Fatih Altaylı soruyor: Yoksa Türkiye’ye S-400’lerin satışında Netanyahu’nun parmağı mı var?

Gazeteci Fatih Altaylı, kendi web sitesindeki yazısında TV'lerde "Amerika battı bitti" yorumlarını değerlendiri, Türkiye'nin S-400 macerasını anlattı, İmamoğlu davasında yaşananlara değindi ve Özgür Özel'in son Pendik mitingini yazdı. İşte o yazı.

Gündem 12 Mart 2026

Cahile aldanmayın, savaş yoksa Amerika yok

Gözlerimden bir operasyon geçirdiğim için sürekli evdeyim.

Evde olmayı severim. Genelde de zaten evden pek çıkan tip değilim.

Ama bu şekilde evde oturmak biraz asap bozucu.

Kitap okuyamıyorum.

Bilgisayarda bir şey yapamıyorum.

Mecburen haber televizyonlarını izliyorum.

Özellikle de akşamları.

Ve her boku bilen ama hiçbir bok bilmeyen yorumcuları izledikçe bu televizyonları, bu yorumcuları izlemek zorunda kalan milletimiz için üzülüyorum.

İsrail ve ABD, İran’a saldırdığı günden bu yana ekranlarda bir grup, savaş uzadıkça ABD ekonomisinin zor girdiğini, kaynaklarının azaldığını, kullandığı kadar silah üretmekte zorlandığını anlatıp duruyorlar.

Durumun bunun tam tersi olduğunun farkında değiller.

Nobel Barış Ödülü peşindeki Trump’ın ekonomi programları başarısız olduğu için kuduz köpek gibi sağa sola saldırdığını, bu yolla ekonomik canlılık sağlamaya çalıştığını anlamayacak kadar bilgisizler, cahiller.

Trump’ın bu ikinci döneminde vaat ettiği hiçbir şey gerçekleşmedi.

Tam aksine ABD ekonomisi müthiş bir durgunluğa girdi.

İstihdam artışı dedi.

Tam aksi oldu. Artış yok, örnek aldığı ülke gibi verilerle oynayarak ancak cüzi bir artış varmış gibi gösterdiler ama o da tutmadı.

Yatırım sözü var ama yatırım yok.

İthalat vergi artışları içeride hayat pahalılığını ve durgunluğu tetikledi.

ABD ekonomisi 2025’in son çeyreğinde hedeflenen büyümenin yarısına bile ulaşamadı.

Trump, FED Başkanı’na işler yolunda olduğu için sövmedi. Ekonomideki durgunluğun ve büyüyememenin suçunu birisine yıkmak zorunda olduğu için Powell’ı hedef yaptı.

Yani buradaki bazı yorumcuların anlattığının tam aksine, Amerikan ekonomisi savaştan hoşlanır. Amerika’yı dünya lideri haline getiren şey dünya savaşlarıdır. 1. Dünya Savaşı gözünü açmış, 2. Dünya Savaşı ise dünya liderliğini ABD’ye vermiştir.

Amerika savaşı sever.

Trump’ın Epstein dosyalarını unutturmak için savaş açtığı ise tam hikayedir.

Trump, tüm ahlaksızlığı ile aslında Amerikan köylüsünün ortalama ahlakını temsil eder.

Ayrıca da Epstein rezaletinde Trump ile Clinton, Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında pek de bir fark yoktur.

Hanimiş bizim S-400’lerimiz

İran’ın Türkiye üzerinden geçen füzeleri, Doğu Akdeniz’deki NATO “imkanları” ile vurulmuş ve parçalar Türkiye’ye düşmüş.

Bunu 15 gün içinde iki kez yaşadık.

Resmî açıklama aynen böyle idi.

Şimdi de Malatya’ya Patriot’lar geldi. Bu Patriot bataryaları, NATO kapsamında Almanya’dan gelmiş.

Belli ki Kürecik’teki NATO/ABD radarını koruyacaklar.

İyi de bizim hava savunma sistemimiz nerede!

Biz, 2017 yılında, Rusya’dan “dünyanın en iyi hava savunma sistemi” olduğu iddia edilen ve muhtemelen de öyle olan S-400’leri almadık mı!

Türk hava sahasının savunulmasında yabancılara bağımlı olmamak için Rusya’ya 2,5 milyar dolar ödemedik mi!

Hatta bir 2,5 milyar daha verip, bir bu kadar daha almayacak mıydık!

Nerede S-400’ler!

Niye hâlâ Alman’ın Patriot’una güveniyoruz.

O günlerde biz burada “Türkiye ABD’ye mektup yazdı ve S-400’leri ambalajından bile çıkarmayacağı konusunda ABD ile anlaşma yapmak istiyor” diye yazdığımızda işitmediğimiz hakaret kalmadı.

Eee, hanimiş bizim S-400’ler?

Oysa hepimiz biliyoruz ki, Rusların uçağını vurduğumuz için Rusya’ya bir “güzellik” yapmak zorundaydık.

S-400’ler bu kapsamda alındı.

Aslında hiçbir şey almayıp 2,5 milyar dolar “kan parası” versek daha iyiydi ama Rusya kaçın kurası!

