Kısa vakitleriniz için uzun bir öyküm var!

11 Ekim 2026

Bu haftaki öykü, Touchdown adlı öykü kitabımdan. (Veyayınevi, 2015)

Daha ortada yapay zeka falan yokken neler yazmışım neler.

TEPEGÖZ (Bir öykünün öyküsü)

Parçalı toplardan biri girdi köşedeki deliğe. 

Size göre sağ üst köşe. Sarı 15. Tümüyle rastlantı tabii. 

Amerikan bilardosunun

açış vuruşunu yaptım, toplar hamam böceği gibi kaçıştı.

Daha sonraki vuruşlarda, çenemi ve topu iki kaşımın arasına ortaladım, öyle vurdum. 

İnce gördüm tutmadı. Kalın gördüm tuşladı. Benimki sadece taklit.

Bildiğimden değil. Topun dibine vurursanız size doğru gelir.

Şişenin dibine vurursanız içerken, duruma göre değişir. Bazen kendinize gelirsiniz, bazen gelemez, sızarsınız.

“Nedir?” dedi Hakan. Tepemde durmuş bakıyordu yazdıklarıma.

“Yazmazsam unutuyorum” dedim.

“Ben de, konuşmazsam unutuyorum. Sudoku çöz, daha kolay.”

“Zoru, hatta daha zoru var sudokunun” dedim, hiç zoruma gitmeden. Cebinden kitabıyla makinesini çıkardı.

“Pas” dedim poker bildiğimi göstererek. 

Oyuna girmeye niyetim yoktu. Temiz bir sayfa açtım kendime.

Turgay K., öykü siparişi vermişti e-postayla. Yetiştirmem gerekiyordu.

Zaten öyküyü altyapıdan başlayıp yetiştirmenin, romana geçişte kolaylık sağladığını büyüklerimiz hep söylemişti.

Öyküsiirsepeti.com sitesi var bizim. Sipariş oraya veriliyor aslında, önce ben kaptım. 

Yeşilçam’ın figüran kahvelerinin internet versiyonu. Yazar ve şair arkadaşlar bekleşiyorlar sitede, bekleşirken de aralarında sohbet ediyorlar. 

Forum alanında yapılan sohbet konularından en çok ilgi çekenleri şunlar:“Seksenli yıllarda seksek oynayanlar kimlerdir? 

Doksanlı yılların noksanları… İki binlerde biz nerdeyiz, sevgili ner’de? 

Çet’leşirken çeteleşenler var mı? 

Eleştirmenler tuvalette ne kadar kalıyor? Amerikan kabızlık akımı kimleri etkiledi? 

Siteye verilen siparişlerin siparişçilere iletilme süresi ne olmalı? 

Ortaya yapılan siparişi kim üstlenecek?

Siteye herkes üye olmamalı mı, kitabı olanlar girmeli, kitapsızlar alınmamalı mı? 

Sitenin moderatörü yok mu? Yazışırken ona buna hakaret edenlere önce sarı, sonra kırmızı kart gösterilmeyecek mi? 

Kültürlü olmak, anlayışlı olmak anlamına geliyor mu? 

Mizah yazılarının ciddi olarak değerlendirilmesini engellemek için, yazı aralarına şifre ya da ‘hahaha’ sesi konmalı mı? Efektli yazı, edebiyatı bozar mı?” 

Daha neler var neler. Çok da merak ediyorsanız, girip bakarsınız. 

Şu sıralarda, yeni bir yazılım programı geliştirildiği için işler karıştı biraz. 

Bu yazılım bir harika. Siparişçi, konunun –bir cümleyle– ner’de geçtiğini veya geçmediğini, öperseniz geçeceğini, kaç kişinin istediğini, istemediğini, dekoru, kostümleri verirse, öyküyü otomatik olarak hazırlıyor. 

Elbette ilkel bir yazılım, ortaya çıkan öykünün de hiçbir bilimsel değeri yok. Bilimsel diyorum dikkat ederseniz, böylece konsantrasyon kaybına uğramazsınız.

Otomatik şiir yazılımı ise henüz alt kültürlerin üstünde deneniyor. Ben, sitenin moderatörlerinden biri olarak, bunun el üretimiyle konfeksiyon arasındaki fark kadar olduğunu düşünüyorum.

