İklim zirvesine beş kala: Türkiye emisyon artışında G20 ikincisi

Türkiye 2025'te sera gazı emisyonlarını en çok artıran G20 ülkeleri arasında ABD'nin ardından ikinci sırada yer aldı. BM raporu Türkiye'nin 2035 iklim hedefinin mevcut politikaların gerisinde kaldığına dikkat çekti.

Çevre 21 Ekim 2026

Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye, 2025 yılında sera gazı emisyonlarını en fazla artıran G20 ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldı.

Avrupa Komisyonu’nun Küresel Atmosfer Araştırmaları Emisyon Veri Tabanı (EDGAR) 2026 verilerine göre Türkiye’nin emisyonları bir yılda 24,38 milyon ton karbondioksit eşdeğeri arttı. İlk sırada 131,47 milyon tonluk artışla ABD bulunuyor.

DW Türkçe’den Pelin Ünker’in derlediği habere göre Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 21 Ekim’de yayımladığı Emisyon Açığı Raporu 2026 ise Türkiye’nin 2035 iklim hedefinin yeterince iddialı olmadığına işaret ediyor.

Rapora göre Türkiye’nin mevcut politikalarla ulaşması beklenen emisyon seviyesi, 2035 için açıkladığı hedeften düşük.

BM, küresel sıcaklık artışının uzun dönemli ortalamalarda 1,5 derece sınırını aşmasının artık kaçınılmaz olduğu uyarısında da bulunuyor.

Türkiye’nin emisyonları ne kadar arttı?

EDGAR’ın ülke bazlı verilerine göre Türkiye’nin sera gazı emisyonları 2024’te 586,40 milyon ton karbondioksit eşdeğeriyken 2025’te 610,78 milyon tona yükseldi. Bir yıllık artış yüzde 4,2 oldu.

ABD’de emisyonlar 131,47 milyon ton, Endonezya’da 16,09 milyon ton, Kanada’da 14,48 milyon ton, Suudi Arabistan’da 10,59 milyon ton ve Çin’de 9,70 milyon ton arttı.

Türkiye böylece G20 ülkeleri arasında emisyonlarını miktar olarak en fazla artıran ikinci ülke oldu. Sıralama ülkelerin toplam emisyon miktarını veya yüzdesel artış oranını değil, 2024 ile 2025 arasındaki mutlak artışı gösteriyor.

EDGAR verileri arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık kaynaklı emisyonları kapsamıyor.

UNEP raporuna göre küresel sera gazı emisyonları ise 2025’te 58,4 milyar ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı. Bu miktar 2024 seviyesine yakın. Ancak rapor, hesaplamalardaki belirsizlik nedeniyle küresel emisyonların düşüşe geçtiği sonucuna varılamayacağını belirtiyor.

G20 ülkeleri, Afrika Birliği hariç tutulduğunda küresel emisyonların yüzde 76’sından sorumlu. G20 üyelerinin arazi kullanımı ve ormancılık hariç emisyonları 2025’te yüzde 0,7 arttı.

Türkiye’nin 2035 iklim hedefi neden yetersiz bulunuyor?

Türkiye, Birleşmiş Milletler’e sunduğu İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nda sera gazı emisyonlarını 2035 yılında 643 milyon ton karbondioksit eşdeğeriyle sınırlandırmayı taahhüt etti.

Hükümet, bu hedefin 1 milyar 109 milyon tonluk varsayımsal referans senaryoya göre 466 milyon ton azaltım anlamına geldiğini açıkladı.

Ancak 466 milyon tonluk azaltım, bugünkü gerçek emisyon seviyesine göre hesaplanmıyor. 2035’te ek azaltım önlemleri alınmadığı varsayımına dayanan bir senaryoyla karşılaştırmaya dayanıyor.

UNEP’in yeni raporu ise Türkiye’nin açıkladığı hedefi mevcut politikalarla 2035’te ulaşılması beklenen emisyon seviyesiyle karşılaştırıyor.

Rapora göre Türkiye’nin mevcut politikalarla ulaşması beklenen emisyon miktarı, 2035 hedefinin yaklaşık yüzde 20 altında kalıyor.

Başka bir ifadeyle Türkiye’nin açıkladığı hedef, mevcut politikalarla beklenen emisyon miktarından daha yüksek. UNEP, Türkiye’nin hedefe ulaşmak için ek politika önlemlerine ihtiyaç duymamasının, hedefin yeterince iddialı olmadığına işaret ettiğini belirtiyor. Raporda Rusya da aynı nedenle öne çıkarılıyor.

COP31 öncesi Türkiye’ye hangi eleştiriler yöneltiliyor?

İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin 2035 hedefinin ek politika gerektirmemesini raporun Türkiye’ye yönelik en vurucu uyarısı olarak değerlendiriyor.

Şahin, Türkiye’nin “sadece mutlak emisyon azaltım hedefi olmadığını değil, herhangi bir emisyon azaltım hedefi olmadığını” savunuyor. Bu durumun başlıca nedeninin kömür kullanımında ısrar edilmesi olduğunu belirten Şahin, Türkiye’nin kömürden kademeli çıkış kararı alması ve Ulusal Katkı Beyanı’nı mutlak emisyon azaltım hedefi içerecek şekilde güncellemesi gerektiğini söylüyor.

Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ise COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un taahhütlerden somut eyleme geçilmesi gerektiği yönündeki açıklamalarına dikkat çekiyor.

Katısöz’e göre Türkiye’nin iklim liderliği, yeni kömürlü termik santral projelerinin izin süreçlerinin durdurulması, Ulusal Adil Geçiş Stratejisi’nin kömüre bağımlı yerel ekonomileri kapsaması ve COP31’de fosil yakıtlardan çıkış yol haritaları ile gelişmekte olan ülkeler için finansman ve adil geçiş mekanizmalarına öncülük edilmesiyle sınanacak.

UNEP raporu da COP31 Başkanlığı’nın 2035’e kadar küresel elektrifikasyon oranını yüzde 35’e çıkarma önerisini, sıcaklık artışını yeniden 1,5 dereceye düşürmeyi amaçlayan senaryoyla uyumlu buluyor. Ancak Şahin, Türkiye’nin bu girişimde fosil yakıtlardan uzaklaşmayı temel bir koşul haline getirmesi gerektiğini vurguluyor.

BM: 1,5 derece sınırının aşılması artık kaçınılmaz

Rapora göre onlarca yıldır yeterli emisyon azaltımı yapılmaması nedeniyle küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme göre uzun dönemli ortalamalarda 1,5 dereceyi aşması artık kaçınılmaz.

Ancak bu durum, sıcaklık artışının sınırlandırılması için artık hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor.

UNEP, hızlı ve kapsamlı emisyon azaltımıyla 1,5 derece sınırının ne kadar aşılacağının ve bu aşımın ne kadar süreceğinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Rapordaki en düşük aşım senaryosunda sıcaklık artışının yüzyıl ortalarında 1,7 ila 1,8 dereceyle sınırlandırılması öngörülüyor. Bu senaryoda sıcaklık artışının 2100 yılına kadar yeniden 1,5 dereceye veya altına düşme olasılığı yaklaşık yüzde 50.

Ancak bu senaryo, sera gazı emisyonlarının hızla azaltılmasını ve atmosferden yüzyıl boyunca yaklaşık 320 milyar ton karbondioksitin uzaklaştırılarak kalıcı biçimde depolanmasını gerektiriyor.

UNEP, sıcaklık artışının 1,5 derecenin üzerinde kaldığı her yılın buz tabakaları, donmuş topraklardaki karbon, okyanus dolaşımı ve mercan ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan değişiklikler yaşanması riskini büyüttüğünü vurguluyor.

Emisyonların ne kadar azaltılması gerekiyor?

UNEP’e göre küresel sıcaklık artışını yüzyıl sonunda yeniden 1,5 dereceye düşürme olasılığını korumak için sera gazı emisyonlarının 2025 seviyelerine göre 2030’a kadar yüzde 18, 2035’e kadar yüzde 45 ve 2040’a kadar yüzde 69 azaltılması gerekiyor.

Ancak ülkelerin mevcut iklim taahhütlerinin eksiksiz uygulanması bile bu azaltımı sağlamıyor. Ulusal Katkı Beyanları’nın uygulanması durumunda küresel emisyonların 2030’a kadar yüzde 5 ila 8, 2035’e kadar yüzde 11 ila 15 azalması bekleniyor.

Mevcut politikaların sürmesi halinde küresel sıcaklık artışı 2100 yılına kadar 2,8 dereceye ulaşabilir ve sonrasında artmaya devam edebilir. Ülkelerin ulusal iklim hedeflerini yerine getirmesi ve benzer çabaları sürdürmesi durumunda sıcaklık artışı 2,6 dereceyle sınırlandırılabilir.

Uzun vadeli net sıfır emisyon taahhütlerinin de yerine getirildiği en iyimser senaryoda ise sıcaklık artışı 2,1 dereceye kadar geriliyor.

UNEP, yeni iklim taahhütlerinin geçen yıla kıyasla sıcaklık artışı tahminlerinde kayda değer bir iyileşme sağlamadığına dikkat çekiyor.

Kömürden çıkış için hangi tarih öngörülüyor?

UNEP raporu, sıcaklık artışının sınırlandırılabilmesi için fosil yakıtlardan uzaklaşmanın hızlandırılması gerektiğini ortaya koyuyor.

En düşük aşım senaryosunda, 2025 seviyelerine göre 2035’e kadar kömürün küresel toplam arzındaki payının en az yüzde 55, petrolün payının yüzde 15 ve doğal gazın payının yüzde 5 azaltılması gerekiyor.

Kömürden elektrik üretiminin ise 2025 seviyesine göre 2035’e kadar en az yüzde 75 azaltılması ve 2040 yılına kadar küresel ölçekte fiilen sona erdirilmesi öngörülüyor.

Rapora göre küresel yenilenebilir elektrik kapasitesi, 2015’teki mevcut politika senaryolarında öngörülenden üç kat daha hızlı büyüdü. Güneş enerjisi kurulumlarındaki artış ise öngörülenin yedi katına ulaştı.

Buna karşın fosil yakıtlardan uzaklaşma ve ormansızlaşmayı durdurma alanlarındaki ilerleme yetersiz kalıyor.

UNEP, iklim politikalarının emisyonları azaltabildiğine ilişkin 220’den fazla politika değerlendirmesinden elde edilen kanıtlara dikkat çekiyor. Başarılı uygulamaların daha fazla ülkeye ve sektöre yayılması gerektiğini vurguluyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.