Artık Banksy’nin gerçek adını biliyoruz, peki boyumuz bir karış uzadı mı?

Reuters haber ajansı müthiş bir gazetecilik yaptı ve yıllardır ‘Banksy’ takma adıyla bilinen ve bir türlü gerçek kimliği öğrenilemeyen sokak sanatçısının kimliğini ortaya çıkardı. Ama bu haber, beklenen aksine hiç de öyle yaygın ilgi görmedi. Belki de gerçek ismi pek az kişi merak ediyordu.

Kültür Sanat 22 Mart 2026

Sanatçı, taşınabilir boya kutularıyla şafak sökmeden önce New York’ta çatıya çıktı ve yaramazca bir moda reklam panosunu yeniden şekillendirmeye başladı.

Bu olay, 2000 yılının yaz sonlarında, o zamanlar gururla aykırı bir mahalle olan Manhattan’ın Meatpacking Bölgesi’nde gerçekleşti. O zamanlar bu mahalle, fuhuşun ve herkesin deri giydiği S&M barlarının, havaya iğrenç bir koku yayan ve kaldırım taşlarına kan ve yağ bulaştıran gıda dağıtımcılarının depolarıyla yan yana bulunduğu bir yerdi, bugünkü gibi lüksün her yandan fışkırdığı bir mahalle değildi. Ama yeni yeni ‘Gentrification’ başlamıştı; örneğin sanat galerileri, bazı orta üst sınıf kafe ve barlar ile lokantalar açılmıştı.

Reklam panosunun üstüne grafiti yapmakta olan kişi, en azından onu sokaktan izleyen iki transseksüel seks işçisi için dikkat çekiciydi.

“Onlar onun eşcinsel karşıtı bir şey yaptığını düşündüler,” dedi, cesur sanatçıdan, tanıdığı birinden, reklam panosunun üstüne bir şeyler yapmasını istemiş olan sanat galerisi sahibi Ivy Brown. Brown’ın galerisi, reklam panosunun bulunduğu binadaydı ve Brown reklam panosundaki reklamdan nefret etmişti.

Ancak sanatçı sabaha karşı işini bitirmeden önce polis geldi ve onu mala zarar verme suçundan tutukladı.

Bu rutin bir tutuklamaydı. Manhattan’daki 100 Center Street’teki Ceza Mahkemesi’nde yargılanan sanatçı, bir gece içki içtikten sonra billboard’u tahrip ettiğini ayrıntılarıyla anlatan el yazısıyla yazılmış bir itirafname imzaladı.

İtirafnamedeki imza o kadar özensizdi ki soyadı okunamaz haldeydi. Ancak mahkeme belgelerine daktilo edilmiş haliyle isim apaçık ortadaydı: Robin Gunningham.

Yetkililer bunu bilmiyordu, ancak Reuters’ın müthiş araştırmacı gazetecilik eseri araştırmasına göre, 21. yüzyılın en gizemli ve başarılı sokak sanatçısı olacak ve eserleri on milyonlarca dolara satılacak olan Banksy’yi yakalamışlardı. 

Ukrayna’daki Banksy eseri 

On yıllardır, Banksy’nin sıkıca korunan anonimliği, sanat dünyasını neredeyse eserleri kadar büyüleyen bir şey oldu.

Aslında Banksy’nin gerçek adı New York adalet sistemine girdikten sonra, kamu kayıtlarının bir parçası haline geldi ve herkesin bulabileceği bir bilgi oldu – ancak sadece nerede arayacağını bilen biri varsa. Ve 26 yıl sonra, biri o ismi buldu.

Mahkeme dosyası, Reuters tarafından bulundu ve ajansın geçen haftaki uzun araştırma haberi, Banksy’nin 1973’te İngiltere’nin Bristol şehrinde doğan Robin Gunningham olduğunu doğrulamak için büyük ölçüde bu tutuklamaya dayanıyordu.

Reuters araştırması, Ukrayna’da, Kiev dışındaki bir köyde, Horenka’da başlıyordu.

