HalkTV'nin patronu Cafer Mahiroğlu'nun ilgisiz bir şirketi için yürütülen bir soruşturma, onun bütün işlerine kayyum atanmasına bahane oldu. HalkTV'ye de kayyum atandı ve bu çok izlenen kanal haber değil ilgisiz programlar yayınlar oldu. Kanalın gazetecileri şimdilik YouTube'dan yayın yapıyor.
Türkiye güne yine bir polis operasyonuyla başladı. Bu çeşit operasyonları genellikle ilk duyuran haber kanallarından biri olan HalkTv bu kez operasyona uğrayan yerdi.
HalkTV’nin patronu Cafer Mahiroğlu’nun ilgisiz bir şirketiyle ilgili bir süredir devam ettiği anlaşılan soruşturmada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sabahın karanlık saatlerinde düğmeye bastı ve aynı anda hem çok sayıda gözaltına yapıldı hem de bir gün önceden alınan tedbir kararlarıyla Mahiroğlu’nun şirketlerine TMSF’den kayyumlar atandı.
Polis tarafından basılan ve kayyum atanan şirketlerin en önemlisi, HalkTV idi. Buraya gelen kayyum da tanıdıkdı. Aslen şair ve yazar olan İbrahim Paşalı, TMSF tarafından el konulan TV kanallarına kayyum olarak atanmasıyla meşhur. HalkTV’ye de o geldi. Ve gelir gelmez televizyonun normal yayın akışını durdurdu. O sırada kanalda bir haber yayınlıyordu, haberin ortasında ansızın Kardeşim Benim adlı film gösterime girdi. HalkTV gün boyu da böyle haber olmayan programlar, belgeseller yayınladı.
İbrahim Paşalı, daha önce de sahibi Merdan Yanardağ casusluk iddiasıyla hapse atılınca onun kanalı TELE1’e kayyum olarak gelmiş, muhalif bir kanal olan TELE1 muhalif olmaktan çıkmış, kanal çalışanları bir süre YouTube’dan yayın yaptıysa da, kayyum YouTube şifrelerini de değiştirerek bunu da imkansız hale getirmişti. Şimdi aynı şey HalkTV’de yaşanıyor. Çalışanlar yayınları YouTube üzerinden sürdürmeye başladı.

HalkTV’ye kayyum olarak atanan İbrahim Paşalı, kanalın Genel yayın Yönetmeni Suat Toktaş’a normal yayını sürdürme izni vermedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.
Başsavcılık, soruşturmanın “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” iddiasıyla yürütüldüğünü bildirdi.
Açıklamaya göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri, gizli tanık beyanları, şüpheli ifadeleri ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendi.
Başsavcılık açıklamasında, Cafer Mahiroğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdindeki bağlantılarını kullanarak BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri Anonim Şirketi’nin kurulmasını sağladığı, şirketin yönetimini belirlediği kişilere devrettiği ve belediye ihaleleri üzerinden haksız menfaat temin edildiği yönünde bulgulara ulaşıldığı iddia edildi.
Dosyadaki beyan ve kayıtlar doğrultusunda, ihale süreçleriyle bağlantılı olarak 14 milyon 464 bin lira tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığının değerlendirildiği öne sürüldü. Açıklamada, ilgili şirket üzerinden alınan işlerde ihale bedellerinin üzerinde fahiş fiyatlarla ödemeler gerçekleştirildiği ve elde edilen gelirlerin Mahiroğlu’na ait olduğu veya Mahiroğlu ile bağlantılı bulunduğu değerlendirilen şirketlere aktarıldığı iddia edildi.
MASAK verilerine ilişkin incelemelerin sonuçlarına da yer verilen açıklamada, Mahiroğlu’nun ortak veya yönetici sıfatıyla ilişkili olduğu şirketlerin toplam işlem hacminin 30 milyar 352 milyon 37 bin 389 lira 15 kuruş olduğu bildirildi.
