İslam tarih Atlası: 1300 yıllık İslam tarihi tek platformda buluştu

İslam tarihinin yaklaşık 1300 yıllık serüvenini coğrafya, hanedanlar, alimler, şehirler ve tarihi olaylar üzerinden incelemeye imkan sağlayan "İslam Tarih Atlası" geçmişle coğrafyayı "islamicatlas.org" adlı interaktif platformda buluşturuyor. 

Kültür Sanat 26 Ağustos 2026

İslam coğrafyasını 632-1924 yılları arasında ele alan atlas, farklı kaynaklardan derlenen verileri harita üzerinde bir araya getiriyor. Kullanıcılar, zaman çizelgesi ve çeşitli katmanlar aracılığıyla İslam dünyasında kurulan hanedanları, hükümdarları, alimleri ve tarihi merkezleri dönemlerine ve coğrafyalarına göre inceleyebiliyor.

Atlasın güncel sürümünde 186 İslam hanedanı ve 830 hükümdarın yanı sıra Zirikli’nin “el-A’lam” eserinden 13 bin 940 biyografik kayıt, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) İslam Ansiklopedisi’nden 8 bin 528 alim biyografisi ve Yakut el-Hamevi’nin “Mu’cemü’l-Büldan” eserinden 12 bin 954 coğrafi kayıt gibi kapsamlı veriler yer alıyor.

Atlas kapsamında ayrıca 3 bin 458 darphane, 2 bin 49 Makdisi yerleşimi, İbn Battuta’nın 317 durağı, Evliya Çelebi’nin 5 bin 444 durağı ve 801 yapı kaydı bulunuyor.

Atlasa ilk olarak “The New Islamic Dynasties” kitabı aktarıldı

Platformu hazırlayan Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Gökalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV) bünyesinde T-CORPUS adında TİMAV Dijital Beşeri Bilimler Merkezi’ni kurduklarını ve bu merkezin ilk ürününün İslam Tarihi Atlası olduğunu söyledi.

Gökalp, atlası geniş bir ekiple hazırladıklarını belirterek, “İslam Tarihi Atlası’nın arkasından İslam Tarihi Yazım Atlası geliyor. Çok yakında duyuracağımız büyük bir proje. Bunun dışında iki Avrupa Birliği ve iki TÜBİTAK 1001 projesi hazırladık. Dolayısıyla TİMAV Dijital Beşeri Bilimler Merkezimizi çalışma alanımızın metodolojisine dahil ederek, yapabileceğimiz işlerin sayısını, niteliğini ve niceliğini artırma gayretindeyiz. İslam Tarihi Atlası da bu anlamda ilk tecrübemiz oldu.” dedi.

Atlasta ilk olarak İngiliz tarihçi Clifford Edmund Bosworth tarafından yazılan ve İslam dünyasında hüküm sürmüş 186 hanedanı kronolojik ve soy ağaçlarıyla inceleyen “The New Islamic Dynasties” kitabını temel aldıklarına işaret eden Gökalp, şöyle devam etti:

“632-1924 yılları arasındaki hanedanları bütüncül bir şekilde harita üzerinde göstermek amacıyla bu kitabı dijital ortama aktardık. Çalışmada 186 İslam hanedanlığı ve bu hanedanlıklarda hüküm süren 830 hükümdar yer alıyor. Başlangıçta Müslüman Hanedanlıklar Atlası olarak tasarlanan platforma zamanla seyahatnameler, şehirler ve savaşlar gibi farklı veri setlerini de ekledik. Bu kaynakların birbirleriyle ne ölçüde örtüştüğünü ve farklılaştığını karşılaştırarak aralarındaki bağlantıları ortaya çıkardık. Böylece atlas, yalnızca bir harita olmaktan çıkarak ilişkiler ağını görünür kılan bir dijital beşeri bilimler projesine dönüştü.”

“Datayı çok kolay bir şekilde işleyen bir atlası model olarak kurmuş olduk”

Hüseyin Gökalp, atlastaki ilişkiler ağına dair ise “Mesela bir alimden, hükümdardan ya da komutandan bahsediyoruz. O kimlerle bir ilişki ağı kurmuş, kimlerle karşılaşmış, hoca-öğrenci, halef-selef ya da akraba ilişkilerini bir defada atlasta görebilmek çok kıymetli. Özellikle tarih ve beşeri bilimler meraklıları için kıymetli bir şey. Biz burada çok katmanlı, birbirleriyle sürekli ilişki halinde ağları kurabilen ve datayı çok kolay bir şekilde işleyen bir atlası model olarak kurmuş olduk.” diye konuştu.

