Dünyanın en zengin adamı olma konusunda Elon Musk'la yarışan lüks devi Fransız LVMH'nin patronu Bernard Arnault şirketinin adının karıştığı bir casusluk skandalı davasında yargıç karşısına çıktı, ifade verdi. Suçlamalar çok çarpıcı.
Tam ismi Bernard Jean Étienne Arnault. Öyle sokakta rastlayacağınız, fotoğraflarını gazete ve dergilerde sık sık göreceğiniz, hele sesini pek duyacağınız biri değil. Kendi hayatını kendine saklayan, gazetecilerle söyleşi yapmayan bir insan. Ama hepimiz adını biliyoruz, çünkü bir hesaba göre 198, bir başka hesaba göre 208 milyar dolar servetiyle dünyanın en zengin insanlarından biri. Daha doğrusu, ne zaman Tesla’nın hisse senedinin değeri düşüp Elon Musk’ın serveti gerilese, o zaman Arnault ‘dünyanın en zengin insanı’ oluveriyor.
İşte o Bernard Arnault birkaç gün önce hiç ama hiç istemediği bir pozisyondaydı: Kamuoyundan güvenli bir mesafede kalmak için onlarca PR’cı ve güvenlik görevlisi çalıştıran Arnault Paris’te bir duruşma salonunda tanık olarak 2,5 saat boyunca ifade verdi. Bu sürenin bir bölümünde ona soru soran avukatla da dişe diş tartıştı.
Aslında davada Arnault doğrudan suçlanmıyor, yargılanmıyor da. Ama dava onunla bağlantılı. Çünkü iddia Arnault’nun lüks eşya imparatorluğu şirketi LVMH’nin ‘güvenlik direktörü’nün Arnault’nun en kararlı eleştirmenlerinden biri olan solcu Fransız milletvekili ve film yönetmeni François Ruffin aleyhinde yürüttüğü çalışmalarla ilgiliydi.
Bernard Arnault ve şirketi bu davada yargılanmıyor, çünkü LVMH daha önce Fransız devletiyle 10 milyon Euro’luk bir ceza anlaşması yapmış ve dava dışı kalmıştı. Solcu milletvekili François Ruffin kendini bir zamanlar Fransa’nın endüstriyel kalbi olan Kuzey Fransa’nın savunucusu ilan etmiş durumda ve onunla Arnault’nun şirketleri arasındaki mücadele uzun zamandır artık fakir düşen, işsiz kalan Kuzey Fransa ile LVMH arasında.
Burada güncel hikayeyi bölmek pahasına Bernard Arnault’nun bugünkü lüks imparatorluğunu kurma hikayesinin en başlarına dönmek gerek. Arnault Fransa’nın prestijli okulu Ecole Polytechnique’ten mezun bir mühendis. İş hayatına babasının inşaat şirketinde başlamış. Ardından babasını da ikna ederek inşaatçılıktan emlakçılığa, oradan da lüks emlaka geçmiş.
Şansı 1984 yılında dönemin sosyalist Fransız hükümetiyle, onun içinde Dior ve ünlü mağaza Bon Marche gibi markalar olan ve iflas halindeki Boussac Saint-Frères’i sembolik olarak 1 Fransız Frangına satışa çıkardığı ihaleyle dönmüş. Arnault bu şirketi devraldıktan sonra hepsi Kuzey Fransa’daki fabrikalarda çalışan dokuz bin kişiyi işten çıkarmış, şirketin hemen bütün varlıklarını satıp sadece Dior markasını ve Bon Marche alışveriş merkezini elde tutmuş. Şirket onun yönetiminde 1987’de yeniden kâr eder hale gelmiş. Bu başarı ona birkaç yıl içinde bir başka dev lüks şirketi olan Louis Vuitton’un sahibi LVMH’yi satın almaya giden yolu açmış.
Ama bu operasyon Arnault’ya ‘The Terminator’ (Yok Edici) takma adının takılmasına ve François Ruffin’in düşmanlığına malolmuş.
François Ruffin de aslında ününü Bernard Arnault’ya düşmanlığına borçlu. Onun acımasızca işçileri işten çıkartmasını, işten çıkarılan işçilerin düştüğü halleri anlatan bol ödüllü belgeseli ‘Merci, Patron!’ onu parlamentoya kadar taşıdı. Ruffin’in şirketinin adı, Fakir. Bu şirket bir de gazete çıkarıyor, adı yine Fakir.

Fakir Türkçede ne anlama geliyorsa Fransızca’da da aynı anlama geliyor. Hint fakirinden geliyor yani.
İşte buradan Bernard Arnault’nun adının da karıştığı davanın konusuna geliyoruz.
Fransız iç istihbarat servisi DCRI’nin eski şefi, Korsica kökenli ve ‘Köpek Balığı’ takma isimli Bernard Squarcini bir süreden beri LVMH’nin güvenlik danışmanı olarak çalışıyor. Davada da zaten Squarcini yargılanıyor, istenen ceza dört yıl hapis ama eski istihbaratçı mahkum olsa bile hapse girmeyecek, çünkü cezası ertelenecek.
Suçlama şu: Savcılar Bernard Squarcini’nin Fakir ofislerine casus soktuğunu, 2013-16 arasında Ruffin’i izlettiğini, onun çöplerini bile karıştırdığını, kişisel bilgileri ele geçirdiğini öne sürüyor. Tabii davada LVMH yargılanmıyor ama kimse de Bernard Squarcini’nin yaptıysa bütün bu casusluk işlerini kendi keyfi için yapmadığını biliyor.

Fransız iç istihbaratının eski şefi Bernard Squarcini’nin lakabı ‘Köpek Balığı.’
