Üç günde 185 sarsıntı böyle açıklandı: Depremler kilit fayın üstünde olmadı

Dokuz Eylül Üniversitesi uzmanları Marmara Denizi'nde 18-20 Ağustos'ta kaydedilen 185 depremin Adalar Fayı'nın kollarında geliştiğini, kilitli fay üstünde olmadığını tespit etti. Uzmanlar bu durumun büyük depremin habercisi değil yüzyıllık aktivitenin parçası olduğunu söyledi.

Bilim Teknoloji 30 Ağustos 2026

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi, Marmara Denizi’nde 18-20 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen 185 depremi inceledi. Yapılan sismolojik analizler, sarsıntıların doğrudan Adalar Fayı üzerinde değil, fayın kollarında gelişen bir aktivite olduğunu ortaya koydu.

Merkez Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve Araştırma Görevlisi Dr. Can Eytemiz, en büyüklüğü 3,2 en küçüğü 1,4 olan depremleri yapay zeka destekli yöntemlerle yeniden konumlandırdı. Çalışma, sismik aktivitenin kilitli segment üzerinde olmadığını, ancak o bölgeye çok yakın bir yerde gerçekleştiğini gösterdi.

Prof. Dr. Sözbilir 2010 yılından bu yana alandaki depremleri 7 günlük periyotlarla taradıklarını belirtti. Sözbilir “Depremlerin belli ölçekteki dizilimi doğrudan Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmemiş. Yani bunu bizim kilitli fay sınıfında değerlendiren Adalar Fayı’nın kolları üzerinde gelişen bir sismik aktivite olarak değerlendirebiliriz” dedi.

Sözbilir deprem fırtınasının birkaç gün sürdüğünü ve ardından birdenbire bittiğini ifade ederek “Bu depremler oldu diye ‘ardından büyük bir deprem olacak’ diye bir şey söyleyemeyiz. Bu, Marmara Bölgesi’nde yüzyıllardır devam eden bir aktivite. Dolayısıyla böyle kümelenmeler şeklinde birkaç gün süren deprem fırtınası şeklindeki fırtının sadece bir tanesi bu” diye konuştu.

Uzmanlar 1999 depreminin Gebze tarafına kadar geldiğini ve Adalar Fayı ile Kumburgaz Segmenti gibi segmentlerin kırılmasının beklendiğini hatırlattı. Dünya genelindeki bilimsel çalışmalarda bu fayların belli kesimlerinde kilitlenme olduğu saptandığını, bunun stres ve gerilim biriktirdiğini belirten Sözbilir gelecekte bu enerjinin boşaltılacağını vurguladı.

Çalışmaya katılan Dr. Can Eytemiz de kilitli zonun çok yakınında olmasının bölgenin mercek altına alınması gerektiğini belirtti. Eytemiz “Özellikle yıllardır söylenen bir deprem tehlikesinin olduğu bölge olduğu için bu durum bir risk teşkil etmeyecektir. Öngörü bu şekilde ancak mutlaka mercek altına alınıp titizlikle incelenmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu büyüklükteki depremlerin öyle bir tetikleme gücünün olması beklenmez. Bu tarz depremlerin bir öncü deprem olması yönünde hiçbir bilimsel tutarlı sonuca varılamaz” şeklinde konuştu.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.