Gezi 4 Şubat 2024
Bu haber 3 hafta önce yayınlandı

Geçmişin görkemli ayak izleri: Dünya Mirası Listesi’nin muhteşem şehirleri

Sanatı ve mimarisiyle yüzyıllar ötesinden günümüze ulaşan şehirleri gezmek olağanüstü bir deneyim. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki şehirler ise geçmiş medeniyetlerin izlerine, tarihe, özellikle sanat tarihine meraklı gezginler için rehber niteliğinde.

Petra (Ürdün)

Petra Ürdün’ün Wadi Musa bölgesine bağlı bir antik şehir. Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasında, 100 kilometrekarelik bir alana yayılan şehir 1812 yılında Johann Burckhardt tarafından keşfedilmiş. M.Ö 400 ile M.S 106 yılları arasında Nebatiler’e başkentlik yapan Petra Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdürmüş. Petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşı oyularak yapılmış. En bilinen yapılar El-Hazne ile Roma döneminde yapılan amfitiyatro. Kireç taşından oluşan kaya bloklarına oyulmuş tapınaklar amfi tiyatro, mezarlar ve rölyefler gerçekten etkileyici.

Krakow (Polonya)

Tarihi 7’nci yüzyıla kadar uzanan, Polonya’nın en eski ve üç büyük şehrinden biri olan Krakow asırlık tarihi görkemli mimarisi ve zengin kültürel mirasıyla tam bir cazibe merkezi. Tarihi şehir merkezi (Old Town) Orta Çağ’dan kalma meydanı Rynek Glowny ve Gotik kiliselere ev sahipliği yapıyor. Bu şehri doya doya keşfetmek için tek yapmanız gereken ara sokaklarda kaybolmak. Eski kentin giriş kapılarından Krakow Barbican, St. Mary Bazilikası, Oscar Schindler’in Emaye Fabrikası, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Wieliczka Tuz Madeni ile Wawel Kalesi ve Naziler tarafından kurulan en büyük toplama kampı Auschwitz-Birkenau tarihi doya doya solumanız için sizi bekliyor.

Kyoto (Japonya)

Antik Kyoto’nun Tarihi Anıtları (Kyoto, Uji ve Otsu Şehirleri), Kyoto eyaletindeki Kyoto ve Uji şehirleri ile Shiga eyaletindeki Otsu şehrinde bulunan 17 parçadan oluşuyor. M.S 794 yılında antik Çin başkenti örnek alınarak inşa edilen Kyoto 19’uncu yüzyılın ortalarına kadar imparatorluk başkenti olarak hizmet verirken kültür merkezi de olmuş. 1000 yılı aşkın süredir Japon kültürünün merkezi olan bu bölge Japon ahşap mimarisinin, özellikle de dini mimarinin ve dünya çapında peyzaj bahçeciliğini etkileyen Japon bahçe sanatının gelişimini gösteriyor.

Havana (Küba)

Dev bir açık hava müzesi… Bohem ambiyansıyla her daim cazibe noktası olarak anılan Havana’nın çekirdeğini oluşturan, şehrin ilk kurulduğu bölge Eski Havana yani Eski Şehir Merkezi. Havana 1519 yılında İspanyollar tarafından kurulmuş. 17’inci yüzyıla gelindiğinde Karayipler’in ana gemi inşa merkezlerinden biri haline gelmiş. 1982 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil olmuş. Plaza Vieja olarak adlandırılan Eski Şehir Merkezi’nde eşsiz meydanları çevreleyen Barok ve Neoklasik binaların ilginç bir karışımını ve kemerli, balkonlu, ferforje kapılı ve iç avlulu özel evleri görebilirsiniz. Küba’yı Küba yapan en simgesel özellikler burada.

