İBB davasının dünkü duruşmasında söz alan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu mahkeme heyetinden ‘bayram hassasiyeti’yle kararlar almasını istedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ davası yedinci gün oturumuyla sürdü. Duruşmada söz verilen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetinden ‘bayram hassasiyeti’yle kararlar almasını istedi.
Duruşmayı izleyen gazeteciler geçen hafta salonda avukatların yanındaki masaların olduğu alanda oturuyordu. 16 Mart’tan itibaren de mikrofonsuz masaların bulunduğu ‘kör nokta’ya alındılar. Basın mensupları duruşmayı buradan takip etti.
İmamoğlu: Kararlar toplumda derin bir karşılık bulacak
Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu şunları söyledi:
“Sayın mahkeme Ramazan Bayramı arifesinde bulunduğumuz bu süreçte, adaletin tecellisi ve toplumsal güvenin yeniden inşası adına bu yargılamanın büyük bir önem taşıdığı açıktır. Türkiye’de ciddi şekilde zedelenmiş olan adalete olan güvenin, bu mahkeme vesilesiyle yeniden güçlenmesi en büyük temennimizdir.
Tutukluların aileleriyle görüşmelerine getirilen ‘tek kişi’ sınırlaması açık bir mağduriyet yaratmaktadır. Zaten son derece sınırlı olan iletişim imkânlarının bu şekilde daraltılması, hem tutuklular hem de aileleri açısından ciddi bir psikolojik yük oluşturmaktadır.
107 tutuklunun yalnızca üç avukatla sınırlandırılması, savunma hakkının etkin kullanımını açıkça zedelemektedir. Zaten sınırlı olan görüş günleriyle birlikte değerlendirildiğinde bu uygulama, savunma hakkını fiilen daraltan bir nitelik taşımaktadır.
Bu dava artık yalnızca Türkiye’nin değil, uluslararası kamuoyunun da yakından takip ettiği bir yargılamadır. Bu nedenle şeffaflık ve erişilebilirlik ilkeleri her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.
Baroların, meslektaşlarımızın ve sivil gözlemcilerin duruşmayı takip etmesine yönelik kısıtlamalar, yargılamanın açıklığı ilkesine zarar vermektedir. Bu ilkenin korunması, adil yargılanmanın temel unsurlarındandır.
Medya mensuplarının duruşmayı uzak ve yetersiz koşullarda takip etmek zorunda bırakılması, hem kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini engellemekte hem de mahkemenin itibarı üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticilerinin ve ilgili kamu görevlilerinin duruşmayı takip etmelerinin engellenmesi, yargılamanın doğrudan muhataplarının süreçten dışlanması anlamına gelmektedir. Oysa burada ele alınan konular, doğrudan kamu yönetimini ilgilendirmektedir.
Yargılanan kişilerin suç örgütü üyeleri gibi gösterilmesi gerçeklikle bağdaşmamaktadır. Bu kişiler, geçmişleri ve mesleki konumları itibarıyla toplumda saygınlığı olan bireylerdir.
İddianamede siyasi bir partinin doğrudan hedef alınması ve bu çerçevede değerlendirmeler yapılması, yargılamanın tarafsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Tüm bu süreçte en temel hassasiyetimiz; güvenlik güçleriyle herhangi bir gerilim yaşanmaması ve dışarıda en küçük bir olumsuzluğa dahi sebebiyet verilmemesidir.
Sayın mahkeme, bugün gelinen noktada yalnızca bireyler değil; siyasi partiler, kamu kurumları ve toplumun farklı kesimleri sorumluluk almaya hazırdır. Bu, meselenin ne kadar geniş bir toplumsal karşılığı olduğunu açıkça göstermektedir.
Ramazan Bayramı arifesinde bulunduğumuz bu süreçte, vereceğiniz kararların yalnızca hukuki değil, vicdani bir karşılığı da olacaktır. Bu nedenle alınacak kararların bir ‘bayram hassasiyeti’yle değerlendirilmesini özellikle rica ediyorum.
