Türkiye ‘İlber Hoca’sını kaybetti

Tarihçi, yazar, televizyon programcısı, herkesin ‘İlber Hoca’sı İlber Ortaylı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Ortaylı özellikle son 15 yıldır Fatih Altaylı ve Celal Şengör’le yaptığı TV programlarıyla çok büyük bir kitleye ulaşmış, genel bilgisiyle herkesi kendine hayran bırakmıştı.

Kültür Sanat 13 Mart 2026
Bu haber 2 ay önce yayınlandı

Türkiye’nin ‘İber Hoca’sı artık aramızda değil. Tarihçi, yazar, TV programcısı İlber Ortaylı bir süredir tedavi gördüğü Koç Ünivesitesi hastanesinde hayata gözlerini yumdu. Ortaylı 79 yaşındaydı.

Ailesinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, Ortaylı için 16 Mart saat 11.00’de Galatasaray Üniversitesi’nde anma töreni düzenlenecek.

Ardından usta tarihçinin cenaze namazı, ikindi namazını müteakip Fatih Camiinde kılınacak ve Fatih Camii Haziresi’nde defnedilecek.

Ailesi, açıklamada ayrıca cenazeye çiçek gönderilmemesini, arzu edenlerin Türk Eğitim Vakfı’na bağış yapmalarını rica etti.

İlber Ortaylı, “Tarihçilerin Kutbu” olarak bilinen ve aynı zamanda hocası olan Prof. Dr. Halil İnalcık’ın kabrinin yer aldığı Fatih Camii Haziresi’nde toprağa verilecek. 2016’da yaşamını yitiren “hocaların hocası” İnalcık da Fatih Camii Haziresi’ne defnedilmişti.

Savaştan kaçan Kırımlı ailenin oğlu

Türkiye’nin en önemli 19. yüzyıl tarihçilerinden biri olan Ortaylı, 21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya’nın Bregenz şehrinde Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Anne ve babası 2. dünya Savaşı’nda büyük acılar çekmiş, savaş sonunda Batıya kaçmayı başarmıştı.

İki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. İlk ve orta öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesinde tamamladı. 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesinden mezun oldu.

Annesi Kırım mirzalarından olan Şirinski ailesinden Şefika Ortaylı (1918-2020), babası ise Kırım doğumlu, Türkçeye Kırım tarihi ve Tatarlar üzerine eserler ve makaleler çevirmiş bir uçak mühendisi olan Kemal Ortaylı’ydı. Annesi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünde yıllarca hocalık yaptı. Ortaylı, Türkçe, Almanca ve Rusçanın konuşulduğu ev ortamında büyüdü. Enver, Emeldar ve Nuriye adlarında üç kardeşi var.

SBF’nin efsane hocalarının öğrencisi

1970 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. Burada Şerif Mardin, Halil İnalcık, Mümtaz Soysal, Seha Meray, İlhan Tekeli, Mübeccel Kıray’ın öğrencisi oldu. Ayrıca sınıf arkadaşları arasında Zafer Toprak, Mehmet Ali Kılıçbay ve Ümit Arslan da vardı.

Viyana Üniversitesi’nde Slav ve Doğu Avrupa dilleri hakkında öğrenim gördü. Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesinde Halil İnalcık ile yaptı. “Tanzimat sonrası mahallî idareler” başlıklı tezi ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 1974 yılında doktor, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” adlı çalışmasıyla 1979’da aynı Fakültede doçent oldu.

En önemli eseri

1982 yılında üniversitelere uygulanan siyasi yaptırımlara tepki olarak görevinden istifa etti. 1983 yılında, en önemli eserlerinden biri olan ‘İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı”nı yayımladı. Türkiye’nin modernleşme tarihini anlatan en önemli eserlerden biri olan bu kitabın ardından, artık üniversitede çalışmayan Ortaylı bir yandan Cumhuriyet gazetesinde haftalık tarih yazıları yazdı, bir yandan yurt dışında çok sayıda üniversitede dersler verdi, seminer ve konferanslar düzenledi.

1989’da Türkiye’ye dönerek profesör oldu ve 1989-2002 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin idare tarihi anabilim dalının başkanlığını yaptı.

2002 yılında Galatasaray Üniversitesine, iki yıl sonra ise Bilkent Üniversitesine konuk öğretim üyesi olarak geçti. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Türk Hukuk Tarihi derslerini verdi. Galatasaray Üniversitesi senatosu üyesi, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Hukuk Tarihi Anabilim Dalı üyesiydi.

2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü oldu. Yedi yıl bu görevde kalan Ortaylı, 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu ve görevi Ayasofya Müzesi Müdürü Haluk Dursun’a devretti.

Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti ve Avusturya-Türk Bilimler Forumu üyesiydi. 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bakanlık danışmanı oldu.

Ortaylı, ileri seviyede Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve iyi seviyede Latince biliyordu.

Ödülleri

İlber Ortaylı, Osmanlı Tarihinde Aile isimli eserinin yanı sıra, tarih alanında 1970’li yılların başlarından itibaren yaptığı çalışmaları, yayınladığı makale ve kitapları, tarih biliminin yaygınlaştırılması çabaları, tarihi her yaştan Türk insanına sevdirme konusundaki faaliyetleri, yurt dışındaki bilimsel etkinlikleri ve Türk tarihçiliğinin uluslararası alanda önemli bir ismi olması da göz önüne alınarak tarih dalında 2001 Aydın Doğan Ödülü’ne layık bulundu.

2006 yılında İtalya’da Lazio bölge yönetiminin başlattığı ve her yıl devam etmesi öngörülen Akdeniz Festivali’nde toplumsal ve kültürel tarih alanındaki “Avrupa ile Akdeniz arasında Lazio” ödülünün Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya verilmesi uygun görülmüştür.