Jaipur (Hindistan)

Dünyanın en renkli şehirlerinden biri. Hindistan’ın kuzeybatı Rajasthan eyaletindeki duvarlarla çevrili Jaipur şehri Vedik mimarinin ışığında yorumlanan ızgara planına göre inşa edilmiş. Sokaklar, merkezde kesişen chaupar adı verilen büyük meydanlar sütunlu işletmelere, ana caddeler boyunca inşa edilen pazarlar, mağazalar, konutlar ve tapınaklar tek tip cephelere sahip. Şehrin kentsel planlaması eski Hindu ve erken modern Babür’ün yanı sıra Batı kültürlerinden de fikir alışverişini gösteriyor. Şehir planlaması, ızgara düzeni ve büyük meydanlarıyla UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne girmeye hak kazanmış.

Hampi (Hindistan)

Hampi, Hindistan’ın Karnataka eyaletinin kuzeyinde bulunan bir köy. Vijayanagar İmparatorluğu’nun başkenti olan Vijayanagar şehrinin kalıntıları üzerine kurulan Hampi son büyük Hindu krallığının kalıntılarını barındırıyor. Vijayanagar İmparatorluğu döneminde yaratılan 1600’den fazla parça hala ayakta.
Bu güzel köy bugün Hampi Anıtlar Grubu adı altında listelenmiş UNESCO Dünya Mirası alanı.

Bagan (Myanmar)

Myanmar’da, Mandalay Bölgesi’nde antik bir kent olan Bagan 9. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar günümüzdeki Myanmar’ın oluşumuna kaynaklık eden Pagan Krallığı’nın başkentiydi. Bagan ovalarında inşa edilen 10.000’den fazla Budist tapınağı, pagoda ve manastırdan arta kalan 2200’den fazla tapınak ve pagoda günümüzde halen ayakta duruyor. Bagan Arkeoloji Bölgesi birçok kişi tarafından Kamboçya’da bulunan Angkor Vat ile eşit cazibede kabul ediliyor.

Buhara (Özbekistan)

İpek Yolu üzerinde bulunan Buhara’nın yaşı 2500’den fazla. Bozulmadan günümüze kadar ulaşan kentsel dokusuyla Orta Asya’daki bir Orta Çağ kentinin mükemmel bir örneği. 10. ve 17. yüzyıllar arasında Orta Asya’nın iyi korunmuş İslam şehirlerinin en iyi örneklerinden. 10. yüzyıl İslam mimarisinin başyapıtlarından İsmail Samani Türbesi ve çok sayıda 17’nci yüzyıl medresesi sayesinde tarihi merkeziyle UNESCO listesinde yer almaya hak kazanıyor.

Vatikan

Vatikan ya da resmi adıyla Vatikan Şehir Devleti, Katolik mezhebinin yönetim merkezi olarak Roma’da bulunuyor. Hem yüz ölçümü hem de nüfus bakımından en küçük bağımsız ülke olan Vatikan’da papa hem devlet başkanı, hem de Katolik mezhebinin ruhani lideri. Vatikan sayısız değerli sanat eserine ve muhteşem bir tarihe sahip. Barok ve Rönesans sanatı ve mimarisi Vatikan’ın karakteristik özelliği. Dünyanın en büyük dini yapılarından biri olan ve 17’nci yüzyıldan uzanan, Michelangelo’nun büyük tavan freskleriyle donattığı Aziz Petrus Bazilikası da burada. Bramante, Michelangelo ve Bernini gibi birçok ünlü Rönesans dehası tarafından tasarlanmış. Sistine Şapeli 15’inci yüzyılda inşa edilmiş. Michelangelo’nun tavanında yaptığı şaheserleri ‘Adem’in Yaratılışı’ ve ‘Son Yargı’ freskleri olağanüstü.

Cesky Krumlov (Çekya)

Çekya’nın Güney Bohemya Bölgesi’nde, Vltava nehrinin kıyısında yer alan Cesky Krumlov Gotik, Rönesans ve Barok unsurların yer aldığı 13. yüzyıldan kalma bir kalenin etrafında kurulmuş. Mimari mirası bozulmadan kalan küçük bir Orta Avrupa Orta Çağ kasabasının olağanüstü bir örneği. Cesky Krumlov’un tarihi merkezi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde ve bu da onu Çekya’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri yapıyor.