Mahiroğlu’nun şahsi banka hesaplarında ise 459 ayrı işlemle toplam 1 milyar 62 milyon 260 bin 3 lira 28 kuruş para girişi, 564 ayrı işlemle toplam 1 milyar 118 milyon 591 bin 33 lira 88 kuruş para çıkışı gerçekleştiğinin tespit edildiği kaydedildi.
Ayrıca Mahiroğlu’nun yöneticisi olduğu şirketler üzerinden yurt dışına yapılan para transferlerinin de incelemeye alındığı belirtildi. Başsavcılık, Mahiroğlu’nun ve birinci derece yakınlarının banka hesapları ile bağlantılı şirket hesaplarında yüksek tutarlı uluslararası SWIFT transferleri bulunduğunu, malvarlığı edinimleri ile beyan edilen gelirler arasında uyumsuzluklar tespit edildiğini öne sürdü.
Başsavcılık açıklamasında, Cafer Mahiroğlu hakkında İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik ayrı bir soruşturma kapsamında “ihaleye fesat karıştırma” suçundan aranma kaydı bulunduğu ve Mahiroğlu’nun 10 Mart 2025’te yurt dışına çıktığının tespit edildiği bilgisi de paylaşıldı.

Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 14 Ekim 2026 sabahı düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 11 kişinin gözaltına alındığı açıklandı.
Hakkında gözaltı kararı verilen kişilerden dördünün yurt dışında, birinin ceza infaz kurumunda bulunduğunun tespit edildiği belirtilirken, bir kişinin arandığı bildirildi.
Başsavcılık ayrıca, Cafer Mahiroğlu’nun ortağı, yöneticisi veya ilişkili olduğu tespit edilen şirketlere Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla el konulduğunu ve bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyım olarak atanmasına karar verildiğini duyurdu.
Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen isimler şöyle:
1. Harika Akkaya
2. Hasan Özdemir
3. İbrahım Özdemir
4. Armağan Küçük
5. Mustafa Özdemir
6. Halit Akın
7. Ali Turan
8. Mediha Burumoğlu
9. Murat Koçak
10. Erkan Yağcı
11.Süleyman Özen
Hakkında gözaltı kararı bulunan Fatih Yadoğlu’nun adresinde bulunamadığı, Cafer Mahiroğlu, Hakan Arıcan, Mehmet Necati Yağcı ve Sevim Kul’un yurt dışında bulunduğu, Doruk Bulut’un ise cezaevinde olduğu kaydedildi.

Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu sosyal medya hesabından bir video yayınlayarak operasyona tepki gösterdi.
Mahiroğlu açıklamasında “Halk TV’ye sahip çıkmak Türkiye’deki demokrasi mücadelesine sahip çıkmak demektir ve bundan hiçbir güç bizi vazgeçirmeyecektir” ifadelerini kullandı.
Kemal Kılıçdaroğlu’na da tepki gösteren Mahiroğlu’nun açıklaması şöyle:
“Merhaba değerli Türk halkı ve sevgili Halk TV izleyicileri. Bugün Türkiye adına karanlık bir gün. Halkın haber alma hakkına siyasi saiklerle engel konuyor. Sabah saatlerinde Halk TV’nin kapısına polis dayandı. Türkiye’nin en çok izlenen kanalının emekçileri içeri alınmadı. Şu an yayınlarımızı kontrol edemiyoruz.
Öncelikle Halk TV bizimdir, Halk TV sizindir. Kanalımızı geri alacağız ama mutlaka alacağız. Halk TV’ye sahip çıkmak Türkiye’deki demokrasi mücadelesine sahip çıkmak demektir ve bundan hiçbir güç bizi vazgeçirmeyecektir.
İktidarı bu yanlış adımdan geri dönmeye çağırıyorum. Yapmayın, etmeyin. Türkiye bu kötülüğü hak etmiyor. İkinci bir konu, hakkımda MASAK raporları dayanak gösterilerek ortaya atılan tüm iddialar asılsızdır. Yargının bir silah olarak kullanılması Türkiye’ye verilen en büyük zarardır. Türkiye’nin bilmesini isterim ki bu saldırı sadece bana yönelik olmadı. 7 aile bireyimi de gözaltına aldılar. En çok zoruma giden şu oldu: Sivas’ın Gürün ilçesinde 70 yaşındaki abimin evine gidip onu gözaltına aldılar.