2007 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin imzasıyla Rusya tarafından Rus dilini ve kültürel mirasını yayan, ülkelerin ve halkların birbirlerine yaklaşmasını sağlayan kişilere verilen Puşkin Madalyası’na Türkiye’den Ortaylı layık görülmüştür.

2017 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne layık görüldü.

Ortaylı, bir akademisyene, hele bir tarihçiye ender biçimde nasip olacak derecede popüler bir isimdi. Bu popülerliğini büyük ölçüde uzun yıllar boyunca Fatih Altaylı ve Celal Şengör ile birlikte yaptığı TV programlarına borçluydu.

Celal Şengör anlatıyor

“İlber sadece büyük bir tarihçi değildi. İlber büyük bir entelektüeldi. Bana sorarsan Türkiye’nin en büyük entelektüeliydi.”

Bunlar Prof. Dr. İlber Ortaylı ile yıllarca birlikte çalışan Prof. Dr. Celal Şengör’ün cümleleri.

İlber Ortaylı, Türkiye’de “sıkıcı” damgası yemiş tarih anlatımını, kitaplar, dergi yazıları, YouTube ve televizyon yayınlarıyla geniş kitlelere sevdiren kişiydi.

Dünyanın farklı yerlerinde arşivlerde, sahada araştırmalar yapmış, pek çok ülkede çalışmaları yayımlanmış bir tarihçiydi.

Kendisiyle Galatasaray Üniversitesi’nde öğrenciyken tanışmış, ardından birkaç yıl boyunca Atlas Tarih dergisinde her ay birlikte çalışmıştık.

BBC Türkçe’ye konuşan Prof. Dr. Celal Şengör’ün dediği gibi… “İlber [Hoca’ya] merhaba dedin mi yeni bir şey öğrenirdin.”

‘Her misafiri kendi dilinde karşılardı’

Ortaylı özellikle Habertürk televizyonunda yayınlanan Tarihin Arka Odası programındaki tarih konuşmalarıyla geniş kitlelere ulaştı.

Arşivciliğin, dil öğrenmenin ve kitap okumanın önemini izleyiciye kendine özgü keskin ifadeleriyle anlattı.

Pek çok araştırmayı okumuş ve birbiriyle karşılaştırmış, orijinal belgelerin peşine düşmüş biri olarak yorum için ilk akla gelen isimlerdendi.

“Ben İlber çapında adam memleketimizde görmedim” diyen Şengör, devam ediyor:

“Bir kere Avusturya’dayken Prinz Eugen’ın kütüphanesi hakkında bir sergiye gittim. Çok güzel bir katalog yapmışlar. Satın aldım ve bir açtım ki ilk makale İlber Ortaylı’nın. Türkiye’nin belki de dünya çapındaki tek tarihçisiydi. Yeri doldurulması çok zor”.

Şengör, İlber Ortaylı ile çalışmanın “büyük bir zevk” olduğunu söylerken “İlber neşeli bir adamdı. Girdiği yere neşe getirirdi. Müthiş bir adamdı” diyor.

İlber Ortaylı’nın hem ders verdiği okullarda hem izleyicileri arasında kaç dil bildiğiyle ilgili efsaneler dolaşır.

On iki, 13, hatta 15 dil bildiği söylenirdi.

Kendisi röportajlarında bu tahminlerin abartılı olduğunu söylerdi.

Rusça, İngilizce, Almanca ve Farsça’ya olan hakimiyetinin yanında, önündeki İtalyanca, Fransızca, Almanca kitaplardan anlık tercümeler yaptığını defalarca şahit oldum.

Şengör’ün de benzer hatıraları var:

“Topkapı Müzesi’nin başındayken ben ona misafir götürürdüm. Teknik Üniversite’yi ziyarete gelen yabancı jeologları.

“Kimi götürdüysem onların dilinde karşılardı, sohbet ederdi. Bunu yapabilecek insan çok azdır gerçekten, düşünebiliyor musun?”

‘Onu farklı kılan tarihle coğrafyayı birleştirmesiydi’

İlber Ortaylı’nın yayın kurulunda bulunduğu Atlas Tarih dergisinin genel yayın yönetmeni Cem Fakir de hocayı yakından tanıyan bir isim.

Son beş yıldır her ay birlikte çalıştıklarını, çeşitli projelere imza attıklarını hatırlıyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Fakir, “Beklenmedik anlarda beklenmedik bir perspektif sunardı” diyor ve ekliyor:

“Dergi yazıları üzerine çalışırken en ufak detayına kadar sayfaları incelerdi. İki yıl kadar önce İran ile ilgili bir yazı hazırladığımızda, bir yer ismi için saatlerce uğraştık. Olması gereken yere o bir cümleyi yazabilmek için… Günün sonunda o verdiği bilgi, yazının bütün çevresini değiştirmişti.”

İlber Ortaylı’nın akademinin yanı sıra popüler tarihe yaptığı katkılara da değiniyor Fakir:

“İIber Hoca’nın derin bir tarihçi, değerli bir akademisyen olması herkesin malumu. Bunun yanında popüler tarih ile ilgilenen herkese dokunmuş ve alan açmış biriydi. Tarihi geniş kitlelere ulaştıran en önemli isimlerin başında geliyor.”

Onunla her mesaisinin hem biraz ders gibi sürekli öğrenme halinde hem çok keyifli geçtiğini anlatıyor:

“Onu tarihçi olarak farklı kılan bana göre çok gezmesi, sahada, belgeler arasında incelemelerde bulunması ve ilerleyen yaşında da bunun hiç durmaması.

“Ayrıca tarihle coğrafyayı buluşturması… Öğrenciliğinde mesela Anadolu’da trenle dolaşıyor. Sonrasında dünyayı dolaşıyor.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.