Suriye’de Şam ve SDG anlaştı, dünyadan tebrik yağdı, Ankara’dan çıt çıkmadı

Suriye'de Şam yönetimiyle SDG arasında "kademeli entegrasyon" adı verilen bir mutabakata varıldığı sabah saatlerinde açıklandı. YPG silahlı güçlerini koruyacak, Suriye ordusu Kürt şehir ve köylerine girmeyecek. Ankara'dan olumlu veya olumsuz tek bir tepki bile henüz yansımadı.

Dünya 30 Ocak 2026
Bu haber 2 ay önce yayınlandı

Suriye’de Şam yönetimi ile SDG arasında “kademeli entegrasyon” adı verilen yeni bir mutabakata varıldı. Geçmişteki 10 Mart veya yakın zamandaki 18 Ocak mutabakatlarından ciddi biçimde ayrılan bu yeni anlaşma ile PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan YPG’nin üç tugaydan oluşan bir tümeni ve Halep’teki bir Suriye tümenine katılacak bir tugay askeri birliği korumasının önü açıldı.

Bu anlaşmanın Fransa ve ABD’nin arabuluculuğuyla ortaya çıktığı söyleniyor. Nitekim, SDG Sözcüsü İlham Ahmed anlaşma için bu iki ülkeye teşekkür etti. Anlaşmayı ilk kutlayanlardan biri Ankara’daki ABD elçisi ve Başkan Trump’ın Suriye özel temsilcisi Tom Barrack oldu. Benzer şekilde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da anlaşma için tarafları tebrik etti. Kuzey Irak’tan Neçirvan Barzani da anlaşmayı övdü. Sabah saatlerinde anlaşmanın duyurulmuş olmasına karşın Ankara’dan henüz hiç kimse anlaşmayla ilgili olumlu veya olumsuz bir tepki vermedi.

Suriye’deki anlaşma sabah saatlerinde devlet televizyonu tarafından duyuruldu. SDG’nin web sitesinde de duyurulan anlaşmanın tam metni şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri’nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte özerk yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir. Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

10 Mart’a da 18 Ocak’a da benzemiyor

İlan edilen anlaşma gerek geçen yıl imzalanan 10 Mart mutabakatında gerekse 18 Ocak günü Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmet Şara tarafından açıklanan 14 maddelik metne göre önemli farklılıklar içeriyor.

18 Ocakta Ahmet Şara’nın tek taraflı açıkladığı ama SDG tarafından imzalanmayan anlaşmada örneğin Kuzey Irak’tan gelen PKK’lıların bölgeden ayrılması özel bir madde olarak düzenlenmişti. Dün açıklanan anlaşmada bu konuya hiç değinilmiyor.

Yine 18 Ocak metninde YPG’nin askeri birimlerindeki kişilerin bireysel olarak Suriye ordusuna katılmasından söz ediliyordu, oysa yeni anlaşmada YPG’nin üç tugaydan oluşan bir tümen ve ayrıca Kobani’de konuşlandırılacak ama Halep’teki Suriye ordusuna bağlanacak bir tugayı koruması kayda alınmış durumda. YPG’nin tümeninin nerede duracağından ise söz edilmiyor.

ABD elçisi: Kürt halkı için bu an özel bir önem taşıyor

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi , Suriye’de SDG ile Suriye Geçici Yönetimi arasında imzalanan anlaşmaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Barrack, sabah saatlerinde duyurulan anlaşmayı “bir dönüm noktası” olarak nitelendirerek, anlaşmayla ortaya konulacak yaklaşımın “yalnızca toprak genelinde egemenliği pekiştirmekle kalmayacağını, aynı zamanda uluslararası topluma açıklık ve adalet konusunda net bir mesaj” göndereceğini ifade etti.

Açıklamasında, geçtiğimiz haftalarda Suriye Geçici Yönetimi tarafından yayımlanan 13 No’lu kararnameye de değinen Barrack, söz konusu düzenlemenin “eşitlik ve aidiyet yolunda dönüştürücü bir adım” niteliği taşıdığını belirtti.

