3 Kasım 2026 ara seçim gecesi Beyaz Saray’da uzun süre hafızalardan silinmeyecek karanlık ve panik dolu anlara sahne oldu.
3 Kasım 2026 ara seçim gecesi, Beyaz Saray’da uzun süre hafızalardan silinmeyecek karanlık ve panik dolu anlara sahne oldu. Demokratların sandıktaki ezici üstünlüğü ve ‘Mavi Dalga’nın etkisi netleştikçe Cumhuriyetçi kanatta hayal kırıklığı yerini hızlıca kaosa bıraktı. Donald Trump’ın kapalı kapılar ardında öfkeyle yalnızlığına çekildiği, danışmanların ve kabine üyelerinin gelebilecek bir ‘tasfiye’ korkusuyla binayı terk ettiği o tarihi gecede yaşanan tüm çarpıcı detaylar basına sızdı. İşte Beyaz Saray’daki karanlık gecenin anbean detayları…
Donald Trump o gece hiç aşağı inmedi
Salı akşamı Kabine üyeleri siyasi danışmanlar ve MAGA (Make America Great Again- Amerikayı Yeniden Harika Yap) hareketinin önde gelen isimleri Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nu doldururken masalara ikramlar dizilmiş, tüm ekranlar sonuçlarına kilitlenmişti. Başkan üst kattaki özel konutunda kalmayı tercih etmişti.
Trump ikinci döneminde yanından ayırmadığı kıdemli danışmanı Natalie Harp ve Özel Kalem Müdürü Susie Wiles ile odaya kapanıp Mavi Dalga’nın yükselişini ekran başından takip etti. First Lady ise bu anlarda yanında değildi.
Sandıklar açılıp hezimetin boyutu netleştikçe Doğu Salonu’ndaki izleme partisi hızla boşalmaya başladı.
Önce kıdemli personel, ardından bazı Kabine üyeleri sessizce salondan ayrıldı. Akşamın erken saatlerinde orada bulunan Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise gecenin ilerleyen vakitlerinde hiç ortalıkta görünmedi.
Saatler 22.00’yi gösterirken Demokratların Temsilciler Meclisi çoğunluğunu ele geçirdiği kesinleşmiş, salonda neredeyse kimse kalmamıştı. Dahası, personel sadece partiyi değil, Beyaz Saray’ı da terk ediyordu. Birçoğu yakında bir mekâna bir şeyler içmeye gitti; masalardaki yemekler hiç dokunulmadan öylece kaldı.
Üst katta ise tam anlamıyla fırtına kopuyordu.
Üst düzey bir yetkili Trump’ın içinde bulunduğu ruh halini “Rezidansta durum çok ama çok karanlık. Zifiri bir hava hâkim” sözleriyle özetledi.
Saat 23.00’e geldiğinde Trump öfkeden konuşamaz hale gelmişti.
Başkan’a yakın bir kaynak Daily Mail’e yaptığı değerlendirmede “Fox News’i izliyor, ağzından tek kelime çıkmıyor. Adeta sessizliğe gömülmüş durumda” dedi.
Ancak Trump, öfkesini sahibi olduğu Truth Social platformunda dışa vurmaktan geri durmadı. Gece boyunca ekran başından kanala yüklenen Trump, paylaşımlarından birinde “Bu kayıpların tek sorumlusu Fox News’tir” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçilerin Senato’daki çoğunluğu kaybetmesinin hemen ardından da Texas Valisi Greg Abbott’u hedef aldı. Oysa Trump sadece birkaç saat önce Abbott’tan “güçlü, saygın ve istisnai bir lider” olarak övgüyle bahsetmişti.
Bir diğer paylaşımında ise suçu pusulada olmamasına bağladı: “Ben aday değildim, yoksa ezici bir zafer kazanırdık!”
Fakat aynı Trump, seçim kampanyası boyunca MAGA seçmenine sandığa giderken pusulada kendi adı varmış gibi oy kullanmaları çağrısında bulunmuştu.
Aşağıdaki salonda kalanlar da soğukkanlılığını korumakta zorlanıyordu.
Kıdemli bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump’ın iletişim stratejisti Jason Miller’ın ekranda üst üste gelen hezimet haberleri karşısında panik içinde ter döktüğünü aktardı.
Bu sırada koridorlarda salı gecesinin faturasının kime kesileceği konuşulmaya başlanmıştı bile. Öne çıkan iki isim vardı: Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth.
Üst düzey bir yetkili “İran Savaşı olmasaydı bu gece bambaşka bir tablo görürdük. Başkan’ın önünde sonunda faturayı Hegseth’e keseceğini düşünüyorum” yorumunu yaptı.
Bir diğer kıdemli isim ise okları Rubio’nun başında olduğu Dışişleri Bakanlığı’na yöneltti. Cumhuriyetçi Parti’nin önemli bağışçılarından biri de bu görüşü destekledi: “Rubio için yolun sonu geldi. Hatta Trump’ın dış politikasına temas eden tüm Cumhuriyetçiler için durum aynı.”
İran’daki askeri operasyonların Amerikan mükelleflerine maliyeti 47 milyar doları aşmış durumdaydı. Benzin fiyatları galon başına 4,15 dolara fırlarken kamuoyu araştırmaları halkın büyük çoğunluğunun savaşı hata olarak gördüğünü ortaya koyuyordu.