Bizi ABD ile gerilime sokmak için S-400 aldırdı.

Sonuç!

Biz ABD ile sıkıntıya girdik. CAATSA yaptırımlarına maruz kaldık, bahane oldu F-35 programından atıldık, milyarlarca dolar zarara girdik.

Ve şimdi hem örtülü bir ambargo altındayız. F-35 alamıyoruz, bırakın F-35’i, F-16 bile alamıyoruz.

Hem aldığımız hava savunma sistemini kullanamıyoruz.

Bazen düşünüyorum da, acaba Putin’i “Şu Türkler’e biraz S-400 satın” diye ikna eden Netanyahu muydu!

Survivor mı, İBB davası mı!

Doğrusunu isterseniz, ben de Müsavat Dervişoğlu gibi düşünüyorum ve bunu tartışma ilk başladığı, CHP öneriyi ilk ortaya attığı zaman da söyledim.

Bahsettiğim mesele, İBB Davası duruşmalarının TRT’nin bir kanalından canlı yayınlanması.

CHP bu talepte bulunduğu zaman fikrimi açıkladım:

“Medya gücü iktidarın elinde. Suçlamalar geniş geniş tüm televizyonlarda yayınlanır. Haftalar sonra sıra İmamoğlu’nun ve diğerlerinin savunmalarına gelince bir iki kanal yayınlar, gerisi suçlamaları tekrar tekrar yayınlamaya devam eder. İş öyle bir hale gelir ki, sanıkların yakınları bile bir süre sonra şüpheye düşmeye başlarlar.”

CHP, duruşmaların yayınlanması talebinde bulunurken şöyle bir zanna kapılıyor.

İktidara yakın medya ve TRT her şeyi olduğu gibi, hiçbir manipülasyon yapmadan, tarafsız bir bakış açısı ile yayınlayacak!

Yok öyle bir dünya.

Suçlamalar çarşaf çarşaf yayınlanır.

Sanıkların savunmaları el bezi kadar bile yer bulmaz.

Siz iktidara yakın medyanın İmamoğlu’nun yapacağı manifesto niteliğinde bir savunmayı milyonlara ulaştırmak için alesta beklediğini mi zannediyorsunuz!

Güldürmeyin beni.

Ayrıca yayınlansa da kim izler bilmiyorum!

Halk TV ve Sözcü izleyicilerinin bile bir kısmı ya izler ya izlemez!

Ne yazık ki bu memlekette Survivor’ı kimin kazanacağı, kimin Masterchef olacağı pek çokları için daha önemli.

Ekrem İmamoğlu savunmasını Survivor’ın konseyinde yapsa belki izlenir!

Hiperaktif sıkıntısı

CHP dün akşam Pendik’te son bir yıldaki ya da İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonraki 97. mitingini yaptı.

Açık söyleyeyim, ben bu mitinglerin bu kadar uzun soluklu olacağını zannetmiyordum.

Tavsar diye düşünüyordum. Bu fikrimi de Özgür Özel ile paylaşmıştım.

O da “Tavsayana kadar yaparız ama iller ve ilçeler istiyor. Örgüt istiyor. İstedikleri sürece yapacağız” demişti.

Dün Pendik mitingini izledim ve “19 Mart’ta son büyük mitingi yapıp bitirsinler ya da en azından tempoyu biraz düşürsünler” diye geçirdim içimden.

Niye mi!

Çünkü belli ki, Özgür Özel de sıkılmış.

Özgür Bey hiperaktif bir adam. Çok çalışkan, yerinde duramayan birisi.

Ama bu mitinglerde 1 yıldır hep aynı şeyi yapıyor, aynı şeyi söylüyor.

Öyle de yapmak zorunda. Belirli bir mesajı tekrarlaması lazım. Her miting ayrı bir şey söyleyecek hali yok. Bu yüzden de ana eksen hep aynı. Üç mitingi izleyen birisi, konuşmanın yüzde 80’ini ezberliyor zaten. Ben en az 30-40 mitingi izlediğim için yarın Özgür Bey’in sesi kısılsa çıkıp aynı konuşmayı yaparım.

Bu hiperaktif bir eylem adamı için dayanılmaz bir şey. 97 kez aynı şeyi tekrarla.

Aynı cümleler, aynı şarkılar, benzer şakalar, aynı kamera, aynı jimmy jib operatörü, aynı drone.

Özgür Özel sıkılmış ve artık mitinglerdeki tutumu bile mekanik hale gelmiş.

Konuşması, yeri geldiğinde mikrofonu halka çevirmesi, bir sağlık sorunu olduğunda sağlıkçılara seslenişi, polislere, sağlıkçılara teşekkür ettirmesi.

Bu sıkıntısı beden diline de yansımış Özgür Özel’in.

Bence artık tempoyu biraz düşürmenin zamanıdır.

Yeni ve yaratıcı bir şey bulunmalı.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Temiz ile kirliyi aynı sepete atmadığımız zaman.

***

Fatih Altaylı’nın yazısı önce yazarın kendi web sitesinde yayınlandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.