Avrupa Komisyonu’nun Sanayi Hızlandırıcı Yasa tasarısı ile uygulanması planlanan “Made in Europe” kriterlerinde, AB’nin yakın ticaret ortaklarının da kapsama dahil edilmesini öngören yaklaşımı, Türk iş dünyasında memnuniyet yarattı. Peş peşe açıklamalar geldi.
Avrupa Birliği (AB), yerli üretimi artırmak amacıyla kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanıyacak “Made in EU” şartını getirecek planını açıkladı.
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, AB sanayisini güçlendirmek ve istihdamı artırmak için hazırlanan Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifi hakkında düzenlediği basın toplantısında, daha önce “Made in Europe” olarak duyurulan ancak en son adı “Made in EU” olarak değiştirilen girişim kapsamına, enerji yoğun endüstriler, alüminyum, çimento, çelik ve kimyasal ürünler ile otomobil endüstrisi, elektrikli araçlar, şarj edilebilir araçlar, kamyonlar ve otobüsler ile birlikte bataryalar, rüzgar türbinleri, elektrolizörler, ısı pompaları, fotovoltaikler ve nükleerin dahil olduğunu anlattı.
Sejourne, her sektör için belirli bir sayı veya yüzde oranında Avrupa’da üretim şartı talep edeceklerine işaret etti. Hangi ülkelerin “Made in EU” kapsamında yer alacağı konusunda Sejourne, bunun mütekabiliyet ilkesine ve ekonomik güvenlik değerlendirmesine dayalı olarak yürütülecek bir çalışma ile belirleneceğini ifade ederek, “AB ile bir ticaret anlaşması olan herhangi bir ülke dışlanmayacak. Kamu alımlarında karşılıklılık ilkesine bakacağız. Bu ülkelerle çeşitli sanayi sektörlerindeki bağımlılığa ve ekonomik güvenliğe bakacağız” dedi. Açıklamada, kuralların özellikle çelik, çimento, alüminyum, otomobil ve net sıfır teknolojiler gibi seçilmiş stratejik sektörlere uygulanacağı ve uygun olduğu durumlarda kimya gibi diğer yoğun sektörlere de genişletilebileceği belirtildi.
“Ümit ışığı belirdi”
“Made in Europe” yasa tasarısının Gümrük Birliği ortaklarını da kapsadığı açıklandı. Tanıma, AB ile serbest ticaret anlaşması olan veya Türkiye örneğinde olduğu gibi Gümrük birliği olan ülkelerin dahil edilebileceği duyuruldu. Ancak AB tarafından henüz kimlerin katıldığı ve kimlerin ayrıldığına dair tam liste belirlenmedi.
İktisadi Kalkınma Vakfı’nın konuyla ilgili değerlendirmesinde; Türkiye’de üretilen ürünlerin de ‘Made in EU’ kapsamına dahil olmasına dair ümit ışığı belirdiğini açıkladı. Vakfın açıklamasına göre, tasarıya göre uygulanması planlanan “Made in EU” kriteri AB’nin yakın ortaklarını da kapsayacak. Bu tanıma AB ile serbest ticaret anlaşması olan veya Türkiye örneğinde olduğu gibi Gümrük birliği olan ülkeler dahil edilebilecek. AB’nin serbest ticaret alanı veya gümrük birliği tesis eden bir anlaşma imzaladığı ya da Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olan ortaklardan gelen içerikler, ilgili anlaşma kapsamındaki Birlik yükümlülükleri çerçevesinde Birlik menşeli sayılacak. Buna göre Türkiye’deki ürünlerin de bu tanıma dahil olması mümkün olacak. Bununla birlikte, Komisyon AB’de üretilen ürünlere ulusal muamele yapmayan yani ayrımcılık uygulayan üçüncü bir ülkeyi bu tanım kapsamından çıkarabilecek. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de üretilen ürünlerin Made in EU kapsamına girmesinde Gümrük Birliği ilişkisi belirleyici olacak.