Barrack, mesajını “Diyalog ve saygı yoluyla kurulan birlik ile Suriye, bölgede ve ötesinde istikrar ve umut ışığı olarak hak ettiği yeri yeniden kazanmaya hazırdır” ifadeleriyle tamamladı.

Barrack’ın paylaşımının tamamı şöyle:

“Bugün Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDF) arasında varılan kapsamlı anlaşmanın duyurulması, Suriye’nin ulusal uzlaşma, birlik ve kalıcı istikrara doğru yolculuğunda derin ve tarihi bir dönüm noktasıdır. Daha önceki çerçevelere ve gerilimleri azaltmaya yönelik son çabalara dayanan bu dikkatlice müzakere edilmiş adım, kapsayıcılığa, karşılıklı saygıya ve tüm Suriye topluluklarının kolektif onuruna olan ortak bağlılığı yansıtmaktadır.

Suriye hükümeti için bu anlaşma, gerçek bir ulusal ortaklığa ve kapsayıcı yönetişime olan sarsılmaz bağlılığı göstermektedir. Askeri, güvenlik ve idari yapıların birleşik devlet kurumlarına aşamalı olarak entegrasyonunu kolaylaştırırken, üst düzey SDF temsilcilerinin yüksek seviyelerde katkıda bulunma fırsatlarına sahip olmasını sağlayarak, Suriye’nin gücünün çeşitliliği kucaklamaktan ve tüm halklarının meşru özlemlerini karşılamaktan kaynaklandığı ilkesini teyit etmektedir. Bu yaklaşım, yalnızca toprak genelinde egemenliği pekiştirmekle kalmaz, aynı zamanda uluslararası topluma açıklık ve adalet konusunda net bir mesaj da gönderir.

Olağanüstü fedakarlıkları ve sarsılmaz dirençleriyle Suriye’yi aşırıcılığa karşı savunmada ve savunmasız nüfusları korumada çok önemli bir rol oynayan Kürt halkı için bu an özel bir önem taşıyor. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi No. 13’ün yakın zamanda uygulanması –tarihsel dışlanmalardan etkilenenlere tam Suriye vatandaşlığını iade etmesi, Kürtçeyi Arapça ile birlikte ulusal dil olarak tanıması, ilgili alanlarda öğretimini mümkün kılması ve ayrımcılığa karşı koruma sağlaması– eşitlik ve aidiyet yolunda dönüştürücü bir adım teşkil ediyor. Bu önlemler, uzun süredir devam eden adaletsizlikleri düzeltiyor, Kürtlerin Suriye ulusu içindeki ayrılmaz yerini teyit ediyor ve güvenli, müreffeh ve kapsayıcı bir geleceğin şekillenmesinde tam katılımlarının yollarını açıyor.

Bu ortak amaç ruhuyla, her iki taraf da cesur adımlar attı: Suriye hükümeti anlamlı bir şekilde kapsayıcılığı ve hakları genişletme yolunda ilerlerken, Kürt toplulukları da katkılarını onurlandıran ve ortak iyiliği ilerleten birleşik bir çerçeveyi benimsedi.

Bu gelişmelerin tümü, kurumların yeniden inşasına, güvenin yeniden tesis edilmesine, yeniden yapılanma için gerekli yatırımların çekilmesine ve tüm Suriyeliler için kalıcı barışın sağlanmasına zemin hazırlamaktadır. Diyalog ve saygı yoluyla kurulan birlik ile Suriye, bölgede ve ötesinde istikrar ve umut ışığı olarak hak ettiği yeri yeniden kazanmaya hazırdır.”

