Amerikan askeri operasyonunun detayları belli oldu. New York Times gazetesi, ABD’nin Maduro’ya 23 Aralık’ta görevi bırakıp Türkiye’ye gitmesini önerdiğini, o bunu reddedince Trump’ın 25 Aralıkta operasyon için düğmeye bastığını yazdı.
Ancak Hollywood kahramanlık filmlerinde görülebilecek türden bir askeri operasyon: Venezuela’nın en iyi korunan askeri üslerinden birinde bir evde kalan Nicolas Maduro ve eşi, çok kısa bir operasyonun ardından tereyağından kıl çeker gibi yakalanıp helikoptere bindirilip kaçırıldı.
Askeri açıdan ve uygulanması bakımından “kusursuz” gözüken bu operasyonun ardında ise aylar süren bir hazırlık vardı. Maduro ve eşi son dakikada çelik duvarlarla korunan bir “güvenli oda”ya tam girmek üzereyken yakalanmıştı, Maduro o sırada güvenli odanın çok ağır kapısını kapatmaya uğraşıyordu.
Amerika’nın operasyonu gerçekte geçen yılın Ağustos ayında başladı ve başladığı da Başkan Donald Trump tarafından ilan edildi. Başkan Trump, Venezuela içinde istihbarat toplaması ve operasyon yapması için Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA’yı yetkilendirdiğini duyurdu.
Bu emir sonrası Venezuela’ya sızan CIA ajanları aylarca ülkede çalıştılar ve yakalanmamayı başardılar. The New York Times gazetesi bu operasyonun bütün ayrıntılarını derlediği bir geniş haber yayınladı.

Maduro, Brooklyn’deki bu cezaevinde tutuluyor.
CIA ajanlarının görevi Nicolas Maduro’nun gündelik hayatını ve nerelerde saklandığını öğrenmekti. Maduro düzenli olarak 6 veya 7 ayrı yerde kalıyordu, kaldığı yerleri sürekli değiştiriyordu. CIA kısa sürede Maduro’nun bu kalma yerlerini saptadı.
Bu yerlerden biri dün yakalandığı askeri kışladaki evdi. Amerikan ordusunun özel kuvvetler birimi Delta Force askerleri bu evin bire bir bütün özelliklerini Kentucky eyaletindeki kışlalarında inşa ettiler ve aylarca burada talim yaptılar. CIA bu evin iç düzenini, hangi kapıların çelikle güçlendirildiği gibi detayları ve hatta evdeki bulunan “panik odası” niteliğindeki özel inşa edilmiş çelik duvarlı odayı bile saptamıştı. Askerler, içine girdikleri evi avuçlarının içi gibi biliyordu.
Amerikan yönetimi bir yandan Nicolas Maduro’ya ülkesini terk etmesini, yönetimi bırakmasını telkin ediyordu. Son olarak 23 Aralık günü Maduro ile Başkan Donald Trump arasında bir telefon görüşmesi yapıldı.
Maduro, ABD’yi yumuşatma ümidiyle Venezuella petrollerini teklif etti. Trump ise ondan ülkeyi terk edip gitmesini istedi, hatta ona adres bile verdi: “Türkiye’ye gidebilirsin.”
Maduro bu teklifi sert ifadelerle reddetti.