Bir diğer konu, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsetmezsem olmaz. Üç gün önce çıkıp bugünün işaret fişeğini ateşledi, daha önce yaptığı gibi. Size en iyi cevabı halk verdi, verecek Kemal Bey. Tarih sizi ve sinsiliğinizi asla unutmayacak.
Bu mücadele hepimizin mücadelesidir. Sizleri Halk TV’ye sahip çıkmaya davet ediyorum. Bizler inançlı insanlarız. Ömrümüz belli. Bu Cafer Mahiroğlu’nun sınavı değil, Türkiye’nin sınavıdır. Eminim ki bu sınavda hep birlikte başarılı bir şekilde çıkacağız.
Hepinize sonsuz teşekkürlerimi, sevgilerimi iletiyorum. Bugüne kadar bize verdiğiniz desteklerden dolayı minnettarım. Allah Türkiye’ye zeval vermesin diyorum. Hepinize selam ve sevgilerimi tekrardan yolluyorum.”

Yayınları durdurulan Halk TV çalışanları bir araya gelerek açıklama yayınladı. Açıklama Halk TV’nin YouTube kanalına yüklendi.
Halk TV stüdyosunda kaydedilen açıklamayı Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş yanında Halk TV çalışanlarıyla birlikte okudu.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Aşağı yukarı 20 yıldır yayında olan bir kanala, Türkiye’nin ‘yeni normali’ olarak el konuldu. Gece yarısı bir operasyonla el konuldu, TMSF kayyum olarak atandı. Ana kumandayı teslim alamadık; teslim alsaydık size yayından veda ederdik. Fakat şu anda mecburiyetten bir video arkadaşlarımızla birlikte çekiyoruz.
Son anlarımızı zaten sosyal medyada gördünüz. Yüzlerce polisle TMSF yönetimi geldi. Dediğim gibi, geldiğinde ana kumandaya hazırlıklı gelinmişti, ana kumandaya el konulmuştu. Dolayısıyla biz de yayında veda edemedik.
Fakat gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Nasıl bir yol olur, hangi mecralardan olur, onu şu anda bilemiyoruz. Çok sıcak, onları planlarız, onları zaten duyarsınız.
Biz burada Türkiye’nin sesi olmaya çalıştık. Türkiye’nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu.
Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Çünkü burada çalışan herkes halkın haber alma özgürlüğü için çalıştı, bilme hakkınıza hizmet etmek için biz burada vardık. Gazetecilik yaparken sadece bir televizyon kanalında profesyonel bir anlayışla bakmadık.
Türkiye’nin içinden geçtiği süreci tarihe aktaran bir resim çekmek, bunları tarihin hafızasına göndermek üzere bir bilinçle hareket ettik. Yayınlarımızın temel çizgisi de bu oldu.
Epeyce de kapsayıcı bir yayıncılık yaptığımızı düşünüyoruz.
İliç’te de vardık, Narin Güran’ın yanında da vardık, Cerattepe’de de vardık, Akbelen’de de vardık. Kimi zaman Kürt olduk, kimi zaman Türk olduk. Kimi zaman LGBT olduk, onların haklarını savunduk.
Kimi zaman Alparslan Kuytul olduk, kimi zaman Selahattin Demirtaş olduk.
Kimi zaman Selçuk Kozağaçlı olduk, kimi zaman Ekrem İmamoğlu, kimi zaman Can Atalay olduk. Onların sesi olmaya çalıştık.
Şimdi o ses susturuluyor. Yani mağdur olan kim varsa onun yanında olmaya çalıştık. Toplumun herkesini kucaklamaya çalıştık. Kimi zaman cezaevlerinin sesi olduk. İnsan hakları ihlallerini yansıtan, hak haberciliği yapan çizgide duran bir yayıncılık yapmaya gayret ettik.
