in “Moda Evlilik”, Alphan Eşeli’nin “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri”, Nuri Cihan Özdoğan’ın “Ölü Köpekler Isırmaz”, Sinan Biçici’nin “Patates Kızartması” ve Muzaffer Mehmet Çağlar’ın “Varlık” adlı filmleri Altın Koza için jüri karşısına çıkacak. Ana jürinin başkanlığını Zuhal Olcay üstlenecek; jüride Şebnem Bozoklu, Salih Bademci, Erdem Tepegöz, Nilgün Öneş, Gökhan Tiryaki ve Ayça Çiftçi yer aldı.
En İyi Belgesel Film Ödülü: “Stella ile 8 Mart”
SİYAD ‘Cüneyt Cebenoyan’ En İyi Film Ödülü: Ölü Köpekler Isırmaz
Umut Veren Erkek Oyuncu Ödülü: Onur Gözeten – Bir Arada Yalnız
Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyunu Ödülü: Ece Damatoğlu – Moda Evlilik
Yardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu: Süleyman Kadim Kabaali – Günyüzü
Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu: Asena Hotamış – Günyüzü
Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu Ödülü: Mesut Ulutaş – Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri
En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri
En İyi Görüntü Yönetmeni: Özkan Karaköse – Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri
En İyi Müzik Ödülü: Alican Çamcı – Karanlıkta Islık Çalanlar
En İyi Erkek Oyuncu: Fatih Al – Bir Arada Yalnız
En İyi Kadın Oyuncu: Hazar Ergüçlü – Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri
En İyi Senaryo Ödülü: Pınar Yorgancıoğlu – Karanlıkta Islık Çalanlar
En İyi Yönetmen Ödülü: Ali Vatansever – Bir Arada Yalnız
Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü: Miraç Atabey – Moda Evlilik
Yılmaz Güney Özel Ödülü: Banu Sıvacı – Günyüzü
Adana İzleyici Ödülü: Tunç Şahin – Canavar
En İyi Film Ödülü: Bir Arada Yalnız
Ergüçlü: Madenci çocukları ağlarken gördüğümde utanıyorum
Hazar Ergüçlü, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde aldığı En İyi Kadın Oyuncu ödülünün ardından yaptığı konuşmada madencileri ve Soma’da hayatını kaybeden Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı andı.
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Hazar Ergüçlü, ödül konuşmasında Soma’da hayatını kaybeden 37 yaşındaki madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı andı. Ergüçlü, kendi ailesindeki madencilik geçmişinden söz ederek “Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi ninem geliyor. Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum” dedi.
Ergüçlü’nün konuşmasından öne çıkanlar şunlar oldu:
“Bir şeylere sevinmek için çok uzun zamandır hepimiz… Bir şeylere sevinmek çok uzun zamandır hepimiz için çok zor. Her gün apayrı bir kâbusa uyanıyoruz.
Kendin olmanın böylesine tehlikeli olduğu, hatta yasaklanmaya çalışıldığı bir dönemde; herkesin tektipleştirilmeye çalışıldığı, aynı kalıba sokulmaya çalışıldığı bu yerde ve sektörümüzde emeğimin görülmesi beni çok onurlandırdı.
İçime baktım ve çok büyük bir boşlukla karşılaştım. Çok uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki, uyuştuk gibi hissediyorum.
Dün, 37 yaşında Soma’da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı görünce bittim. Benim ninem, dedem kömür işçisiydi. Çocukluğum kömür kokularıyla geçti. Dedem bakır madenlerinde çalıştı. Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi ninem geliyor. İnsanca yaşayabilmek için, çocuklarını okutabilmek için verdikleri emek geliyor. Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum.
Sadece bu adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum.
Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Hep beraber, beraberce insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız? Yaşar’ın çektiği acı biraz da bizim sorumluluğumuz değil mi?
O yüzden bunları söylerken Yaşar’dan özür diliyorum; sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için.
Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da vermeyeceğiz.”