İBB Davası’nda altıncı gün: ‘Tanık Gürgen’in iddiaları asılsız’

İBB Davası’nda 6’ncı celsede Ağaç A.Ş Satın Alma Şefi Fatih Yağcı savunma yaptı. Yağcı duruşmada savunmasını yaparken kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. 

Gündem 17 Mart 2026

İBB Davası’nda 6’ncı celsede Ağaç A.Ş Satın Alma Şefi Fatih Yağcı savunma yaptı. Yağcı duruşmada savunmasını yaparken kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Yağcı “Bana teslim edilen herhangi bir para olmadı” diyerek, gizli tanık Gürgen’in iddialarını yalanladı.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 107’si tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı dava sürüyor.

Duruşmanın altıncı celsesinde itirafçı sanık Ümit Polat’ın sanık avukatlarının sorularını cevaplamasının ardından İBB Ağaç A.Ş Satın Alma Şefi Fatih Yağcı savunma yaptı.

Görev tanımı yaparak savunmasına başlayan Yağcı “Sayın hakim ben 1978 doğumluyum. Evli ve okula giden dört çocuğum var. Yaklaşık 2005 yılından beri 21 yıldır Ağaç AŞ’de farklı görevlerde bulundum. Bunun son sekiz senesi satın alma şefliğinde oldu. Ve son beş yılda şef olarak çalıştım. Ağaç Aş’de satın alma müdürlüğüne bağlı iki tane şeflik var. İhale şefliği ve benim de çalıştığım satın alma şefliği. Ama burada sanki böyle sanki ben ihale şefliğine de müdahale ediyormuşum gibi bir izlenim oluşuyor. Bu Gürgen isimli tanıkta da böyle bir ifade geçmiş zaten. Ben Fatih Temur’la beraber firmaları belirleyip ortaklaşa hareket ettiğime dair bir ifadesi var. Bu iddianın karşılığı yok.

Çünkü ikimizin iki şefliğin görev alanları tamamen farklı, sorumluluk alanları farklı. İki şeflik de birbirinden bağımsız hareket ediyor. Biz satın alma şefliği olarak doğrudan temin, 3A ve 3G bitki alımlarını Takip ediyoruz. İhale şefliği ise torf, gübre, bitkisel materyal, inşaat malzemesi, tesisat, gibi ve yapım ve bakım işlerin ihalesini takip ediyor. Bizim baktığımız alanlar tamamen farklıdır. Benim burada birim yöneticisi olarak birimin işleyişini yönetmek, satın alma süreçlerini takip etmek tamamen bunlardan ibaret. Satın almayı nasıl yapıyoruz? Satın alma öncelikle bizim satın alma süreçlerimiz var, prosedürümüz var. Bir de Ağaç Aş yönetmeliği var. Bu iki çerçevede biz hareket ediyoruz. Öncelikle bizim satın alma personeli firmalarına teklif alır” dedi.

Söz konusu firmaların onaylı tedarik listesinde yer alan firmalar olduğunu savunan Yağcı “Yani bu onaylı tedarik listesi her yıl tedarik değerlendirme formlarıyla birlikte tedarikçilerle değerlendirilir. Bunu birim yöneticileri imza altında alır, bize gönderir. Biz de bunu icmal olarak onaylı tedarik listesini hazırlarız, genel müdürlüğe göndeririz. Genel müdürlük de bunu onaylar. İlk başta bu firmalarla çalışırız. Teklifleri yaklaşık maliyeti bu firmalarla oluştururuz. Bazen şöyle bir durum oluşuyor, yaklaşık maliyeti oluştururken yeterince teklif alamıyoruz. Bu sefer tedarikçileri ziyaret etmek suretiyle görüştüğümüz firmalardan sıfırdan teklif alıyoruz onlardan. Böylece yaklaşık maliyeti oluşturuyoruz ve genel müdürlüğe onaya gönderiyoruz. Bizim alım yetkimiz de yok. Bütün şey yaklaşık maliyetten sonra bizim işimiz bitiyor. Piyasaya hakim olmak için biz sürekli ziyaret ederiz” dedi.

