Senaryo kitabı yıllar sonra ilk kez Türkçeye çevrilen Ingmar Berman'ın 'Bir Evlilikten Sahneler'i ilişkilerin doğasını açık yüreklilikle, cesurca ve yetkin bir gözlem gücüyle ele alan zamansız bir başyapıt. Berman'ın metni, günümüzde de dipdiri.

Sinema tarihinin en iyi yönetmenleri sorulduğunda, hemen hemen herkesin listesinde müşterek olan bir isim göze çarpar: Ingmar Bergman. 2005 senesinde ‘yaşayan en iyi yönetmen’ ödülünü de alan İsveçli Bergman, hem yaşadığı dönemde, hem de ölümünün ardından izleyiciler, yönetmenler ve oyuncular üzerinde yoğun tesir eden bir isim olageldi. Dünya sinemasının en çok konuşulan filmlerinden birkaçında da onun imzası görülür: ‘Yedinci Mühür’ (1957), ‘Persona’ (1966), ‘Güz Sonatı’ (1978) ve ‘Aynanın İçinden’ (1961). Bir de Türkçeye ‘Bir Evlilikten Manzaralar’ olarak çevrilen 1973 yapımı filmi vardır ki, çok ilgi görür ve ertesi yıl mini dizi olarak televizyona uyarlanır. 2021 yılında ise Jessica Chastain ve Oscar Isaacs’in başrolünü oynadığı bir yeniden yapımla ekranlara gelir aynı dizi.
Ingmar Bergman’ın filmlerini izleyenler, içerikteki felsefi altyapıyı, insan doğasının irdelenişini fark ederler; bunun yanında, tüm filmlerinin senaryoları roman tadındadır. İzleyende bir kitap okumuş hissi yaratır. ‘Bir Evlilikten Sahneler’ senaryosu da 1983’te kitap olarak yayımlanır.
‘Bir Evlilikten Sahneler’ senaryo kitabı yıllar sonra Öncel Naldemirci’nin çevirisiyle, Yapı Kredi Yayınları etiketiyle Türkçede. Burada evlilik kurumunun doğası üzerine yetkin bir gözlem gücüyle yazılmış altı sahneden oluşan bir senaryo metni okuruz. Marianne ve Johan çifti görünürde ideal bir evliliğe sahip, eğlenceli karakterlerdir. Bu toplum gözüyle idealize edilmiş evliliği vurgulamak için Bergman bir başka çiftten yararlanır: Katarina ve Peter. İlk çiftimiz ne denli uyumlu ve mutlu görünüyorsa Peter ile Katarina da o kadar mutsuz ve uyumsuzdur. Hatta onların çapraşık evliliklerini anlatmak için başkalarıyla yattıklarından, yeni sevgililerinden bahsedilir.
Esasında buradaki temel eleştiri, toplumun evliliklere, bu müessese içindeki bireylere bakış açısındaki sığlıktır; bu sığlık neticesinde de bu tarz evliliklerin değerlendirilmesi hatalı olur. Nitekim Marianne’nin bir arkadaşının ricası üzerine kocasıyla beraber bir dergi için verdikleri röportajdaki halleri, bu basmakalıp fikirlerin onlar üzerindeki etki ve sonuçlarını işaret etmektedir.
İlerleyen sahnelerde ise bu örnek evliliğin adım adım nasıl bozulup dağıldığına şahit oluruz. Johan aslında karısıyla mutlu değildir, dışarıda başka bir hayat yaşamakta, huzuru aramaktadır. Marianne ise evlilikte, aile yaşamında kaybolmuş, hüzne boğulmuştur. Böylesi muğlak duygu durumuna sahip iki insanın evlilikte mutlu olması, bu mutluluğu sürdürmesi pek mümkün değildir. Böylece aralarındaki ilişki peyderpey toksik bir hal alır, en nihayetinde Johan’ın evi terk etmesine yol açar. Fakat bir yandan da hala birbirlerine aşık olduklarını iddia ettikleri için kopamazlar, aradan geçen zaman diliminde görüşmeye, ilişki durumlarını güncellemeye devam ederler.
‘Bir Evlilikten Sahneler’ gerek toplumsal kodları, gerekse bireysel açmazları açık yüreklilikle ve cesurca ele alan, okurunu/izleyicisini tüm kalıplaşmış ilişki normları üzerinde düşünmeye iten, yer yer de güldüren bir metin olarak ilerler. Sorulara net yanıtlar vermektense, bireyi kendi karar vermeye teşvik eder. Bu da Bergman’ın yazdığı senaryonun ne denli ustaca olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Yazıldığı günlerde, boşanma oranlarının artmasına sebep olduğu yönünde eleştiriler alsa da, esasında bu metin/film/dizi, uzun soluklu ilişkilerin ritminin aynı kalamayacağını, bireylerin değişiminin bu ilişkiye yansıyacağını, hatta onun geleceğini belirleyeceğini anlatmaya çabalar. Bazen gerçeklerle yüzleşmek istemesek de hayatın akışı bizi er ya da geç o noktaya götürür, ‘Bir Evlilikten Sahneler’de Marianne’in yaşadığı tastamam budur; Johan’la yüzleşmekten sonuna değin kaçar fakat ilişkilerinin geldiği noktaya engel olamaz. Bir süre sonra yeni durumuna alışır ama bu kez de Johan geri dönüp başka taleplerde bulunur. İlişkinin dinamiklerinin idealize edilemeyeceğinin en tabi göstergesidir bu durum.
Bu senaryonun tezi günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Pandemi döneminde artan boşanma oranları gibi dönem dönem kendisiyle, yaşadığı çevreyle, toplumsal kodlarla yüzleşen insanlar, değişime suçlu ararlar fakat bir defa bu gerçekleştiğinde bu kez de yeni durumu benimsemeye çalıştıkları için bakışlarını başka yere çevirirler. Bergman da bu değişimden bahseder, bu bağlamda seneler geçmesine rağmen yazdığı metin diri kalır. Her şeye rağmen okuru için de keyifli bir okuma deneyimi sunar ‘Bir Evlilikten Sahneler’.
Bir Evlilikten Sahneler
Ingmar Bergman
Çeviren: Öncel Naldemirci
Yapı Kredi Yayınları, 2024
senaryo, 136 sayfa.
