Kaan’ın önü çok açıldı, Türkiye savaş uçağıyla küresel oyuncu olma yolunda

Türkiye’nin kendi imkanlarıyla geliştirdiği ve beş yıl sonradan itibaren de “5. Nesil” özelliklerine sahip olacak Kaan’a Batı dünyasından ilk müşteri Kanada olabilir. Şimdiden Endonezya’ya satılan Kaan’a Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de talip. Sırada belki Avrupa ülkeleri var.

Bilim Teknoloji 17 Şubat 2026

Türkiye’nin yaptığı bir büyük dış politika hatası, ülkemizi Kaan adı verilen yerli savaş uçağını üretmek için çaba göstermeye mecbur etti. Ama şimdi Türkiye, geliştirdiği bu Kaan sayesinde dünya sahnesinde küresel önemli bir oyuncu olarak yer alma şansını elde etmeye başladı. Kaan’la ilgili son haftalarda çarpıcı gelişmeler yaşanıyor.

Türkiye, 1980’li yıllarda belirgin biçimde artan İran ve Irak kaynaklı füze tehdidine karşı hava savunmasını geliştirmek ve bu füzeleri engellemek kapasitesine sahip olmak istedi. İhtiyaç 1990’larda birinci Körfez Savaşının ardından daha da arttı. O yıllarda Türkiye Amerika’dan Patriot hava savunma sistemleri almak istedi. Ancak Kongre engeline takıldı.

Bu engeller 2000’li yıllarda da devam etti. Türkiye bir dönem İtalya ve Fransa tarafından üretilen sistemlere yöneldiyse de yine olumlu cevap alamadı. Sebebi, sık sık Batılı ülkelerin açık veya örtülü silah ambargolarıyla karşı karşıya kalan Türkiye’nin bütün bu alımlarda teknoloji transferi şartını ileri sürmesiydi. Batı ülkeleri ortak üretime de, teknoloji transferine de yanaşmıyor, Türkiye’yi sadece müşteri olarak görüyordu.

S-400 hatası ve sonuçları

Türkiye  bu arayışında bir çıkmaza girdiğini düşünerek sonunda çok riskli bir adım attı, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini teknoloji transferi şartıyla satın aldı. Ancak bu satın alma Türk dış politikasının büyük bir hatası olarak tarihe geçti. Çünkü bu satın alma yüzünden Türkiye Rusya’ya yönelik yaptırımları kırmakla suçlandı ve Amerikan yaptırımlarına muhatap oldu. Yaptırımların en kritiği, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programından dışlanması oldu.

F-35, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda NATO ülkesinin ortak projesi olarak geliştirilmişti ve bu uçaklar “5. nesil” olarak adlandırılıyordu. Beşinci nesil olmak demek, uçakların sadece savaş uçağı olmaması, havadaki birer komuta modülü olabilmesi, gelişmiş bilgisayarları sayesinde havada savaşın yönetilmesinde rol oynamasıydı. NATO bu uçaklarla savaş uçağı konseptinde değişikliğe gidiyor, havada “dog fight” yapan uçaklardan görünmezlik özelliğiyle savaşı uzaktan yöneten yeni araçlara geçiyordu.

F-35’in yokluğunun getirdiği arayış

Türkiye açısından F-35 programı çok kritikti; çünkü Türk Hava Kuvvetleri elindeki yaşlanan filoyu bu uçaklarla peyder pey değiştirecekti. Zamanlama buna uyarlanmıştı.

Ve F-35 programından dışlanmanın bedeli çok yüksek olabilir, Türkiye’nin sadece savaş gücünde değil aynı zamanda hava savunmasında çok büyük delik açılabilirdi. Yani hava savunma sistemi alacağım diye yola çıkan Türkiye çok daha vahim bir savunma boşluğuyla karşı karşıya kalabilirdi.

Bunun üzerine Türkiye bu yeni riskleri yönetmek için bir dizi önlem aldı. Savaş uçağı açığının kapanması için EuroFighter savaş uçakları alımına gidildi, bir yandan da hala devreye girmeyen F-16 modernizasyonu çalışmalarına başlandı. Hava savunması içinse S-400’ler depoya kaldırıldı, onun yerine Roketsan ile Aselsan’ın geliştirmeye başladığı Demir Kubbe savunma sistemine ağırlıklı yatırımlar yapıldı. Bütün bu dönemde bir başka proje daha vardı: Kaan savaş uçağı.

Kaan’ın her şeyi Türk mühendislerin eseri

Bu uçağın tasarımından aviyoniklerine, üzerinde taşıdığı bilgisayardan milyarlarca satır uzunluğundaki yazılımlarına kadar her şey Türkiye’de Türk mühendisler tarafından geliştirilmeye başlandı.

İlk planda uçaklar F-16 motorlarıyla uçacak, bu motorlarla 45 adet üretim yapıldıktan sonra o arada geliştirtilen yerli motor uçağa monte edilecekti. Kaan, yerli motorlar takıldıktan sonra, 2030-32 yıllarından itibaren tümüyle beşinci nesil özellikleri kazanacaktı.

Kaan’ın uçan ilk prototipi çok büyük ilgi çekti. Savunma sanayisi alımlarında Amerika’dan bağımsızlaşmak isteyen pek çok ülke bir anda Kaan’a ilgi göstermeye başladı.

Endonezya aldı bile

Bu ülkeler içinde ilk sıraya Endonezya yükseldi. Endonezya ile geçen yıl 48 Kaan savaş uçağının satışını öngören bir anlaşma imzalandı bile.