Mazlum Abdi: Suriye ordusu Kürt kentlerine girmeyecek

SDG komutanı Mazlum Abdi, yaşanan gelişmelere dair bir medya kuruluşuna açıklamada bulundu. SDG ve Şam arasında yapılan anlaşmanın detaylarına değinen Abdi, “Bu bir süreçti. 18 Ocak’ta başladı bu süreç. O zaman bir anlaşma oldu; ancak çerçevesi dardı. Şam’a gittik Şara ile bir görüşme oldu. Bugünde Şara ile aramızda bir telefon görüşmesi oldu ve anlaşmayı karşılıklı imzaladık. Bu anlaşma ile en büyük hedefimiz ateşkesin sağlanması. Halkımıza karşı büyük bir katliam tehdidi vardı. Bunun önüne geçmek için elimizden geleni yaptık. Uluslararası güçlerin bu katliamın önünü alacak pozisyonda olmadığını gördük ve halkımızın haklarını korumak için böyle bir anlaşma yaptık” diye konuştu.

Anlaşmanın bütün Kürt kentleri ve köylerini kapsadığını belirten Abdi, “Anlaşma kapsamında, Kürt kentlerine -bunlara köyler de dahil- Suriye ordusu girmeyecek. Bu Cizir bölgesi ve Kobane için geçerlidir. 2 Şubat’ta entegrasyon başlayacak ve bu devam edecek. Geçici Suriye Hükümeti’ne bağlı bir güç Haseke ve Kamışlo’ya gelecek ve bu entegrasyonu takip edecek. Onların çalışmaları entegrasyon bitene kadar. Entegrasyon bitince onlara bir ihtiyaç kalmayacak. İç Güvenlik Güçleri’ne bağlı asayiş güçleri kentlerde güvenliği sağlayacak. Komiteler kuruldu. Hem biz hem de Şam komiteler kurdu. İdari işlemler için bu komiteler birlikte çalışacak. Kente yayılan, kentin güvenliğini ve idaresini alan bir durumları olmayacak. Bazı devlet kurumları var, sadece oralarda görev alabilecekler. Halkımız güçlerinin yanında olsun ve var olan idari kurumlarına destek versin ki bu süreç başarıya ulaşsın” ifadelerini kullandı.

Anlaşma sonucu elde edilen kazanımlara değinen Abdi, “Hedeflerimiz bugün elde ettiklerimizden daha büyüktü. Verilen emeği de küçük görmemek gerek. Anlaşma, Kürt kentlerinin siyasi, askeri ve idari anlamda korunması üzerine. Kazanımlarımız korunacak. Amaçlarımız var, onlara ulaşmak için mücadele devam edecek. Kültür, eğitim alanında elde edilen kazanımlar korunacak. Eğitim için görüşmeler devam edecek, kazanımların korunması için elimizden geleni yapacağız. Her yerde kararlar yerel meclisler tarafından alınacak. Şu an görevde olanlar, görevlerine devam edecek. Kürtlerin olduğu kentlerde yönetimler devam edecek. Devrimin kazanımları korunacak. Bazı eksikler var, onlar içinde mücadele edeceğiz. QSD tugaylar şeklinde Suriye ordusu içinde resmi bir şekilde yer alacak ve şu an bulundukları kentlerin korumasını sağlayacaklar. Kobane’ye dönük abluka kalkacak. Anlaşma yürürlüğe girdiğinde Suriye ordusuna bağlı gerek Kobane gerek Cizir bölgesinde bulunan askerler çekilecek. Bizim güçlerimizde kentlerden çıkacak. Bu gerçekleşince abluka son bulacak” şeklinde konuştu.

Afrin’in durumuna ilişkin Abdi, şöyle konuştu:

“Bizim güçlerin denetiminde değil. Afrin Kürt kentidir. Yüzde 90 Kürt’tür. Yapılan anlaşmada yer alan maddeler burası içinde geçerli olmalı. Yapılan anlaşma Kürt kentleri için yapıldı ve Afrin de bir Kürt kenti. Bu biraz zaman alabilir; ama eninde sonunda olacak. Orada yaşayanlar evlerine dönecek. İleriki süreçte Kürt kentleri için yapılan anlaşmalar, bizim denetimimizde olmayan kentler içinde geçerli olacak. Herkes kendi yerinde kalacak. Haseke ve Kamışlo’ya gelen güçlerin görevi var olan ve şu an olmayan devlet kurumlarının idaresi ve yeniden kurulmasıdır. Şu an var olan Özerk Yönetim’e bağlı kurumlar devlet ile entegre edilecek. Haseke Valisi Kürt halkı tarafından, SDG tarafından belirlenecek. Mevcut kurumlarda yer alan, görev yapanlar görevlerine devam edecek.”

