Türkiye İstatistik Kurumu Aralık ayına air iş gücü istatistiklerini açıkladı. Kuruma göre Aralıkta Türkiye'de toplam istihdam 42 bin kişi azaldı. Yani artık 42 bin kişi daha işsizler ordusuna katıldı. Ama Türkiye'deki işsiz sayısının da tam 286 bin kişi azaldığına hükmetti ve bir mucize yarattı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun işsizlikle ilgili hangi rakamını dikkate, daha doğrusu ciddiye almak gerekir.
“Manşet işsizlik” diye bir oran var mesela. TÜİK dün Aralık ayı rakamlarını açıkladı, buna göre işsizlik oranı ülkemizde Kasım ayında yüzde 8,5 iken Aralık ayında 7,7’ye düşmüş. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek en çok bu rakamı ciddiye alıyor. Dolayısıyla 7,7’yi görünce sevinmiş olmalılar. Dün böyle çok sevinip zafer mesajları paylaşanlardan biri de Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’dı örneğin.
Ama bir de dünyanın geri kalanında ekonominin sağlığı açısından bakılan bir başka rakam var: ekonominin istihdam yaratma kapasitesi.
Gelin bir de bu rakama bakalım: Aralık ayı sonu itibarıyla Türkiye’de toplam 32 milyon 685 bin kişi istihdam ediliyormuş. Bu rakam, bir ay önceye göre tam 42 bin kişi azalmış. Yani ekonomiden 42 bin iş alanı buharlaşmış, o işlerde çalışanlar da doğal olarak işsiz kalmışlar.
Bu durumda Türkiye’de işsizliğin en az 42 bin kişi arttığını varsaymalıyız. Ama hayır aynı TÜİK’e göre öyle olmamış, Türkiye’deki toplam işsiz sayısı da Aralık ayında bir ay önceye göre tam 286 bin kişi birden azalmış.
Ne oldu, toplu halde öldü mü işsizler de ülkede ekonomi istihdam yaratamaz, tam tersine istihdam eksiltirken onların sayısı azaldı? Hayır, ölmediler. TÜİK’e göre “iş gücüne katılmaktan vazgeçtiler.”

TÜİK’in söylediğine göre Aralık ayında toplam 328 bin kişi ansızın “Ben artık çalışmak istemiyorum” dedi ve iş gücüne katılmaktan vaz geçti. Bunların 170 bini erkekti, 158 bini ise kadın.
Bu sayede toplam “iş gücü” adı verilen “Yarın sabah iş bulsam çalışırım” diyenlerin sayısı azaldı. O sayı azalınca da, istihdamın 42 bin kişi düşmesine rağmen işsizlik oranı da düşmüş oldu.
TÜİK mucizesini böyle yarattı.
Türkiye’de “çalışma çağında” yani 15-65 yaş arasında nüfusun sadece yüzde 49,1’i çalışıyor, geri kalan yarısı çalışmıyor. Oysa Almanya, Fransa, ABD, İngiltere gibi gelişmiş ekonomilerde aynı yaş aralığındaki insanların en az yüzde 70’i çalışıyor. Türklere sorsanız “Tembel” diyecekleri Yunanistan’da bile toplam istihdam oranı yüzde 65.
O yüzden ülkemizde işsizliğin boyutu TÜİK istatistiklerinden çok daha büyük.
