Hürmüz Boğazı’ndaki aksama enerji piyasalarının ötesinde küresel gıda sistemini de tehdit ediyor. Artan petrol ve gübre maliyetinin üretim ve lojistik zinciri zorlamasıyla gıda fiyatlarını ve açlık riskini büyüteceği uyarısı yapıldı.
Orta Doğu’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar, yalnızca enerji piyasalarını değil küresel gıda sistemini de tehdit ediyor. Artan petrol ve gübre maliyetlerinin üretim ve lojistik zincirini zorlamasıyla gıda fiyatlarında yükseliş ve açlık riskinde artış uyarısı yapılıyor.
Dünya Örgütü (DTÖ), Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların küresel ticaretin büyümesini baskılayabileceği ve özellikle güvenliği üzerinde ciddi riskler yaratabileceği uyarısında bulundu. Örgüte göre fiyatlarının yüksek seyretmesi, üretimden taşımacılığa kadar uzanan zincirde maliyetleri artırarak gıda arzını doğrudan etkiliyor.
DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, enerji fiyatlarındaki artışın yalnızca ticaret değil, “gıda güvenliği, tüketici maliyetleri ve işletmeler üzerindeki baskı” üzerinden çok boyutlu bir risk yarattığını vurguladı.
Krizin en kritik başlıklarından biri ise gübre. Küresel enerji ve ticaret akışının kilit noktalarından biri olan bu hat üzerindeki aksamalar, tarımsal üretim için hayati önemdeki gübre sevkiyatını da tehdit ediyor.
DTÖ raporuna göre dünya gübre ihracatının yaklaşık üçte biri bu bölgeden geçiyor. Bu durum Hindistan, Brezilya ve Tayland gibi büyük tarım üreticilerini doğrudan risk altına sokuyor. Gübreye erişimde yaşanacak sorunların ise kısa sürede üretim düşüşü ve fiyat artışı olarak yansıması bekleniyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) de benzer bir uyarıda bulundu. IMF Sözcüsü Julie Kozack Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın küresel enerji arzını sekteye uğrattığını ve petrolle doğalgaz fiyatlarında son bir ayda yüzde 50’yi aşan artış yaşandığını belirtti.
Kozack gübre sevkiyatlarındaki aksama ve taşımacılık sorunlarının gıda fiyatları üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu ifade ederek bu durumun küresel enflasyonu artırabileceğine dikkat çekti.
IMF’ye göre enerji fiyatlarındaki her yüzde 10’luk artış küresel enflasyonu yaklaşık 40 baz puan yükseltebilir. Bu artışın aynı zamanda üretimi de aşağı çekmesi bekleniyor.
Enerji maliyetlerindeki yükseliş tarımda kullanılan gübre, sulama, üretim ve taşımacılık maliyetlerini artırarak gıda fiyatlarını yukarı itiyor. Bu durum özellikle ithalata bağımlı ve kırılgan ekonomiler için daha ağır sonuçlar doğurabilir.
Uzmanlara göre kriz yalnızca fiyat artışıyla sınırlı kalmayabilir. Gıda arzında yaşanabilecek daralma, halihazırda kırılgan olan bölgelerde açlık riskini derinleştirebilir.
Özellikle düşük gelirli ülkelerde artan maliyetler, temel gıdalara erişimi zorlaştırabilirken, küresel ticaretteki yavaşlama da bu süreci daha da ağırlaştırabilir.
Hürmüz’deki krizin enerji açısından olduğu gibi gıda riski açısından ilk etkilediği bölgelerden biri de yine Körfez ülkeleri oldu.
Kriz tüketimin yüzde 80 ile yüzde doksanının ithal gıdaya bağlı olduğu bu ülkelerde 100 milyon insanı ciddi bir tedarik kriziyle de karşı karşıya bırakıyor.
Hem DTÖ hem de IMF krizin etkisinin büyük ölçüde çatışmanın süresi ve şiddetine bağlı olduğunu vurguluyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların uzaması halinde yalnızca enerji değil, gıda güvenliği krizinin de derinleşeceği uyarısı yapılıyor.
Akut açlık tehdidi altındaki insan sayısı 363 milyon olacak
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin durması ve petrol fiyatlarının artmasıyla küresel gıda krizinin derinleştiğini açıkladı. Verilere göre, aksayan gübre sevkiyatı ve artan maliyetler nedeniyle akut açlık riski altındaki kişi sayısı 363 milyona ulaşacak.
Ekonomik öngörülere göre, çatışmaların yıl ortasına kadar sürmesi ve petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerinde seyretmesi halinde, sadece üç aylık bir periyotta 45 milyon kişinin daha “akut açlık” kategorisine girmesi bekleniyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, dünya genelinde bu tehlikeyle karşı karşıya kalan toplam kişi sayısı 363 milyona ulaşacak. Bu rakam, 2022 yılında yaşanan Ukrayna savaşı sonrası kaydedilen 349 milyonluk rekoru da geride bırakıyor.
Krizin en somut etkileri, küresel ticaretin can damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda gözlemleniyor. Bölgedeki deniz trafiğinin durma noktasına gelmesi, sadece enerji sevkiyatını değil, tarımsal üretim için hayati önem taşıyan gübre ticaretini de vurdu. Küresel gübre üretiminin yaklaşık yüzde 25’inin bu güzergah üzerinden taşınması, özellikle ekim sezonuna hazırlanan Sahra Altı Afrika ülkelerinde üretim kaybı riskini artırıyor.
WFP analizleri, krizden en ağır darbeyi Asya ve Afrika kıtalarının alacağını öngörüyor. Petrol fiyatlarındaki artışın gıda maliyetlerine doğrudan yansımasıyla beraber; Asya’da 9,1 milyon, Doğu ve Güney Afrika’da 17,7 milyon, Orta Afrika’da ise 10,4 milyon kişinin daha açlık sınırının altına düşeceği tahmin ediliyor.