St Barbara Kilisesi ve Sedlec’teki Meryem Ana Katedrali’nin bulunduğu Tarihi Kent Merkezi (Kutna Hora / Çekya)

Çekya’nın Bohemya bölgesindeki Kutna Hora şehrindeki geç Gotik dönemin mücevheri St. Barbara Katedrali ve 18. yüzyılın başındaki Barok zevkine uygun olarak restore edilen Sedlec’teki Meryem Ana Kilisesi Orta Avrupa mimarisini etkilemiş. Bu başyapıtlar bugün bazı konutlarla birlikte, iyi korunmuş bir Orta Çağ kentsel dokusunun bir parçasını oluşturuyor. 1995 yılında şehrin tarihi merkezi, St. Barbara Katedrali ve Meryem Ana Kilisesi UNESCO Dünya Mirası listesi Listesi’ne alınmış.

Bamberg (Almanya)

Almanya’da II. Dünya Savaşı sırasında bombalanmayan ve en az hasar gören birkaç şehirden biri. Almanya’nın güneyinde, Bavyera’nın kuzeyinde yer alan Bamberg, Orta Çağ dönemine ait hayatta kalan birçok dini binaya sahip kasaba. Orta Çağ ve Barok Bamberg’in düzeni ve mimarisi 11’nci yüzyıldan itibaren Orta Avrupa topraklarındaki kentsel biçim ve evrim üzerinde güçlü bir etki yaratmış. hem planı hem de hayatta kalan dini yapılarıyla erken Orta Çağ kasabalarının olağanüstü bir örneği olarak UNESCO listesinde.

Bergen (Norveç)

Norveç’in en büyük ikinci şehri olan Bergen güzelliğini dağlarla çevrili olmasından alıyor. Korunmayı başarmış ahşap binalarıyla Bergen’in eski rıhtımı Bryggen UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve tek kelimeyle bir cazibe merkezi. Bryggen, Vagen limanında yaklaşık 62 binaya ev sahipliği yapan eski bir iskele. Hansa Birliği’nin 14. ve 16. yüzyıl ortaları arasındaki ticaret imparatorluğu sırasında şehrin önemini temsil ediyor. Ahşap binalar yıllar boyunca birçok yangına maruz kalmış, ancak orijinal ana yapıların özgünlüğünü korumak amacıyla her zaman eski desenlerle yeniden inşa edilmiş. Şu anda ise müzelere, restoranlara ve mağazalara ev sahipliği yapıyor ve 300 yıllık Bellgarden binasıyla öne çıkıyor.

Brüksel (Belçika)

Grand Place ya da yaygın adıyla Grote Markt şehrin en popüler meydanı ve binalara hayran kalıyorsunuz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren meydanda birçok önemli yapı var ama 15’nci yüzyılın başlarında inşa edilen Gotik tarzdaki Hotel de Ville yani Belediye Binası ile Maison du Roi (Kralın Evi) olarak da anılan Brüksel Şehir Müzesi yıldız gibi parlıyor. Yan yana sıralanan lonca evleri gece oldu mu şıkır şıkır. Grand Place 17. yüzyılın sonlarından kalma, oldukça homojen bir kamu ve özel bina topluluğu. Mimari bu önemli siyasi ve ticari merkezde dönemin sosyal ve kültürel yaşam düzeyinin canlı bir örneğini sunuyor. Art Nouveau akımının öncülerinden mimar Victor Horta tarafından tasarlanan dört büyük şehir evi; Hotel Tassel, Hotel Solvay, Hotel van Eetvelde ve Maison & Atelier Horta da UNESCO listesinde.