New York’a getirildi.
Başkan Trump bu görüşme ertesi 25 Aralıkta, zaten aylardır planları ve hazırlıkları yapılan operasyona izin veren kararı imzaladı. Operasyonun zamanlamasını orduya ve CIA’ya bırakmıştı.
Ondan sonra uygun hava şartları beklendi. Son gece Maduro’nun o askeri kışlada olduğu bir kez daha teyit edilince Amerikan ordusu müthiş bir hava gücüyle harekete geçti.
Önce Venezuela’nın neredeyse bütün hava savunma sistemi bombalandı. Bu, Amerikan savaş gemilerinden kalkan ve Delta Force askerlerini taşıyan helikopterlere rahat seyir imkanı vermek içindi.
Bu arada geniş çaplı bir siber saldırıyla Caracas’ın elektrikleri kesildi, şehir karanlığa gömüldü.
Hava savunmasının yok edilmesinin ardından helikopterler Caracas yakınlarındaki çok iyi korunan askeri kışlaya inmeye başladı. Helikopterlere ateş de açıldı ve bazı Amerikan askerleri yaralandı ama helikopterler de ateşle karşılık verdi.
Bütün operasyonu Başkan Trump kendisi için özel kurulan bir odada canlı seyretti. Bir yandan gökyüzündeki bir İHA’dan gelen canlı görüntüler, bir yandan da Delta Force askerlerinin kafalarındaki kameralardan yansıyan görüntüler farklı ekranlara aktı. O sırada Amerikan Genel Kurmay Başkanı Caine de Trump’a olup bitenleri, ekranda gördüklerini anlatıyordu.
Delta Force askerleri birkaç dakika içinde Maduro ve eşinin yatak odasına kadar ulaştı. O sırada Maduro ve eşi panik odasının ağır çelik kapısını kapatmaya uğraşıyordu.
Delta Force bu ihtimali düşünmüş, o kapıyı havaya uçuracak patlayıcı uzmanlarını yanında getirmişti. Bir başka getirilen kişi FBI’ın rehine pazarlığı uzmanıydı. Olur da Maduro odaya girerse onu teslim olmaya ikna etmek için getirilmişti.

Iwo Jima uçak gemisinde böyle görüntülendi.
Maduro ve eşini alan helikopterler hemen Karayip’te bir yerlerde olan Amerikan uçak gemisi Iwo Jima’ya gitti. Burada da fazla kalmadı Maduro ve eşi, uçak gemisinden de Küba’daki Amerikan üssü Guantanamo’ya götürüldü.
Orada onları bir Boeing 747 bekliyordu. O uçakla New York yakınlarındaki Stewart askeri üsüne, oradan da helikopterlerle New York’un Brooklyn ilçesindeki bir cezaevine götürüldü.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Nicola Maduro ve hükümetindeki bir grup hakkında iddianame hazırlandığını söyledi.
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi’yse Maduro hakkındaki suçlamaları duyurdu.
Rubio basın toplantısında şöyle konuştu:
“İran, Hizbullah ve uyuşturucu kaçakçılığı ve uyuşturucu terörist örgütleriyle işbirliği yapan, sadece sevkiyatlarını koruyup cezasız bir şekilde faaliyet göstermelerine izin vermekle kalmayıp, bazılarının (ELN ve FARC-D) toprakları kontrol etmesine de izin veren gayrimeşru bir rejim var.
Venezuela içinde toprakları kontrol ettikleri açık kampları var. Bu bizim ulusal çıkarımızdır ve odaklandığımız konu budur.
New York’un güney bölgesindeki bir büyük jüriye deliller sunuldu ve jüri, sadece Maduro’ya değil, aynı zamanda onun hükümetindeki bir grup insana da uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla iddianame hazırladı.”
ABD’li bakan Pam Bondi’yse Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında New York Güney Bölgesi’nde suç duyurusunda bulunulduğunu duyurdu.
ABD adalet bakanı, Maduro’nın yakında ‘Amerikan adaletinin gazabı’yla karşılaşacağını söyleyip suçlamaları şöyle sıraladı:
-Uyuşturucu terörizmi
-Kokain kaçakçılığı
-ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma
Trump yönetimi, Kasım 2025’te ‘Cartel de los Soles (Güneşler Karteli)’i ‘yabancı terörist örgüt’ olarak tanımlamış, başında Maduro’nun olduğunu öne sürmüştü.
ABD’nin Maduro’yu herhangi bir suçlu gibi yargılayacağı anlaşılıyor. O yüzden Maduro ve eşi bugün veya yarın hakim karşısına çıkabilir ve yüzlerine haklarındaki suçlamalar okunup suçlarını kabule dip etmedikleri sorulabilir.
ABD daha önce Panama Devlet Başkanı Noriega’yı benzer şekilde yakalayıp getirmiş ve mahkemede yargılayıp sonra da hapse atmıştı.