Abdi, şöyle devam etti:

“Bu anlaşma bir süreç çerçevesinde yapıldı. Uluslararası güçlerde bu sürecin bir parçasıdır. ABD ve Fransa bu anlaşmanın her tarafında var. Onlarda süreci izleyecek. Trump kendisi Şara ile bu anlaşmayı konuştu. Macron kendisi kaç defa konuştu. Siyasi garantör olacağını Macron kendisi biz anlaşmayı imzalamadan önce söyledi. Garantör devletler kendi görevlerini bundan sonra daha dikkatli yapmalı. Çatışmalı süreçte esir düşenler ile ilgili daha önce biz Şam ile bir anlaşmaya varmıştık. Bu anlaşma imzalandıktan sonra bu konu bizim başat konulardan biridir. Esir düşen kişilerin durumunun takipçisi olacağız. Son dönemde devlet içinde görev almam yönünde teklifler oldu, ancak ben arkadaşlarımızı önerdim. Bundan sonra halkımızın içinde olacağız. Kürtlerin birliği için çalışmamız gerek. Bu noktada üstüme ne düşerse yapmaya devam edeceğim. Halkımızın içinde, yanında olacağız. Bu süreçte eksik olan, halkımızın gördüğü eksikleri birlikte çözüme kavuşturmak için çalışacağız.”

Yapılan destek eylemlerine değinen Abdi, şunları söyledi:

“Son süreçte Kürtlerin gerçekleştirdiği eylem ve etkinlikler ile gururlanmamak elde değil. Bu bize büyük bir moral verdi. Bu eylemler atılan adımlarda son derece etkili oldu, dünyanın dikkatini Rojava’ya çekti. Bu yürüyüş ve eylemlerde yer alanlara tek tek teşekkür ediyorum. Kürt partileri her yerde iyi bir sınav verdi. Başur’da (Kuzey Irak) bütün partiler günlük olarak bizimleydi, ellerinden geleni yaptılar. Onlarda bu süreçte büyük bir katkı sağladı. Katkıları hem maddi hem de manevi oldu. İsimlerini tek tek sayamıyorum, hepsine teşekkür ediyoruz. Bu bize büyük moral verdi. Rojava halkı 2011 yılından bu yan bizim yanımızda. Afrin, Kobane, Halep fark etmez halk her yerde en ön cephede oldu. Biz bu dönemde birlikteydik bundan sonra da beraber olacağız. Çok zahmetli süreçler atlattık. IŞİD, Türkiye’nin saldırıları ve bu son saldırılar… Birçok badire atlattık ve yine atlatacağız. Kürt halkının kazanımlarını korumak için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu yapılan anlaşmadan bazı kesimler hoşnut değil, bunun farkındayız. Bizim de hoşnut olmadığımız konular var. Halkımızın beklentisi büyüktü. Ancak biz çatışmayı sonlandırmak için bunu gerçekleştirdik. Halkımıza sözümüz bütün kazanımlarımızı koruma altına alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Evinden çıkmak zorunda bırakılan herkes evlerine dönsün. SDG’nin yönetiminde olmayan kentlere dönün birlikte oralarda mücadele edelim. Binlerce şehit verdik, gazilerimiz var. Onları unutmak mümkün değil. Bu bizim için mücadeleyi büyütme gerekçesidir. Onları saygı ile anıyoruz. Mücadeleyi daha fazla büyüteceğimiz sözünü veriyoruz. Bu mücadelede halkımız bizimle yan yana olsun ki amaçlarımıza ulaşalım.”

Macron’dan destek açıklaması

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Şam yönetimi ile terör örgütü YPG arasında bugün varılan ateşkes ve kademeli entegrasyonu öngören mutabakatın uygulanmasını destekleyeceklerini belirtti.

