Murat Ağırel'in ardından, eski RTÜK Başkanı şikayet etti diye bu kez gazeteci İsmail Arı tutuklandı. Arı eski RTÜK Başkanının akrabalarını kurumda işe aldığını yazmıştı, "Kamu düzenini bozan yalan haber yaymak"tan tutuklandı. İki gün önce de Murat Ağırel yazmadığı haberden hapse atılmıştı.
Eylül ayının ortasında ortaya çıkan fon soygunu nedeniyle son bir aydır ağır bir eleştiri bombardımanı altında olan Tayyip erdoğan iktidarı çareyi gazetecilere ve medya kuruluşlarına baskıyı arttırmakta buldu. Gazeteciler, genellikle fon soygunuyla ilgisi olmayan sudan sebeplerle, hatta bazen ortada sebep bile yokken tutuklanmaya, ev hapsine alınmaya başlandı, önemli bir medya kuruluşu olan HalkTV’ye ilgisiz bir sebeple kayyum atanarak bu yayın organı tamamen susturuldu.
Sudan sebeplerle tutuklamaya son örnek, BirGün gazetesinin daha önce de haberleri sebebiyle tutuklanan “mimli” muhabiri İsmail Arı’nın yeniden hapse gönderilmesi oldu. Arı, eski RTÜK Başkanı, halen Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı olan Ebubekir Şahin’in bir şikayetiyle önce gözaltına alındı, sonra da çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Arı, Ebubekir Şahin’in RTÜK’te bazı akraba ve yakınlarını işe aldığına dair bir haber yazmış, haberini yayınlamazdan önce de Şahin’e defalarca mesaj yazarak cevap hakkını kullanmasını istemiş ama Şahin bu hakkını kullanmamıştı.
Bu tutuklama basın tarihine de geçecek; çünkü şikayete bağlı bir tutuklamaya ilk kez tanık olunuyor. Ebubekir Şahin’in şikayeti üzerine harekete geçen yargı İsmail Arı’yı “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” maddesinden tutukladı.
Oysa haber Şahin’in akrabalarını RTÜK’te işe almasıyla ilgiliydi.
Daha iki gün önce de gazeteci Murat Ağırel, Sarıgül ailesiyle ilgili yazmadığı bir haberden ötürü tutuklanarak hapse atıldı.
Metris Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ağırel, okuyucularına yazdığı mesajda “Gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Şimdi kalemimi Metris Cezaevi’nin duvarlarına sürtüyorum, daha da keskinleşiyor” dedi.
Ağırel’in mesajının tamamı şu şekilde:
“Takip edenler bilirler. Tek cümlem belgesiz değildir. Araştırırım, belgelerim, emin olurum ve sonra yazarım. Bu uğurda da yargılanmaktan çekinmem. Bedel ödemekten korkmam.
Alnım ak, başım dik.
Ancak şimdi ise bambaşka bir durum var. Yapmadığım bir haber nedeniyle tutuklandım. Suçum neymiş biliyor musunuz?
Haber yapmayarak, örgüte üye de olmayarak, örgüte yardım etmişim.
Vallahi şaka değil. Billahi değil. Niye inanmıyorsunuz? Cezaevindekiler de inanmıyor. ‘Olur mu öyle şey ya’ diyorlar. ‘Oluyor’ diyorum. Gülüyorlar.
Kalemini namus bilen her gazeteci araştırır, belgeler ve yazar. Oturma organından ‘kulis bilgisi’ adı altında haber yapan haysiyet cellatlarını saymayın. Kalemini namus bilen herkes halkın sesi, kulağı, gözü olur.
Gazetecilik yapmaya devam edeceğim.
Şimdi kalemimi Metris Cezaevinin duvarlarına sürtüyorum, daha da keskinleşiyor.”
Şimdi tutuklu olarak Metris Cezaevinde bulunan Murat Ağırel tutuklanmazdan önce de gazeteci İsmail Saymaz’la birlikte ev hapsindeydi, ayak bileğinde elektronik kelepçe vardı. İsmail Saymaz hala ayağında elektronik kelepçeyle evinde oturuyor.
Saymaz’ın ev hapsine alınmasının sebebi ise Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la ilgili olarak bir iddiayı TV’de dile getirmiş olması. Oysa bu iddiayı Saymaz dile getirmedi.