Sitede kullanıcılar için bir geri dönüş kısmı olduğunu ve araştırmacıların, akademisyenlerin önerilerine göre platformu sürekli güncellediklerini söyleyen Gökalp, daha sonra platformu bir mobil uygulama haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.

Dijital beşeri bilimlerle tarihin farklı ihtimalleri de araştırılıyor

Gökalp, yürüttükleri çalışmaların yalnızca mevcut tarihsel verileri haritalandırmakla sınırlı olmadığını, dijital beşeri bilimlerin sunduğu yöntemlerle farklı tarihsel süreçleri de incelemeye çalıştıklarını belirtti.

Bu kapsamda, İslam toprakları ile ilk dönem Bizans sınırları arasındaki sugur bölgelerindeki hareketlilik ve idari yapıyı ele alan “Frontiers” adlı uluslararası bir proje üzerinde çalıştıklarını aktaran Gökalp, projede Almanya, ABD, İngiltere ve Türkiye’den geniş bir ekibin yer aldığını söyledi.

Tarihsel olayların farklı koşullarda nasıl gelişebileceğini inceleyen çalışmalar da yaptıklarını ifade eden Gökalp, bunu mühendislikteki farklı versiyonların denenmesine benzeterek, bu kapsamda bir savaşın farklı bir coğrafyada ya da farklı mevsim koşullarında gerçekleşmesi halinde nasıl sonuçlanabileceğine yönelik çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

Hüseyin Gökalp, bu projelerin bir bölümünü TÜBİTAK’a sunduklarını ve üzerinde çalıştıkları bir diğer alanın ise İslam düşünce tarihi olduğunu belirterek, İslam düşünürlerinin düşünme yöntemleri arasındaki ilişkileri ve farklı dönemlerdeki düşünürlerle entelektüel bağlantılarını dijital yöntemlerle ortaya çıkarmayı hedeflediklerini anlattı.

“Araştırmacılar verileri indirebilir”

Selçuk Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ali Çetinkaya ise atlasa beklediklerinin üzerinde çok yoğun bir ilgi oluştuğunu aktararak, “Bu çalışmayı versiyon 1 kabul edersek, ikinci versiyonu çok daha geniş bir şekliyle ifade etmek istiyoruz. Onun da testleri, veri çalışmaları devam ediyor. İnşallah onu da en kısa sürede açmış olacağız.” dedi.

Çetinkaya, uluslararası bir proje olan OpenITI’nin atlasın önemli bileşenlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, kitaplarda yer alan düz metinleri yapılandırılmış verilere dönüştürdüklerini ve bu verilerin farklı bilgisayar dilleri ve platformlar tarafından kullanılabilir hale geldiğini söyledi.

Atlasın ikinci versiyonunda ise isim ve mekanların doğru şekilde eşleştirilmesine odaklandıklarını dile getiren Çetinkaya, “Örneğin kitaplarda geçen ‘Ebubekir’ isminin Hz. Ebubekir’i ifade edip etmediği ya da geçmişte kullanılan bir mekan adının günümüzde hangi bölgeye karşılık geldiği gibi noktalar kritik. Daha ince işçilikli, sağlıklı ve kapsamlı bir veri sunabilmenin çabası içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, atlas çalışmalarını tamamen açık kaynak olarak yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Eğer araştırmacılar bizim verilerimizi kullanmak istiyorlarsa, verileri indirerek kullanabilirler. Hazır çalışılmış, ilişkilendirilmiş veriler var. Bu veri setlerinden araştırmacılar farklı yerlere ulaşabilirler. Yeni akademik çalışmaların önü açılabilir. Aynı zamanda atlası okullarda, liselerde, üniversite eğitiminde, özellikle tarih eğitiminde materyal olarak kullanabilirler. Site ilk başta biraz karmaşık görünüyor olabilir, biraz göz gezdirince esasında çok zevkli bir platform ve insanlara farklı pencereler açabilir.”

Platformun Türkçenin yanı sıra Arapça ve İngilizce olarak da kullanıcılara hizmet verdiğini belirten Çetinkaya, bu anlamda farklı ülkelerden de atlasa erişimin yoğun olduğunu sözlerine ekledi.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.