Beyaz Saray’a yakın bir başka kaynak ise durumun ciddiyetini şu sözlerle dile getirdi: “Patron zekice davranacaksa, kendi siyasi mirasını korumak adına yarın binadaki herkesi görevden alır.”
En çarpıcı kulis
Ancak gecenin en çarpıcı kulis bilgisi, Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’ın son ana kadar zafere olan inancını koruduğunu aktaran kaynaktan geldi.
İddiaya göre Wiles eylül ayında dahi yakın çevresine Cumhuriyetçilerin ara seçimlerden zaferle çıkacağını açıkça söylüyordu. Aynı kaynak Wiles’ın ekibinde yer alan tecrübeli seçim stratejisti Chris LaCivita’nın da her perşembe yapılan bilgilendirme toplantılarında Başkan’a zafer garantisi verdiğini belirtti. Hatta salı sabahı bile Batı Kanadı’ndaki ekibin gündeminde Kongre’nin her iki kanadında da sandalye sayısını artırma planları vardı.
Durumu özetleyen kaynak “Son saniyeye kadar tam anlamıyla bir hayal dünyasında yaşadılar” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray’a birkaç sokak mesafedeki barlarda ise orta düzey personel sabah işe gitmemek için planlar yapıyor, görevde kimin kalıp kimin gideceğine dair tahminler yürütüyordu.
Kulislere düşen bir diğer konu Wiles’ın istifa etmesi halinde koltuğu kimin devralacağıydı.
Birçok çalışan Trump’ın ilk döneminde personel yönetiminin başında olan John McEntee’nin geri getirilmesi gerektiğini savunuyordu. Hatta bir çalışan şakayla karışık, Başkan’ın McEntee’yi getirmesi için hemen gece yarısı Marine One helikopterini tahsis etmesi gerektiğini söyledi. Ekibin ortak arzusu Wiles’ın bir an önce görevden alınmasıydı.
Ancak köklü bir temizlik yapmanın önünde ciddi bir engel vardı: Wiles’ın yerine geçebilecek çapta bir adayın bulunmaması.
Üst düzey bir yetkili 2024 kampanyasını yöneten ve sonrasında Özel Kalem koltuğuna oturan Wiles’ın konumunu şu sözlerle anlattı: “Unutulmamalı ki Susie tüm Trump teşkilatını kendi kurdu. Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı Joe Gruters onun adamı, siyasi eylem komitelerini yönetenler onun ekibi, Senato adayları kendi arkadaşları, Kabine ise onun tercihlerinden oluşuyor. O bu orkestranın şefi. Harcamak isteyeceği herhangi bir isim, yine kendi getirdiği biri olacaktır.”
Eski bir yönetim yetkilisi ise tepkisini Wiles’ın yardımcısı James Blair’e yöneltti. Blair, seçim haritalarını yeniden çizme stratejisinin mimarıydı; ancak Indiana’da kendi partisinin senatörlerinin engeline takılarak başarısız olmuştu.
Yenilginin sebebini İran politikasına bağlayan tek kesim Beyaz Saray çalışanları değildi. Deneyimli bir Cumhuriyetçi stratejist “Parti artık dış politikayı muhafazakâr medya yorumcularının yönlendirmesine izin vermemeli. Bu hezimet %100 İran kararının bir yansımasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
İki ayrı kaynak Trump’ın eski personel başkanı olan ve halen Hindistan Büyükelçiliği görevini yürüten Sergio Gor’un Dışişleri Bakanlığı için kulis yapmaya başladığını öne sürdü.
Rubio’nun 2028 başkanlık adaylığı için istifa etmesi durumunda Gor’un koltuğa aday gösterilebileceği belirtiliyor. Nitekim geçen hafta Atlanta’daki G20 toplantısında bulunan bir kaynak Gor’un Rubio’nun tüm temaslarında yanında yer aldığına dikkat çekti.
Bundan sonraki süreç Trump’ın başarısızlığı kime fatura edeceğine göre şekillenecek.
Eğer seçim stratejisinin kurbanı olduğuna karar verirse, ihale doğrudan Susie Wiles’a kalacak. Ancak yenilginin ana nedenini savaş olarak görürse, oklar doğrudan kendi masasını işaret ediyor olacak.
Beyaz Saray’dan yapılan resmî açıklamada Trump’ın ruh halinin “dik duruşunu koruduğu” iddia edilse de Washington’daki tüm Cumhuriyetçi kanatta derin bir panik havası hâkim.
Trump bu kâbusu ilk kez yaşamıyor. 2022 ara seçimlerini de benzer beklentilerle Mar-a-Lago’daki malikanesinden, basını şov amacıyla içeri davet ederek takip etmişti. Ancak desteklediği adaylar birer birer kaybettikçe basın alelacele dışarı çıkarılmış ve Trump ekibine öfke kusmuştu.
Daha üç hafta önce Politico, Trump’ın Wiles’ın yerine başka birini getirmek için nabız yokladığını yazmış; Trump ise Truth Social üzerinden bu haberi yalanlayarak Wiles’a güveninin tam olduğunu açıklamıştı.
Ancak salı gecesi Wiles üst kattaydı; geri kalan herkes ise Trump’ın öfkesinden kaçarak önlerindeki günlerde siyasi olarak nasıl hayatta kalacaklarının hesabını yapıyordu.