Sanayi hızlandırıcı yasa tasarısı
AB kamu alımları ve kamu desteklerini Avrupa’daki üretim kapasitesini güçlendirmek ve Avrupa’da üretilen temiz teknolojilere ve ürünlere olan rekabeti artırmak için stratejik olarak kullanmayı hedefliyor. Yasa tasarısı ile AB, GSYİH’sında %14 olan imalat sanayinin payını 2035’e kadar %20’ye çıkartmayı ve özellikle karbonsuzlaşma ve temiz teknolojilerde öncü sektörler yaratmayı hedefliyor. Kamu alımları ve kamu destek programlarında “Made in EU” ve düşük karbon tercihleri getirilerek çimento ve alüminyumdan batarya, güneş, rüzgâr, ısı pompası ve nükleer gibi net-sıfır teknolojilere kadar Avrupa sanayi ürünlerine olan talebin artırılması amaçlanıyor. Çelik sektörü için pazar talebi yaratacak özel düşük karbon tercihleri öngörülüyor Düzenlemeyle, doğrudan yabancı yatırımlar ile ilgili olarak, batarya, elektrikli araçlar, fotovoltaik ve kritik hammaddeler gibi stratejik sektörlerde 100 milyon ’yu aşan ve küresel üretim kapasitesinin yüzde 40’ından fazlasının tek bir üçüncü ülke tarafından kontrol edildiği büyük yatırımlar için en az yüzde 50 Avrupa istihdamı şartı getirilmesi planlanıyor.
Hisarcıklıoğlu: Önemli ve stratejik bir gelişme
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Avrupa Birliği’nin (AB) yeni sanayi politikası taslağında, Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınmasının ve Gümrük Birliği kapsamında ürünlerin AB menşeli sayılmasının önemli ve stratejik bir gelişme olduğunu bildirdi. Ticaret savaşlarının derinleştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde kamu-özel sektör işbirliğiyle yürütülen etkin ticari diplomasinin sonuç verdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikası taslağında (Industrial Accelerator Act) Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması ve Gümrük Birliği kapsamında ürünlerimizin AB menşeli sayılması son derece önemli ve stratejik bir gelişmedir” ifadelerini kullandı. Hisarcıklıoğlu, şimdiki hedefin ise bu taslağın, kazanımların korunarak yasalaşması olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: “Türkiye’nin Avrupa sanayi ekosistemindeki konumunun daha da güçlendirilmesi ve Gümrük Birliğinin modernizasyonu dahil olmak üzere AB ile ekonomik entegrasyonun ileriye taşınmasıdır. Bu süreçte büyük bir çaba harcayan Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.”
Olpak: Ürünlerimizin AB menşeli sayılması memnuniyet verici
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, “AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü ve taslağını yayımladığı ‘Sanayi Hızlandırma Yasası’ ve ‘Made in Europe’ politikası çerçevesinde; Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması ve Gümrük Birliği kapsamında ürünlerin AB menşeli sayılması son derece önemli ve memnuniyet verici” ifadeleri kullandı. Zamanın, güçlendirilmiş diyalogun, Türk toplumunun dinamizminin ve AB’nin dönüştürücü gücünün mevcut sorunların çözümüne yönelik yapıcı bir yol açabileceğini kaydeden Olpak, kamu-özel sektör işbirliğiyle yürütülen etkili ticari diplomasi çalışmalarının, özel sektör tarafını temsil etmekten ve bu sürecin parçası olmaktan mutluluk duyduklarını aktardı. Olpak, “Taslağın kazanımlarımızla yasalaşması hedefi ve AB ile gündemimizde olan konulara çözüm üretmek için ticari diplomasi faaliyetlerimize devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Avdagiç: Savunduğumuz çok önemli bir pozisyon
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, şu ifadeleri kullandı: “AB Sanayi Hızlandırma Yasası taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde ‘AB menşeli’ kapsamına ilke olarak alınması, iş dünyası olarak savunduğumuz çok önemli bir pozisyon. Teyit edilen yasal zeminle birlikte, ‘Made in EU’ menşeli üretim ve ticaret ağları büyüyerek Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturma riski ortadan kalkacaktır. AB ile ticaret Türkiye için vazgeçilmez karakterini koruyor. Dolayısıyla bu pazarın ihtiyaçlarına yönelik yüksek teknolojili yeni tedarik üssü olma hedefini, dış ticaret politikasının odağı haline getirmek zorundayız.” Avdagiç, Türkiye’nin AB üyeliğinin onaylanması, Türk vatandaşlara vize serbestisi haklarının derhal verilmesi ve Gümrük Birliği’nin zaman kaybetmeden revize edilmesi gerektiğini vurguladı.
