Edebiyatın ajanlarını ifşa eden kitap: CIA Dünya’nın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı?

8 Haziran 2024
Bu haber 1 ay önce yayınlandı

Joel Whitney 'CIA Dünya'nın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı?' adlı kitabında Amerikan dış istihbarat teşkilatının özellikle 1950'li, 60'lı yıllarda etkili kültür ve edebiyat dergilerini kullanarak neler yaptığını çarpıcı örneklerle belgeliyor.

The Paris Review, 1953 yılında Harold L. Humes, Peter Matthiessen ve George Plimpton tarafından Paris’te kurulan, üç ayda bir yayınlanan İngilizce edebiyat dergisidir. The Paris Review ilk beş yılında Jack Kerouac, Philip Larkin, V. S. Naipaul, Philip Roth, Terry Southern, Adrienne Rich, Italo Calvino, Samuel Beckett, Nadine Gordimer, Jean Genet ve Robert Bly gibi önemli yazarların eserlerini yayımladı. Ezra Pound, Ernest Hemingway, T. S. Eliot, Jorge Luis Borges, Ralph Ellison, William Faulkner, Thornton Wilder, Robert Frost, Pablo Neruda, William Carlos Williams ve Vladimir Nabokov gibi büyük yazarlarla yapılan kapsamlı röportajları özellikle dikkat çekicidir. Bu çok önemli röportajlar birçok ciltte kitaplaşmıştır ve Türkçede de okumak mümkün. (Yazarın Odası 1 ve 2, Timaş Yayınları). 2007’de The New York Times’ta yayımlanan bir makale, derginin kurucu editör Matthiessen’in CIA’de görevli olduğunu kanıtlarıyla ortaya koymuş.

Sosyalist gerçekçiliğin karşısına soyut sanat

CIA, faaliyetleri en çok merak edilen istihbarat örgütlerinin herhalde birincisidir. Hakkında çok araştırma yapılmış, kitaplar yazılmış. CIA’in kültürel propaganda yapmak amacıyla sanat faaliyetlerini desteklediği, edebiyat dergilerini finanse ettiği, tabii bu yolla sanat dünyasının gizlice yönlendirdiği de biliniyor. Bu konuda ilk akla gelen kitap Frances Stonor Saunders’ın ‘Parayı Verdi Düdüğü Çaldı’dır (İmge Kitapevi). Saunders, CIA’nın Amerikan kültürünü nasıl bir propaganda silahı olarak gördüğünü, bu amaç uğruna nasıl konferanslar düzenlediğini, dergiler çıkarttığını, orkestraların turneleri ve resim sergileri için ödenek sağladığını anlatıyordu. Kültürel alanda Sovyetler Birliği ile mücadele ediliyor, sosyalist gerçekçiliğin karşısına soyut sanat konuluyordu. İlgi ve merakla okumuştuk.

Joel Whitney ‘CIA Dünya’nın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı?’ adlı kitabında dünyanın en prestijli edebiyat dergilerinden The Paris Review’in kuruluşunu ve daha sonraki yıllardaki yayınlarını ve yayıncılarının faaliyetlerini araştırarak CIA’in kültür ve edebiyat dergilerini kullanarak neler yaptığını anlatıyor. Sadece Peter Matthiessen’in değil, diğer ortak George Plimpton’ın CIA ilişkisini tespit etmiş. Üç ortaktan ikisi CIA ile bağlantılı ve diğer ortak Harold L. Humes durumu ancak yıllar sonra anlıyor.

Joel Whitney, işin sadece finansal destekle, ‘kültürel propaganda’ yapmakla sınırlı kalmadığını, siyasi niteliği olduğunu, hükümetleri devirmek, darbeler yapmak için de kullanıldığını, bazı yazar ve yayıncıların birer CIA ajanı gibi yetiştirildiğini ortaya koyuyor. Amerika’nın ve dünyanın en sevilen edebiyatçılarından bazılarının istihbarat teşkilatı için bilerek ya da bilmeyerek çalıştıklarını kanıtlarıyla, çarpıcı örneklerle belgeliyor. Bilerek çalışanlar bunun bir vatan hizmeti olduğunu düşünenler ya da Amerikan yanlısı ve anti-komünist olduklarında üne ve büyük paraya kavuşacaklarını anlayanlar.

