Çin-Nepal sınırı yakınlarında bir buzulun çökmesiyle meydana gelen yıkıcı sellerin üzerinden günler geçmesine rağmen 3 bini aşkın kayıptan haber alınamıyor.
Nepal ile Çin sınırı yakınlarında meydana gelen yıkıcı sellerde hayatını kaybedenlerin sayısı en az 734’e yükseldi. Çarşamba günü yaşanan felaketin ardından 3 binden fazla kişi hâlâ kayıp. Nepal’in orta kesimlerindeki hidroelektrik santrali projelerinde çalışan 900’den fazla işçiyi bulmak için arama-kurtarma çalışmaları sürüyor.
Nepal ve Çin’in Tibet bölgesindeki yetkililerin verilerine göre kayıp sayısı 3 binin biraz üzerinde. Felakette yaşamını yitiren bazı kişilerin cesetleri, sellerin etkisiyle komşu Hindistan’a kadar sürüklendi.
Nepal’in Tibet sınırına yakın yüksek Himalaya bölgesinde bir buzulun çökmesi, Trishuli ve Bhotekoshi nehir sistemleri boyunca büyük çaplı sel ve heyelanları tetikledi. Yerleşim yerleri çamur ve enkaz altında kaldı.
Felaket sonrasında enkazın suyun önünü kesmesiyle yeni bir göl oluştu. Cuma günü göldeki su seviyesinin yükselmesi, ikinci bir sel yaşanabileceği endişesine yol açtı ve arama çalışmaları geçici olarak durduruldu. Riskin yönetilebilir seviyeye gerilediğinin belirlenmesi üzerine operasyonlar yeniden başladı.
Çinli yetkililer tehlikenin azaldığını ancak tamamen ortadan kalkmadığını belirtiyor. Gyirong sınır kapısının yaklaşık bir kilometre yukarısındaki set gölü uydular, radarlar ve insansız hava araçlarıyla izleniyor. Yetkililer, durumun kötüleşmesi halinde aşağı bölgelerde çalışan kurtarma ekiplerine yaklaşık 30 dakika önceden uyarı verilebileceğini ifade ediyor.
Pazar sabahı itibarıyla Nepal Bağımsız Enerji Üreticileri Birliği’nin verilerine göre 933 işçi kayıp veya kendilerinden haber alınamıyor. İşçiler, felaketten en ağır etkilenen Rasuwa ve Nuwakot bölgelerindeki 11 hidroelektrik santrali ve tünel projesinde çalışıyordu.
Kayıplar arasında Nepal, Hindistan, Güney Kore ve Çin vatandaşları bulunuyor. Her bir hidroelektrik santrali sahasında kaç kişinin mahsur kaldığı veya kaybolduğu ise henüz kesin olarak bilinmiyor.
Nepal Başbakanlığı, tünellerde insanların mahsur kaldığı yönündeki ihbarların ardından girişleri kapatan çamur ve enkazı kaldırmak için ekiplerin bölgeye sevk edildiğini açıkladı.
Operasyonlara 62 Nepal ordusu mensubu ile polis ve silahlı polis teşkilatından 20 kişi olmak üzere 82 kişilik özel bir ekip katılıyor. Ancak kötü hava koşulları kurtarma çalışmalarını ciddi biçimde güçleştiriyor.
Nepal Dışişleri Bakanlığına göre ülke genelindeki arama-kurtarma faaliyetleri için 19 bin güvenlik görevlisi ve 16 helikopter seferber edildi. Upper Trishuli-1 hidroelektrik projesinde şimdiye kadar 254 işçi kurtarıldı.
Buna karşılık bazı bölgelerde durum çok daha ağır. Rasuwa’daki 22 MW kapasiteli Chilime Hidroelektrik Projesi’nin tünelleri tamamen çamurla dolmuş durumda. Şirket yetkilileri tünellere girmenin mümkün olmadığını ve dağcılık konusunda uzman kurtarma ekiplerinin bölgeye gönderilmesi için çalışıldığını açıkladı. Hindistan da tünel kurtarma uzmanları ve sağlık personelinden oluşan bir ekip gönderdi.
Nepal Ulusal Afet Risk Azaltma ve Yönetim Kurumu’na göre ülkedeki seller nedeniyle en az 734 kişi hayatını kaybetti. Cesetlerin nehirler tarafından çok uzak bölgelere sürüklenmesi kimlik tespitini zorlaştırıyor. Yerel morgların kapasitesinin yetersiz kalmaya başladığı bildiriliyor.
Kimliği belirlenemeyen cenazeler muhafaza ve teşhis işlemleri için 21 farklı hastaneye gönderildi.
Çin’in Tibet bölgesindeki yetkililer ise cumartesi akşamı itibarıyla Gyirong ilçesinde 16 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Pazar sabahı itibarıyla yalnızca Nepal’de 2 bin 498 kişi kayıp. Bunların arasında:
589 yabancı uyruklu kişi
Yabancı turistlerle seyahat eden 127 Nepalli
45 Nepal ordusu mensubu
27 polis
13 silahlı polis bulunuyor.
Çin’in Tibet bölgesinde ise 23 ülkeden 261 yabancı uyruklu kişinin kayıp olduğu açıklandı. Kayıplar arasında 104 Nepalli, 49 Hint, 33 Letonyalı, 18 Amerikalı ve 15 Britanyalı da bulunuyor.
Çin tarafındaki felaketin gerçek boyutunu bağımsız olarak belirlemek ise güç. Yabancı gazetecilerin bölgeye girişine izin verilmediği için bilgiler büyük ölçüde Çin hükümeti ve devlet medyasının açıklamalarına dayanıyor.