Ama dediğim gibi, gazetecilik bitmez, bugünler geçer. Bunun ülkenin demokrasisine, basın özgürlüğüne herhangi bir faydası olmadığını göreceksiniz; siz de göreceksiniz.
Biz ‘Halk TV, yalnız değilsiniz’ sloganıyla yayın yaptığı yıllarca halkı yanımızda hissetmek isteriz. Daha önce çok badireler atlattık. Arkadaşlığımız dövüldü, cezaevlerine atıldık, yayınlarımız durduruldu, frekans iptalleriyle sürekli tehdit edildik. Bu tehditler altında sesimizi kısmadık, doğru bildiğimiz neyse bunu vermeye çalıştık.
15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkan insanlar burada, bunlara da karşı çıkmış bir ekibiz. Demokrasiye aykırı ne varsa onun karşısında durmuş bir ekibiz.
Yarın bu çizgiye, bu gazetecilik anlayışına Türkiye’nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı olacak.
Çünkü bu gidişat doğru bir gidişat değil.
Tarihin bugün iktidar yanında duranların yarın muhalefet olma ihtimali vardır. Buna inanıyoruz. Biz demokratik sınırlar içinde bir yayıncılık yaptık. Türkiye bu badireleri çok fazla atlattı.
Yine demokratik sınırlar içinde devir teslimler olur, yarın biz onların da sesi oluruz. Burada oluruz, başka yerde oluruz.
Ama şu bir gerçek, ekonomik olarak boğulmaya çalışıldık. Zaten teknik olarak ya da yasal olarak epey baskı altına alınmış bir kanaldık. Ama sonuç olarak bir biçimde bu yayınları sürdürdük.
Ekonomik abluka en önemli ablukalardan biriydi. Burada şunu söylemek lazım, Türkiye’nin bu şartlarında önce şöyle başlandı, kanal ekonomik olarak darboğaza alınırsa, boğazı sıkılırsa susturur.
Dolayısıyla kanalın patronu Cafer Mahiroğlu’na yönelik hamlelerle başladı.
Arkasından dosyaları bilmiyor olabilirsiniz. Hepsine hakim biri olarak söylüyorum.
Türkiye’de olan şeyler oldu. Çeşitli gizli tanık ifadeleriyle ifadeler üzerine ifadeler alındı. Ve kanalın patronu üzerinden yürünmeye çalışıldı. Çünkü finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı ama o da geri durmadı. Planlamaları buydu. Geri durmadı.
Geri durmadığı için ve susturamadıkları için ne bizi ne bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu’nu susturamadıkları için bugün el koydular.
Dediğim gibi tarihi bir gün. Gazetecilik tarihimize de geçen bir gün. Kişisel tarihimize de geçen bir gün. Buradaki arkadaşlarımızla biz burada elinizden geleni yaptık. Bundan sonra hangi mecrada ne olur onu bilemiyoruz. Ama tarih bunları yazar.
Tarihin doğru tarafında durma gibi bir bilinçle hareket ettik. Bundan sonra da öyle olacaktır. Arkadaşlarım adına da onlarla konuştuğum için söyleyebiliyorum. Bu ifadeleri onlar adına da kullanabiliyorum.”
Türkiye, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerine en fazla 18 ay kala ardı ardına medya kapatma ve yasaklama, sansürleme olaylarıyla karşı karşıya kalıyor.
Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin en büyük bağımsız haber portalı olan T24 için olmayan bir suçtan kapatma kararı geldi. T24 halen Türkiye’de erişime engelli.
24 Ekim 2025’te TELE1’e kayyum atanmasının üzerinden bir yıl geçmeden Halk TV’ye de kayyum atanmış oldu.
TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın “siyasi casusluk” davası kapsamında gözaltına alınmasının ardından TELE1’e 24 Ekim 2025’te kayyum atandı.
Yanardağ’ın kurucusu olduğu kanala Yeni Şafak yazarı İbrahim Paşalı kayyum olarak görevlendirildi.