Brugge (Belçika)

Tarihi şehir merkeziyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren, Orta Çağ Avrupa’sının masal şehri Brugge 12 nci yüzyıldan kalan, taş ve kırmızı tuğladan yapılmış, beşik çatılı Flaman evlerinin arasından sakin sakin akan kanalları, kanallarda yüzen kuğuları, suya kadar inen ağaçları, taş köprüleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve sokak lambalarının buğulu ışığıyla resmen içinize işliyor. Avrupa’nın günümüze kadar bozulmadan gelebilmiş güzeller güzeli şehri Brugge (Brüj), Belçika’nın denize kıyısı olan tek eyaleti Batı Flanderler’in (Flaman) başkenti. Brugge’ün her noktası ayrı güzel ama tarihi şehir merkezinde yer alan, şehrin en popüler fotoğraf çekme noktası kesinlikle Rozenhoedkaai. Dijver ve Groenerei kanallarının buluştuğu nokta burası.

Salzburg (Avusturya)

Avusturya’da dünya kültür mirası 10 alan var; Salzburg’un tarihi merkezi de bunlardan biri. Görkemli Alpler’in kuzeyinde yer alan, Wolfgang Amadeus Mozart’ın memleketi Salzburg’un tarihi kenti barok mimari yapısını büyük ölçüde korumayı başarmış. Bu nedenle 1997 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alıyor.
Salzburg’un merkezinin Barok görünümünün çoğunu borçlu olduğu İtalyan mimarlar Vincenzo Scamozzi ve Santini Solari’nin çalışmaları sayesinde şehir daha da iyi tanınmadan önce, gösterişli Gotik sanatı pek çok zanaatkar ve sanatçının ilgisini çekmiş.

Strazburg (Fransa)

Çokça güzellik, tarih, hayran olunacak bir mimari ve tadına doyulmaz bir yaşanmışlık hissine tanıklık etmek… Attığınız her adımda etrafınızı hayranlıkla izlerken, kendinizi bir anda zaman yolculuğundan çıkmış ya da çağlar öncesinde geçen bir film setine konuk olmuş gibi hissedeceğiniz bir şehir uzanıyor önünüzde. 1988 yılında Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilen ilk mülk, Strazburg’un tarihi merkezi olan ve katedralin etrafında yapılanan Grande-Ile.

Cinque Terre (İtalya)

Fransa sınırından başlayıp Toskana’ya kadar uzanan ve muhteşem kıyı şeridinden dolayı İtalyan Rivierası olarak da anılan Ligurya bölgesindeki Cinque Terre ‘beş toprak’ anlamına geliyor, zaten Monterosso al Mare, Vernazza, Corniglia, Manarola ve Riomaggiore adlı beş köyü sayesinde tek kelimeyle muhteşem. Yüzyıllar boyunca burada yaşayan halk denize bakan sert yamaçlarda teraslama yaparak tarım yapmış. Çekiciliğinin bir kısmı da bu bölgede gelişimin sınırlı olmasından kaynaklanıyor. Bölgenin büyük kısmına patikalar, tren ve botlarla erişiliyor.

Viyana (Avusturya)

Avusturya’nın başkenti, sanatın ve klasik müziğin vatanı Viyana’nın tarihi merkezi Barok kaleler ve bahçelerin yanı sıra büyük binalar, anıtlar ve parklarla kaplı 19. yüzyılın sonlarından kalma Ringstrasse gibi mimari yapılar açısından oldukça zengin. Bu yönüyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Müzeler bölgesi Museums Quartier, Hofburg Sarayı, listede olan Schönbrunn Sarayı ve Bahçeleri, Belvedere Sarayı, Aziz Stefan Katedrali, Viyana Devlet Opera Binası ve Avusturya Parlamento Binası tarih kokan bir gezi için bulunmaz nimet.

‘Ölmeden önce yapılacaklar’a not: “UNESCO Dünya Mirası Listesi’nin ikonik alanları görülecek!”‘Ölmeden önce yapılacaklar’a not: “UNESCO Dünya Mirası Listesi’nin ikonik alanları görülecek!”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.