Macron, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Fransa’nın, egemen, birleşik, istikrarlı, barış içinde, halkın tamamına saygı duyan ve terörle mücadeleye dahil olan bir Suriye’yi desteklediğini ifade etti.

Bu sabah varılan kapsamlı anlaşmadan ötürü taraflara tebriklerini ileten Macron, bu mutabakatın, kalıcı bir ateşkes ve terör örgütü YPG’nin “barışçıl bir şekilde entegrasyonunu” sağlayacağı değerlendirmesinde bulundu.

Macron, mutabakata ilişkin “Fransa, tamamen uygulanmasını destekleyecek. Fransa, ortaklarıyla birlikte Suriye ve Suriye halkının istikrar, adalet ve yeniden inşası sürecinde desteklemeye devam edecek.” ifadesini kullandı.

İlham Amed’den ABD ve Fransa’ya teşekkür

SDG Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, varılan anlaşma için arabuluculuk yapan ABD ve Fransa’ya teşekkür etti. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Ahmed, güvenlik güçlerinin bölgeye girişinin “sorumlu ve kademeli bir sürecini garanti altına almak için” gerçekleştiğini belirtti. Ahmed, bu sürecin “tüm bileşenlerin ortaklığını ve onurunu koruyacağını” da sözlerine ekledi.

Ahmed’in açıklamasının tamamı şöyle:

“Başta Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa olmak üzere, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasında istikrar yolunda önemli bir adım teşkil eden bir anlaşmaya varılması için yoğun çaba gösteren arabulucu devletlere ve taraflara derin şükranlarımızı sunarız.

Entegrasyon sürecinin gerçekleşmesinde garantör rolü oynayacaklarını umuyoruz.

Güvenlik güçlerinin (bölgeye) girişi, tüm bileşenlerin ortaklığını ve onurunu koruyan, farklı bölgelerde adil ve dengeli bir kalkınmanın yolunu açan, sorumlu ve kademeli bir entegrasyon sürecini garanti altına almak için gerçekleşmektedir.

Suriye’nin birliğine hizmet eden, toplumsal barışı güçlendiren, yeni bir istikrar ve kalkınma döneminin temelini atan ve Efrin ile Serêkaniyê halkının bölgelerine güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşünü sağlayan entegrasyon sürecini başarıya ulaştırma konusundaki kararlılığımızı teyit ediyoruz.”

Barzani: İstikrar ve toplumsal barış için güçlü bir zemin

Kuzey Irak’ta yayın yapan Rudaw’ın aktardığına göre Irak Kürdistan Özerk Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani, savaşın durdurulması ve göçzedelerin evlerine dönmesini de kapsayan bu adımı tam desteklediklerini vurguladı.

Anlaşmanın Suriye’deki krizin çözümü için hayati bir öneme sahip olduğunu belirten Neçirvan Barzani, şu ifadeleri kullandı:

“Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında savaşın durdurulması, askeri ve idari kurumların entegre edilmesi, Kürt halkının sivil ve eğitim haklarının güvence altına alınması ve göçmenlerin topraklarına dönüşü için yapılan anlaşmayı destekliyoruz. Bu anlaşma, barışçıl çözüm ve gerginliklerin sona erdirilmesi yönünde atılmış önemli ve doğru bir adımdır.”

Barzani, “Her zaman vurguladığımız gibi; diyalog, karşılıklı anlayış ve siyasi yöntemler, herkesin çıkarına hizmet edecek kalıcı bir çözümün tek anahtarıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Anlaşmanın sadece bugünü değil, Suriye’nin geleceğini de şekillendirecek bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Barzani, mesajını şu şekilde sonlandırdı:

“Bu mutabakat istikrar, toplumsal barış ve halkların bir arada yaşaması için güçlü bir zemin sunmaktadır. Umudumuz; bu adımın birleşik bir Suriye’nin inşasına, Kürt halkının ve tüm bileşenlerin haklarının gelecekteki anayasada anayasal güvence altına alınmasına ve bölge genelinde huzurun sağlanmasına vesile olmasıdır.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.