Kadınlar neden yatarak doğum yapıyor: ‘Güneş Kral’ 14. Louis bu işin neresinde?

Daha tehlikeli olsa da kadınlar genellikle sırt üstü yatarak doğum yapıyor. Bunun sebebi de "bunun hemcinsleri için daha uygun olduğuna" karar veren bir Fransız. Daha ünlü bir Fransız için de müstehcen bir dedikodu var

Bilim Teknoloji 13 Nisan 2026

Dünyanın dört bir yanındaki kadınlar binlerce yıldır dik pozisyonda – Kleopatra’nın yaptığı gibi diz çökerek, doğum tabureleri ve sandalyeleri kullanarak veya çömelerek doğum yapıyordu.

Nitekim çömelmek pelvis çapını en az 2,5 cm genişletebiliyor ve yerçekimini kullanmak doğumu çok daha kolaylaştırıyor.

Peki, günümüzde bu kadar çok kadın neden sırtüstü yatarak doğum yapıyor?

İngiltere’deki Aktif Doğum Merkezi’nin kurucusu ve annelerin doğum deneyimlerini nasıl yönetebileceklerini ayrıntılarıyla anlatan birçok kitabın yazarı Janet Balaskas “Tıp personeli ve hamile kadınlar arasında doğum fizyolojisi hakkında genel bir bilgisizlik var” diyor.

Balaskas 1982’de kuruluşunun temel ilkesi haline gelen bir “aktif doğum manifestosu” yayımlamıştı.

Manifestoda “Dünyanın dört bir yanında ve binlerce yıldır kadınlar kendiliğinden dik veya çömelme pozisyonlarında doğum yaptılar” deniyor.

“Irk veya kültür ne olursa olsun… baskın olan uygulama aynı dik pozisyonda doğumdu.”

Balaskas Sanayi Devrimi sonrasında bu ülkelerdeki kadınların çoğunun hastanede yatarak doğum yapmaya başladığını söylüyor.

“Bu uygulama mantıksız, doğumu gereksiz yere karmaşık ve pahalı hale getiriyor. Doğal bir süreci tıbbi bir olaya ve doğum yapan kadını pasif bir hastaya dönüştürüyor” diyor.

“Başka hiçbir tür böylesine kritik bir zamanda böylesine dezavantajlı bir pozisyon benimsemez.”

Diğer uzmanlar da aynı fikirde. Avustralya’daki Batı Sidney Üniversitesi’nde kadın doğum profesörü Hannah Dahlen 2013’te The Conversation için kaleme aldığı bir makalede “Aslında yatarak doğum yapmak nispeten modern bir olgu” diye yazdı.

Hamilelik ‘hastalığı’

Kadınların büyük ölçüde sırtüstü doğum yapmaları son 300 ila 400 yıldır görülen bir olgu. Bunun sorumlusu da muhtemelen François Mauriceau adlı bir Fransız.

Mauriceau sırtüstü yatma pozisyonunun hem gebe kadın için daha rahat olacağını, hem de doğumu yaptıran erkek doktor için daha uygun olacağını savunuyordu. O dönem zaten doğumlarda ebelerin yerine erkek doktorların bulunması yönünde eğilim ortaya çıkmıştı.

Mauriceau hamileliği bir hastalık olarak görüyordu.

Mauriceau 1668 tarihli “Gebelik ve Doğum Sonrası Kadınların Hastalıkları” adlı kitabında “En iyi ve en güvenli yöntem kadınların doğumu kendi yataklarında yapması. Böylece sonradan yatağa taşınmanın zahmetinden ve sıkıntısından kaçınılmış olur” tavsiyesi veriyordu.

Ancak bazı akademisyenler doğum pozisyonundaki bu değişikliğin aslında Mauriceau ile aynı dönemde yaşamış bir başka Fransız’dan, Kral 14. Louis’den kaynaklanmış olabileceğini savunuyor.

ABD’nin Maryland eyaletindeki McDaniel Koleji’nden sosyoloji profesörü Lauren Dundes doğum pozisyonlarının evrimi üzerine yazdığı 1987 tarihli makalesinde “14. Louis’nin kadınların doğum yapmasını izlemekten hoşlandığı rivayet ediliyor. Doğum bir doğum sandalyesinde gerçekleştiğinde görüşünün kısıtlanmasından rahatsız oldu ve yeni yatay pozisyonu destekledi” diye yazdı.

Prof. Dundes “Kralın tutumunun etkisi bilinmiyor ama kraliyet ailesinin davranışlarının halkı bir dereceye kadar etkilemiş olması muhtemel” diye de ekliyor.

“14. Louis’nin istediği iddia edilen değişim, pozisyonun değişmesiyle örtüşüyor ve muhtemelen değişime katkıda bulunan bir etken oldu.”