O araştırma-haberden bir bölüm aktaralım:

2022 yılının sonlarında, Kiev dışındaki bu köyde bombalanmış bir apartman binasına bir ambulans yanaştı. Üç kişi çıktı. Biri gri kapüşonlu bir sweatshirt, diğeri beyzbol şapkası takıyordu. İkisinin de yüzleri maskeyle örtülüydü.

Üçüncüsü daha kolay tanınabilirdi: Maskesizdi ve görgü tanıklarının Reuters’e anlattığına göre tek kolu ve iki protez bacağı vardı.

Maskeli adamlar ambulanstan karton şablonlar alıp, Rusların yerle bir etmesinden önce bir apartmanın iç duvarı olan yere yapıştırdılar. Sonra sprey boya kutularını çıkarıp işe koyuldular. Dakikalar içinde absürt bir görüntü ortaya çıktı: Sakallı bir adam küvette, enkazın ortasında sırtını ovuyordu.

Bu resmin yaratıcısı, kimliği on yıllardır tartışılan ve sıkı bir şekilde korunan, dünyanın en popüler ve gizemli sanatçılarından biri olan Banksy’di. Banksy, keskin sosyal yorumlar içeren basit ama sofistike stensil (şablon) resimleriyle tanınıyor. Eserleri yıllar içinde on milyonlarca dolarlık satış elde etti.

Bir zamanlar yetkililer tarafından vandal olarak görülen ve can sıkıcı bulunan bir figürken, artık bir İngiliz ulusal hazinesi haline geldi. Bir ankette, İngilizler onu Rembrandt ve Monet’den daha popüler buldu. Başka bir ankette ise “Balonlu Kız” tablosu, Britanya’nın ürettiği en sevilen sanat eseri seçildi.

Banksy’nin ortağı, aynı zamanda Massive Attack’ın solisti

İlginçtir, Reuters haberine bu müthiş duvar resmiyle başlıyor ama ilerleyen bölümlerde görüyoruz, evet belki Ukrayna’daki o resmin yaratıcısı Banksy ama sanatçı resmi bizzat gidip kendisi yapmış değil; onun yerine hem sokak sanatçılığını ona öğreten isim olan hem de çok yakın dostu olan bir başka kişi, Robert Del Naja idi.

Müzikseverlere bu isim tanıdık gelmiş olabilir. Del Naja aynı zamanda ünlü grup Massive Attack’ın da solisti.

Reuters’ın haberi hem çok ayrıntılı hem de çok uzun ama aslında okuması eğlenceli, çünkü ünlü haber ajansının muhabirleri, Banksy’nin kimliğini açığa çıkartma öykülerini dünyanın pek çok coğrafyasına da yayılan bir macera romanı gibi yazmışlar.

İp ucu en yakınından geldi

Ama haberden anlıyoruz ki, Reuters’e Banksy’nin gerçek ismini bulduran ipucunu, hiç istemeden onun en yakınlarından biri, Steve Lazarides vermiş.

Banksy’nin uzun yıllar menajerliğini yapan Lazarides, 2019’da Instagram’da bu haberin başında anlatılan 2000 yılındaki tutuklamayı ve yarım kana Banksy eserini paylaştı. Lazarides tarih ve adres vermedi ama Reuters’in acar muhabirleri fotoğraftaki binayı buldular, tutuklama yapıldığını bildikleri için adli kayıtlara girdiler. Ve bingo!

2004’te fotoğrafı yayınlanmıştı

Reuters ismi 2026’da buldu ama aslında 2004 yılında iki İngiliz gazetesi Banksy’nin fotoğrafını yayınlamıştı.

Banksy o yıl ‘Wall of Sound’ adlı bir plak şirketi tarafından albüm kapakları için sokak sanatı yapmak için tutulmuştu. Jamaika asıllı fotoğrafçı Peter Dean Rickards ile birlikte çalışacaktı, o duvarlara resim yapacak Rickards ise fotoğraflarını çekecekti.

