Suudi Arabistan ile Yemen'deki İran destekli Husiler arasındaki savaşta tırmanma devam ediyor. Cumartesi günü Riyad'ın Kral Fahd Havaalanı ilk kez vuruldu, 12 kişi öldü, 300 yaralı var. Havaalanında uçuşlar durdu. Suudi Arabistan ABD'den yardım istedi. Savaşın büyüme ihtimali arttı.
İran destekli Husi milisleri, Cumartesi günü Suudi Arabistan’ın başkentindeki uluslararası havalimanına ölümcül bir saldırı düzenledi. Suudi yetkililer, Suudi krallığı ile Husiler arasındaki savaşın şiddetli bir şekilde tırmanmasına yol açan saldırıda en az 12 kişinin hayatını kaybettiğini ve 300’den fazla kişinin yaralandığını bildirdi.
Üst düzey bir Husi yetkilisinin üstlendiği bu eylem, ABD-İsrail’in İran ile girdiği savaşın Şubat ayında başlamasından bu yana bir Körfez Arap ülkesinde gerçekleşen en kanlı saldırı oldu.
The New York Times’ın haberine göre, Suudi Sivil Havacılık Dairesi tarafından Pazar sabahı erken saatlerde yapılan açıklamada, hayatını kaybeden 12 kişi arasında 4 Suudi Arabistan vatandaşı ile 1 ABD vatandaşının bulunduğu belirtildi. Yaralanan 309 kişiden bazılarının durumunun ise kritik olduğu ifade edildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bir ABD vatandaşının saldırıda öldüğünü doğruladı.

Olayın ardından Suudi havalimanı otoritesi, başkent Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’ndaki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Husilerin bu hafta havalimanına düzenlediği tekrarlayan ve ölümcül saldırılar, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın şehri küresel bir seyahat ve ticaret merkezine dönüştürme hedeflerini doğrudan vururken, önümüzdeki haftalarda düzenlenmesi planlanan büyük uluslararası etkinlikleri de aksatma riski taşıyor.
Yemen’de Husilere karşı savaşan Suudi liderliğindeki askeri koalisyon, Pazar günü yaptığı açıklamada Husi saldırısının havalimanındaki bir yolcu terminalini hedef aldığını belirterek kararlı bir karşılık verileceği sözünü verdi.
Sınırın diğer tarafı Yemen’de ise Suudi savaş uçakları Husilere karşı ölümcül bir bombardıman kampanyası yürütüyor. Husiler, ülkenin son haftalarda yüzlerce hava saldırısına maruz kaldığını ifade ediyor. Husi hükümetine bağlı Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Enes el-Asbahi’ye göre, 3 Eylül’den bu yana düzenlenen hava saldırılarında çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 91 kişi hayatını kaybetti.

Üst düzey Husi yetkilisi Muhammed el-Buhayti, Cumartesi günü Riyad’da düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendiklerini açıklayarak, bu eylemin Suudi Arabistan’ın Yemen’deki sivil altyapı da dahil olmak üzere düzenlediği saldırılara bir misilleme olduğunu söyledi.
El-Buhayti, Husilerin bu saldırıyı “dünyanın Yemen’deki havalimanlarının, limanların, düğün ve taziye salonlarının, hastanelerin ve pazarların hedef alınmaması gereken sivil tesisler olduğunu anlaması ve Yemen’deki bu tesisler için geçerli olan kuralların her yerdeki muadilleri için de geçerli olması gerektiğini göstermek amacıyla” gerçekleştirdiğini belirtti.
Suudi yetkililer saldırının ayrıntılarına ilişkin sorulara hemen yanıt vermedi. Ancak The New York Times muhabiri, polisin girişleri kapattığı havalimanına doğru en az altı ambulansın gittiğini bildirdi. ABD’nin Riyad Büyükelçiliği ve diğer Batılı büyükelçilikler, vatandaşlarına bölgeden uzak durmaları çağrısında bulunarak seyahat aksamaları konusunda uyarıda bulundu.
Kullanılacak olası müdahaleler hakkında Beyaz Saray’da konuşan Başkan Trump gazetecilere, “Son saldırıdan henüz haberimiz oldu” diyerek ABD’nin çatışmaya olası bir müdahale konusunda “bir karar vereceğini” söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi. Trump, geçen yıl Husilere karşı bir bombardıman kampanyası yürütmüş ve ABD’nin sadece ilk ayda yaklaşık 1 milyar dolarlık silah ve mühimmat tüketmesinin ardından hızlı bir zafer ilan etmişti.
Suudi makamlarına göre Husiler, bu haftanın başlarında da Riyad ve krallığın güneyindeki Abha’daki havalimanlarına saldırılar düzenleyerek birkaç kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açmıştı.