Yağcı savunmasında “Ayda 4 sefer bazen 5 olur, bazen 1 olur. Sezona göre değişiyor. Yeni firmalara hem yeni firmaları biz listemize ekleriz hem de mevcut bazı sözleşmesi yaptığımız firmaların o ürünlerimizin takibini yapmak için ve yeni ürün çeşitlerini görmek için mutlaka tedariklerine ziyaret ederiz. Bunlardan raporlarını getiririz ve arşivleriz. Gerektiği zaman da demin söylediğim gibi bunları kullanırız. Burada Gürgen isimli tanığın vermiş olduğu ifade tamamen asılsızdır. Dinçer Kantar ifadesinde de benim ismim vermişse de benim bu tarz alışverişini ben ne gördüm ne de duydum. İsmimin geçmesinde de yani sonuçta üçüncü kişiler konuşmuştur. Ben bunu bilemiyorum. Ne konuştular ne yaptılar onunla ilgili benim pek bilgim yok. Bana teslim edilen herhangi bir para veya ona benzer bir şey de yok. Bununla ilgili bir beyan da yok” açıklamasında bulundu.

HTS eşleşmesindeki durumda ise tamamen fiziki koşullardan kaynaklandığını savunan Yağcı şu ifadeleri kullandı:

“Benim ofisim misafir bekleme salonuyla yan yana. Yani aramda mesafe 10 metre. Her gelen misafir benimle HTS vermesine normal. Bizim katta satınalma müdürlüğü, ihale şefi, satış pazarlama müdürü, şefleri ve yöneticileri de bulunmakta. Bizim sürekli firmalar gelip gittiği için bunlarla HTS vermemiz normal. Ayrıca Dinçer Kantar ile benim en son görüşmem, söylenen olaydan en son görüşmem 8 ay öncesindedir. Dinçer Kantar ile benim iş dışı herhangi bir görüşmüşlüğüm yoktur. Burada zaten ses kayıtları da mevcuttur. ‘ta bir yazışma bana gösterdiler siz şeyde, emniyette. Buradaki şeyde bizim isimlerimiz ve bizimle ilgili yapıldı. Bu haberlerde yalan haberler yapılmıştı. Yeni Şafak’ta galiba, Yeni Şafak’ta bir haber yapıldı.

Burada haberin sonunda bizim açık bir şekilde ismimiz yazıyor Sayın Hakim. Bu KVKK kanununa zaten aykırı. Ben de bunun böyle bir şey olduğunu şu anda avukatım Cengiz Bey’e ilettim. Dedim böyle böyle bir şey yazıldı bizimle ilgili. Ben savcılığa başvurabilir miyim, herhangi bir sonuç alabilir miyim diye. Kendisi de bana öncelikle haberi yapan kişiyle bir görüş, ondan tekzip yayınlamasını iste dedi. O şekilde ilerledik. Ben de görüşmeye çalıştım, ulaşmaya çalıştım ama iş yoğunluğundan dolayı biraz süre uzadı. Zaten bir hafta bir müddet vardı galiba. O süre zaten sonradan tutuklandım. Buradaki yazımın, yorumumun sebebi tamamen bu yalan haber, asparagas haber yapan X platformları ve işte medya kuruluşları ile ilgilidir. Gerçekten herhangi bir kamu kurumu veya işte onlara özel bir farklı bir yer için değildir Eylem 122’de geçen rüşvet paralarını teslim alarak, üzerine atılı rüşvet suçunun işlenmesine aracılık ettiğimiz söyleniyor.

Fakat ben hiç kimseyle para alışverişi yapmadım. Herhangi bir iddia da yok, herhangi bir aracılık da bulunmadım. Ama bu suçla suçlanıyorum ve yaklaşık 8 aydır da tutuklu bulunmaktayım. Bundan dolayı ben işimden ayrılmak zorunda kaldım. Ve 21 yıldır çalıştığım bir şirkette ismim lekelendi. Sonuçta ben aktif bir insan olduğum için sürekli herkes beni tanır. Benim ne karakterde olduğumu bilir. Hiçbir zamanda bir şaibe içinde bulunmadığımı da herkes bilir. Kimse benimle ilgili kötü bir yorum olmaz. Yöneticilerim olsun, tedarikçiler olsun, yani kimsenin böyle bir yorumu yapacağını düşünmüyorum. Suçsuzum. Hiçbir suçlamaları hiçbirini kabul etmiyorum. Tahliyemi ardından da beraatımı talep ediyorum.”