Mahkemede daha önce ifade veren Bernard Squarcini suçlamaları kategorik olarak reddetmiş, Bernard Arnault ve LVMH’yi korumanın Fransa’nın ulusal çıkarlarını korumak anlamına geldiğini söylemişti. Squarcini Fakir’de casusluk yapması için kiraladığı insanların gelen istihbaratın Fakir’e yerleştirilen köstebeklerden değil gerçek Fakir çalışanlarından geldiğini söylediklerini aktarmıştı.
İşte Bernard Arnault tam bir ‘Fransız usulü skandal’ olan bu davaya gelip 2,5 saat boyunca ifade vermek zorunda kaldı.
Şirketi parlak defile podyumlarıyla anılan 75 yaşındaki milyarder için mahkemeye çıkmak herhalde rahatsız edici bir deneyimdi. Lacivert takım elbise giymişti, 2,5 saat süren ifadesinin büyük bölümünde sakindi, bir eliyle önündeki trabzana yaslanıyordu, diğeri eli de cebindeydi.
Suçlamaları duyan Arnault bir noktada mahkeme salonunu dolduran kalabalığa ‘Bunların hiçbirinden haberim yok’ dedi ifadesinde ve ekledi: ‘Ben basın özgürlüğü partizanıyım.’
Arnault mahkemeye güvenlikle ilgili bütün işleri 2018’de hayatını kaybeden yardımcısı Pierre Gode’ye devrettiğini, Squarcini’yi de işe onun aldığını, kendisine bilgi verildiğinde itiraz etmediğini anlattı.
Yargıç ‘Hiç Ruffin’le tanıştınız mı, onunla hiç yüz yüze tartıştınız mı’ diye sorduğunda da milyarder ‘Hayır’ cevabı verdi.
Yargıç ‘Kendisi burada’ dedi, eliyle Arnault’nun arkasında oturan Ruffin’i işaret etti.
Fırsatı kaçırmayan Ruffin ‘Merhaba Mösyö Arnault’ diye seslendi, ‘Kaç kere sizden randevu istedim.’
Arnault ‘Sizi bir kahve içmeye davet etmekten şeref duyarım, belki yanında biraz da patates kızartması olur’ diye cevapladı. Ruffin’in geldiği Kuzey Fransa patates kızartmasına düşkünlüğüyle meşhur bir bölge. ‘Cinema hakkında konuşabiliriz. Ekonomi hakkında konuşabilirim, büyük bir şirket nasıl işletilir, size belki bazı tavsiyeler verebilirim.’
Yargıç Arnault’ya Ruffin’in belgesel filmi ‘Merci, Patron!’u izleyip izlemediğini de sordu. Milyarder filmi komik bulduğunu söyledi, Ruffin’in filminin sinematografik başarısını siyasi içeriğinden daha iyi bulduğunu ekledi.
Yargıç yardımcısı Gode ile Squarcini arasında geçen ve dinlemeye takılan, Gode’nin casus şefine Fakir’e sızmanın bir yolunu bulmasını söylediği konuşmayı sorduğunda Arnault hiç istifini bozmadı, ‘Yargılamak bana düşmez’ dedi.
Yargıç ardından yine dinlemeye takılan ve Gode’nin ‘Ruffin ve Fakir LVHM’nin hissedarlar toplantısında bir şeyler yapabilir diye Arnault gergin’ dediği konuşmayı sorduğunda milyarder bu kez ‘Ben nadiren gergin olurum. Bu kadar çok şeyi idare etmeye çalışırken gerginleşme lüksünüz olmuyor’ cevabını verdi.
Derken sahneye Ruffin’in avukatı Benjamin Sarfati çıktı, soruları o sormaya başladı. Sarfati sorularına Kuzey Fransa’da 2007 yılında kapatılan bir fabrikayla başladı. Ama Arnault sözünü kesti.
‘Bir dakika burada durun’ dedi, sözü edilen fabrikanın LVMH’nin sahibi olduğu Kenzo markası için üretim yaptığını söyledi, ‘Burada 100 küsür işçiden söz ediyorsunuz. O zamandan beri benim şirketlerim kaç yeni iş yaratmış? Ben söyleyeyim, tam 190 bin yeni iş yaratmışız. Bu size yeter mi? Mösyö Ruffin’e yeter mi? Yoksa bu aptalca şeye devam mı edelim?’
Bunun üzerine Safrati, Arnault’nun Ruffin’in işten çıkarılan işçilere yardım etmek için samimi bir çaba içinde olduğuna inanıp inanmadığını sordu. Avukata göre işçilerin hayatı paramparça olmuş, geriye terk edilmiş bölgeler ve terk edilmiş ve yıkılmış fabrikalar kaldığını söyledi. Avukat ‘Acılar içinde yaşadılar, alkolik oldular, içlerinde intihara sürüklenenler oldu’ dedi.
Arnault’nun buna cevabı Ruffin’in milletvekili olduğu günden beri Fransız ekonomisi için bir şey yapıp yapmadığını sorgulamak oldu. ‘Kendi filmi üzerinde çalışmayı tercih etti’ dedi, ‘Burada şaka yapmayı bırakalım, Mösyö Ruffin burada esas olarak kendi siyasi düşüşünü durdurmaya çalışıyor.’
Avukat Safrati’nin bu sözlere tepkisi müvekkilinin ‘yılmaz bir vatansever’ olduğunu söylemek oldu ve uzun bir monologa girişti.
Arnault’nun son sözleri ‘Mösyö Ruffin’e tavsiyem daha iyi bir avukat bulmasıdır’ oldu.