Ama gelin görün ki rakamları herkes kendi istediği gibi okuyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, aralık ayı işgücü verilerini değerlendirdi. Işıkhan paylaşımında, “İşsizlik oranı son 25 yılın en düşük seviyesine geriledi. İşsizlik oranı, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Böylelikle hem 25 yılın en düşük seviyesine geriledi hem de 32 aydır tekli hanelerde seyrini sürdürüyor. İşsiz sayısı ise, 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişiye geriledi. Özellikle gençlerin ve kadınların işgücüne ve üretime etkin katılımını sağlamak için gayret ediyoruz. Uyguladığımız İş Pozitif gibi programların da etkisiyle kadınlarda işsizlik oranı, bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak %10,5 ile 2013 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı aynı dönemde 1,1 puan azalarak %14,1’e geriledi. Gençlerimizin kalıcı, kayıtlı ve nitelikli istihdam içerisinde yer almasını sağlamak amacıyla ‘Genç İstihdam Hamlesi – GÜÇ Programı’nı hayata geçirmiştik. 3 yılda 3 milyon gencimizin istihdama katılmasını sağlayarak bu alanda da tarihimizin en önemli atılımlarından birini yapmış olacağız. İşsizliğin azaltılması, nitelikli istihdamın artırılması ve işgücü piyasamızın güçlendirilmesi için çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, işsizlik oranlarının tek haneli seviyelerdeki seyrini koruması ve düşüş eğiliminde olmasının ekonominin istihdam üretme kapasitesini göstermesi açısından son derece kıymetli olduğunu söyledi. Baran, “Açıklanan veriler Türkiye ekonomisindeki dinamizmin birer göstergesidir” dedi. Oysa istihdamın daralması dünyanın her yerinde ekonomik yavaşlama işareti olarak görülür.
Üreten, ihracat yapan ve katma değer sağlayan bir Türkiye hedefi yolunda, daha fazla vatandaşın iş gücüne katılmasının kendilerini memnun ettiğini vurgulayan Baran, verilerdeki olumlu tabloya rağmen iş dünyasının sahada yaşadığı nitelikli iş gücü sorununun devam ettiğini bildirdi.
Baran, bugün sanayiden hizmet sektörüne, inşaattan lojistiğe kadar hemen her alanda üyelerinden gelen ortak geri bildirimin iş gücüne erişimde yaşanan sıkıntılar olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“İş dünyasının aradığı niteliklere sahip iş gücü ile mevcut iş gücü arasında bir uyumsuzluk söz konusu. Bu tablo, sorunun sadece işsizlikten ibaret olmadığını, aynı zamanda mesleksizlik olduğunu da ortaya koyuyor. İşletmelerimiz üretimlerini sürdürmek, siparişlerini zamanında teslim etmek, kapasitelerini artırmak istiyor ancak iş gücü temininde yaşanan sıkıntılar, işletmelerimizin faaliyetlerini zorlaştırıyor. Gençlerimizin sadece diploma sahibi değil, mesleki becerileri güçlü, sahada karşılığı olan yetkinliklerle donatılması büyük önem taşıyor. Biz elimizi taşın altına koymak için ilgili mercilerle işbirliği halinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz.”
Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Genel Başkanı Nezih Allıoğlu da ekonomik istikrarın sağlanmasına yönelik kararlı duruşla enflasyonda düşüş, indirimleri ve ekonomik göstergelerin iyileşmesi gibi olumlu sonuçlar alınmaya başlandığını söyledi.
Alınan önlemlerin aynı zamanda iş dünyası için büyük önem taşıyan öngörülebilirliğe de olumlu yansıdığına işaret eden Allıoğlu, ekonomik istikrar adımlarının devamı geldikçe 2026’da geçen yıla göre daha canlı bir ve yatırım iklimi oluşacağını dile getirdi.
Allıoğlu, ekonomik göstergelerdeki iyileşmeyle hükümetin uyguladığı istihdamın korunması paketinin 2026’da 3 bin 500 lira olarak devam etmesi, yatırımı teşvik programları, prim destekleri ve finansmana erişimin kademeli de olsa kolaylaşması gibi etkenlerin istihdama pozitif katkıda bulunduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Özellikle genç işsizlik oranındaki düşüş toplumsal ve sosyal dinamikler açısından da memnuniyet verici. Ağustos 2019’da yüzde 27 ile rekor seviyeye çıkan genç işsizlik oranı 2024’te yüzde 12,7’ye kadar düştükten sonra tekrar yükselmişti. Son verilerdeki düşüşle genç işsizlik oranı yüzde 14,1 seviyesinde. OECD ülkelerinde genç işsizlik ortalamasının ise yüzde 10,5 seviyesinde olduğunu görüyoruz.”