Yağcı’nın savunmasının ardından avukatlar yağcıya çeşitli sorular yöneltti. İşte o konuşmalar:

Avukat: Satın Alma Müdürlüğü Ağaç A.Ş.’de ne zaman açılan bir bölüm? Ondan önce Satın Alma Müdürlüğü yerine hangi birim vardı?

F.Y.: 2019 olabilir, tam emin değilim. Onun öncesinde Fidanlık Şefliği aktif çalışıyordu ama tam olarak bilmiyorum, yani bilirsiniz. Sorunuzu cevaplayayım yoksa sorayım bence: ………. Firmaları adına kim hareket ederdi?

Avukat: Bu firma yetkililerini bilir misiniz?

F.Y: İsmi aklıma gelmiyor ama eniştesini tanırım, genelde o gelirdi. Tamer gelirdi; yani üçü birlikte aktif gelirlerdi. İmza atmadığı, imzadan imtina ettiği bazı dosyalar olduğunu söylemişti. Odasını incelediğimiz zaman imza atan biz sizi görmüştük.

Avukat: Müvekkilin yerine vekaleten Tamer Gümüş’ün ihalelerine imza attınız mı? Umur Fidancılık…

F.Y.: Biz yaklaşık maliyet oluşturduk. Daha sonra bunu normalde 3G ilanlı yapmamıza gerek yokken, biz bunu ilanlı olarak çıktık. Yani herkes görüyor, herkes girebiliyor yani. Cuma günüydü sanırım ama benim genel müdürlükten haberim yoktu. Pazartesi günü bir geldik, Ümit Bey rapor almış. Ümit Bey beni vekil olarak bırakmış. Kendisi şöyle; Ümit Bey olmadığı zaman vekalet bırakacağı kişiyi kendisi tayin ediyor. Bu ya ben oluyorum ya ihale şefi oluyor; bir de bizim sözleşmeler şefimizi alalım, veyahut da o olmuyor. Ama bu dosyada kendisi bıraktı. Ben sağlık açısından bıraktığını düşünüyordum; hatta aradım onu, geçmiş olsun dileklerimi söyledim. Ama böyle bir şey olduğunu da bilmiyordum ben. Yani kendisi böyle bir usulsüzlüğün olduğunu bana da söyleyebilirdi; ‘Ben buna imza atmak istemiyorum, vekaleti bana bırakınız’ dediğinde o zaman öğrendim, pazartesi günü.

Avukat: Diğer sorum; tedarikçi sayısı 2019’dan önce kaçtı? Birlikte tedarikçileri dolaştığınız için soruyorum: 2019’dan sonra tedarikçi sayısında bir azalış dikkatinizi çekti mi?

F.Y.: Ben de yaklaşık 2017’den beri çalışıyorum. O zamanlar sanırım 400 civarlarındaydı. 2019’dan sonra bu pandemi girdikten sonra birçok firma üretimi durdurdu, iş yerlerini kapattı. Ekonomik krizden dolayı da bizimle çok çalışmak istemediler. Bizim vadelerimiz çok uzun olduğu için biz insanları ziyaret ediyorduk. mesela diyorlardı, ‘Çayınızı içelim ama biz sizinle ticaret yapmak istemiyoruz, vadeleriniz çok uzun.’ Bir de pandemi sürecinde, 2021’di sanırım, 250’ye kadar düştü. Ama Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcımız sürekli ‘Yeni firmaları ekleyin, böyle yapalım’ diyordu. Hatta biz her seyahatten sonra görüştüğümüz firmaları ve yeni firmaları raporlardık; bunu özellikle Genel Müdür Yardımcımız isterdi. 2024 yılında bu sayıyı 320’ye çıkartmıştık. 250’ye düşmüştü, daha sonrası aslında yüzde elli artırarak 320’ye çıkardık.

Avukat: 320 diyorsunuz yani…

F.Y.: Son olarak tedarikçi sayısı, 2024 yılı… Satın alma şefi değil, ihale şefi; satın alma müdürlüğüne iş yapan firmalar sadece bizimle ilgili değil, çok fazla.

Avukat: Ümit Polat’ın rüşvet aldığına ilişkin herhangi bir duyumunuz şirket içerisinde oldu mu?

F.Y.: Ben duymadım, görmedim.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.