İsrail basını Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesini Batı'ya sergileyeceği kritik bir vitrin olacağını yazdı. Rus-Ukrayna savaşnın Türkiye'ye avantaj sağladığı, Ankara'nın pazarlık gücünün arttığı da vurgulandı.
İsrail basını, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin savunma sanayii kapasitesini Batı’ya sergileyeceği kritik bir vitrin olacağını yazdı. Haberde, Türkiye’nin artan savunma üretim gücü ve NATO içindeki yükselen rolünün Avrupa ile ABD açısından stratejik öneminin giderek arttığı vurgulandı. İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Amir Baram ise Hindistan, BAE, Yunanistan ve GKRY’yi kapsayan yeni bir güvenlik ittifakı çağrısı geldi.
İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Amir Baram’ın, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) kapsayan yeni bir güvenlik ittifakı çağrısı yapmasının ardından İsrail basınından Türkiye’nin yükselen savunma gücüne ilişkin dikkat çeken bir analiz geldi. İsrail merkezli Biz gazetesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için Türkiye’nin savunma sanayisindeki kapasitesini Batı’ya sergileyeceği kritik bir vitrin olacağını yazdı.
İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Amir Baram, Orta Doğu’daki değişen güç dengelerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, İsrail’in daha geniş kapsamlı bir ekonomik ve savunma ittifakı kurmayı hedeflediğini söyledi.
Baram, kurulması planlanan yapının Hindistan’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Yunanistan’dan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne kadar uzanması gerektiğini ifade etti.
İsrail merkezli Biz gazetesi ise Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin Türkiye açısından stratejik önemine dikkat çekti.
Haberde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zirveyi son yıllarda büyük yatırım yapılan Türk savunma sanayisini Avrupa ve ABD’ye tanıtmak için önemli bir fırsat olarak değerlendireceği ifade edildi.
Gazete, Türkiye’nin artık büyük bir orduya ve stratejik bir coğrafi konuma sahip olmanın yanı sıra silah, mühimmat ve güvenlik sistemlerini hızlı, düşük maliyetli ve yüksek üretim kapasitesiyle sunabilen bir ülke haline geldiğini vurguladı.
Haberde, Türkiye’nin yıllık savunma ihracatının 10 milyar doların üzerine çıktığına dikkat çekildi.
Geçen yıl gerçekleştirilen savunma ihracatının yüzde 56’sının ABD, Avrupa ve diğer Batılı müttefik ülkelere yapıldığı belirtilirken bunun Ankara ile Batı arasında son yıllarda yaşanan ilişkilerde önemli bir değişime işaret ettiği ifade edildi.
Özellikle 1970’lerdeki Kıbrıs krizi ve 2017 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınmasının ardından yaşanan gerilimlerin yerini daha pragmatik bir iş birliği anlayışının aldığı değerlendirmesi yapıldı.
Habere göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden sonra Türk savunma şirketlerinin ihracatı yaklaşık dört kat arttı.
Savaşın Avrupa’nın silahlı insansız hava araçlarına, 155 milimetrelik topçu mühimmatına ve kısa sürede teslim edilebilecek savunma sistemlerine olan ihtiyacını önemli ölçüde artırdığı belirtildi.
Ayrıca Trump yönetiminin Avrupa ülkelerinden savunma harcamalarını artırmalarını ve Washington’a bağımlılığı azaltmalarını istemesinin de Türkiye açısından ekonomik ve jeopolitik fırsat oluşturduğu ifade edildi.
Analizde NATO içinde artık temel tartışmanın yalnızca savunmaya ayrılan bütçe olmadığına dikkat çekildi.
Asıl sorunun Avrupa’nın yeterli miktarda silah, mühimmat ve operasyonel sistem üretip üretemeyeceği olduğu belirtilirken Soğuk Savaş sonrasında savunma sanayisini küçülten birçok Avrupa ülkesinin aksine Türkiye’nin hem büyük ordusunu koruduğu hem de yerli savunma sanayisine yatırım yapmayı sürdürdüğü vurgulandı.
ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planlarının da Türkiye’nin önemini artırdığı değerlendirmesi yapıldı.
Haberde Türkiye’nin savunma sanayisindeki en dikkat çekici başarı örneklerinden biri olarak Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2 insansız hava aracı gösterildi.
Bayraktar TB2’nin, Ukrayna savaşından önce uluslararası pazarda önemli bir platform haline geldiği belirtilirken düşük maliyetle yüksek etkinlik sağlamasının modern savaş konseptini değiştiren unsurlar arasında yer aldığı ifade edildi.
Ancak savaşın ilerleyen dönemlerinde kamikaze, keşif ve elektronik harp destekli insansız hava araçlarının öne çıktığı, Türkiye’nin ise uzun yıllardır bu alanda faaliyet göstermesi sayesinde önemli avantaj elde ettiği kaydedildi.
Haberde Avrupa’nın özellikle mühimmat üretiminde ciddi kapasite sorunları yaşadığına dikkat çekildi.
Türkiye’nin ise yüksek üretim kapasitesi, NATO standartlarına uygun sistemleri, düşük iş gücü maliyetleri ve ürünleri kısa sürede teslim edebilme kabiliyeti sayesinde bu açığın önemli bölümünü kapatabilecek ülkeler arasında bulunduğu ifade edildi.
Analizde Türkiye’nin NATO’nun mühimmat, insansız hava araçları ve savunma altyapısındaki eksiklerini gidermede kritik rol oynayabileceği belirtilirken, Ankara’nın ittifak içindeki ağırlığı arttıkça Avrupa ve ABD karşısındaki pazarlık gücünün de yükseleceği değerlendirmesi yapıldı.
Gazete Ankara’da düzenlenecek Zirvesi’nin yalnızca diplomatik temasların yürütüleceği bir toplantı olmadığını vurguladı.
Haberde, zirvenin aynı zamanda ‘yi sadece stratejik bir geçiş ülkesi olmaktan çıkarıp küresel ölçekte önemli bir güvenlik ve savunma tedarikçisi konumuna taşımayı hedefleyen Türk savunma sanayisinin uluslararası vitrini niteliği taşıdığı değerlendirmesine yer verildi.