İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) 12 yaşından itibaren çocuklara 27 yıla kadar, 15 yaşından itibaren ise bazı koşullarda müebbet hapis cezasının önünü açan düzenlemenin uluslararası standartlarla bağdaşmadığını belirtti.
Türkiye’de çocuklara yönelik cezaları ağırlaştıran yeni yasal düzenleme, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch-HRW) tepkisini çekti.
18 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeye ilişkin açıklama yapan örgüt, çocukların yetişkinlere benzer şekilde ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya bırakılmasının hem çocuk hakları hem de kamu güvenliği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini bildirdi.
Yeni yasayla birlikte mahkemelere, sorumluluğu bulunduğuna karar verilen 12-14 yaş arasındaki çocuklara bazı ağır suçlardan 27 yıla kadar hapis, 15-17 yaş arasındaki çocuklara ise belirli koşullarda müebbet hapis cezası verme imkânı tanındı.
HRW Çocuk Hakları Direktör Yardımcısı Bill Van Esveld, ağır suçların karşılıksız bırakılmaması gerektiğini ancak çocukların onlarca yıl hapsedilmesinin çözüm olmadığını belirtti.
Van Esveld “Bir çocuğun işlediği her ağır suç ciddi bir karşılık gerektirir; ancak çocukları onlarca yıl hapsetmek ne adildir ne de etkilidir. Bu yaklaşım zararlıdır ve ters tepebilir” dedi.
Çocuk adaleti sistemlerinin, çocukların gelişmeye ve davranışlarını değiştirmeye devam ettiği gerçeğini esas alması gerektiğini söyleyen Van Esveld, çocukların bu nedenle yetişkinlerle aynı ceza mantığıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
HRW, 14 yaşından küçük çocuklara cezai yaptırım uygulanmasının ve çocukların yetişkinlerle aynı şekilde cezalandırılmasının uluslararası çocuk hakları standartlarıyla çeliştiğini belirtti.
Çocuklara yönelik cezaların artırılması tartışması, 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin Ocak 2025’te bıçaklanarak öldürülmesinin ardından yeniden gündeme gelmişti.
Minguzzi’nin öldürülmesine ilişkin davada 15 ve 16 yaşlarındaki iki çocuk 24’er yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu ceza, o tarihte çocuklar açısından uygulanabilecek en yüksek cezalardan biriydi.
Cinayetin ardından iktidar cephesinden çocukların işlediği ağır suçlara karşı daha uzun hapis cezaları getirilmesi yönünde açıklamalar yapılmıştı.
Yeni düzenlemeyle Türk Ceza Kanunu’nda 15-17 yaş grubuna uygulanan ceza indirimlerinin kapsamı daraltıldı. Daha önce “tasarlayarak kasten öldürme” gibi suçlarda çocuklar açısından 24 yıl olan üst sınırın yerine, mahkemenin çocuğun kastını, suçun işleniş biçimini, saikini ve önceki mahkûmiyetlerini dikkate alarak müebbet hapis cezasına hükmedebilmesinin önü açıldı.
12-14 yaş arasındaki çocuklar bakımından ise mahkeme, çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamadığına veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğine karar verirse ceza sorumluluğu doğmuyor. Ancak sorumluluğun bulunduğuna hükmedilmesi halinde ağır suçlarda 27 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.
Yasa çocuk hükümlülerin cezalarını nerede çekeceğine ilişkin uygulamayı da değiştirdi.
Kasıtlı suçlardan üç yıldan fazla, taksirli suçlardan ise beş yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilen çocuklar artık doğrudan çocuk eğitimevlerine gönderilmeyecek. Bu çocukların “çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında” tutulması, eğitimevine geçişlerinin ise İdare ve Gözlem Kurulu kararına bağlanması öngörülüyor.
HRW, bu değişikliğin de çocuk adaletinin rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma ilkeleriyle çeliştiğini savundu.
Türkiye’nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye dikkat çeken örgüt, uluslararası standartlara göre ceza sorumluluğu için asgari yaşın en az 14 olması gerektiğini hatırlattı. Türkiye’de ise ceza sorumluluğunun alt sınırı 12.
HRW, özgürlükten yoksun bırakmanın çocuklar açısından son çare olması ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanması gerektiğini belirtti.
Örgüte göre nörobilim ve çocuk gelişimi alanındaki çalışmalar da çocukların karar verme, dürtü kontrolü, risk değerlendirmesi ve davranışlarının sonuçlarını öngörme kapasitelerinin yetişkinlerle aynı olmadığını gösteriyor.
HRW ayrıca uzun süreli hapis cezalarının çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini olumsuz etkilediğini, toplumla yeniden bütünleşme ihtimallerini azalttığını belirtti.
Açıklamada, çocuk suçluluğuna yalnızca daha ağır cezalar üzerinden yaklaşılmasının suçun önlenmesine yönelik diğer politikaların geri plana itilmesine yol açabileceği de ifade edildi.
Örgüt; sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi, okul temelli destek programları, ruh sağlığı hizmetleri, ailelere yönelik sosyal destek ve suç örgütleri tarafından kullanılan çocuklara yönelik özel koruma programlarının daha etkili sonuç verebileceğini belirtti.
Van Esveld, düzenlemeye ilişkin değerlendirmesinde, “Çocukları yetişkinmiş gibi cezalandırmak, yıllara dayanan bilimsel bulguları olduğu kadar uluslararası hukuku da göz ardı etmektir” dedi.
Van Esveld, “Türkiye hükümeti bu yasayla hem kamu güvenliği hem de çocuk hakları açısından geriye doğru bir adım attı” ifadelerini kullandı.
Yeni düzenlemeye karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılması da bekleniyor.