Sırtüstü doğum yapmak nasıl ortaya çıkmış olursa olsun, bu eğilim kalıcı hale geldi ve doğum deneyimlerine büyük zarar verdi.

Balaskas “Evde doğum gibi doğal bir yöntem isteyen kadınlar için seçenekler azalırken doğum yapmak kurumsallaştı”diyor.

Bilimsel kanıtlar

Kadınların binlerce yıldır dik pozisyonda doğum yapmasının temel nedeni basit: Yerçekimi.

Bebeğin doğum kanalından aşağı doğru hareket etmesi gerekiyor ve yerçekimi bu süreç için faydalı.

Kendi hallerine bırakıldıklarında kadınların doğum sırasında içgüdüsel olarak geriye değil, öne doğru eğildikleri, çömelme, elleri ve diz üzerinde öne doğru eğilme veya alçak boydaki bir mobilyaya yaslanma gibi pozisyonlar aldıkları görüldü.

2013’te 5.200’den fazla kadını kapsayan 25 çalışmayı ele alan incelemede, yatakta yatmak yerine dik ve hareketli pozisyonda doğum yapan kadınlarda “sezaryenle doğum riskinin, kullanılan ağrı kesici miktarının ve bebeklerin yenidoğan ünitesine yatırılma ihtimalinin azaldığı” belirlendi.

İncelemede, yüksek risk gruplarındaki kadınlar için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu da vurgulandı. Bazı araştırmalarda da dik doğum pozisyonlarında daha fazla kan kaybı yaşandığı gözlemlendi.

Dik konumda doğum yapmanın doğum sancısı süresini de kısalttığı tespit edildi.

Dahlen, 2013’te “Dik pozisyonda doğum yapmanın hem anne hem de bebek adına avantajları var” diye yazdı.

Bu avantajları daha etkili kasılmalar, annelerin daha az acı çekmesi, daha az doğum maşası kullanımı ve daha az epizyotomi diye sıraladı. Ayrıca aortun rahim tarafından sıkıştırılmaması nedeniyle bebeğin anne rahminde daha iyi oksijen alması da sağlanıyor.

Dahlen ve çalışma arkadaşları 2011’de doğum ortamının kadınların doğum sırasında benimsediği pozisyonu etkileyip etkilemediğini görmek için doğum yapan kadınlar üzerinde bir çalışma yaptı.

Araştırmada iki ortam incelendi. Top, doğum taburesi ve armut koltuklar gibi destekleyici malzemenin bulunduğu doğum merkezleri ve tek seçeneğin hastane yatağı olduğu doğum servisleri.

Araştırmacılar doğum merkezlerindeki kadınların doğum servislerine kıyasla doğumun birinci ve ikinci evresinde dik pozisyon alma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu gördü. Doğum merkezlerindeki kadınların %82’si, doğumhanelerdeki kadınların %25’i dik pozisyon aldı.

Balaskas’a göre Batılı ülkelerde aktif doğum kavramı konusundaki farkındalık arttı. Bu yaklaşım annenin doğum sırasında özgürce ve içgüdüsel olarak hareket etmesini, makinelere ve monitörlere bağlı olarak sırtüstü yatmak yerine dik pozisyonlar almasını öneriyor.

Fakat Balaskas sezaryen oranlarının “endişe verici” bir şekilde artmaya devam ettiğini söylüyor.

“İngiltere’de aktif doğum, doğum hizmetlerinde ebeler tarafından yönetilen doğum merkezleri seçeneği yol açtı” diye de ekliyor.

Bu merkezlerin genellikle hastanelerin içinde bulunduğunu, ve kadınlara hareket özgürlüğü ve doğum havuzuna erişim için özel olarak tasarlandığını belirtiyor.

“Bu 50 yıl önce yoktu” diyor.

İngiltere’deki yönergeler doğum yapan kadınların “doğumun ikinci aşamasında sırtüstü veya yarı sırtüstü yatmaktan caydırılması, ve en rahat buldukları herhangi bir pozisyonu benimsemelerinin teşvik edilmesi” gerektiğini söylüyor.

Her zaman olduğu gibi, bilgi güç demek ve kadınlar doğum seçenekleri hakkında ne kadar çok bilgilendirilirse kendileri için doğru olanı tercih etmekte o kadar rahat oluyorlar.

Kanada’daki McMaster Üniversitesi’nde ebelik eğitim programını yöneten Eileen Hutton “Doğum seçenekleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmek hep faydalı olacaktır” diyor.

“Popüler edebiyatta, televizyonda ve filmlerde doğumun nasıl yanlış temsil edildiğine bakmak, doğum sürecinin nasıl yanlış gösterildiğini hızla ortaya koyacaktır. Buna karşı bir denge sağlamak sadece faydalı olabilir.”

 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.