İsteyen öykücülere, şairlere yazdırır, daha önce yazılmış olanı seçer, isteyen otomatik alır. 

Birincisinin değeri yadsınamaz.

Hatta el yazmasıyla birlikte isteyene sıkı fiyat çekilir. 

İkincisi, parası pulu az olanlar için. 

Gerçi bunun da bazı sitelerde neredeyse

bedava kopyalandığını, bazılarında satırların, sözcüklerin görünmediğini, silindiğini biliyoruz ama ne gam. 

Bitli baklanın da çipli telefonun da alıcısı ayrı. 

Sitemizin kuruluş nedeni zaten şu:

Yazarların, şairlerin, kesintisiz ek gelire kavuşmaları. Kendi aralarındaki yazışmaların halkı germesinin sağlanması. Konuların, tartışmaların, halk oylarıyla karara bağlanması. Halk derken, sade vatandaşı kastetmiyoruz. Küresel düşünüyoruz.

Google sayesinde yazışmalar hemen her dilde görüntülenebilse de, dünyanın her yerinden giren Türkler, yine Türkçe’yi seçiyorlar.

Sitede gezebiliyor, mangalda kül bırakmıyor, tartışmaları izleyip oylarını kullanabiliyor, hatta sevdikleri yazar görsün diye, görüntülü mesaj bırakabiliyorlar. 

Böyle böyle mutluluk verici olaylar da olmuyor değil. Daha geçenlerde, bir okurumuzla bir yazarımız evlendiler. Böylece bir okur yazar daha topluma katılmış oldu. 

Son derece normal bu. Üstelik toplumsal bilincin yükselmesine bir katkı… 

Açtığım temiz sayfaya kalemi dokundurdum.

Aklıma bir şey gelmediğinden imzamı attım. 

Baktım, Hakan hâlâ tepemdeydi.

“İstersen sana da imzalayayım” dedim.

“Okuyan var mı,” dedi, “yazdıklarını?” 

“İstersen sana da imzalayayım” dedim.

Her anlama gelecek biçimde güldüm. Amerikan filmlerinde olur ya, diye girdim öyküye.

Kalemim temiz sayfada, Ferrari gibi hız yapmaya başladı…

Kız mezuniyet balosuna gidecektir. Oğlan gelmeden hazırlanmaya başlar. 

Malum kızların hazırlığı uzun sürer. (Buradaki ‘malum’ kızlarla ilgili değil.) 

Kız hazırlanır, oğlan hazırlanır. Kız hazırlanır, oğlan arabaya biner, yola çıkar. 

Kız hazırlanır, zil çalar, oğlan hazırdır. Kız telaşla aşağıya doğru inerken, tekrar yukarıya doğru çıkar. Odada çantasını unutmuştur, zil hâlâ çalar. 

Kız kapıya doğru ilerlerken durur, çantasını açar, aynaya bakar bir an, zil susmaz. 

Kız kapıyı açar, oğlan saf saf gülümser. Arabaya doğru yürürler. 

Yakın planda oğlan kapıyı açar, kız arabaya biner. Oğlan kapıyı açar, arabaya biner. Araba hareket eder. 

Oğlan kıza bakar göz ucuyla. Kız oğlana bakar, kıpırdar. 

Aynaya bakmak ister, ama bakamaz. Oğlan, şoför kasketini başına geçirir. Kız şaşırmaz, biz şaşırırız. 

Araba yaprakları savurarak ilerler yolda. Hayal kırıklığına uğrarız. Biraz da kızarız, kızın oğlana yar olmamasına…

Hakan, hâlâ tepemdeydi. “Bu ne, senaryo mu?” dedi.

“Öykü” dedim, “Turgay sipariş verdi, öykü istedi…”

“Senaryo bu oğlum, böyle öykü mü olur?”

“Turgay, taze olsun istedi, ondan. Doğal olsun diye… U know?

Hem bu öykü var ya, bilgisayara girdiğimde çok değişecek çok.

Transformer programı sağ olsun. Öyküye dönüşecek anında…”

“Bu işlerde para var mı Usta? Ben de yazsam…”

“Sen yazma, oku Hakan. Herkes yazıyor artık. Okuyanlar daha değerli… Oh, nooo!”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.