İkisinin arasında tam ne oldu bilmiyoruz ama kavga ettiler ve Rickards başladıktan bir süre sonra işi bıraktı. Bıraktığı yetmiyormuş gibi Banksy’yi eserleri üzerinde çalışırken gösteren 21 tane fotoğrafı kendi web sitesinde yayımladı (artık o web sitesi yayında değil). web sitesine ayrıca zehir zemberek şeyler de yazdı. Bu 21 fotoğraftan 14’ünde Banksy’nin yüzü çeşitli açılardan açıkça görülüyordu.

O dönem iki tabloid gazete, Evening Standard ve Mail on Sunday, ‘Maskesi düştü’ diyerek Banksy’yi ifşa ettiler.

Dört yıl sonra da ismi yayınlandı

2004’te yapılan bu ifşaat, Banksy cephesinden gelen ardı ardına yalanlamalarla unutuldu gitti. Oysa haber doğruydu.

Mail on Sunday gazetesi dört yıl sonra, 2008’de konuya yeniden döndü. İsmini açıklamayan bir kaynağa dayandırdığı haberinde, dört yıl önce fotoğraflarda görünen ‘Banksy’nin gerçek kimliğinin 1973 Bristol doğumlu Robin Gunningham olduğunu yazdı. Gazete Gunningham’ın Bristol kentindeki katedral okulundan mezun olduğunu, okulun öğrenci dergisinde çizimlerinin yayınlandığını da duyurdu.

11 yaşında, sonradan Banksy olacak sanatçının okul dergisine yaptığı karikatür

Ama bu haber de öyle ortalığı yıkmadı, kısa sürede unutuldu gitti, bu arada kimse de Banksy’den Robin Gunnigham olarak söz etmedi, o hep Banksy kaldı.

Robin Gunnigham diye bir yok, onu yıllar önce öldürdüm!

Reuters, bir yıl önce Banksy’nin eski menajeri Steve Lazaridis ile konuşmuş ve Robin Cunningham’ı sormuş.

Devamını Reuters’ın haberinden aynen aktarıyoruz:

Lazarides, sanatçının kimliği sorulduğunda, “Robin Gunningham diye biri yok,” dedi. “Sizin bildiğiniz ismi yıllar önce öldürdüm,” diye ekledi Robin Gunningham için. Onu aramanın “tamamen çıkmaz sokak” olacağını söyledi. “Onu asla bulamazsınız.”

Lazarides, anonimliğin polislerden kaçmanın bir yolu olarak başladığını söyledi. Sonunda, sırrı saklamak bir yük haline geldi. Ortaklıklarının sonuna doğru, Lazarides zamanının yarısını veya daha fazlasını sanatçının gizemini yönetmek ve sürdürmekle geçirdiğini tahmin ediyor.

“Bence iyi bir şaka haline geldi ve sonra, dürüst fikrimi isterseniz, bence bir hastalığa dönüştü,” dedi.

Lazarides, 2008 yılında Banksy ile “karşılıklı” bir şekilde yollarını ayırmaya karar verdiklerini söyledi. Banksy’nin menajeri olarak yaptığı son işlerden birinde, Lazarides, müvekkili için yasal bir isim değişikliği ayarladığını söyledi. Robin Gunningham, kendisiyle asla ilişkilendirilemeyecek bir isim altında başka biri oldu.

Lazarides, “Kimin fikri olduğunu hatırlamıyorum ama her şeyi benim ayarladığım kesin,” dedi. Gunningham’ın aldığı yeni ismi açıklamayı reddetti. “Bir anlaşma yaparsınız ve sözünüzü tutarsınız,” dedi.

Yeni ismi anonimden de anonim

Yani Banksy, gerçek ismi olan Robin Gunningham’dan da vazgeçmiş, yerine neredeyse kendisi de anonim olan bir başka isim almıştı: David Jones. Bu isim İngiltere’de en yaygın isimlerden biri. (Komik gelebilir, bizim David Bowie adıyla bildiğimiz dev müzisyenin gerçek adı aslında David Jones’tu.)