İki hafta önce ise Türkiye’nin en büyük bağımsız haber portalı olan T24, ceza kanununda olmayan bir suçtan, “LGBTİ propagandası” suçundan ötürü tamamen erişime kapatıldı. Bu kapatma kararına karlı yapılan itirazı da mahkeme reddetti. T24 şimdi Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
Bağımsız İletişim Ağı (BİA) Gözlem Raporu, Temmuz-Eylül 2026 döneminde gazetecilere yönelik ve sansürün arttığını ortaya koydu. Üç ayda yedi tutuklanırken en az 52 çevrimiçi habere ve 16 gazeteci ile sekiz medya kuruluşunun X hesabına getirildi.
Türkiye’de fon skandalıyla ortaya çıkan usulsüzlükleri sorgulayan ve iktidarı eleştiren gazetecilere yönelik artarken, Açık Radyo ve TELE1’in ardından T24’ün de kapatılması, bağımsız medyayı zayıflatma ve medyada tek sesliliği hâkim kılma politikalarının sürdüğünü gösterdi.
25 yıldır yayımlanan , yalnızca üç ayda yedi gazetecinin tutuklandığını, 16 gazeteci ile sekiz medya kuruluşunun X hesabına ve en az 52 çevrimiçi habere erişim engeli getirildiğini ortaya koydu.
Rapora göre, yaklaşık 500 bin kişinin mağduriyetine yol açan fon piyasasındaki usulsüzlükleri haberleştiren ve yorumlayan gazeteciler ile medya kuruluşları, erişim engelleriyle karşı karşıya kaldı. BirGün Muhabirleri Meral Danyıldız ile Sarya Toprak, Esra Tokat, Ersin Eroğlu, Hilmi Hacaloğlu, Canan Kaya, Razi Canikligil, Uğur Gürses, Naz Yavuzarslan, Dinçer Gökçe ve Alptekin Dursunoğlu’nun da aralarında bulunduğu gazetecilerin X hesapları engellenirken; bianet, Kısa Dalga ve Bizim TV de erişim engeli kararlarından etkilendi.
Raporda, son üç ayda beş gazetecinin (Şirin Payzın, Alican Uludağ, İrfan Değirmenci, Nasuhi Bektaş, Fırat Fıstık) ve dört medya kuruluşunun (soL Haber, Özgürüz, Mezopotamya Haber, Sendika.org) X hesabı ile en az 52 çevrimiçi habere erişim engeli getirildiği, T24’ün ise “LGBT propagandası” iddiasıyla kapatıldığı belirtildi. Site avukatlarının yargıya taşıdıkları sansüre ulusal ve uluslararası planda yoğun da tepki geldi.
BİA Medya Gözlem Raporu’na göre, son üç ayda en az iki gazeteci hapis cezasına çarptırılırken iki gazeteci beraat etti. Ekim 2022’de yürürlüğe giren TCK 217/A maddesi, gazetecilere yönelik soruşturma, kovuşturma ve tutuklamalarda kullanılmaya devam ediyor.
Gazeteci Neşe İdil, sosyal medya paylaşımı nedeniyle 2 ay 24 gün hapis cezası aldı. Kocaeli’de kaçak olduğu öne sürülen bir yapıyı haberleştirmek isteyen Cihat Polat’a ise 10 ay ertelenmiş hapis cezası verildi.
“Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla yargılanan BirGün yazarı Timur Soykan ve BirGün muhabiri Sarya Toprak ise beraat etti. Raporda, Ekim 2022’de Türk Ceza Kanunu’na eklenen TCK 217/A maddesinin gazetecilere yönelik soruşturma, kovuşturma ve tutuklamalarda kullanılmasına dikkat çekildi.
Son üç ayda en az yedi gazeteci (Tuğba Tekerek, Ali Tarakcı, Selahattin Günday, Oya Lale Arslan, Fatih Ergin, İrem Delice, Fatma Sibel Gürcihan), “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (dezenformasyon), “MİT Kanunu’na muhalefet” ve “LGBT propagandası” iddialarıyla tutuklandı. Rapora göre, gazetecilerden en az beşinin tutuklanmasında Ekim 2022’de yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi etkili oldu.