Genç istihdamına yönelik bazı uygulamalar olduğunu anımsatan Allıoğlu, gençlerin istihdamında 2026 için uygulanan 3 bin 500 liralık istihdam desteğinin yükseltilmesi ve ekstra destek paketlerinin devreye sokulmasının genç işsizliği rahatlıkla OECD ortalamasına çekebileceğini kaydetti.
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın da bugün açıklanan verilerin Türk ekonomisinin dayanıklılığının ve sürdürülebilir büyüme performansının en net göstergesi olduğunu belirterek, “İşsizlik oranının 20 yıllık bir seride en düşük seviyeye inmesi ve 32 aydır kesintisiz olarak tek haneli seyretmesi, ülkemizin istihdam odaklı ekonomi politikalarında kararlılıkla ilerlediğinin kanıtıdır. Bu başarı tesadüf değil, doğru zamanda alınan tedbirlerin, uygulanan istihdam programlarının ve iş dünyası ile hükümetin eşgüdüm içinde çalışmasının ortak eseridir.” dedi.
Bu tarihi başarının, gelecek dönem için daha fazla sorumluluk anlamına geldiğini vurgulayan Aydın, şunları kaydetti:
“Bu rakamlarla yetinmemeliyiz. İstihdam oranının sabit kalması ve iş gücüne katılımın azalması, önümüzde halen çözmemiz gereken konular olduğunu gösteriyor. Önceliğimiz, nitelikli ve yüksek katma değerli istihdamı artırmak, kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını daha da teşvik etmek olmalıdır. İş dünyası olarak, üretimimizi ve yatırımlarımızı bu hedefler doğrultusunda şekillendirmeye devam edeceğiz.”
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK’in Aralık 2025 verilerini temel alarak hazırladığı Ocak 2026 raporunu kamuoyuna sundu. Rapor, Türkiye’deki işsizlik sorununun resmi verilerin çok ötesinde, yapısal bir krize dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. TÜİK’in yüzde 7,7 olarak açıkladığı dar tanımlı işsizlik oranıyla DİSK-AR’ın hesapladığı yüzde 28,6’lık geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki uçurum 20,9 puana çıktı.
Rapora göre dar tanımlı işsiz sayısı kağıt üzerinde düşerken geniş tanımlı işsizlik tırmanmaya devam ediyor. Aralık 2023’te 9,6 milyon olan geniş tanımlı işsiz sayısı, Aralık 2025 itibarıyla 11 milyon 593 bine yükseldi. Bu durum, son iki yılda işsizler ordusuna 1,9 milyon kişinin daha eklendiğini gösteriyor.
İşgücü piyasasındaki cinsiyet eşitsizliği raporun en çarpıcı bölümlerinden birini oluşturdu. Geniş tanımlı kadın işsizliği oranı yüzde 38,3 ile alarm verici seviyeye ulaştı. Erkeklerde bu oran yüzde 22,8 iken, kadın ve erkek işsizliği arasındaki fark 15,5 puana kadar yükseldi. Toplamda 5 milyon 664 bin kadın geniş tanımlı işsiz kategorisinde yer alıyor.
Çalışanların büyük bir kısmının “yoksulluk” kıskacında olduğunu kanıtlayan veriler de raporda yer buldu. Haftalık 40 saatten az çalışan ve daha fazla çalışmak istediğini belirten “zamana bağlı eksik istihdam” edilenlerin sayısı son bir yılda 156 bin kişi artarak 3,7 milyona ulaştı. DİSK-AR, bu artışın temel nedeninin geçim sıkıntısı olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, çalışmak istemesine rağmen iş bulamayan “potansiyel işgücü” sayısı da 5,2 milyon kişi olarak kaydedildi.
Resmi verilere göre işsiz sayılanların bile büyük bir çoğunluğu sosyal korumadan yoksun durumda. Aralık 2025’te TÜİK’in dar tanımlı işsiz olarak açıkladığı 2 milyon 736 bin kişiden sadece 513 bini işsizlik ödeneği alabildi. Başka bir deyişle, resmi işsizlerin yüzde 81,2’si (yaklaşık 2,2 milyon kişi) devletten destek göremedi.