CIA’in Kültürel Özgürlük Kongresi (CCF) 1950’de Berlin’de kuruldu

Bu işler CIA tarafından kurulan Kültürel Özgürlük Kongresi’nin (CCF) aracılığıyla yapıyormuş. Dünyanın her yerindeki edebiyat dergilerine gizlice, zenginleri, ünlü vakıfları, fonları kullanarak dolaylı yollardan sponsor olup finansal destek sağlamışlar. Kendilerine bağımlı hale getirdikleri dergileri CIA’dan aldığı direktiflerle kendi politikaları için kullanan, denetleyen, hatta bazı yazıları sansürleyen, yayınını engelleyen Kültürel Özgürlük Kongresi (CCF), 26 Haziran 1950’de Batı Berlin’de kurulmuş. Anti-komünist bir kültür örgütü olarak 35 ülkede faaliyet gösteriyormuş. Çeşitli sanat dallarında faaliyetler ve desteklediği dergilerin yanında çeşitli ülkelerde ve farklı dillerde 20’den fazla dergi yayımlıyormuş. 1966’da CIA’nın örgütün yönetiminde ve finansmanında etkili olduğu ortaya çıkmış.

Desteklenen dergiler arasında belki bizim için en ünlüsü The Paris Review ama çok bilinen Encounter, Partisan Review gibi birçok dergi var. Listede ünlü Sur dergisini de görüyorsunuz. Bu dergileri çıkaranlar çeşitli fonlardan ya da vakıflardan aldıkları desteklerin esas kaynağının CIA olduğunu bilmiyormuş çoğu zaman. Ama özellikle önemli dergilerde mutlaka istihbarat örgütü ile bağlantılı bir editör bulunuyormuş.

Pasternak’ın Nobel’i için kulis, Neruda için karalama

Boris Pasternak’ın ikna edilip ‘Doktor Jivago’ romanının Sovyetler’den çıkarılıp yayımlanması, Pasternak’ın Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması için kulis çalışmaları yapılması gibi operasyonların yanında Pablo Neruda gibi Nobel adayı olan muhaliflerin ödülü alamaması için karalama kampanyaları da düzenlenmiş. Muhalif yazarların eserlerini yayınlatamaması, telif gelirleri elde edememesi, fonlardan, vakıflardan destek alamaması için de çalışılmış.

CIA’in ‘bizden yana değilseniz bize karşısınız’ politikası ile Gabriel Garcia Marquez, Mario Vargas Llosa ve Ernest Hemingway gibi yazarları takip edip bunlatırken bir yandan da bu dergilerin itibar kazanması için onlardan eserler alınıp yayımlamaktan da çekinilmemiş. Toplumcu bakış açısında olan ama Sovyetler Birliği’ni eleştiren dergi, kuruluş ve yazarlar da desteklenmiş.

Dünyanın en itibarlı yazar örgütlerinden PEN’e de sızılmış. Arthur Miller’in başkan seçilmesini sağlamak için çalışılmış. John Berger’in ilk romanının satıştan çekilmesinin sağlanması, James Baldwin ve Asturias gibi büyük yazarlarla kurulan ve değişen ilişkiler de ilginç.

Guetemala gibi Latin Amerika ülkelerinde darbelerin tezgahlanması, darbeleri ve darbecileri destekleyen yayınlar yapılmasında bu dergi ve yayınlarda yönetici olan birçok yazar ve yayıncının da görev aldığı anlaşılıyor.

Türkiye’de neler yapıldığını merak etmemek elde değil

Vietnam savaşına karşı çıkanlar ve Küba’yı destekleyen tüm yazarlar en büyük hedeflerden biri olmuş. Joel Whitney, Che Guevara’nın Bolivya’da öldürülmesi ve ölümünün ardından bulunan günlüğünün CIA destekli yayınevlerinden çarpıtılarak yayımlanması amacıyla bu yazar ve yayıncıların nasıl çalıştığını da anlatıyor. Dünyanın en büyük yayınevlerinde de CIA bağlantılı editörler, çalışanlar var. Joel Whitney sanıldığı gibi 70’li yıllarda bu örgütlerin ve dergilerin çalışmalarının bitmediğini, son bir örnek olarak Afganistan’da da görevlerine devam ettiklerinin belgelerini sunuyor.

Joel Whitney’in ‘CIA Dünyanın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı?’ adlı kitabını okurken CIA’nin ve Kültürel Özgürlük Kongresi’nin (CCF) özellikle 50’li, 60’lı yıllarda Türkiye’de nasıl bir faaliyet yürüttüğünü hangi kültürel ve sanatsal girişimleri, hangi yazarları, dergi ve yayınevlerini fonlar ve burslarla, kitap satın almalarla desteklediğini merak etmemek elde değil.

 

CIA Dünya’nın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı?
Joel Whitney
Çeviren: Doğan Eşkinat, İlkut Taha Taslı
Turkuvaz Kitap, 2024
464 sayfa.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.