Uygulanan kısıtlamaların ne mahkemenize ne heyetinize ne de yargılanan kişilere herhangi bir katkısı bulunmamaktadır. Aksine, bu uygulamalar adil yargılanma ilkesini zedelemekte ve süreci daha da ağırlaştırmaktadır.
Müzakere kapısının açık tutulması ne mahkemenin otoritesine zarar verir ne de saygınlığını azaltır. Aksine, şeffaf ve açık bir iletişim ortamı, yargılamanın kalitesini ve toplum nezdindeki güvenilirliğini artırır. Bu süreçte alınacak kararlar yalnızca bugünü değil, geleceği de etkileyecektir. Tarihte bazı anlar vardır ki, alınan cesur kararlarla hatırlanır. Bu dava da böyle bir dönüm noktası olma potansiyeline sahiptir.
Bu dava sıradan bir dava değildir. Hem ekonomik hem toplumsal etkileri itibarıyla son derece büyük sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Bu nedenle mahkemenizin sorumluluğu da aynı ölçüde büyüktür.
Bayram öncesinde verilecek adil ve vicdani kararlar, toplumda derin bir karşılık bulacaktır. Tutuksuz yargılama gibi bir adım, yalnızca bireyler açısından değil, hukuk devleti ilkesinin güçlenmesi açısından da tarihi bir dönüm noktası olabilir.
Bu süreçte atılacak adımların kazananı, yalnızca bireyler değil; yüce Türk yargısı olacaktır. Dileğimiz, daha adil, daha şeffaf ve daha vicdani bir yargılama sürecinin tesis edilmesidir. Söz verdiğiniz için teşekkür ederim.”
Kime, ne kadar ceza isteniyor?
İddianamede İmamoğlu dahil yedi kişi ‘suç örgütü yöneticisi‘ olmakla suçlanıyor. Peki diğer isimler kim, ne kadar ceza isteniyor?
Ekrem İmamoğlu
‘Suç örgütü kurmak ve lideri olmak’la suçlanan İmamoğlu’na 849 yıldan 2 bin 430 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Suç işleme amacıyla örgüt kurmak’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘suç delilerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘rüşvet’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘irtikap’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet’.
Fatih Keleş
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’e 556 yıl sekiz aydan 1542 yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.
Keleş’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ’48 kez rüşvet’, ‘rüşvet alma’, ‘rüşvet verme’, ’55 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘sekiz kez suç gelirlerini aklama’, ‘Maden Kanunu’na muhalefet’, ‘Orman Kanunu’na muhalefet’, ‘çevre kirliliğine neden olma’, ‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet’, ‘irtikap’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ ve ‘haberleşmenin engellenmesi’.
Murat Ongun
Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’a 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
Ongun’a yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ’53 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘suç gelirlerini aklama’.
Ertan Yıldız
İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’a 86 yıldan 251 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Etkin pişmanlık faydalanan Yıldız tahliye edilmişti.
Yıldız’a yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’
Adem Soytekin
İşadamı Adem Soytekin’e 67 yıldan 194 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Soytekin etkin pişmanlık faydalanıp tahliye edilmiş, daha sonra beyanlarda çelişki olduğu gerekçesiyle yeniden tutuklanmıştı.
Soytekin’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ‘zincirleme şekilde rüşvet’, ‘irtikap’ ve ‘suç gelirlerini aklama’.
Murat Gülibrahimoğlu
İşadamı Murat Gülibrahimoğlu’na 19 yıl altı aydan 51 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Gülibrahimoğlu firari ve kırmızı bültenle aranıyor.
Hüseyin Gün
Hüseyin Gün’e 20 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Gün, İmamoğlu ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın ‘casusluk’la suçlandığı dosyada tutuklu.
Gün’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ ve ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’
İddianamede Ongun, Gülibrahimoğlu, Soytekin, Yıldız ve Gün için ayrıca şu talep var: “Örgüt tarafından işlenen tüm suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılsınlar.”
Yine Soytekin, Gün ve Yıldız’a ‘etkin pişmanlık’ nedeniyle ceza indirimi isteniyor.