Filistinli uzman Ebu'l Heyca ABD ve İsrail'in İran saldırılarının işgal altındaki Batı Şeria'daki süreci belirlemede önemli faktörü olduğunu, Filistin topraklarındaki İsrail politikalarının niteliğini doğrudan etkileyeceğini söyledi.
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı. Bunun ardından da İran krizi bölgeselleştirerek Körfez ülkelerinin Washington üzerindeki baskısını artırmak için Körfez ülkelerindeki ABD üslerine misillemelerde bulunmaya başladı.
Söz konusu saldırılar İsrail karşısındaki “direniş ekseninin” en temel bileşeni Lübnan’a da sıçradı. Hizbullah hem Kasım 2024’te varılan ateşkesi sürekli ihlal eden hem de İran’da Ayetullah Ali Hamaney’i öldüren İsrail’e saldırılar düzenledi. İsrail de bunlara karşılık Lübnan’ın güneyi, Beka bölgesi ve başkent Beyrut’un Dahiye bölgesine saldırılarını yoğunlaştırdı.
Böylelikle ABD-İsrail-İran hattındaki savaşta bir de Lübnan cephesi açılmış oldu.
Bölgede bunlar yaşanırken İsrail, Batı Şeria’daki emellerinden ve eylemlerinden de vazgeçmedi. Zira İsrail ordusu ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırıları ve fiili ilhak çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.
İsrail geçen şubat ayında da Batı Şeria’daki statükoyu Yahudi yerleşimciler lehine ve Filistinliler aleyhine değiştirmiş, Filistin devletinin kurulmasının önünü kapatmış, Batı Şeria’daki ilhakı derinleştirmiş ve Oslo Anlaşmalarını bir nevi rafa kaldırmıştı.
İsrail başarısızlıklarını “cephe” sayısını artırarak örtbas ediyor
İsrail’in Ekim 2023’ten sonra bir ikilem yaşadığını kaydeden siyaset sosyolojisi ve toplumsal hareketler alanında uzman Filistinli Ahmed Ebu’l Heyca şunları söyledi:
“İsrail, Ekim 2023’ten sonra Gazze, Lübnan, Batı Şeria ve İran’la olan sorunlarını çözemez, açılan bu dosyaları kapatamaz oldu. Bu da onu, bazen hesaplı bazen de risk içeren adımlar atarak ‘caydırıcılık denklemini’ yeniden şekillendirmek adına daha fazla cephe açmaya itti.
İsrail bu sorunlarla eş zamanlı veya ardışık olarak mücadele edebilir. Yani birinin çözümü diğerinin çözümüne kadar ertelenebilir veya İran-Lübnan ilişkisinde olduğu gibi bir sorunun seyri diğerindeki gelişmeleri etkileyebilir.”
Bölgesel gelişmelere rağmen ilhak faaliyetleri hız kesmiyor
Ebu’l Heyca, İsrail’de Batı Şeria’nın geleceğiyle ilgili yapılan açıklamaların da mevcut Filistin siyasi sembollerinin ortadan kaldırılması ve Filistin yönetiminin bürokratik yapısının İsrail vizyonuyla uyumlu hale getirilmesi eğilimini ortaya koyduğunu kaydetti.
Filistinli uzman bu eğilimin topraklar üzerinde tam kontrol sağlamayı, yasal ve kurumsal olarak fiili ilhakı, ayrıca Filistin ekonomisinin ilhak planına uygun hale getirilmesini içerdiğini sözlerine ekledi.
Ebu’l Heyca “Medya ve siyasi çevreler diğer cephelerle meşgul olsa da Filistinlilerin yavaş ve kademeli tehciri için atılan adımlar hız kazanmış durumda.” diye konuştu.
İsrail’in Kudüs’teki eylemlerinin de doğrudan bu projeyle bağlantılı olduğunu belirten Ebu’l Heyca, bunun Mescid-i Aksa’ya getirilen kısıtlamalarda, teravih namazlarının engellenmesinde, ayrıca sivil toplum örgütlerine yönelik kısıtlamaların artırılmasında görünür hale geldiğini kaydetti.
Ebu’l Heyca “Eğer savaş, İsrail ve ABD lehine bir güç dengesizliğiyle sonuçlanırsa Tel Aviv’in resmi olarak ilhakı ilan etmesi, Filistinlileri tehcir politikasını genişletmesi muhtemeldir. Ancak mevcut bölgesel güç dengesinin korunması durumunda, yerleşimci saldırıları artsa da mevcut durumda ve ilhak konusunda köklü bir değişiklik olacağını düşünmüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Savaşın Gazze’ye etkisi sınırlı olacak”
ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın, Gazze Şeridi’ne yansımalarını da değerlendiren Ebu’l Heyca Gazze yönetimi için uluslararası bir plan olduğu göz önüne alındığında savaşın etkisinin nispeten sınırlı olacağı görüşünü savundu.
Ebu’l Heyca yine de güç dengesinin evrimine bağlı olarak “büyük ölçekli askeri operasyonlar olasılığının azalması veya silahsızlanma da dahil olmak üzere bazı konularda daha fazla esneklik gösterilmesi gibi kısmi düzenlemelerin görülebileceğine” değindi.
Ebu’l Heyca “Gazze ile ilgili denklemde gerçek bir değişime yol açabilecek senaryo, savaşın uzun süreli bir çatışmaya veya yıpratma savaşına dönüşmesi olacaktır” dedi.