NASA'nın 29 Nisan 2026'da yayınladığı en yeni uydu verileri Mexkico City'nin bazı bölgelerinde çökme hızının ayda 2 santimetreyi aştığını ortaya koydu. Üstelik geri dönüşü yok.
NASA ve Hindistan Uzay Araştırma Örgütü (ISRO) tarafından ortaklaşa geliştirilen NISAR uydusu, daha önceki sistemlerin göremediği ayrıntıları gün yüzüne çıkarıyor. Bulutları, bitki örtüsünü ve karanlığı delip geçebilen özel radar teknolojisi sayesinde, kentsel çökme milimetrik hassasiyetle haritalandı.
Göl yatağında bir yüzyıl: Neden batıyor?
Sorun yeni değil, tam 100 yıllık bir geçmişe sahip. Mexico City aslında kurutulmuş eski bir göl yatağı üzerine inşa edildi.
Yeraltı Suyu Pompalaması: Şehrin altındaki yumuşak tortu, su çekildikçe sıkışıyor.
Beton Yükü: Devasa yapıların ağırlığı, süngerimsi zemini daha da aşağı itiyor.
Acı Gerçek: Sıkışan tortunun doğal bir iyileşme mekanizması bulunmuyor; yani çöken yer bir daha yükselmiyor.
Paseo de la Reforma’daki ünlü Bağımsızlık Meleği anıtı, bu felaketin canlı şahidi gibi. 1910 yılında cadde seviyesinde inşa edilen anıt yerinden oynamadı ancak şehir etrafında çöktüğü için bugün anıtın tabanına 14 ek basamak eklenmiş durumda.
Altyapıda sessiz yıkım
Görüntülerde koyu mavi ile işaretlenen bölgeler, felaketin en hızlı ilerlediği yerler. Benito Juarez Uluslararası Havalimanı da bu riskin tam merkezinde yer alıyor. Çökme; metro tünellerinde dev çatlaklara, yollarda deformasyona ve su şebekelerinde büyük yırtılmalara neden oluyor.
NISAR’ın farkı ne?
NISAR uydusu, 39 fit (12 metre) çapındaki dünyanın en büyük radar antenine sahip.
L-Bandı Radarı: Diğer uyduların aksine yoğun kentsel ortamlarda bile sinyal kaybı yaşamıyor.
12 Günde Bir Kontrol: Uydu, dünya üzerindeki her noktayı 12 günde bir iki kez tarayarak değişimi saniye saniye izliyor.
NASA uzmanlarına göre Mexico City sadece bir başlangıç. NISAR verileri tüm dünyaya açık bir modelle sunuluyor. Şehir planlamacıları ve afet risk ekipleri, artık yerin altındaki bu sinsi hareketi önceden kestirebilecek. Ancak Mexico City için “bir sonraki kurak mevsim”, göl yatağının insan yüküne nasıl tepki vereceğini gösteren daha kritik veriler üretecek.