Türkiye, aslında İHA ve SİHA teknolojisinde de böyle, Kaan’ı satarken ABD’nin satış yaptığı ülkelere uyguladığı şartların pek çoğunu uygulamıyor. Bu şartlar arasında gerekirse uçakları uçamaz hale getirecek “kill switch”ten başlayarak pek çok kısıtlaması var ABD’nin. Çünkü ABD silah satışlarını kendi dış politikasının bir aracı olarak kullanıyor. Türkiye ise böyle yapmıyor, silah sattığı ülkelere egemenlik kısıtlamaları uygulamıyor.

Suudi Arabistan peşinde

Bu özellik pek çok ülkenin ilgisini çekti. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, uçağın üretim ve geliştirme süreçlerine de ortak olarak katılmak istedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son Suudi Arabistan ziyaretinde Kaan’da üretim ortaklığı ve satış için bu ülkeyle miktarı açıklanmayan bir anlaşma imzaladı. 

Gökbey helikopter ortak üretilecek

Suudi Arabistan sadece Kaan için değil, Türkiye’nin yine kendi yerli imkanlarıyla üretmekte olduğu Gökbey isimli genel maksat helikopteri için de ortak üretim ve alım anlaşması imzaladı. Bu ülke ayrıca Roketsan ile de çeşitli füzelerin ve platformların hem satın alımı hem ortak üretimi için anlaşmalar yaptı.

Bir sonraki müşteri Kanada mı?

Şimdi, Kaan’ın yeni müşterisi Kanada olabilir. Bu ülke, ABD ile yaptığı F-35 anlaşmasını gözden geçirmeye karar vermiş durumda ve bu anlaşmayı iptal etmesi büyük olasılık. Çünkü F-35’lerin hem üretimi sürekli gecikiyor hem fiyatları çok yüksek hem de Amerika’nın satışta getirdiği şartlar eskisi kadar kolay benimsenmiyor, çünkü ABD’nin müttefikleriyle dış politika çıkarları giderek artan bir hızda ayrışıyor. Sık sık ABD Başkanı Trump tarafından “ABD’ye eyalet yapılmakla” tehdit edilen ve gümrük vergisi yaptırımlarına tabi olan Kanada, ABD ile ciddi bir yol ayrımında.

Kanada ile Türk savunma sanayisinin geçmişi gerilere giden bir işbirliği var zaten. Türkiye, bu ülkeden TB2’ler dahil neredeyse bütün İHA ve SİHA’larında kullandığı özel hassas kameraları satın aldı. Alırken teknoloji transferi de yaptı, bugün bu kameralar artık Türkiye tarafından üretiliyor.

Şimdilerde Kanada, kendi dev genel maksat helikopter filosunu yenileme hazırlığında ve bu helikopterleri Amerikan Bell şirketi yerine Türkiye’den alması söz konusu. Halen Gökbey helikopterlerinin Kanada’ya satışı, Kanada ile ortak üretim programı yapılması, helikopterlerin bir bölümünün Kanada’da üretilmesi ve aslında bir Amerikan şirketi olan Pratt and Whitney’in Kanada’daki şirketinin üreteceği motorları takılması konusunda iki ülke arasında alttan alta görüşmeler devam ediyor. (Bu konuda çok ilginç bir video-analizi buradan izleyebilirsiniz.)

Bu işbirliği, Kaan uçaklarının Kanada tarafından alınmasının önünü açacak diye görülüyor. Kaan’ın ilk Batılı talibi Kanada olabilir.

Avrupa’nın beşinci nesil uçağı çıkmazda

Aynı sırada bir başka önemli gelişme Avrupa’da yaşanıyor. Avrupa’nın “gelecek nesil” savaş uçağını yapmak isteyen Almanya ve Fransa bir türlü kendi aralarında anlaşamıyorlar ve bu uçağın üretilmesi süresi çıkmaza girmeye devam ediyor. (10Haber bu konuyu dün haberleştirmişti.)

Bir yandan içinde Fransa’nın bulunmadığı dört ülkelik bir ortak şirket tarafından üretilen EuroFihgter’ların beşinci nesil olması için de çalışılıyor ama bu uçaklar henüz “4,5 nesil” denen bir seviyede.

Kaan, Avrupalılardan önce 5. nesil olacak

Türkiye’nin Kaan’ı ise programında beklenmedik bir aksama yaşanmazsa Avrupalı bütün diğer olası beşinci nesil uçaklardan önce beşinci nesil olma özelliğini kazanabilir. Bu durum, Kaan’a Avrupa pazarlarının da açılması anlamına geliyor.

İspanya ve İtalya’nın ilgisi

Nitekim EuroFighter programının önemli ortaklarından biri olan İspanya, Türkiye’den yine Türkiye tarafından geliştirilmiş olan HürJet uçaklarından satın aldı, bu uçakları eğitim amacıyla kullanacak. Ama açılan bu kapıdan İspanyollar Kaan’ın üretim sürecine de bakma fırsatı buldular ve Kaan için üretime ve geliştirmeye ortak olma girişimlerinde bulundular.

Benze biçimde EuroFighter programının önemli ortaklarından biri olan İtalyan Leonardo şirketi de Türkiye’de Baykar’la kurduğu ortaklığın ardından TUSAŞ tarafından üretilmekte olan Kaan’lara da ilgi gösterdi.

Bütün bu gelişmeler Kaan uçağını Türkiye açısından çok önemli bir stratejik varlığa çeviriyor ve Türkiye’nin savaş uçağı alanında küresel oyunculardan biri haline gelmesinin yolunu açıyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.