Suudi liderliğindeki askeri koalisyonun Yemen sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Pazar sabahı erken saatlerde detay vermeksizin Suudi Arabistan’ın doğusundaki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı bölgesine “bir mühimmatın düştüğünü” söyledi.
Suudi Arabistan daha önce, Husilerin 2015 yılında Yemen’in başkenti Sana’yı ele geçirip Yemen hükümetini devirmesinin ardından gruba karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir bombardıman kampanyası yürütmüştü. Ardından gelen acımasız savaş sırasında yüz binlerce insan şiddet, açlık ve hastalık nedeniyle hayatını kaybetti; ancak Husiler hayatta kalmayı başararak Kuzey Yemen üzerindeki hakimiyetlerini pekiştirdi.
2022’deki bir ateşkes, ABD ve İsrail’in Şubat ayında İran’a saldırması ve bölgesel bir savaşı tetiklemesine kadar ülkede kırılgan bir barış sağladı.
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilim, Husilerin krallığı Sana’daki havalimanını bombalamakla suçlamasının ardından Temmuz ayında yeniden tırmandı. Suudi destekli Yemen hükümeti, izinsiz bir İran uçağının iniş yapmasını engellemek için hareket ettiğini belirterek bu bombardımanın sorumluluğunu üstlenmişti.
Husiler, Suudi Arabistan tarafından uygulanan hava sahası kısıtlamalarına uzun süredir tepki gösteriyor ve bunu bir “abluka” olarak nitelendiriyordu. Kısa süre sonra “ablukaya karşı abluka” politikası uygulayacaklarını ilan ettiler ve Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığına ambargo koyduklarını duyurdular. Kızıldeniz, İran savaşının Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatları aksatmasının ardından Suudi petrol ihracatı için önemli bir alternatif rota haline gelmişti.
Yemen’in iç savaşı çok geçmeden yeniden alevlendi ve Husiler ile Suudi destekli hükümet müttefiki güçler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.
Husiler geçen ay gerçekleştirdikleri şimşek hızındaki bir taarruzla Yemen’in tüm Kızıldeniz kıyı şeridini ele geçirerek küresel ticaret için kritik bir geçit olan Babülmendep Boğazı üzerindeki denetimlerini artırdı.
Son olarak geçen hafta sonu topyekün bir savaş patlak verdi. Suudi destekli Yemen hükümeti, Husileri son 12 yılda ele geçirdikleri tüm topraklardan çıkarmayı taahhüt ederek yeni bir askeri kampanya başlattığını duyurdu ve Suudi Arabistan da gruba karşı yeni bir bombardıman kampanyası başlattı.
Bu karar krallığı, Husilerin ana destekçisi olan İran’a karşı yürütülen ABD-İsrail savaşının bölgesel artçı sarsıntılarının daha da derinlerine sürükledi. Prens Muhammed şimdi, ekonomik planlarını raydan çıkarabilecek uzatmalı başka bir savaştan kaçınırken Husi saldırılarını durdurmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya.
Analistler, Husilerin talepleri artmaya devam ettikçe çatışmaya siyasi bir çözüm bulmanın giderek daha zor hale geldiğini söylüyor. On yıllık savaşla çelikleşen ve altyapısının büyük kısmı zaten yıkılmış bir coğrafyayı yöneten Husi yetkililerinin, Suudi Arabistan’a krallığın kendilerine verebileceğinden daha büyük zarar verebileceklerini hesapladıkları görülüyor.
Önümüzdeki haftalarda Riyad’ın, Pazar günü uluslararası enerji yetkilileri ve yöneticilerinin katıldığı W.P.C. Enerji Kongresi ile başlayacak büyük küresel etkinlikler için dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlaması bekleniyordu.
Etkinlik organizatörleri Cuma akşamı geç saatlerde katılımcılara gönderdikleri e-postada, organizasyonun planlandığı gibi devam edeceğini belirtti ve ulusal taşıyıcı Saudia ile koordineli uçuşlar da dahil olmak üzere alternatif seyahat seçenekleri sundu. Uçuş takip verilerine göre, havayolu şirketinin uçuşları Cumartesi günü rotası değiştirilenler arasındaydı.
Bu ayın sonlarında Riyad’ın, Prens Muhammed’in her yıl düzenlenen ve genellikle dünya liderlerini, milyarderleri ve üst düzey küresel yöneticileri bir araya getiren Gelecek Yatırım Girişimi (Future Investment Initiative) zirvesine de ev sahipliği yapması bekleniyor. Organizatörler henüz bu etkinliğin takviminde bir değişiklik açıklamadı.