Eroldu: Taslakta yoruma açık hususlar bulunuyor
Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, “Yayımlanan taslak, Avrupa Birliği’nin sanayi politikasını daha stratejik ve rekabet odaklı bir çerçeveye taşırken, uzun zamandır beklenen ‘AB Ürünü’ tanımını da ortaya koymuş oldu. Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde belirlenen politika kapsamına dahil edilmesi, otomotiv sanayimiz açısından memnuniyet verici bir gelişmedir” açıklamasını yaptı.
Cengiz Eroldu, “İlk yaptığımız değerlendirmeye göre Ticaret Bakanımızın açıklamasında belirttiği üzere, bu yaklaşım entegre tedarik zincirlerinin korunması açısından kritik bir adımı temsil ediyor. Taslak metinde, yoruma açık bazı hususlar bulunduğunu ve otomotiv ana sanayi açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken alanlar olabileceğini öngörüyoruz. Bu hususların, Ticaret Bakanlığımız ve Dışişleri Bakanlığımız ile yakın iş birliği içerisinde, Avrupa Komisyonu teklifinin AB Üye Ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu’nda ele alınacağı süreçte açıklığa kavuşturulacağına inanıyoruz. Tasarının detaylı değerlendirilmesi ile birlikte tabloyu daha net olarak görebileceğiz” ifadelerini kullandı. Kamu alımları konusuna dikkat çeken OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu “Kamu alımlarında da benzer bir yaklaşım öngörülmekle birlikte, AB ile bu alanda bir anlaşma yapmamış ve karşılıklı erişimi garanti altına almamış üçüncü ülkeler açısından kamu ihalelerine erişiminin sınırlandırılabileceği yasa tasarısında belirtiliyor” dedi.
Bahçıvan: Yasal zemin teyit edildi
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, “Son günlerde üzerinde hassasiyetle durarak farklı platformlarda dikkat çektiğimiz Avrupa Birliği’nde uygulamaya sokulmak istenen “AB menşeii” konusunda; Ticaret Bakanlığımızın yoğun müzakereleri sonucunda, AB’de son yayımlanan taslakta “AB menşei” şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmiş olmasını sanayiciler olarak büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım olarak gördüğümüz teyit edilen bu yasal zemin ile birlikte, “Made in EU” menşeli üretim ve ticaret ağlarının ülkemiz aleyhine rekabet avantajı oluşturma riski büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi yeni dönemde hedefimiz güçlü müzakerelerle başta Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve vize sorunu olmak üzere her konuda AB ile ekonomik entegrasyonunun daha da güçlendirilmesini sağlamak olmalıdır. Bu konuyla ilgili olarak son günlerde büyük bir çaba gösterdiğini yakından takip ettiğimiz başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” açıklamasını yaptı.
Ardıç: Ticari diplomasi olumlu sonuç verdi
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Avrupa Birliği’nin (AB) hazırlıklarını sürdürdüğü “Sanayi Hızlandırma Yasası” taslağında, Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin bir parçası olarak tanınmasını öngören düzenlemenin, ülke sanayisi ve ihracatı açısından stratejik ve olumlu bir gelişme olduğunu bildirdi. AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası taslağında, Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin bir parçası olarak tanınmasını öngören düzenlemenin, ülke sanayisi ve ihracatı açısından stratejik ve olumlu bir gelişme olduğunu belirten Ardıç, “AB’nin gündemindeki ‘Made in EU’ yaklaşımının, ülkemiz sanayisi açısından yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etmiştik. Taslak metinde, Gümrük Birliği kapsamında ürünlerimizin AB menşeli olarak değerlendirilmesine imkan sağlayan yaklaşımın yer alması, yürütülen yoğun temasların ve ticari diplomasinin olumlu sonuç verdiğini göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. Ardıç, Türkiye’nin, otomotivden makineye, savunma sanayisinden kimyaya kadar birçok sektörde Avrupa üretim ekosisteminin güçlü ve güvenilir bir paydaşı olduğuna işaret ederek, küresel ticarette korumacılığın arttığı, değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde bu adımın, Türkiye ile AB arasındaki sanayi işbirliğini derinleştireceğini vurguladı. Gelecek dönemde, bu taslakla Türkiye’nin kazanımlarının korunarak, yasalaşması yönündeki çabaların artırılarak devam etmesinin en büyük beklentileri olduğuna dikkati çeken Ardıç, şunları kaydetti: “Bu süreç, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başta olmak üzere, Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunun daha ileri bir noktaya taşınması açısından da önemli bir fırsat olacaktır.”