Bütün bu çabalardan, eski menajer Lazaridis’in haklı olduğunu anlıyoruz: Banksy ve etrafı, zamanlarının sahiden çoğunu Banksy’nin ger.ek kimliğinin ortaya çıkmaması için harcıyordu.

Ancak Banksy dünya sanat çevrelerinde saygın bir sanatçı olarak yerini sağlamlaştırır, eseleri milyonlarca dolara satılır ve İngiltere’de artık bir “Ulusal hazine” olarak görülmeye başladıktan sonra, gerçek kimliği bilip bilmemenin de çok anlamı kalmamaya başladı.

Banksy artık bir ‘anarşist’ değil

Banksy, gerçek kimliğini polisten ve sansürden korunmak için gizlediğini söylüyordu. Malum, dünyanın pek çok yerinde, buna İngiltere de dahil, duvarlara resim yapmak yasalar tarafından “vandallık” olarak niteleniyor. 

Ama artık kim Banksy’yi “vandal” olarak görüyor ki? Ona özel para verip evinin duvarına resim yapmasını sağlamaya çalışanlar var. Çoğu Banksy eseri özel olarak korunuyor.

Misilleme veya sansür riskiyle karşılaşma olasılığına gelince, İngiltere’nin hukuk ve siyasi kurumları Banksy’nin mesajlarından ve bunları iletme biçiminden memnun görünüyor.

Bir örnek olay geçen yıl yaşandı. 

7 Eylül’de, tarihi bir bina olarak koruma altında olan Londra Kraliyet Adalet Divanı’nın dış duvarına kışkırtıcı bir eser çizdi Banksy. Eserde, peruk ve cübbe giymiş bir yargıcın silahsız bir protestocuyu tokmakla dövdüğü tasvir ediliyordu. İki ay önce hükümet, Filistin yanlısı grup Filistin Eylemi’ni terör örgütü olarak ilan etmişti. Resmin ortaya çıkmasından bir gün önce, yasağa karşı yapılan protestolarda yaklaşık 900 kişi tutuklanmıştı.

Banksy’nin avukatı Mark Stephens, duvar resminin bu baskıyla bağlantılı olup olmadığı sorusuna cevap vermedi. Her halükarda, Banksy’nin İngiliz adaletine karşı yaptığı boyalı protesto şu ana kadar sorunsuz atlatılmış gibi görünüyor.

İngiliz yasalarına göre, grafiti yapmak suç ve cezalar para cezalarından kamu hizmetine ve (nadiren) hapis cezasına kadar değişiyor. Duvar resmi yapıldıktan bir gün sonra, Londra Metropolitan Polisi binaya yönelik “suç teşkil eden hasar”ı araştırdığını söyledi. Adalet Bakanlığı, soruşturmanın devam ettiğini belirtti. Duvar resmi, tazyikli suyla duvardan temizlendi ve görüntünün bir gölgesi kaldı. Bakanlık, Aralık ayı itibariyle hükümetin eseri kaldırmak için 23.690 sterlin harcadığını söyledi. Çalışmaların devam ettiğini belirten bakanlık, “Bir sonraki adımda, uzman yükleniciler leke üzerinde lazer ekipmanı kullanacak” dedi.

Adalet Bakanlığı, Banksy’nin cezalandırılıp cezalandırılmadığı veya tazminat alıp almadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Stephens ise yorum yapmadı.

Bazı sanatçılar, bir zamanlar kurulu düzen karşıtı olarak kabul edilen Banksy’nin şimdi İngiltere’deki yetkililerden özel muamele görüp görmediğini sorguladı. 

