Değişen iklim koşulları, uluslararası ticaret ve ulaşım ağlarının genişlemesi, dünyada ve Türkiye’de istilacı böceklerin yayılışını hızlandırıyor. Bu türler yalnızca tarımsal üretimi değil biyolojik çeşitliliği ve halk sağlığını da tehdit ediyor.
Türkiye’de 25-30 bin tür böcek bulunduğu, bunların 60’a yakınının istilacı olduğu bildirildi.
Değişen iklim koşulları, uluslararası ticaret ve ulaşım ağlarının genişlemesi, dünyada ve Türkiye’de istilacı böceklerin yayılışını hızlandırıyor. Bu türler yalnızca tarımsal üretimi değil biyolojik çeşitliliği ve halk sağlığını da tehdit ediyor.
Son yıllarda kahverengi kokarca, Asya kaplan sivrisineği, turunçgil uzun antenli böceği ve vampir kelebeği, domates güvesi gibi istilacı türlerin Türkiye’nin farklı bölgelerinde görülme sıklığı artıyor. Yüksek üreme kapasitesi, çok sayıda bitkiyle beslenebilme yeteneği ve iklim değişikliğine uyum sağlayabilmeleri bu türlerle mücadele güçleştiriyor.
Bir böcek nasıl istilacı sayılır?
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, doğadaki her böceğin istilacı değerlendirilmemesi gerektiğini :
“Bir böceğin istilacı sayılabilmesi için doğal olarak bulunmadığı bir bölgeye sonradan gelmesi gerekiyor. Burada yerleşmesi, hızla yayılması ve ekonomik ya da ekolojik zarar oluşturması gerekir. Bir bölgede yoğun görülmesi ya da önemli bir zararlı haline gelmesi tek başına onu istilacı yapmaz.
Dünyada bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 200 bin böcek türü tanımlandı. Gerçek tür sayısınınsa 5 milyonun üzerinde olduğunun tahmin ediliyor. Bu türlerin büyük bölümü zararsız.
Toplumda böceklere karşı genel olumsuz algı var. Doğadaki böceklerin yalnızca yüzde 1 ila 3’ü zararlıdır. Yaklaşık yüzde 20-30’uysa faydalı böceklerden oluşur. Geri kalan büyük bölüm, organik maddelerin ayrışması, toprak oluşumu ve ekosistemin devamlılığı açısından önemli görevler üstlenir.”
Akça’nın aktardığına göre dünyada bugüne kadar yaklaşık 1000-1500 istilacı böcek türü tespit edildi:
“Türkiye’de 25-30 bin tür böcek bulunuyor, farklı dönemlerde ülkeye giriş yaptığı belirlenen istilacı böcek sayısıysa 60’a yaklaştı. Türkiye’de ekonomik açıdan en fazla sorun oluşturan istilacı türlerin başında kahverengi kokarca, turunçgil uzun antenli böceği, Asya kaplan sivrisineği, vampir kelebeği ve domates güvesi (Tuta absoluta) geliyor. Kahverengi kokarca başta olmak üzere birçok istilacı tür, meyve ve sebze üretiminde ciddi verim ve kalite kayıplarına neden oluyor.
Asya kaplan sivrisineği doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ayrı bir risk. Diğer istilacı türler daha çok tarımsal zararlıdır ancak Asya kaplan sivrisineği halk sağlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir türdür.”
‘Kene, istilacı değil’
Akça şöyle devam etti: “Toplumda sıkça karıştırılan konulardan biri de kene, bunlar istilacı bir böcek değildir. Zaten böcek de değildir, akar grubunda yer alır. Ancak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin taşıyıcısı olması nedeniyle insan sağlığı açısından son derece önemlidir. İklim değişikliğiyle birlikte popülasyonunda artış gözlenmektedir.”
‘Küresel ısınma tek neden değil’
Peki istilacı böcekler neden artıyor? Akça’ya göre bu türlerin yayılışı yalnızca iklim değişikliğine bağlanamaz. Küresel ticaret, lojistik ağları ve insanların hareketliliği de önemli rol oynuyor:
“Küresel ısınma özellikle yüksek üreme kapasitesine sahip türlerin daha fazla nesil vermesine imkan sağlıyor. Kahverengi kokarca 300’ün üzerinde bitkiyle beslenebiliyor. Bu da neredeyse karşılaştığı her bitkiden beslenebileceği anlamına geliyor. Turunçgil uzun antenli böceği de çok sayıda meyve ve süs bitkisinde yaşayabiliyor. Bu özellikler onların yeni bölgelere uyum sağlamasını kolaylaştırıyor.
