‘Faruk’a Berlin’de FIPRESCI Ödülü
Berlin Film Festivali, Afgan yönetmen Shahrbanoo Sadat’ın ‘İyi Erkek Yok’ (No Good Men) filmiyle başladı. Romantik komedi olarak tanımlanan film Afganistan’da Taliban rejimiyle kadınların değişen hayatlarını anlatıyor. Ve ortada gülünecek bir şey yok!
Kurulduğu 1951 yılından bu yana Berlin daima bir devlet festivali oldu. O yıl iktidarda hangi parti varsa o partinin politik söylemleri festivali biçimlendirdi. Zaten festivalin açılış törenlerinde de kültürden sorumlu devlet bakanının, bazan buna ek olarak Berlin belediye başkanının konuşma yapması olağan karşılanır.
Uluslararası politik gerilimlerin yaşanmadığı yıllarda devlet politikasının festivali yönlendirdiği pek fark edilmez. Son yıllarda devletin kontrolunda olduğu savıyla kimse Moskova Film Festivali’ne film yollamıyor. Hatta yapımcılar eğer Moskova’ya giderlerse kara listeye alınacakları ve filmlerinin Avrupa’da hiçbir festivalde gösterilmeyeceği konusunda kibarca uyarılıyor. Böyle durumlar Berlin Film Festivali için söz konusu değil.

Festivalin açılış filmi ‘İyi Erkek Yok’un (No Good Men) yönetmeni Shahrbanoo Sadat, Afganistan doğumlu ama yıllardır Almanya’da yaşıyor.
76. Berlin Film Festivali’nin bu yıl seçtiği açılış filminde de politikanın bir rol oynadığı kesin. Afgan yönetmen Shahrbanoo Sadat’ın flmi ‘İyi Erkek Yok’ (No Good Men) bir romantik komedi olarak sunuluyor. Yönetmen Afganistan doğumlu ama yıllardır Almanya’da yaşıyor. Film de bir Afgan filmi olarak tanımlanmasına karşın Avrupa’da ne kadar fon varsa filme yapımcı olmuş. Jenerikte dört-beş Alman fonunun yanı sıra Fransa, Hollanda, Danimarka ve İsveç’ten yapımcıların isimlerini okuyabildim.
1950 ve 1960’lardan kalma Afganistan fotoğrafları arada sırada ortaya çıkıyor. Atatürk Türkiye’sini örnek almış, kızlarla erkeklerin aynı okullarda okuduğu, son derece modern bir ülke. 2021 yılından beri durum çok farklı. Başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin, yönetimi Taliban’a bırakarak ülkeyi terk etmesinden bu yana kadınlar evlere kapanmış durumda. Kız çocuklarının okula gitmesi yasak. Batılılar ülkeyi terk ederken kendilerine yıllarca yardımcı olmuş Afganlıları da ülke dışına çıkartacaklarına söz vermişler, ancak bu gerçekleşmemiş. Şimdi yılda bir defa, o da Taliban’ın iktidara geldiği gün, Afganistan’da kadınlarının düştüğü kötü durum akıllara geliyor ve televizyonlarda haberlere konu oluyor. Sayıları az da olsa bazı vicdanlı insanlar söz verildiği üzere Afganistan’da kalan insanların Almanya’ya getirilmesi gerektiğini dile getiriyor.
Festival yönetimi “hiç olmazsa bir Afgan filmini açılışta gösterelim” diye düşünmüş olabilir. Film 2021 yılında, Taliban’ın iktidarı ele geçirmesine aylar kala Kabil’de geçiyor. Kadınların nefes alabildiği, kız çocuklarının yuvaya gidebildiği zamanlar. Kadınlara yönelik televizyon programları bile var. Film Kabil TV’de çalışan bir kameraman ve saygın bir televizyon gazetecisinin ilişkisi üzerine kurulmuş.
Kadın işinde kendini kabul ettirebilmek için çok çaba harcıyor. Bir Taliban lideri ile yapılan söyleşi sırasında başörtüsü omuzlarına kayınca söyleşi sonlandırılıyor. Afganistan’daki erkekler “kötü”, bu birçok olay ile gözümüze sokuluyor. Çocuk yaşta evlendirilen bir kızın kocasına hâlâ “amca” dediğini, Afganistan’daki evliliklerin yarısının kuzenler arasında gerçekleştiğini, erkeklerin hiçbir zaman eşlerine “seni seviyorum” demediklerini, kadınlara sürekli şiddet uygulandığını da, biri Amerika’da yaşayan, diğeri oldukça tutucu, üçüncüsü ise çalışarak ayakta durmaya çalışan üç kadının erkeklerle ilgili oldukça didaktik konuşmaları sayesinde öğreniyoruz.
Film bir romantik komedi olarak sunulsa da ortada gülünecek bir şey yok. Bir sahnede Biden televizyonda “20 yıl süren savaştan sonra ABD’nin Afganistan’dan çekileceğini” söylüyor. Sonra iş ciddileşiyor. Taliban geliyor. Aşk hikâyesi ön planda olduğu için ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin Afganistan’ı nasıl sattıklarıyla ilgili ayrıntılara girilmiyor.
Filmi bir önceki gösteriminde izleyen ve sinema bilgisine güvendiğim bir arkadaşım (adını yazmayacağım) “Cacık ama izleniyor” yorumunu yaptı. Bu yıl da açılış filmi olarak bir “cacık” izlemek varmış. Festival çakma da olsa bir Afgan filmi göstererek politik görevini yerine getirmiş oldu. Filme para yatıran Avrupa fonlarının yöneticileri de çok mutlu olmuştur.
Filmin son sahnesinin ‘Kazablanka’ filminden çalınmış olduğunu da not etmekte fayda var.