Kayyum yönetimi göreve başladığı ilk dakikadan itibaren haber programlarını kaldırarak belgesel yayınlarına geçti ve internet sitesine yeni haber girişlerini yasakladı. TELE1’in ekran yüzleri, yöneticileri ve yazarları 31 Ekim’de toplu istifa etti.
Çalışanlar 14 Kasım 2025’te TELE2 üzerinden habercilik yapmaya devam etmeye başladı.
Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) YouTube yayınlarına devam edebilmeleri için talep ettiği 2 milyon liralık lisans ücretini karşılayamayacağını açıklayan TELE2 Haber, 2026 yılının Ekim ayında yayınlarını sonlandırma kararı almıştı.
2025 yılının Mart ayından 2026 yılının Ekim ayına kadar geçen yaklaşık 20 aylık süreçte 10 farklı televizyon kanalına kayyum olarak atandı.
14 Mart’ta yasa dışı bahis soruşturması kapsamında Erkan Kork’un sahibi olduğu Flash TV’nin de aralarında bulunduğu 23 şirkete kayyum atandı. Erkan Kork, 9 Temmuz 2026’da tahliye edildi.
11 Ağustos 2025’te ise Papara’ya yönelik soruşturma kapsamıdna Papara Elektronik Para AŞ’nin sahibi Ahmed Faruk Karslı yasadışı bahis soruşturması kapsamında tutuklandı. Ardından, şirketin ortağı olduğu Ekotürk TV’ye TMSF el koydu.
11 Eylül 2025’te Can Holding’e yönelik operasyon kapsamında aralarında 6 televizyon kanalının da bulunduğu 121 şirkete kayyum atandı.
Can Holding’e bağlı Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT, HT Spor, Show Türk ve Show Max’e TMSF tarafından el kondu.

Bir dönem Yeni Şafak’ta yazan, TVNET’te program yapan İbrahim Paşalı’nın adı son dönemlerde düzenlenen medya kuruluşlarının kapısından kayyım sıfatıyla girmesiyle anılıyor. Flash Haber ve EkoTürk’ün ardından Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’nin yönetim süreçlerinde görev alan, son olarak siyasi casusluk soruşturmasında tutuklanan Merdan Yanardağ’ın sahibi olduğu TELE 1’e kayyım olarak atanan Paşalı’nın yeni durağı Halk TV oldu.
Paşalı’nın medya sektöründeki son dönem kariyeri birbiri ardına gelen soruşturma ve el koyma kararlarıyla birlikte şekillendi.
İlk olarak Flash Haber’in sahibi Erkan Kork’a yönelik yasa dışı bahis ve kara para soruşturmasının ardından kanala kayyım olarak atandı. Ardından Papara soruşturması kapsamında yönetimine el konan EkoTürk’te de aynı görev Paşalı’ya verildi.
Can Holding’e yönelik soruşturmanın ardından Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’nin yönetimlerinin değiştirilmesiyle Paşalı’nın adı bu medya grubunun yeni yönetiminde de yer aldı.
Sıra daha sonra Tele1’e geldi. Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasının ardından kanala atanan kayyım heyetinin başında yine Paşalı vardı. Paşalı, Merdan Yanardağ hakkında henüz tutukluluk kararı verilmemişken yaklaşık 1 yıl önce (24 Ekim 2025) TELE1’e kayyım olarak atandı.
Böylece farklı dosyalar, farklı şirketler ve farklı soruşturmalar değişse de medya kuruluşlarına kayyum atamalarında değişmeyen isimlerden biri İbrahim Paşalı oldu.
Şairlikten radyo programcılığına, köşe yazarlığından televizyonculuğa uzanan İbrahim Paşalı bir dönem Milli Gazete ve Yeni Şafak’ta yazdı. Yeni Şafak grubuna bağlı TVNET’te de “Makam Arabası” programını hazırlayıp sundu.
Paşalı’nın “İstanbul Kriterleri”, “Öğle Uykusu” ve “Entelektüellerin Hurafeleri” adlı kitapları bulunuyor.
Halk TV’yle birlikte Paşalı’nın kayyımlık dosyasına bir kanal daha eklenmiş oldu.