Kemal Kılıçdaroğlu NATO Zirvesi öncesi yaptığı açıklamada Türkiye'nin dış politikasının ulusal çıkarlar temelinde şekillenmesi gerektiğini söyledi, "Türkiye hiçbir ülkenin stratejik taşeronu olmayacaktır" dedi.
Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanı olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyleydi:
“2 Temmuz’dayız, yüreklerimizi yakan bir gündeyiz. Aydınlarımızın sanatçılarımızın katledildiği bir gündeyiz. Bir arkadaşım şu notu gönderdi. O notu okumak isterim.
‘İnsan, insanı yakar mı? İnsan yanarken bakar mı? İnsan, insan yanarken alkışlar mı? İnsan, insanı yakanı aklar mı? İnsan yanarken yanarken insan var mı? Yanmayan insan varsa acaba o insan mı?’
2 Temmuz’da bu gerçeği unutmamak gerekiyor. Başbağlar katliamı, 33 yurttaşımız terör örgütü tarafından katledildi. Bu iki acıyı unutmamalıyız. Türkiye’nin derin acılarındandır bu iki acı.
“Türkiye hiçbir küresel rekabetin edilgen unsuru olmayacak”
Değerli arkadaşlarım ve medyamızın saygıdeğer üyeleri, bugün 7-8 Temmuz tarihinde Ankara’da gerçekleşecek olan NATO Zirvesi ile ilgili görüşlerimi sizlerle ve kamuoyuyla paylaşacağım.
Dünya değişiyor, güç merkezleri değişiyor, uluslararası dengeler değişiyor, teknoloji enerji ticaret ve güvenlik anlayışı yeniden şekilleniyor. Böylesine tarihi bir dönüşüm gerçekleşirken şu soruyu kendimize sormak zorundayız.
Türkiye, bu yeni dünya düzeninin neresinde olacaktır?
CHP’nin yanıtı çok açıktır: Türkiye hiçbir küresel rekabetin edilgen unsuru olmayacaktır. Hiçbir gücün ileri karakolu olmayacaktır. Hiçbir ülkenin stratejik taşeronu olmayacaktır.
Türkiye kendi tarihinden, devlet geleneğinden ve millet iradesinden aldığı güçle kendi yolunu çizecektir. Çünkü bizim dış politika anlayışımızın merkezinde ideolojiler değil, ulusal çıkarlar vardır, devlet aklı vardır. Günü birlik hesaplar değil, Cumhuriyetimizin 2. yüz yılını inşa edecek stratejik vizyon vardır.
Bugün dünya artık tek kutuplu değildir. Atlantik dünyası yeniden yapılanırken, Asya küresel ekonominin ağırlık merkezi haline gelmiştir.
Enerji koridorları, yapay zeka, kritik teknolojiler, siber güvenlik ve ticaret yolları uluslararası rekabetin yeni alanlarını oluşturmaktadır.
Türkiye bu büyük dönüşümü tribünden izleyemez.
Çünkü Türkiye sıradan bir coğrafyada değildir. Karadeniz’in Akdeniz’in Balkanların ve Kafkasların kesişim noktasıdır. İşte bu yüzden Türkiye’yi stratejik merkez olarak görüyoruz.
Türkiye’nin görevi cepheleşmenin parçası olmak değil, denge kurmak güven üretmek ve bulunduğu coğrafyada istikrarın taşıyıcısı olmaktır.
Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesini de bu anlayışla değerlendiriyoruz.
Mesele yalnızca zirve meselesi değil, Türkiye’nin yeni dünya düzeninde nasıl bir vizyon ortaya koyacağıdır.”