2014 yılında Vice Media şu soruyu sordu: “Banksy’nin İngiltere’nin duvarlarını tahrip etmesine neden izin veriliyor?” Haberde, bir İngiliz graffiti kolektifini yöneten sokak sanatçısı David Speed’in sözlerine yer verildi. Speed, Vice’a şunları söyledi: “Onun için bir kural, diğer herkes için başka bir kural var. Sokak sanatçıları yaptığında bu vandalizm oluyor. Banksy yaptığında ise bir sanat eseri oluyor.”

Avukatından mektup: Gerçek kimliğini yayınlamayın

Reuters, Banksy’nin avukatına elindeki bulguları gönderdi ve yorum istedi.

Uzun süredir Banksy’nin avukatlığını yapan Mark Stephens, Reuters’e yazdığı mektupta Banksy’nin “soruşturmanızda yer alan birçok detayın doğru olduğunu kabul etmediğini” belirtti. Ayrıntıya girmedi. Banksy’nin kimliğini doğrulamadan veya reddetmeden Stephens, bu haberi yayınlamamamızı rica ederek, bunun sanatçının mahremiyetini ihlal edeceğini, sanatına müdahale edeceğini ve onu tehlikeye atacağını söyledi.

Stephens, yıllardır Banksy’nin “takıntılı, tehditkar ve aşırı davranışlara maruz kaldığını” yazdı. (Bu tehditleri açıklamayı reddetti.) Stephens ayrıca, Banksy’nin kimliğinin ifşa edilmesinin kamuoyuna da zarar vereceğini belirtti.

Ama işte az önce en çarpıcı örnek anlatıldı. Banksy, adalet sisteminden farklı muamele görüyordu.

Peki buna rağmen gerçek kimliğini bilmek önemli miydi?

Banksy’nin nadir tablolarından biri, 2009 tarihli Devolved Parliament adını taşıyor.

Medya etiği tartışması

Reuters editörleri ve muhabirleri bu soruyu kendi kendilerine de sormuşlar, gazetecilik ahlakı bakımından bir iç tartışma yaşamışlar.

Bakın Reuters haberinde, haberi yayınlama kararını nasıl ve neden verdiklerini şöyle anlatmış:

Reuters, Banksy’nin gizlilik taleplerini ve hayranlarının çoğunun onun anonim kalmasını istemesini dikkate aldı. Ancak, kamuoyunun, kültür, sanat endüstrisi ve uluslararası siyasi söylem üzerinde derin ve kalıcı bir etkiye sahip bir figürün kimliğini ve kariyerini anlamaya büyük bir ilgisi olduğu sonucuna vardık. Bunu yaparken, Reuters’ın her yerde kullandığı aynı ilkeyi uyguladık. Sosyal ve siyasi söylemi şekillendirmeye çalışan insanlar ve kurumlar, incelemeye, hesap verebilirliğe ve bazen de ifşaya tabidir. Banksy’nin anonimliği – çalışmalarının kasıtlı, kamuya açık ve karlı bir özelliği – onun bu tür bir şeffaflık olmadan faaliyet göstermesine olanak sağladı.

Ama haber de zaten ilgi çekmedi

Reuters’ın bu uzun mu uzun haberi 13 Martta yayınlandı. Aradan geçen dokuz günde önce Amerikan  The Wall Street Journal 17 Martta, ondan üç gün sonra da 20 Martta The New York Times gazetesi bu habere gönderme yaparak Banksy’nin gerçek kimliğni yazdı. Yalnız iki haber de, aslında odağına Banksy’nin gerçek kimliğini değil bu kimliğin ortaya çıkarılış hikayesini alıyordu.

Banksy, Türkiye’de de bilinen, haberleri ilgi çeken bir sanatçı ama aradan geçen dokuz günde Türk medyası bu habere ilgi göstermedi, Banksy’nin gerçek kimliğinin bulunmuş olması ülkemizde ilk olarak 10Haber’in bu derlemesiyle duyulacak.

Yani aslında Banksy’nin gerçek adını, hatta fotoğrafını görerek hiçbirimizin boyu bir karış uzamadı, Banksy’nin kendi boyu da kısalmadı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.