Uluslararası taşımacılık da istilacı türlerin yayılmasını hızlandırıyor. Bir kahverengi kokarca kamyonun kasasında değil, dış yüzeyinde bile yüzlerce kilometre taşınabiliyor. Gürcistan sınırından çıkan bir araçla Adana’ya kadar ulaşabiliyor. Bu dayanıklılıkları istilacı olmalarında önemli rol oynuyor.
Kahverengi kokarca 2017’de Türkiye’de görülmeye başlandı. Kısa sürede Karadeniz Bölgesi’nden Marmara ve iç kesimlere doğru yayıldı.”
Nasıl mücadele edilmeli?
Peki bu türlerle nasıl mücadele edilmeli? Akça şöyle sıralıyor:
Sadece ilaçlama çözüm değil. Zararlının yaşam döngüsü ayrıntılı şekilde bilinmeli. Kahverengi kokarcaya karşı birçok ülkede biyolojik mücadelede başarı sağlayan samuray arısı, Türkiye’de de farklı bölgelerde doğaya salınıyor. Fakat yalnızca bu yeterli değil. Kimyasal mücadele de yapılmalı.
Vatandaşlar özellikle kışın biyosidal ürünlerle koruyucu uygulamalar yapabilir. Bu tür (kahverengi kokarca) doğrudan insanı sokan ya da zehirleyen bir böcek değil ancak evlerde yoğun görülmesi nedeniyle yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.
Kahverengi kokarcayla mücadele için 1 milyon 650 bin samuray arısı üretilip 40 ilde doğaya salınacak. Samuray arısı, kokarcaların ‘doğal düşmanı’.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’yle birlikte kahverengi kokarcayla mücadele için Samsun, Tokat, Yalova, Ankara ve Giresun’da samuray arısı üretiyor.
Enstitünün müdürü Doç. Dr. İlyas Deligöz, ‘başta fındık olmak üzere 300 bitkiye zarar veren’ kahverengi kokarcayla mücadele için çalışmalara hız verdiklerini söyledi:
“Kokarca, Türkiye’ye ilk giriş yaptığı yıldan itibaren çalışmalara başladık. 2023’te yılında laboratuvarımızı kurduk. Bu amaçla 2023’te 22 bin, 2024’te 207 bin, 2025’teyse 1 milyon 156 bin samuray arısı üreterek doğaya saldık.”
‘Sadece biyolojik mücadele yapmıyoruz’
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu yıl 1 milyon 650 bin samuray arısı üretmeyi hedeflediğini belirten Deligöz, şöyle devam etti:
“Bu sene Türkiye genelinde 40 ilde salmayı planlıyoruz. Tabii sadece biyolojik mücadele yapmıyoruz.
Bunun dışında kışlak mücadeleyi, cezbet öldür yöntemini, mekanik, biyoteknik ve kimyasal mücadeleyi de gerektiği zamanlarda kullanıyoruz.”
‘Popülasyon yüksek oranda artmadı, sabit kaldı’
Deligöz’e göre 1 milyon 650 bin samuray arısı üretme hedefinin üzerine de çıkılabilir:
“Kahverengi kokarcayla mücadele için Doğu ve Orta Karadeniz bölgelerinde sahada gözlemleme çalışması yürüttük.
Çalışmalarda kahverengi kokarca popülasyonunun yüksek oranda artmadığını, sabit kaldığını gördük. Bunun dışında Marmara Bölgesi’ne doğru popülasyon artışı var.
Doğu ve Orta Karadeniz bölgelerinde üreticilerimizle üç yıldır yaptığımız entegre mücadelemiz sonuç verdi. Önümüzdeki seneden itibaren kahverengi kokarca popülasyonunun aşağı doğru ineceğini öngörüyoruz.
Batı Marmara Bölgesi’nde de üreticiler bilinçlendikçe, samuray arısını salmaya devam ettikçe popülasyon azalacaktır. Samuray arısı doğaya adapte oldu. Yıldan yıla kahverengi kokarca popülasyonu azalacaktır.”