Anayasa Mahkemesi darbe girişiminin komuta merkezi Akıncı Üssü'ndeki maddi zararın karşılanması için açılan tazminat davasıyla malvarlıklarına ihtiyati haciz konan FETÖ sanıklarının başvurusunda mülkiyet hakkı ihlali olmadığı kararı verdi.
Milli Savunma Bakanlığınca, FETÖ’nün darbe girişiminin komuta merkezi olarak kullanılan Akıncı Üssü’nde oluşan maddi zararın karşılanması için 500 sanık hakkında tazminat davası açıldı.
Mahkeme, 8 Aralık 2017 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz talebinin teminatsız olarak kabulü ile davalıların menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ilgili kanun uyarınca ihtiyati haciz şerhi konulmasına karar verdi.
Ayrıca Mahkeme aynı ara kararıyla davalılar hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma süresince 3713 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca davalılara ait taşınmazlara, kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarına, yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına konan tedbir kararının devamı niteliğinde teminatsız olarak ihtiyati haciz şerhi konulmasına hükmetti.
Mahkemece verilen ihtiyati haciz kararı doğrultusunda Ankara 7. İcra Dairesi dosyası ile icra takibi başlatıldı ve davalıların mal varlığına haciz kondu. İhtiyati haciz kararına itiraz edilmiş ise de Mahkeme 6 Eylül 2019 tarihinde davalıların ihtiyati haciz kararına itirazlarının reddine karar verdi.
Haklarında tazminat davası açılan FETÖ’nün darbe girişimini Akıncı Üssü’nden yönettikleri belirtilen FETÖ’nün sivil imamlarından Kemal Batmaz, Harun Biniş ile eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski yaveri Albay Ali Yazıcı’nın da aralarında olduğu 14 FETÖ sanığı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.
Anayasa Mahkemesi, FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin açılan Akıncı Üssü ve Genelkurmay çatı davası sanıklarından eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker, darbe girişimi tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri İnsani Yardım Tugayı Komutan Vekili görevinde bulunan eski albay Ali Eraslan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski Başyaveri Albay Ali Yazıcı, eski Su Altı Taarruz Birliği (SAT) Komandosu Erdinç Kurt, dönemin ÖKK Komutanı Zekai Aksakallı’yı derdest etmeye çalışan ekibin başında yer alan eski albay Fatih Yarımbaş, eski kursiyer teğmen Furkan Öztürk, FETÖ’nün darbe girişimini Akıncı Üssü’nden yöneten sivil imamlardan Harun Biniş, Kemal Batmaz, eski tuğgeneral Mehmet Partigöç, eski Kara Pilot Kurmay Yarbay Murat Karakuş, eski albay Mustafa Aydın, eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Tatbikat Şube Müdürü pilot kurmay albay Nihat Çırakoğlu, eski yüzbaşı Özay Cödel’in Anayasa Mahkemesi’ne farklı tarihlerde yaptıkları bireysel başvuruları birleştirerek inceledi.
Anayasa Mahkemesi başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine oy birliğiyle karar verdi.
Yüksek Mahkeme’nin gerekçesinde Milli Savunma Bakanlığı’nın başvurucuların da aralarında olduğu 500 kişiye karşı 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında neden oldukları, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (Mürted Hava Meydan Komutanlığına ilişkin) meydana gelen 3 milyon 729 bin 548,33 TL ve 211 bin 20 Amerikan doları (ödeme tarihindeki TL karşılığı) maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin edilmesi için Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 7 Aralık 2017 tarihinde dava açtığı hatırlatıldı.
MSB’nin İcra ve İflas Kanunu’nun 257. ve devamı maddeleri gereğince davalıların mal varlığı değerleri üzerine teminatsız ihtiyati haciz konmasını talep ettiği bunun mahkemece kabul edildiği aktarılan gerekçede başvurucuların itirazlarının reddedildiği bu süreçte bireysel başvuruda bulunulduğu belirtildi.
Gerekçede bireysel başvuru inceleme tarihi itibarıyla ihtiyati haciz kararının çeşitli değişikliklerle 8 yılı aşkın süredir uygulanmaya devam ettiği anlaşıldığı aktarıldı.
Başvurucuların da dahil olduğu davalılar aleyhine açılan ceza yargılamalarının da devam ettiği ifade edilen gerekçede şunlar kaydedildi:
“Bu bağlamda ceza yargılamalarının çok sayıda sanık hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma ve diğer atılı suçlardan yürütüldüğü, suça konu olaylarda çok sayıda kişinin vefat ettiği, yüzlerce kişinin katılan sıfatıyla yargılamalarda yer aldığı, suça konu olayların arka plan bilgisinin oldukça karmaşık olduğu, bağlayıcı olmasa dahi anılan yargılamalarda yapılacak tespit ve değerlendirmelerin tazminat davası açısından belirleyici unsurlar taşıdığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak ihtiyati haczin kapsamı ve süresi itibarıyla başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediği, bu sebeple müdahalenin kamu yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, ihtiyati haciz kararıyla başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.”